KÜNYE
T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1769
- Karar No
- 2025/1239
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2025
- T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- ... - ...
- Dosya no
- ...
- Karar no
- ...
- Başkan
- ..... (...
- Üye
- ..... (...
- Üye
- ..... (...
- Katip
- ..... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/09/2024
- Numarası
- ... Esas ... Karar
- Davacı
- ........
- Vekilleri
- Av..... Av.....
- İstinaf eden davalı
- ........
- Vekili
- Av.....
- Dava
- Alacak
- İstinaf kararının karar tarihi
- 09/10/2025
- Yazım tarihi
- 13/10/2025
Karar Metni
1.739 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Davacı tarafından, davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan alacak davasında 19/09/2024 tarihinde tesis edilen karara karşı, davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendi;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında yapılan şifahi sözleşmeye göre; davalı firma tarafından müvekkili şirkete kilogramı 1,76 TL'den 500.00 kg %35 nemli dane mısır temin edilmesi ve bunun karşılığında müvekkili firma tarafından 880.000,46 TL ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin edimini; ........ Bankası A.Ş 29/06/2021 tarihli ........ seri numaralı 279.291,00 TL bedelli çek, ........
Bankası A.Ş 05/08/2021 tarihli ........ seri numaralı 300.709,46 TL bedelli çek ve ........ Bankası A.Ş 30/09/2021 tarihli 0174050 seri numaralı 300.000,00 TL bedelli çek ile henüz mısırları teslim almadan peşinen yerine getirdiğini ve 500.000 kg ve %35 nemli dane mısır müvekkili firmanın beslemekte olduğu hayvanların yıllık mısır ihtiyacına karşılık geldiğinden,
gerek davalı tarafa duyulan güven, gerekse yapmış olduğu ödemeleri göz önünde bulundurarak başkaca dane mısır alımı yapmadıklarını, söz konusu çeklerin vadelerinde ödendiğini, davalı firma tarafından müvekkili firmaya 18/11/2021 tarihine kadar 231.760 kg dane mısır teslim edildiğini ve bakiye edim için "Taahhüdün tamamlanamayacağı ve mısır fiyatlarının artması nedeniyle fiyat güncellemesi yapılması gerektiği"nin müvekkili firmaya bildirildiğini,
davalının kalan 268.240 kg dane mısırı göndermek yerine kendi yapmış olduğu eksik hesaplama ile 412.00,00 TL tutarında para iadesinde bulunarak hesabın kapandığını belirttiğini ve sözleşmeden tek taraflı olarak döndüğünü, davalı firmaya ihtarname gönderildiğini, davalı tarafından tebliğ edilen ihtarname cevabında;
kusur müvekkili firma üzerine bırakmaya çalıştığını ve hiçbir zarar tazmin edilmeksizin yalnızca eksik gönderilen bakiye bedel olan 60.102,86 TL'nin taraflarına ödendiğini, müvekkilinin anlaşılan dane mısır fiyatının üzerinde piyasadan almaya başladığını ve davalı taraf ile anlaşılan birim fiyat ile piyasa fiyatı arasındaki fark kadar zarara uğradığını, zararın karşılanmasına ilişkin davacı taraf ile yapılan sözlü ve yazılı bildirimlerin sonuçsuz kaldığını, müvekkili şirket tarafından 31.03.2023 tarih ve ........ nolu 376.582,14-TL bedelli fiyat farkı faturası düzenlendiğini, faturanın davalı tarafından iade edildiğini,
müvekkili tarafından iade faturaya itiraz edildiğini, müvekkilinin piyasadan 05.11.2022-01.12.2022 tarihleri arasında 188.800 kg dane mısırı kilogramı 3,10-3,15 TL'den almak zorunda kaldığını, arabuluculuğa başvuru yapıldığını anlaşma sağlanamadığını, davalının ihtarname cevabında fiziki imkanlarının yetersiz olduğunu öne sürerek mısır teslim almaktan vazgeçtikleri yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin yıllardır anılan miktarda mısır yemini temin ederek muhafaza ettiğini, davalı firmanın ahde vefa ilkesine aykırı davranarak sözleşmeden tek taraflı olarak döndüğünü belirterek davanın kabulüne,
müvekkili şirketin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve uyuşmazlık bedeli belirlenebilir olduğunda HMK m.107 uyarınca artırılmak kaydıyla şimdilik 50.000 TL'nin işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 03/07/2024 tarihli ıslah dilekçesiyle; talep miktarını 163.883,71 TL artırarak 213.883,71 TL'ye çıkarmıştır.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın başka bir firmadan dane mısır almadığından bahsetmiş ise de iş bu iddiaları haksız davalarında kendilerine hak elde çabasından öte bir niyet taşımadığını, müvekkili firmanın yapılan anlaşmanın yarısına yakın bir mısırı ifa ettiğini, devam eden süreçte davacının kendi talebi doğrultusunda mısırları davacıya teslim etmediğini ve davacının kalan bedelini iade ettiğini, bu anlaşmadan müvekkilinin zararlı çıktığını, anlaşmaya aykırı hareket eden tarafın davacı taraf olduğunu, dane mısır yerine kalan bedeli davacı tarafın istediğini,
davacının kalan bedeli istemesinin temel sebepleri ise davacının fiziki şartlarının yetersiz olması ve kuvvetle muhtemel müvekkili firma ile anlaştığı bedelden daha düşük bir bedele dane mısır bularak müvekkili ile olan sözleşmesinden dönüp başka firmadan daha uyguna dane mısır alması olduğunu, davacının 1 yıl sonra 31.03.2023 tarihinde müvekkili şirkete fiyat farkı adı altında 376.582,14 TL fatura keşide ettiğini ve bu faturayı müvekkili firmaya tebliğ etmediğini, firmanın sistemde görerek iade faturası kestiğini ve faturaya itiraz ettiğini,
davacının kendi kusurundan kaynaklı zararından dolayı müvekkili firmaya sorumluluk atfedilemeyeceğini, müvekkili firmanın davacıya kalan bedelini iade etmesine davacı tarafın herhangi bir ihtirazi kayıt sunmadığını, iadeyi kabul ettiğini, müvekkili tarafından davacıya 472.102,86 TL iade ve 231.760 kg mısır ifası yaptığını, bu nedenlerle davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ".....taraflar arasındaki sözleşmenin varlığına dair herhangi bir uyuşmazlık bulunmayıp bu durumda tarafların edimlerini ve yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği hususu ispat yükü üzerine düşen tarafta olup, davacı sözleşme konusu bedeli, davalının da kabulünde olduğu üzere davalıya ödemiş olup, davalı sözleşme konusu ürünleri davacıya teslim ettiğine dair herhangi bir delil sunamadığından ve davalı savunmaları mahkememizce yerinde görülmediğinden bilirkişi raporundaki hesaplamalar ile birlikte davacının ıslah beyanı dikkate alınarak;
davacının, davalıdan 213.883,71 TL alacaklı olduğu kanaatine varılmış olup, alacağın 50.000,00 TL'lik kısmına dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle, bakiye 163.883,71 TL'lik kısmına 03/07/2024 ıslah tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Her ne kadar kısa kararda 50.000,00 TL'lik kısma ticari faiz uygulanması belirtilmiş ise de; bu husus sehven yazılmış olup, davalı beyanları da dikkate alınarak temerrüt faiz uygulanmasına ilişkin maddi hata düzeltilmiştir...." gerekçesiyle davanın kabulüne, 213.883,71 TL alacağın 50.000,00 TL'Lik kısmına dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle, bakiye 163.883,71 TL'lik kısmına 03/07/2024 ıslah tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme gerekçesi hukuka aykırı olup tanıklarına hangi gerekçe ile itibar edilmediğinin izah edilmediğini, davacının kalan bedeli istemesinin temel sebebinin fiziki şartlarının yetersiz olması ve kuvvetle muhtemel müvekkili firma ile anlaştığı bedelden daha düşük bir bedele dane mısır bularak müvekkil ile olan sözleşmesinden dönüp başka firmadan daha uyguna dane mısır alması olduğunu, müvekkili firmada davacının bu talebine karşılık bedeli iade ettiğini, davacı tarafın bu bedelleri itiraz etmeden kabul ettiğini,
müvekkili firmanın davalıya taahhüdün tamamlanamayacağını söylemesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını ve davacının da bu konuya ilişkin delil sunmadığını, sözleşmeden dönenin davacı olduğunu, HMK kapsamında ispat külfetinin davacı üzerinde olduğunu, müvekkili firma tarafından bakiye cari hesap davacıya ödenmiş olup, müvekkil şirketin herhangi bir borcu kalmadığını, taraflar arasındaki anlaşmanın 2021 yılında yapıldığını, 2 yıldır herhangi bir dava girişiminde bulunmadığını, davacının iddiasının zamanaşımına uğradığını, davacının kötüniyetli olarak bu davayı açtığını, davacının iddia ettiği hususların gerçek dışı olduğunu,
sözleşmeden dönen taraf davacı olup kendi isteği ile döndüğü sözleşmeden hak elde etme çabası içerisine girdiğini beyanla kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 106.maddesinde "Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur. Alacaklı, müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüde düşerse, diğerlerine karşı da temerrüde düşmüş olur." hükmünün,
Aynı kanunun 107.maddesinde "Alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Tevdi yerini, ifa yerindeki hâkim belirler. Bununla birlikte ticari mallar, hâkim kararı olmadan da bir ardiyeye tevdi edilebilir." hükmünün,
Aynı kanunun 112.maddesinde "Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür." hükmünün yer aldığı,
Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 23.11.2021 tarih 2020/6554 Esas 2021/6474 Karar sayılı ilamında; "....Ancak dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nın 106/1 hükmü gereğince, yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur.
Alacaklının temerrüde düşmesi halinde ise aynı Kanunun 107. maddesi gereğince borçlu, ancak hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir.
Bu durumda, alacaklının temerrüdü için öncelikle anılan 106. maddeye uygun ihtar gerekli olup, somut olayda yapılan ihtarın bahsekonu şartları taşımadığı ve borçlu davacının, anılan 107. madde anlamında tevdi mahalli talebinde de bulunmadığı anlaşılmaktadır...." hususunun belirtildiği,
Davacı vekilinin, taraflar arasında yapılan şifahi sözleşmeye göre; davalı firma tarafından müvekkili şirkete kilogramı 1,76 TL'den 500.00 kg %35 nemli dane mısır temin edilmesi ve bunun karşılığında müvekkili firma tarafından 880.000,46 TL ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalı firma tarafından müvekkili firmaya 18/11/2021 tarihine kadar 231.760 kg dane mısır teslim edildiğini ve bakiye edim için "Taahhüdün tamamlanamayacağı ve mısır fiyatlarının artması nedeniyle fiyat güncellemesi yapılması gerektiği"nin müvekkili firmaya bildirildiğini,
davalının kalan 268.240 kg dane mısırı göndermek yerine kendi yapmış olduğu eksik hesaplama ile 412.00,00 TL tutarında para iadesinde bulunarak hesabın kapandığını belirttiğini ve sözleşmeden tek taraflı olarak döndüğünü, daha yüksek fiyattan mısır almak zorunda kaldığını belirterek uğradığı zararın tazminini talep ettiği, davalı vekilinin ise;
müvekkili firmanın yapılan anlaşmanın yarısına yakın bir mısırı ifa ettiğini, devam eden süreçte davacının kendi talebi doğrultusunda mısırları davacıya teslim etmediğini ve davacıya kalan bedelini iade ettiğini, davacının kalan bedeli istemesinin temel sebeplerinin ise davacının fiziki şartlarının yetersiz olması ve kuvvetle muhtemel müvekkili firma ile anlaştığı bedelden daha düşük bir bedele dane mısır bularak müvekkili ile olan sözleşmesinden dönüp başka firmadan daha uyguna dane mısır alması olduğunu beyan ettiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kalan mısırın hangi nedenle teslim edilmediği hususunda olduğu,
davalının davacıyı usulüne uygun şekilde temerrüde düşürdüğünü ispat edemediği, ancak davalının yemin deliline dayandığı, yemin delilinin HMK'nın 225 ve devamı maddelerinde düzenlendiği, yeminin kesin delil olduğu, yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; mahkeme, yemin teklif etme hakkı bulunduğunu istek sahiplerine hatırlatmakla yükümlü olduğu, şu durumda kural olarak, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemeyeceğinden, yemin teklif etme hakkı bulunan davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak,
yemin teklifinden sonra oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerektiği halde eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığı anlaşıldığından davalının istinaf başvuru talebinin kabulüne, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava dosyasının yeniden değerlendirme yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Katip ... · e-imzalıdır .....
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1769, K. 2025/1239, 9 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama