KÜNYE
T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1659
- Karar No
- 2025/70
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2025
- T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- ...
- Dosya no
- ...
- Karar no
- ...
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/09/2024
- Numarası
- ... Esas- ...... Karar
- İstinaf eden davacı
- ......
- Vekili
- Av. ......
- Davalı
- ......
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- Genel Kurul Karar İptali
- İstinaf kararının karar tarihi
- 16/01/2025
- Yazım tarihi
- 17/01/2025
Karar Metni
2.109 kelime·11 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas -...... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %30 hisse ile ortağı olup, miras yoluyla hissedar olduğunu, mahkemece olağanüstü genel kurul toplantısı yapılması için sadece izin verildiğini, mahkeme kararında toplantı tarihine ilişkin bir belirleme olmadığını, çağrının usulüne uygun yapılmadığını, bu nedenle genel kurulun iptal edilmesi gerektiğini, 10.7.2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, şirketin gerçek durumu, malvarlığı, organizasyonu, işçi sayısı,
banka mevduatları ve tüm diğer malvarlığı unsurlarının tespiti halinde dürüstlük kuralına aykırı işlemlerin temel nedeninin müvekkilini şirketten uzaklaştırmak, maddi ve manevi haklarının ihlali kastıyla işlem yapmak olduğunun anlaşılacağını ileri sürerek, dava konusu 10.7.2023 tarihli olağanüstü genel kurulun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı şirket yetkilisi, şirket müdürünün vefat etmesi sonucu mahkeme kararı ile şirkette olağanüstü genel kurul yapıldığını, davacının iddia ettiği gibi yapılan genel kurulda bir usulsüzlük olmadığını, genel kurulun usulünce yapıldığını, toplantı çağrısı ve alınan kararlara ilişkin yapılan işlemlerin tamamının kanuna, sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun yapıldığını, davacı ile murisin ölümünden önce açılan ve devam eden boşanma davasının olduğunu, yapılan genel kurul sürecinde boşanma davasının henüz sonuçlanmadığını ve kesinleşmiş bir karar olmadığını ayrıca, boşanma davasının tüzel kişi olan şirketlerini bağlamadığını,
davacının şirketin %30 ortağı olduğu iddiasının da gerçek dışı olup, şirketin %50'şer hisse ile muris ve ......'ya ait olduğunu, murisin ölümü ile şirket ortaklık paylarının değiştiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, "Dava, genel kurul kararının iptali davasıdır.
Davalı şirketin 10/07/2023 tarihli genel kurulunun 4. gündem maddesi ile davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili yeni müdürün seçilmesine, 5. gündem maddesi ile de şirket müdürüne aylık 50.000,00TL ücret ödenmesine karar verilmiştir.
Davacı vekili, genel kurul toplantısına yapılan çağrının usulsüz olduğunu, vefat eden şirket ortağının şirketteki hisse payları mirasçılarına intikal etmeden yapılan çağrının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, seçilen şirket müdürü ile müvekkili arasında görülmekte olan başka davalar sebebiyle menfaat çatışması olduğunu, ayrıca toplantı başkanlığına seçilen kişi yönünden müvekkili ile husumet çatışması olduğunu, süresiz şirket müdürü tayininin yasaya aykırı olduğunu, daha öncesinde şirket müdürlerine ücret ödemesi yapılmadığı halde yeni seçilen şirket müdürü için aylık ücret belirlenmesinin iyi niyet ilkesine ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu belirterek genel kuruldaki 4. ve 5. gündem maddelerinin iptalini talep etmiştir.
Davalı taraf ise, genel kurul çağrısının usulüne uygun olduğunu, şirket paylarının olduğu gibi şirkete tescilli olduğunu, karar nisabını etkileyecek nitelikte bir çağrı usulsüzlüğünün olmadığını, toplantı ve karar sayısına etkili pay devri ve miras intikali hatasının bulunmadığını, alınan kararların dürüstlük kuralına aykırı olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Dosya kapsamına uygun olup, gerekçeli ve denetlenebilir olduğundan hükme esas alınan ve keşfen inceleme neticesinde düzenlenen bilirkişi heyetinin 22/05/2024 tarihli raporu ile dava taraflarının iddia ve savunmaları ve dosyaya celp edilen tüm deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde;
Dava konusu genel kurulun, Konya...Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/06/2023 tarih, ...... esas ... karar sayılı şirket ortaklarından ...... ...'ya verilen çağrı izni kararı uyarınca yapıldığı, söz konusu kararın kesin nitelikli olarak verildiği, toplantı çağrısının adı geçen şirket ortağı tarafından TTK'nun 414/1 maddesi uyarınca 23.06.2023 tarih ve 10859 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi’nin 436-437.
sayfalarında toplantı gününden en az 15 gün önce yayınlandığı, bununla birlikte davacıya iadeli
taahhütlü gönderim yapıldığı ve usulünce toplantı gün ve saatinin kendisine bildirildiği, bu yönüyle çağrı usulü açısından bir noksanlık veya hatanın bulunmadığı, kaldı ki çağrı usulsüzlüğünün tek başına genel kurul kararlarının iptali sonucunu doğurmadığı ancak karar nisabına etkili olması halinde bu durumun bir anlam ifade ettiği, davacının şirketteki pay durumu dikkate alındığında toplantıya katılıp katılmamasının karar nisabına etkili olmadığı, 6102 sayılı TTK’nun 362/1 maddesi gereğince, anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeleri için en çok 3 yıllık görev
süresi öngörüldüğü halde, limited şirket müdürleri bakımından yasada bu
yönde bir kısıtlama bulunmadığı, bu itibarla limited şirketlerde sınırlı bir süre belirtilmediği takdirde müdürlerin görev süresinin aksi karar alınıncaya kadar sınırsız olduğunun kabulü gerektiği, dava dilekçesinde iddia edilen toplantı başkanlığına seçilen kişinin şirket müdürünün bir davada avukatlığını yapmış olmasının dürüstlük kuramına aykırı bir sonuç içermediği, zira toplantı başkanının şirket ortağı olmasını zaruri kılan bir yasal düzenleme bulunmadığı, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde mali müşavir bilirkişi tarafından tespit edilen ve mahkememizce de benimsenen hususlara göre;
davalı şirketin, ana sözleşmesindeki faaliyet konularıyla uyumlu iş yaptığı, şirketin mizan, gelir tablosu, bilanço ve kurumlar vergisi beyannamelerinin birbiriyle uyumlu olduğu, davalı şirketin yıllık cirosu ve kar durumuna göre seçilen şirket müdürü için tayin olunan aylık ücretin makul olduğu netice ve kanaatine varılmakla, dava konusu edilen genel kurul kararlarının iptalini gerektirir bir durum olmadığı,
mahkememizce resen gözetilen ve yokluk yaptırımına tabi tutulmasını gerektirir de bir eksiklik veya usulsüzlüğün dava konusu genel kurul kararları için söz konusu olmadığı anlaşıldığından..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, müvekkili ve muris arasında boşanma davası olduğunu, murisin mal kaçırma eylemleri bulunduğunu ve hissesinin bir bölümünü muvazaalı şekilde oğlu Agah’a devrettiğini, murisin ölümünden sonra da aynı muvazaalı iradenin iptali istenen genel kurul sürecinde devam ettiğini, mahkemece, delil olarak sunulan Konya... Aile Mahkemesi'nin ...... E. sayılı dosyası, Konya... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ...
E. sayılı vasiyetname dosyası ve vasiyetnamenin iptalinin istendiği Konya... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...
E. sayılı dosyasının incelenmediğini ayrıca, murisin vasiyetname düzenlemesinden bir gün önceki hisse devrine ilişkin ticaret sicil belgeleri ve devir evrakının da değerlendirilmediğini, yargılamada aldırılan bilirkişi raporunun yetersiz, eksik ve denetime elverişli olmadığı gibi yanlı ve yüzeysel olduğunu, müvekkilinin yasal haklarını ihlal kastıyla hareket edildiğini, şirketin malvarlığının devrinin amaçlandığını, şirket hissedarlarını büyük bir maddi külfetle karşı karşıya bırakan bu tür kararların kanunun amacına aykırı olduğu gibi, devir ve borçlandırma yetkisinin sınırsız olmasının dürüstlük kuralına da aykırı olduğunu,
toplantıya çağrı ve tebliğ usulüne uyulmayarak müvekkilinin haberdar edilmesinin engellendiğini, huzur hakkı kararının müvekkilinin malvarlığını sınırlama amacı taşıdığı için dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olması nedeniyle iptali gerektiğini ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 345. maddesinde '' İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır. Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. İstinaf yoluna başvuru süresine ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır.'' hükmü düzenlenmiştir.
HMK'nın ''İstinaf dilekçesinin verilmesi'' başlıklı 343. maddesinde '' (1) İstinaf dilekçesi, kararı veren mahkemeye veya başka bir yer mahkemesine verilebilir. İstinaf dilekçesi hangi mahkemeye verilmişse, o mahkemece bölge adliye mahkemesi başvuru defterine kaydolunur ve başvurana ücretsiz bir alındı belgesi verilir.
(2) Kararı veren mahkemeden başka bir mahkemeye verilmiş olan istinaf dilekçesi, bu mahkemece yukarıdaki fıkraya göre işlem yapıldıktan sonra kararı veren mahkemeye örnekleriyle birlikte gönderilir. Bu durum derhâl mahkemesine bildirilir.
(3) İstinaf yoluna başvurma tarihi konusunda 118 inci madde hükmü uygulanır.
(4) Dosya, kararı veren mahkemece, istinaf dilekçesinde gösterilen daire ile bağlı kalınmaksızın, ilgili bölge adliye mahkemesine gönderilir.'' hükmü yer almaktadır.
HMK'nın 343/3. maddesinin atıf yaptığı aynı Yasa'nın 118. maddesi de ''Davanın açılma zamanı'' başlığını taşımakta olup; '' (1) Dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılır. Dava dilekçesine davalı sayısı kadar örnek eklenir.
(2) Dava dilekçesinin kaydına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte belirlenir.'' hükmünü içermektedir.
06.08.2015 tarihli ve 29437 sayılı ''Bölge Adliye Ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî Ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik''de de benzer düzenlemeler bulunmakta olup, Yönetmeliğin kanun yolu başvuru işlemlerini düzenleyen 208. maddesinde;“... (4) Kanun yolu başvurusu, kanun yolu dilekçesinin kaydedildiği tarihte yapılmış sayılır....
(9) Taraf vekillerince UYAP üzerinden güvenli elektronik imza ile kanun yolu başvuru dilekçesi gönderilebilir. Bu işler için ayrıca elle atılmış imzalı belge istenmez. Avukatların UYAP Avukat Bilgi Sistemi üzerinden kanun yolu başvuru dilekçesi gönderebilmeleri için güvenli elektronik imza sahibi olmaları gerekir. Kanun yolu harçları avukat tarafından elektronik ortamda mahkeme veznesi hesabına aktarılır. Ayrıca bu işlemlerin Barokart veya kredi kartı gibi ödeme araçlarıyla yapılması sağlanabilir. Kanun yolu başvurusu, dilekçenin sisteme kaydedildiği tarihte yapılmış sayılır. İşlem sonucunda başvuru sahibinin elektronik ortamda erişebileceği bir alındı belgesi oluşturulur...” hükümlerine yer verilmiştir.
Somut olaya gelindiğinde ise; İlk derece mahkemesince verilen kararın davacı vekiline 21.9.2024 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekili tarafından istinaf kanun yolu harçlarının 04.10.2024 tarihinde yatırıldığı ancak, istinaf dilekçesinin 21.10.2024 tarihinde UYAP sistemi üzerinden kaydedildiği tespit edilmiştir.
Davacı vekili tarafından ibraz edilen 19.11.2024 tarihli dilekçede, istinaf dilekçesinde e- imza tarihi, istinaf harç ve istinaf avansı yatırma tarihinin 04.10.2024 tarihi olup, istinaf dilekçesinin de 04.10.2024 tarihinde ...... işlem numarası ile gönderildiği, dilekçe gönderilmeden işlem numarası verilmediği,
dilekçenin sisteme gönderilme tarihinin imza tarihi ve harçların yatırıldığı tarihle aynı olup, evrakın onaylanma tarihi veya UYAP'tan kaynaklı bir sorun var ise, bu durumun tespiti gerektiği, istinaf dilekçesinin e-imza tarihi, dilekçe tarihi, harç yatırma tarihi ve dilekçenin gönderilme tarihinin 04.10.2024 tarihi olup, bunun da istinafın süresinde yapıldığını gösterdiğinin beyan edilmesi üzerine Dairemizce Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Genel Müdürlüğü'ne 19.12.2024 tarihli müzekkere yazılarak,
davacı vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesinin verilme tarihinin tespiti açısından, dilekçenin UYAP sistemi üzerinden ibraz tarihinin, ilgili vekil tarafından beyan edilen işlem numarası da kontrol edilerek tespiti ile, dilekçenin vekil tarafından e-imza ile imzalandığı tarih ile UYAP sisteminde kayıt ve havale tarihinin farklı olmasının sebebinin ve belirtilen tarihlerde iddia edildiği üzere UYAP sisteminde bir arıza bulunup bulunmadığı ve tarihlerdeki farklılığının sistemden kaynaklı bir sebebe dayalı olup olmadığı hususlarının yapılacak inceleme neticesinde bildirilmesi istenilmiş,
müzekkereye verilen 06.01.2025 tarihli cevabi yazıda; ''.... ...... iş emir numaralı işin "İnternetten yapılan doğrudan ödeme (... no'lu dosyada 300TL masraf tahsilatı)" işi olduğu, Avukat Portal'dan 04.10.2023 tarihinde Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasına yatırılan istinaf avansı tahsilatına ait olduğu, bildirilen iş emir numarasının istinaf başvuru dilekçesine ilişkin olmadığı görülmüştür.
Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında kayıtlı istinaf başvuru dilekçelerinden 21.10.2024 tarihli kaydedilen dilekçenin iş akışı durumu incelendiğinde ise; Av. ...... tarafından 21.10.2024 tarihinde oluşturularak gönderildiği, aynı tarihte dosyasına kaydedildiği görülmüştür...Özetle, Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasına 04.10.2024 tarihinde tahsilat için işlem yapıldığı, ancak istinaf başvuru dilekçesinin 21.10.2024 tarihinde Avukat Portal üzerinden gönderilerek mahkemesi tarafından dosyasına kaydedildiği'' nin tespit edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar davacı vekili tarafından istinaf harçlarının da 04.10.2024 tarihinde yatırıldığı beyan edilmiş ise de, yukarıda belirtilen HMK ve Yönetmelik'in ilgili hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, istinafın yapıldığı tarih, istinaf dilekçesinin kaydedildiği tarihtir. Bu nedenle istinaf dilekçesinin verildiği tarih belirlenirken daha önceki tarihte harçların yatırılmış olmasının sonuca bir etkisi bulunmamaktadır.
(Benzer mahiyette İstanbul BAM 36. HD. 2024/4250 E-2024/3308 K., 2023/3759 E-2024/606 K., İstanbul BAM 14 HD. 2022/496 E-863 K., İstanbul BAM 48 HD. 2020/1498 E-2022/1210 K. İzmir BAM 2 HD. 2018/3654 E-2019/213 K., İzmir BAM 21 HD. 2024/285 E-2024/417 K.,Adana BAM 8 HD. 2019/3576 E-2248 K., Antalya BAM 4 HD. 2021/1372 E-1221 K, Samsun BAM 5 HD. 2020/1330 E-1852 K., 2017/960 E-2018/124 K.,Diyarbakır BAM 5 HD. 2022/1208 E-862 K., 2023/148 E-833 K., Diyarbakır BAM 1 HD. 2022/1280 E-1041 K., Ankara BAM 27 HD. 2022/1175 E-2023/218 K. sayılı ilamları)
Bu itibarla, istinaf dilekçesinin UYAP sistemine kayıt tarihi başvuru tarihi olup, başvuru dilekçesinin UYAP üzerinden oluşturulduğu tarih olan 21.10.2024 tarihi uyarınca istinaf başvurusunun süresinde olmadığı zira, iki haftalık başvuru süresinin 07.10.2024 tarihinde sona erdiği anlaşılmıştır.
HMK'nın "İstinaf Dilekçesinin Reddi" başlıklı 346/1 maddesinde de "İstinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344 üncü maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder." düzenlemesi bulunmaktadır.
Bu durum karşısında, davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun süresinde olmadığı anlaşılmakla, HMK'nın 346. maddesi gereğince istinaf dilekçesi ilk derece mahkemesince reddedilebileceği gibi, 352. maddesi gereğince yapılan ön inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebileceğinden, davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin HMK'nın 352/1.c maddesi delaletiyle HMK'nın 346/1 maddesi uyarınca reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Katip ... · e-imzalıdır ...
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1659, K. 2025/70, 16 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama