KÜNYE
T.C. Konya Bam 6. Hukuk Dairesi T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi İstinaf Eden Asıl Ve Birleşen ... E - ... K.
- Esas No
- 2024/494
- Karar No
- 2025/485
- Karar tarihi
- 27 Mart 2025
- Dosya no
- ...
- Karar no
- ...
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/02/2024
- Numarası
- ... Esas- ... Karar
- Davada davacı
- ...
- Vekilleri
- Av. ... & Av. ... İSTİNAF EDEN
- Davada davalı
- ......
- Vekili
- Av. ...
- Birleşen dava
- Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin
- Asıl dava
- İtirazın İptali
- Birleşen dava
- Tazminat
- İstinaf kararının karar tarihi
- 27/03/2025
- Yazım tarihi
- 28/03/2025
Karar Metni
2.969 kelime·15 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
ASIL DAVA
Asıl davada davacı vekili, taraflar arasında akdedilen 30/03/2016 tarihli satım sözleşmesi ile 495.000 metrik ton "........." satımı konusunda anlaşıldığını, sözleşmeye konu malların davalıya teslim edilmek üzere Suudi Arabistan'dan Mersin Limanı'na taşındığını ve Mersin Gümrük Müdürlüğü'ne getirilmiş olmasına rağmen bedeli ödenmediği gibi teslim de alınmadığını, malların davalı tarafından teslim alınmaması ve yükün tahliyesinde yaşanan gecikmeler nedeniyle demuraj alacağı ve yine Mersin Gümrük Müdürlüğü sahasında bekletilmesi nedeniyle depolama ve ardiye masrafları doğduğunu, öte yandan,
malların gümrükten çekilmemesi nedeniyle millileşme süresi de yaklaştığından mevcut zararın artmasını engellemek amacıyla malları satmak için yeni alıcı arayışına girdiklerini, malların teslim alınmaması nedeniyle gümrükte kaldığı sürede oluşan 2.378,50 USD antrepo masrafı, 80.680,00 USD ardiye ücreti, 99.374,20 USD demuraj ücretinin tahsili için davalı aleyhine takip başlatıldığını ancak, davalının haksız itirazı ile takibi durdurduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamını ve davalı aleyhine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA
Birleşen davada davacı vekili, asıl davadaki iddialarını tekrarla, davalının sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle müvekkilinin dava konusu malları daha düşük bedelle satmak zorunda kalarak zarara uğradığını, davalının müvekkilinin zararını karşılaması gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, ikame satış bedeli farkı 116.325,00 USD ile malların antrepoda beklediği sürede tahmil ve tahliye işlemleri için oluşan 3.906,82 USD ardiye bedeli toplamı 120.231,82 USD'nin faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, dava konusu malların satışının "DAP KONYA/TÜRKİYE" teslim şartlı bir satış olduğunu, malların Mersin Limanına getirilmesinden ve oradaki tüm liman ve gümrük masraflarının yapılmasından ve ayrıca Mersin'den müvekkilinin fabrikasının bulunduğu Konya'ya kamyon ile taşınmasından ve buna ilişkin masraflardan DAP teslim nedeniyle satıcı davacı sorumlu olup, her türlü hasar ve zararın da davacıya ait olduğunu, müvekkilinin Konya'da malı teslim alma dışında bir sorumluluğunun bulunmadığını,
davacının sözleşmeye ve DAP teslim şartına aykırı olarak malları Mersin'de teslim almasını istemesinin sözleşmeye aykırı olduğunu, davacının kendi kusuru nedeniyle dava konusu zararların oluşumuna sebebiyet verdiğini, bu nedenle müvekkilinden herhangi bir talepte bulunamayacağını savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, "...Dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler ile özellikle kaldırma kararından sonra yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde yeterli açıklama içeren ve BAM kararında belirtilen hususları karşılayan ve bu sebeple hükme esas alınan bilirkişi raporlarındaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde;
Dava tarafları arasındaki 30.03.2016 tarihli satış sözleşmesi ile, 705.375USD değerindeki 100 adet siyah Yüksek Yoğunluklu Polietilen cinsi yurtdışından temin edilecek eşyanın ...... tarafından ...... Pls. Boru ve Yapı Elemanları San. Ve Tic. A.Ş. firmasına “DAP Konya (İncoterms 2010)” teslim şekli ile satımının kararlaştırıldığı, buna göre satıma konu malların teslim yerinin Konya ili olduğu hususunda taraflar arasında bir ihtilafın bulunmadığı anlaşılmıştır. Dava tarafları arasındaki uyuşmazlık sözleşmeye konu malların Mersin Limanına ulaşması sonrasında gümrük işlemlerinin yapılmaması veya geciktirilmesi sebebiyle davacı satıcının yaptığı masrafların ve uğradığı zararın davalı alıcı tarafından karşılanmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
4458 Sayılı Gümrük Kanunu'nun 35/A-2 maddesi; “Özet beyan giriş gümrük idaresine verilir” hükmünü; Aynı Kanun'un 37/1. Maddesi; Türkiye Gümrük Bölgesine getirilen eşya, getiren kişi tarafından gecikmeksizin, a) Belirlenen bir gümrük idaresine veya gümrükçe uygun görülen bir yere, b) Deniz veya havayoluyla ya da Türkiye Gümrük Bölgesinden geçmeksizin karayoluyla doğrudan bir serbest bölgeye götürülür. ” hükmünü içermektedir.
Öte yandan 4458 Sayılı Gümrük Kanunu'nun 3/2-b maddesi ise; “Giriş gümrük idaresi” deyimi, eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesine getirildiği ve risk analizine dayalı giriş kontrolüne tabi tutularak geciktirilmeksizin sevk işlemlerinin yapıldığı gümrük idaresini, 3/2-e maddesi “İthalat gümrük idaresi” deyimi, Türkiye Gümrük Bölgesine getirilen eşyanın, risk analizine dayalı kontrolleri de dahil olmak üzere gümrükçe onaylanmış bir işlem ve kullanıma tabi. tutulmasına ilişkin işlemlerin yerine getirildiği gümrük idaresini... İfade eder” hükmünü içermektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre Giriş Gümrük İdaresi giriş kontrollerine müteakip geciktirilmeksizin sevk işlemini yapmak ile görevlidir. Somut olayda DAP teslim şekli belirlendiğinden ve teslim yeri sözleşmede Konya olarak belirtildiğinden satım sözleşmesine konu malların davacı tarafından Mersin'den Konya'ya sevkinin sağlanması ve İthalat Gümrük İdaresi olarak ithalat işlemlerinin Konya ilinde yapılması gerekmektedir.
Bu bakımdan malların Konya'ya sevk edilmesine kadar yapılacak tüm masraf ve işlemlerin davacı satıcıya ait olduğu, Konya'da malların ithalat işlemlerine yönelik gümrük işlemlerini yapmak ve bu işlemlere ilişkin masrafları karşılamak yükümlülüğünün ise davalı alıcıda olduğu, sözün özü; davalının görev ve sorumluluklarının malların Konya iline ulaşması sonrasında başladığı, dava konusu mallara ilişkin düzenlenen konşimentonun davacı adına düzenlendiği,
mülkiyet devrinin gerçekleşebilmesi için konşimentonun ciro edilmesi gerektiği, geçerli bir ciro bulunmadığından ve mülkiyet devri sağlanmadığından gecikmeden kaynaklı masraflardan davalının sorumlu olamayacağı, tüm bunlarla birlikte davacının ifade ettiği "Hammadde Tasfiye Protokolü" başlıklı belgenin davalının imzasını içermediği ve bu belgeyi kabul anlamına gelen bir beyanda bulunulmadığı,
davacı tarafça dosyaya sunulan uzman görüşü raporundaki satıma konu malların gümrük işlerinin Mersin limanında alıcı tarafından yapılması şeklindeki görüşlerin, BAM kaldırma kararı sonrasında aldırılan bilirkişi raporlarında tartışılıp değerlendirildiği üzere; gümrük mevzuatı çerçevesinde bir geçerliliğinin olmadığı, somut olayda Giriş Gümrük İdaresinin Mersin Gümrük Müdürlüğü olduğu ve teslim yeri Konya olduğundan giriş Gümrük İdaresindeki işlemlerden davacının sorumlu olduğu bu işlemlerin yapılmamasından kaynaklı gecikme masrafları ve zararların davacının kusurundan kaynaklandığı,
bu itibarla açılan her iki davanın sübut bulmadığı anlaşılmakla ayrı ayrı retlerine karar vermek gerekmiş ve davacının icra takibi başlatmakta kötü niyetli olduğuna dair iddia ve delil de olmadığından aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilmeyerek...." gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, mahkemenin ürünün sözleşmede kararlaştırılan “DAP KONYA” teslim şekli ile Türkiye’ye gelmesinden sonra yaşananları ve buna ilişkin delilleri yanlış değerlendirildiğini, gümrük müdürlüklerinin vasıflandırmasında hata yapıldığını, sözleşme uyarınca müvekkilinin teslim yükümlülüğünü ifa edeceği yerin Konya olmasının davalının gümrük ve ithalat işlemlerini tamamlama yükümlülüğünü ifa edeceği yerin de Konya olması anlamına gelmediğini, sözleşme konusu mal Türkiye’ye Mersin’den giriş yaptığından, gümrükleme işlemlerinin de burada yapılması gerektiğini,
bu nedenle malın ithalatı ve gümrük işlemlerinin Mersin Gümrük Müdürlüğü’nde yapılmasının hukuka uygun olup, mahkemenin burada yalnızca giriş gümrük idaresi kapsamındaki işlemlerin yapılabileceğine ve ithalat işlemlerinin Konya Gümrük Müdürlüğü'nde yapılması gerektiğine ilişkin değerlendirmesinin hatalı olduğunu, Mersin Gümrük Müdürlüğü'nün, gümrük mevzuatı kapsamında ürünün ithalat ve gümrükleme işlemlerini yapma yetkisini haiz bir gümrük idaresi olduğunu, davalının,
ürünün ithalat ve gümrükleme işlemlerinin gerçekleştirilmesi için Mersin Gümrük Müdürlüğü’ne iki kez süre uzatım başvurusunda bulunduğunu ve müvekkiline bir hammadde tasfiye protokolü teklif edilerek Mersin Gümrük Müdürlüğü’nde ürüne ilişkin ithalat ve gümrükleme işlemlerinin davalı tarafından gerçekleştirilmemesinden kaynaklanan gümrük, liman ve demuraj masraflarının yine davalı tarafça karşılanmasının önerildiğini, dolayısıyla ürünün ithalat ve gümrükleme işlemlerinin Mersin’de yapılmasına dair davalının açık rızası ve iradesi olduğunun görüleceğini,
bu nedenle mahkemenin giriş gümrük idaresi olarak nitelendirdiği Mersin Gümrük Müdürlüğü'nün ithalat ve gümrükleme işlemleri bakımından yetkisiz olduğu ve bu işlemlerin sadece Konya'da gerçekleştirilebileceğine dair tespitlerinin hatalı olduğunu, DAP teslim şartı çerçevesinde satının teslim ülkesinde gerçekleştirilecek hiçbir gümrük işlemini gerçekleştirme yükümlülüğü bulunmadığını, aksine tüm gümrük işlemlerinden alıcının sorumlu olduğunu, mahkemece,
hammadde tasfiye protokolüne ilişkin “bu belgeyi kabul anlamına gelen bir beyanda bulunulmadığı” tespitinde bulunulmuşsa da tüm yargılama süreci boyunca davalı tarafından müvekkilinin bu beyanlarına itiraz edilmediğini, sözleşmede kararlaştırılan “DAP KONYA” teslim şeklinin, özellikle taşımanın bir kısmının deniz yolu ile yapılmasının kararlaştırıldığı durumda, taraflar arasında bir ifa düzeni ve sırası getirdiğini, davalı tarafından ifa düzeni ve sırasının bozulduğunu, bu nedenle gümrük işleminden geçmemiş halde olan ürünün müvekkili tarafından Mersin'den Konya'ya kara yolu ile taşınması ve davalıya teslim edilmesinin imkansız kılındığını,
davalının bu eyleminin ifa engeli teşkil ettiğini, işbu ifa engeli ve bundan doğan zararlardan davalının sorumlu olduğunu, mahkemenin konişmento niteliği ve muhteviyatı konusunda da hatalı değerlendirmeler yaptığını, davalının sorumluluğunun konişmentonun kanıtladığı taşıma ilişkisinden değil, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin kanıtladığı borç ilişkisinden kaynaklandığını, müvekkilinin Mersin'de gemiden tahliye edilen malı kara taşımasını gerçekleştirmek için teslim alabilmesi gerektiğini, bunun gerçekleşebilmesi için de konişmentonun kimseye ciro edilmeksizin müvekkilinin emrine düzenlenmesi gerektiğini,
yapılacak değişikliğin sözleşmedeki DAP teslim şartına da aykırı olduğunu, taşıma organizasyonu ve buna ilişkin masrafların müvekkili satıcıya, malın DAP teslim şekli gereği malın gümrüklemesi ve buna dair masrafların da davalı alıcıya ait olduğunu, mal, Mersin’den Türkiye’ye giriş yaptığından, gümrük işlemlerinin de alıcı davalı tarafından orada yapılması gerektiğini, davalının bunu yapmayarak malın resmi olarak Türkiye’ye girişini ve devamında müvekkili tarafından Konya’ya taşınıp kendisine teslimini imkânsız hâle getirdiğini, davalının, açıkça ve bilerek sebep olduğu bu ifa engelinden ve bundan doğan zararlardan sorumlu olacağını,
davalının hem müvekkili tarafından yapılacak karayolu taşımasının engellenmesine hem de ürünün Mersin Gümrük Müdürlüğü’nde uzun süre depolanmasına ve dolayısıyla önemli miktarda konteyner demurajı ile depolama masrafı doğmasına sebep olduğunu, mahkemece aynı bilirkişi heyetinden ek raporlar alındığını, bu nedenle yargılama boyunca denetime elverişli bir ek rapor ya da yeni bir bilirkişi heyeti tarafından hazırlanmış bir rapor tanzim edilemediğini ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılarak asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, mahkemece hem asıl hem de birleşen davada tarafları lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, asıl davada karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca lehlerine vekalet ücreti takdiri gerektiğini, asıl davada usuli kazanılmış hak gerekçesine dayanan mahkemenin, birleşen dava yönünden bu gerekçesi ile çeliştiğini, şayet korunması gereken bir usuli kazanılmış hak söz konusu ise, davacının vekalet ücreti yönünden özel bir istinaf sebebi olmaması karşısında müvekkilinin usuli kazanılmış hakkının da birleşen dava yönünden korunması gerektiğini,
her iki davada da mahkemenin karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T uyarınca lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, mahkeme kararının asıl ve birleşen davada lehlerine hükmedilen vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asıl dava itirazın iptali, birleşen dava ise tazminat istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Somut olayda; davacı tarafça asıl davada, taraflar arasında 30.3.2016 tarihli sözleşme akdedildiği, sözleşmeye konu malların davacı tarafından davalıya teslim edilmek üzere Suudi Arabistan'dan Mersin Limanı'na taşındığı ve Mersin Gümrük Müdürlüğü'ne getirilmiş olmasına rağmen davalının malların bedelini ödemediği gibi malları teslim de almadığı, malların davalı tarafından teslim alınmaması ve yükün tahliyesinde yaşanan gecikme sebebiyle demuraj alacağı ve gümrük sahasında bekletilmesi nedeniyle depolama ve ardiye masrafları doğduğu,
davalının sözleşmeye aykırı eylemi nedeniyle davacıyı zarara uğrattığı ve sözleşme uyarınca da tüm zararların tazmininden sorumlu olduğu, malların teslim alınmaması nedeniyle gümrükte kaldığı sürede 2.378,50 USD tutarında antrepo masrafı, antrepocuya ödenen 80.680,00 USD ardiye ücreti, 99.374,20 USD demuraj ücreti olmak üzere toplam 182.432,70 USD'nin tahsili istemi ile başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durdurulduğu ileri sürülerek, itirazın iptali ile takibin devamı talep ve dava edilmiştir.
Birleşen davada ise, asıl davada ileri sürülen iddiaları tekrarla, malların davalı tarafından gümrükten çekilmemesi nedeniyle millileşme süresi de yaklaştığından mevcut zararın artmasını engellemek amacıyla malları satmak için yeni alıcı arayışına girildiği ve malların daha düşük bedelle satılmak zorunda kalınarak 116.325,00 USD zarara uğranıldığı ayrıca, malların antrepoda beklediği süreye ilişkin olarak davacı tarafından tahmil ve tahliye için ödenen 3.906,82 USD'den de davalının sorumlu olduğu ileri sürülerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, ikame satış bedeli farkı ile tahmil ve tahliye işlemleri için oluşan ardiye bedeli olmak üzere toplam 120.231,82 USD'nin faiziyle davalıdan tazmini talep ve dava edilmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, davacı tarafça oluştuğu iddia edilen zararların sebebinin bizzat kendisi olduğu, davacının kendisinin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği, kendisi ile arasında hukuki irtibat sağlanmamış bir malın gümrük işlemlerini yapmasının beklenemeyeceği ayrıca, davacının kusuru ile iddia ettiği zararın büyümesine sebebiyet verdiği savunulmuştur.
Somut uyuşmazlığın, taraflar arasında akdedilen sözleşmede ''DAP KONYA/TÜRKİYE'' olarak kararlaştırılan teslim şekli nedeniyle, dava konusu malların davacı tarafından deniz yolu ile taşıttırılarak getirildiği Mersin Gümrük Müdürlüğü'nde gümrükleme işlemlerinin davalı tarafından yapılması gerekip gerekmediği diğer bir deyişle taşıma sözleşmesine göre taşınan malların davalıya usulüne uygun olarak teslim edilip edilmediği, malların davalıya usulüne uygun teslim edildiğinin kabulü halinde ise, gerek gümrükleme işlemleri ve gerekse malların satılması sonucu davacının zararının bulunup bulunmadığı varsa zararlardan davalının sorumlu olup olmadığı, davalının sorumluluğu bulunması halinde ise, sorumluluk miktarının tespiti hususlarında olduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece daha önce verilen kararın Dairemizin ... E-...
K. sayılı ilamı ile ''....Mahkemece yargılama sırasında bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve benimsenen bilirkişi raporu uyarınca asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı tarafça bilirkişi raporunun aksi yönde görüş içeren uzman raporunun sunulduğu ve ayrıca, yargılama sırasında davalının avukatı tarafından kendilerine gönderildiği iddia edilen ''Hammadde Tasfiye Protokolü ''adlı protokolle de davalı tarafından satış sözleşmesine konu malların bedellerinin ödenmesi ve Mersin Gümrük Müdürlüğü sahasından tesliminin şartlarının kararlaştırıldığı iddia edildiğine göre,
davacının bu iddiası hususunda HMK'nın 31. maddesi uyarınca davalının beyanı da alınarak, davacı tarafından ibraz edilen uzman raporu ve bilirkişi raporuna itirazları ile, taraflar arasında akdedilen satış sözleşmesi, taşımaya konu konşimento ile somut olayda gümrük müdürlüğünde yapılan tüm işlemler hususunda taraf iddia ve savunmaları ile davacının itirazlarını karşılayan, denetime elverişli ek rapor ya da yeni bir bilirkişi heyetinden bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde olmadığından...'' gerekçesiyle, kaldırılmasına karar verilmiştir.
Dairemiz kaldırma kararından sonra mahkemece, davalı tarafın beyanı alınmış, daha önce rapor düzenleyen bilirkişi heyetinden ek rapor ve itiraz üzerine yeniden ek raporlar alınarak yazılı gerekçe ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, Dairemiz kaldırma ilamı ve istinaf istemleri nazara alındığında, mahkemece benimsenen bilirkişi raporu uyarınca, ilk derece mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı ve bu itibarla, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf istemlerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf istemlerinin incelenmesine gelince ise.
Mahkemece, asıl davada karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca vekalet ücreti takdiri gerekirken önceki kararın sadece davacı tarafından istinaf edilmesi nedeniyle davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu ve ilk kararda hükmedilen vekalet ücretinden fazla vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinden bahisle Dairemiz kaldırma kararı öncesi ilk derece mahkemesince hükmedilen vekalet ücretine hükmedilmesi,
gerek Avukatlık Kanunu, gerekse de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, vekalet ücretinin karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre hükmedilmesi gerektiğinden yerinde görülmemiş ve bu itibarla, asıl davada davalı vekilinin, lehlerine hükmedilen vekalet ücretine yönelik istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının bu yönden HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Birleşen davada lehlerine hükmedilen vekalet ücretine yönelik istinaf istemlerinin incelenmesine gelince ise; Yukarıda da açıklandığı üzere, vekalet ücretinin karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre hükmedilmesi gerektiğinden ve ilk derece mahkemesince de karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca vekalet ücreti takdir edildiğinden, bileşen davaya yönelik istinaf istemleri yerinde görülmemiştir.
Bu durum karşısında, açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf istemlerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin, birleşen davada hükmedilen vekalet ücretine yönelik istinaf istemlerinin reddine, asıl davada hükmedilen vekalet ücretine yönelik istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının bu yönden HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve aşağıda yazılı şekilde yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
-ASIL DAVA YÖNÜNDEN
1 Davanın REDDİNE,
2-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 10.937,79 TL peşin harçtan, karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40 TL harcın mahsubu ile fazla yatırıldığı anlaşılan 10.322,39 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça yapılan 4,60 TL vekalet suret harcı ve 50,00 TL posta tebligat gideri olmak üzere toplam 54,60 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca takdir edilen 100.071,88 TL ücret-i vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333 ve HMKGAT'nin 5/1. maddeleri gereğince yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının gider avansını yatıran tarafa iadesine,
-BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN
1-Davanın REDDİNE,
2-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 7.473,87 TL peşin harçtan, karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40 TL harcın mahsubu ile fazla yatırıldığı anlaşılan 6.858,47 TL harcın talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça yapılan 4,60 TL vekalet suret harcı yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ilk derece mahkemesince A.A.Ü.T. uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL ücret-i vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333 ve HMKGAT'nin 5/1. maddeleri gereğince yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının gider avansını yatıran tarafa iadesine,
D) Verilen kararın mahiyeti gereğince Konya...İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyası üzerinden tehir-i icra talebi ile ilgili İİK'nın 36/5 maddesi gereğince yatırılan teminatın iadesine yer olmadığına,
E) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince kararın Dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,
F) Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince, taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile asıl dava yönünden temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine, birleşen dava yönünden ise kararın kesin olduğuna 27/03/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Katip ... · e-imzalıdır ...
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/494, K. 2025/485, 27 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama