İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2024/1787 K.2025/1007

2-... VEKİLİ : Av. ... İSTİNAF EDEN DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Tazminat

Esas2024/1787Karar2025/1007Tarih1 Temmuz 2025Okuma13 dk · 2.631 kelime

KÜNYE

T.C. Konya Bam 6. Hukuk Dairesi T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Esas No
2024/1787
Karar No
2025/1007
Karar tarihi
1 Temmuz 2025
Dosya no
...
Karar no
...
Başkan
... (...
Üye
... (...
Üye
... (...
Katip
... (...
İncelenen kararın mahkemesi
Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
26/09/2024
Numarası
... Esas - ... Karar
Davacılar
1-...
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.631 kelime·13 dk okuma·8 bölüm

2-... VEKİLİ : Av. ... İSTİNAF EDEN DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Tazminat

İSTİNAF KARARININ

KARAR TARİHİ : 01/07/2025

YAZIM TARİHİ : 08/07/2025

Davacılar tarafından, davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı dosyası ile açılan tazminat davasında 26/09/2024 tarihinde tesis edilen karara karşı davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendi;

DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkillerine olan 40.000 USD depozito borcunu ödemesi için davalıya Mersin ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ve 21.06.2013 tarihli ihtarnamesinin gönderildiğini, ancak davalı tarafından depozito borcunun ödenmediğini, bunun üzerine davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ( Eski Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi ...

Esas) ile alacak davası açıldığını, dava açılırken 40.000,00 $‘lık alacağın dava açılış tarihindeki TL karşılığı olan 76.720,00 TL bedel üzerinden açıldığını ve yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiğini, davanın 2022 yılına kadar devam ettiğini, bu süreç içinde meydana gelen ekonomik gelişmeler ve dövizde öngörülemeyen yükselmeler sebebiyle faizi ile tahsil edilen paranın müvekkillerinin alacağını karşılamadığını, bu nedenle de munzam zarar meydana geldiğini, zararın giderilmesi için davalı ile görüşüldüğünü, arabuluculuğa başvurulduğunu ancak herhangi bir netice alınamadığını,

taraflar arasındaki tüm ticaretin Amerikan Doları üzerinden gerçekleştirildiğini, bu nedenle de davalının almış olduğu 40.000,00 $ depozitoyu iade etmesi gerektiğini, yargılamanın kolaylaşması ve harç ve yargılama giderlerinin anlaşılır olması adına dava Türk Lirası olarak dava açtıklarını ancak davalının kötü niyetli olarak yargılamayı bu kadar uzatacağı, Amerikan Dolarının Türk Lirası karşısında bu denli değer kazanacağının öngörülmediğini, açmış oldukları davanın kur farkı olmayıp munzam zararın karşılanmasına yönelik olduğunu belirterek;

davalının muaccel olan borcunu zamanında ödememesi sebebiyle müvekkillerinin zararının faiz ile karşılanmayan kısmı olan munzam zararının, bilirkişi heyeti ile tespit edildikten sonra arttırılmak üzere; müvekkili .... için şimdilik 500,00 TL, İbrahim için şimdilik 500,00 TL, olmak üzere davalıdan tahsiline, dava tarihinden itibaren reeskont faizi oranında ticari faiz işletilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

ISLAH

Davacılar vekili ıslah dilekçesinde; her ne kadar dava dilekçesinde 1.000,00 TL talep etmiş ise de; alınan bilirkişi raporu neticesinde alacaklarının 319.983,38 TL olduğunun edildiğinden dava değerini 319.983,38 TL olarak artırdıklarını, davanın kabulü ile 319.983,38 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, Amerikan dolarının ödeme günündeki değerinin belli olduğunu, davacının hangi tarihi esas alırsa o tarihteki kura göre alacağını hesap edebileceğini, bu nedenle belirsiz alçak davası açmasında hukuki yarar bulunmadığını, alacağın kaynağının Amerikan dolarındaki artış olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının zararının kaynağının müvekkili olmadığını, davanın uzun sürme sebebinin müvekkili olmadığını, davacıların 2013 ile 2022 yılları arasında birçok mallarını satmak zorunda kalmalarının sebebinin müvekkili olmadığını,

davacının hem parayı zamanında alsak USD’ye çevirecektik dediğini, hem de paranın zamanında ödenmemesi sebebiyle mallarımızı satmak zorunda kaldık dediğini, parayı daha erken tahsil etseler, dövize çevirmeyeceklerini de dolaylı olarak kabul ettiklerini, munzam zarar şartlarının oluşmadığını, davacıların Konya....Asliye Ticaret Mahkemesinin ...

Esas sayılı dosyasındaki, 25.07.2013 tarihli dava dilekçelerinin netice ve talep bölümünde “Davalıdan olan 40.000,00 $’lık alacağımızın dava açılış tarihindeki Türk lirası karşılığı olan 76.720,00 TL’nin muaccel olduğu tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi oranında ticari faizi oranında ticari faizi ile birlikte tahsiline…” şeklinde talepte bulunduklarını, bu doğrultuda davacıların seçim haklarını kullandıkları için munzam zararlarının olduğu iddiasıyla bu davayı açmalarında hukuki yarar olmadığını belirterek, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...davacılar, zararlarının fazi ile karşılanmayan kısmı olan zararın tazmnini talep etmiş, 09/04/2023 tarihli raporda sonuç olarak; yapılan hesaplama sonucu 76.720 TL'nin Denkleştirici Adalet İlkesi Gereğince 02.07.2013 muacceliyet tarihinden 21.01.2022 paranın tahsil edildiği tarihe kadar ulaşacağı değerin 410.255,08 TL olacağı, davacı/alacaklılar tarafından Mersin....İcra Müdürlüğünün dosyasından başlatılan takipte iş bu 76.720 TL yönünden toplam 90.271,70 TL faiz tahsilatı yapıldığı,

410.255,08 TL' den tahsil edilen 90.271,70 TL faiz geliri dışlandığında davacıların munzam zararlarının 319.983,38 TL olacağı, dosya içerisinde davacıların iş bu alacaklarını alamamalarından kaynaklı olarak icra takibine uğradıkları, menkul ve gayrimenkul mallarını satmak zorunda kaldıklarını beyan etmişlerse de;

bu yönde herhangi bir bilgi ve belge bulunmaması nedeniyle bu yönde herhangi bir hesaplama yapılamadığının belirtildiği anlaşılmakla, davalının temerrüdü nedeniyle alacağın geç tahsilinde kusurlu olduğunun kabulü ile yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek zararın tayini davacının ıslah dilekçesi de dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiş..." gerekçesiyle; davanın kabulü ile davacının maddi zararı için 319.983,38 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,..." şeklinde karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesi ile özetle; davacıların zararının sebebinin bizatihi davacının seçimi olduğunu, bu sebeple munzam zarar için aranan şartların oluşmadığını, davacıların TBK m. 99’da (Mülga BK m.83/2’de) düzenlenen seçimlik yetkiyi kullandıklarını, alacaklının TBK m. 99/2’de düzenlenen seçim hakkını kullanması durumunda bu tercihten dönme imkânı bulunmadığını, davacıların Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi ...

Esas sayılı dosyasındaki, 25.07.2013 tarihli dava dilekçelerinin netice ve talep bölümünde “Davalıdan olan 40.000,00 $’lık alacağımızın dava açılış tarihindeki Türk lirası karşılığı olan 76.720,00 TL’nin muaccel olduğu tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi oranında ticari faizi oranında ticari faizi ile birlikte tahsiline…” şeklinde talepte bulunduklarını, davacılar TL yerine tahsil anındaki kur üzerinden tahsilini talep etmiş olsa idi, kur farkından kaynaklı ya da TL’nin değer kaybetmesinden kaynaklı bir zararın oluşmayacağını, dolayısıyla faiz ile karşılanamayan bir zarar da oluşmayacağını, bütün bunlardan dolayı,

davacının (varsa) munzam zararının bizatihi sebebi kendisi olduğunu, kimsenin kendi kusuruna dayanarak bir hak iddia edemeyeceğini, yüksek enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin temerrüt faizinden fazla olması gibi sebepler munzam zararın varlığına karine teşkil etmeyeceğini, Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğinin bir koşulunun da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatı olduğunu,

bu bağlamda ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalmanın, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiğinin de söylenemeyeceğini, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, ilk derece mahkemesi kararında davacının zararını ispat edemediğinin kabul edildiğini, buna rağmen davanın kabul edilmesinin Yargıtay kararlarında benimsenen temel ilkeye aykırılık teşkil ettiğini, davacının sunduğu Anayasa Mahkemesi kararları da emsal alınamayacağını,

munzam zarar talebinde bulunulabilmesi için borçlunun kusursuzluğunu ispatlayamamış olması gerektiğini, bu anlamda yargılamanın gecikmesinden doğan zararların munzam zarar sayılamayacağını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava munzam zarar talebine ilişkindir.

İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/11-938 Esas, 2022/401 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; Uyuşmazlık konusunun temelini oluşturan aşkın (munzam) zarara ilişkin olarak ise TBK’nın 122. maddesi “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.

Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” hükmünü haizdir. Bu hükümle uygulamada munzam zarar, kanunî tanımı ile aşkın zarar olarak adlandırılan hukukî kurum düzenleme altına alınmış olup mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 105. maddesi de bu hususta aynı yönde düzenleme içermektedir.

Aşkın (munzam) zarar, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olup bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Bu anlamda aşkın (munzam) zarar, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı bir zarar türü olarak kabul edilir (Uygur, Turgut: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Cilt I, 2012, s. 810). Aşkın (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır.

Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ilk koşul, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. Bu para borcunun kaynağının, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliği için herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Bu anlamda TBK’nın 122. maddesi, kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir.

Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, sebepsiz zenginleşme, kanun yahut vekâletsiz iş görme olabilir. Öte yandan hemen belirtilmelidir ki; aşkın (munzam) zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır.

Bu nedenle borçlunun aşkın (munzam) zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun, ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.

Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ikinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. Ancak alacaklının zararının temerrüt faizinden az yahut temerrüt faizine eşit olması durumunda, zararın temerrüt faiziyle karşılanacak olması sebebiyle aşkın (munzam) zararın varlığından söz edilemez. Bu aşamada önemle belirtilmelidir ki.

TBK’nın 122. maddesi kapsamına kanunî temerrüt faizinin yanında akdi temerrüt faizinin uygulandığı borç ilişkileri de dâhildir. Eş söyleyişle alacaklının, borçlu ile arasındaki hukukî ilişkiden doğan temerrüt faizinin akdi yahut yasal olması, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğine engel teşkil etmez. Burada önem arz eden husus alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının mevcudiyetinin ispatıdır.

Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Zira aşkın (munzam) zarar sorumluluğu, temerrüt faizinden sorumluluktan farklı olarak kusur sorumluluğuna dayanmakta olup burada aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Ancak aşkın (munzam) zarar iddiasının ileri sürüldüğü durumlarda sorumluluk için, diğer koşulların varlığı durumunda borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Başka bir anlatımla temerrüt sonrasında borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun alacaklı tarafından ispatı gerekmez. Aksine borçlu, temerrüde düşmede kusursuz olduğunu ispatlamadıkça ortaya çıkan aşkın (munzam) zarardan sorumludur.

Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken son koşul ise; borçlunun temerrüdü ile alacaklının aşkın (munzam) zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir. Bu çerçevede alacaklı, borçlunun temerrüde düşmesi ile ileri sürdüğü aşkın (munzam) zarar olgusu arasındaki illiyet bağını ispatla yükümlüdür.

Aşkın (munzam) zarar bu hukukî niteliği ve karakteri itibariyle, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması hâlinde dahi (TBK m. 122/2) takip veya davanın konusuna dâhil bir borç olarak da kabul edilemez. Bu nedenle asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmamakta olup ayrı bir dava ile de zamanaşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür.

Uyuşmazlık çerçevesinde üzerinde durulması önem arz eden bir diğer husus ise, aşkın (munzam) zararın ispatı olup esasen aşkın zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır.

Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır.

Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez.

Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir.

Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz (Uygur, s. 816).

Ayrıca bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Buradan hareketle kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar dolayısıyla tazminat oranını T.C. Anayasası’ndan aldığı yasa yapma yetkisine dayanıp temerrüt faizi olarak belirlemiş iken, zımnen bu takdirin yerinde olmadığı ileri sürülüp sadece aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemez.

Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak aşkın (munzam) zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır.

Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde. Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre davacıların, Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası (Yeni Esası Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas, ...

Karar sayılı dosyası) ile açmış oldukları davada 40.000,00 USD alacaklarının dava açılış tarihindeki Türk Lirası karşılığı olan 76.720,00 TL 'nin muaccel olduğu tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi oranında ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ettikleri, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, davacıların davalıya 40.000 USD depozite verdiklerini beyan etmelerine ve bu hususu yazılı delille ispatlamalarına rağmen Türk Borçlar Kanunu'nun 99 uncu maddesinde belirtilen seçimlik haklarını borcun Türk Lirası olarak ödenmesi yönünde kullandıkları anlaşılmaktadır.

Bu durumda davacıların munzam zararın oluştuğunun kabulü mümkün değildir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/5227 Esas, 2024/6735 Karar sayılı kararı da bu yöndedir.) Mahkemece bu husus gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.

Bu nedenle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerektiği, ancak mahkemece yapılan yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HMK 353/1-b.2 maddesi gereğince davanın esası hakkında yeniden hüküm kurularak davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

A) Davalının istinaf talebinin KABULÜ ile; Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/09/2024 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,

1- İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan 5.464,52 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,

2- İstinaf incelemesi duruşmalı yapıladığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,

3- İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvuru harcının davacılardan alınarak davalıya verilmesine,

B) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince davacı talebi ile ilgili YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,

1- Davanın REDDİNE,

2- Davacılar tarafından yatırılan 5.528,14 TL harçtan alınması gereken 615,40 TL harcın mahsubu ile fazla yatırıldığı anlaşılan 4.912,74 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,

3- Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T gereğince 51.197,00 TL ücreti vekaletin davacılardan alınarak alınarak davalıya verilmesine,

4- Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerlerinde bırakılmasına,

5- Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) karşılanan 1.560,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,

6- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333 ve HMKGAT'nin 5/1. maddeleri gereğince yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının gider avansını yatıran tarafa iadesine,

C) Mersin.... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyası üzerinden tehiri icra talebi ile ilgili İİK'nın 36/5 maddesi gereğince yatırlan teminatın yatırana iadesine,

D) İlk derece mahkemesince 09/12/2024 tarihinde yazılan harç tahsil müzekkeresinin bila infaz iadesinin ilk derece mahkemesince istenmesine,

E) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,

F) Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 01/07/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Katip ... · e-imzalıdır ...

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1787, K. 2025/1007, 1 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İstinaf Kararının
  4. Karar Tarihi : 01/07/2025
  5. Yazım Tarihi : 08/07/2025
  6. Dava
  7. Islah
  8. Cevap
  9. İstinaf Sebepleri
  10. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1787
Karar No
2025/1007
Tarih
1 Temmuz 2025

İlgili Kararlar

  • Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2024/1790 K.2025/1213
  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2024/1790 K.2025/1008
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2024/1797 K.2025/1135
  • Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2024/1801 K.2025/1253
  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2024/1806 K.2025/1435
  • Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2024/1813 K.2025/1307

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.