KÜNYE
T.C. Konya Bam 6. Hukuk Dairesi T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/707
- Karar No
- 2025/88
- Karar tarihi
- 21 Ocak 2025
- Dosya no
- ....
- Karar no
- ....
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/02/2024
- Numarası
- ....... Esas - ....... Karar
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- İstinaf eden davalı
- ...
- Vekilleri
- Av. ... & Av. ...
Karar Metni
2.244 kelime·11 dk okuma·8 bölüm
Av. ... DAVA : Alacak
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 21/01/2025
YAZIM TARİHİ : 22/01/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas sayılı dosyası ile açılan alacak davasında 21/02/2024 tarihinde tesis edilen karara karşı, davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendi;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
20.04.2020 tarihli proforma faturası ile müvekkilinin davalıdan satın aldığı ....... makine kodlu maske üretiminde kullanılan mask automat isimli makinenin teslim tarihi aynı proformada 15.05.2020 tarihi yazılmasına rağmen müvekkiline 24.06.2020 tarihinde teslim edilmiş olup 29.06.2020 tarihinde kurulumunun yapıldığını, kurulum tarihinden itibaren makinenin davalı firmanın dava konusu makineye ilişkin broşüründe belirtildiği ve davalı firmaca söz verilen kapasitede çalıştırılamadığını, bu hususun kanuni süresi içerisinde davalı firmaya bildirildiğini, servis elemanları tarafından defalarca tamir, onarım parça değişim işlemleri yapıldığını,
12.08.2020 tarihinde kaynak ünitesinin parçalarının değiştiğini, ultrasonik kesme ve şekillendirme ünitesinin de tamamının değiştirildiğini fakat makineden broşürde dakikada 120-150 adet maske üretimi olarak gösterilmesine rağmen dakikada 30 adeti geçemediğini, davalının yönlendirmiş olduğu teknik elemanlarca da makinenin bundan daha fazla veriminin olamayacağının belirtildiğini, makinenin çalıştığı ilk 50 gün boyunca günlük 20 saat çalışma ile toplam 650.000 adet üretimin yapılabildiğini, şu anda ise makinenin hiç çalışmadığını, müvekkili firmanın işinin aksadığını, makinedeki ayıbın gizli bir ayıp olduğunu,
müvekkili firmanın makinenin geç teslim edilmesi, arıza yapmaksızın broşürde belirtilen tam verimle çalışamamasından dolayı ticari olarak menfi ve müspet zararlarının oluştuğunu, davalı yanın dava konusu makinedeki verim düşüklüğünden kaynaklanan ayıptan sorumlu olduğunu, ayıptan doğan sorumluluk kapsamında alıcının seçimlik haklarının TBK'nın 227. maddesine göre ayıplarından sorumlu olduğunu, ürünün gizli ayıplı olması nedeniyle 20.04.2020 tarihli proformada belirtilen makine satışından haklı nedenle döndüklerini,
davalıya ürünün iade edileceğinin noter aracılığıyla ihtar edildiğini fakat davalının tarafın bu ihtara cevap vermediğini ve bedel iadesini de gerçekleştirmediğini beyan ederek şimdilik 1.000,00 TL'nin gizli ayıplı ürün iadesi karşılığında satış bedelinin temerrüd tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı taraf 28/06/2021 tarihli ıslah dilekçesinde; davalının hileli davranışları sonucu davacı müvekkilin iradesi fesada uğradığının öğrenme tarihi olan 12.08.2020 tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşmenin iptali iradesinin dava yoluyla ileri sürüldüğünün kabulüyle hile/aldatma nedeniyle sözleşmenin iptaline;
dava konusu makinenin davalıya, semenin taraflarına iadesine, bu mümkün olmadığı takdirde ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca dava konusu makinenin kullanıma hazır montajının yapıldığı ilk günden itibaren davalıya arıza bildiriminin yapıldığının, bu bildirimden itibaren günaşırı servis, bakım ve arıza sebebiyle davalının servis elemanlarının geldiğinin bu nedenle ayıp ihbarının süresinde yapıldığının kabulüyle ayıplı malın davalıya, semenin taraflarına iadesine, bu da mümkün olmadığı takdirde ayıp oranında indirim yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunduklarını, ayrıca zamanaşımı itirazları da bulunduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edildiğini fakat tutarın belirli olması gerektiğini, ayıp iddiasının süresi içerisinde bildirilmediğini, davacı tarafından iddia edilen dava konusu makinede verim düşüklüğünün yaşandığına ilişkin ayıbın gizli ayıp olmadığını, dava konusu makinenin şartnamede belirtildiği özelliklere ve düz maske üretim yeterliliğine sahip olduğunu, söz konusu makinede hata ya da eksiklik var ise bu müvekkilinden kaynaklı bir durum olmayacağını, bu hususun davacının kullanımından kaynaklanan bir durum olacağını, müvekkiline hiçbir kusur atfedilemeyeceğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...6098 sayılı TBK. ayıba karşı tekeffülü düzenleyen 219. maddesine göre “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” düzenlemesi mevcuttur.
6098 sayılı TBK. 222. maddesinde ise; satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmayacağı, satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
6098 sayılı TBK. 223/2 madde hükmünde ise alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Aynı kanunun ayıp durumunda ise alıcının seçimlik hakları 227. maddesinde düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre ''Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:
1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.
Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.''
6098 Sayılı TBK'nun 231. maddesinde "Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz." hükümleri yer almaktadır." bilgileri ışığında,
Davacı yan, dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde faiz talep etmediği, daha sonra da talep etmişse de bu talebin ıslah olmadığı, ıslah gibi yorumlama imkanı da yoktur. Zira davacı yargılama içerisinde bir kez ıslah talebinde bulunmuştur.
Davalı yan zamanaşımı define bulunmuşsa da süresinde ihtarname gönderdiği, dava açtığı hususları dikkate alındığında, bu savunmaya itibar edilmemiştir.
Noter kanalı ile ihbarda bulunulduğundan davalı ayıp ihbarı yoktur savunmasına da itibar edilmemiştir.
Hem dava dilekçesinde, hem de ıslah dilekçesinde kısmi dava olduğu belirtildiğinden (HMK 109) davalının belirsiz alacak davası açılamaz savunmasının yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
TMK 1/3. Maddesinde; "Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır."
Anayasa'nın 138/1. Maddesinde; " Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler." şeklinde düzenlemeler olduğu,
Somut olayda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 sayılı HMK 297. maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile davacının, davalı aleyhine açtığı davasının kabulü ile; 40.000,00 USD'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davacının uhdesinde bulunan ....... makine kodlu maske üretim makinesinin birlikte ifa ilkesi de dikkate alındığında 40.000,00 USD'nin davacıya ödendiğinde, davalıya iadesine..." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede ikame edildiğini, yetkili mahkemenin İstanbul Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, hile iddiası 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülmemiş olup hak düşürücü sürenin geçirildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından işbu sürelerin dikkate alınmadığını, Yargıtay kararları gereğince dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithali ve dava konusu haline getirilmesinin mümkün olmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından bu hususun dikkate alınmadığını,
davacının tam ıslahı sonrasında irade sakatlığı hükümleri kapsamında bulunulan yeni ve ikinci talepleri bakımından arabuluculuk dava şartı yerine getirilmemiş olup dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, ayıptan doğan sorumluluk hükümlerine göre ihtarname gönderilmesi ve huzurdaki davanın açılmış olması sözleşmeye icazet verildiği anlamına gelmekte olup, sonrasında irade sakatlığı/hile iddiasına dayanılarak sözleşmenin iptalinin talep edilemeyeceğini, bir yandan hileye dayanılıp sözleşmenin feshi istenirken diğer yandan sözleşmenin geçerli olduğu ileri sürülerek ayıp hükümlerine dayanılmasının çelişkiyi ortaya koyduğunu,
nihai karar gerçek anlamda bir gerekçe içermediğinden açıkça usul ve yasaya aykırı olup, kanuni yollara başvuru ve savunma hakkını ihlal ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ayıp iddiasının süresinde müvekkil şirkete bildirilmediğini, davacı tarafından makinenin kullanılmaya başlandığı ilk gün arıza verdiği ve arızanın bildirildiği yine davacının ücretsiz onarım hakkından yararlandığı iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacı tarafından süresinde ve yasal düzenlemeye uygun olarak ayıp ihbarında bulunulduğunun ispat edilemediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla,
davacı tarafından iddia edilen dava konusu makinede verim düşüklüğü yaşandığına ilişkin ayıbın gizli ayıp niteliğinde olmadığını, davacı tarafın iradesinin fesada uğratıldığı ve hile ile sözleşmenin kurulduğu iddiaları gerçek dışı olup hiçbir şekilde ispatta edilemediğini, davacının dava konusu makineye ilişkin iddia ettiği şekilde lastikli maske üretimi için müvekkil şirket tarafından davacı şirkete verilmiş makinenin kapasitesine ve makineye ilişkin taahhüt bulunmamakta olup, davacının işbu yöndeki iddialarının tamamen soyut nitelikte olduğunu,
davacı tarafından basiretli bir tacir gibi davranılmamasının neticesinin haksız ve asılsız iddialar ile müvekkile yüklenmeye çalışıldığını, davacı tarafından ileri sürülen soyut ve çelişkili olan iddialar somut ve hukuka uygun deliller ile ispat edilmemiş olmasına karşın, ispat edilmiş gibi kabul edilerek bilirkişi incelemesinin bu sözde deliller üzerinden yürütülmesi ve hukuka aykırı bilirkişi raporunun hükme esas alınarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, somut uyuşmazlıkta davacı tarafından ispatın gerçekleştirilemediğini,
bilirkişiler tarafından davacı yanın iddialarının mutlak doğru olarak kabul edilerek inceleme ve tespitler yapıldığını, makinenin davacı tarafından farklı bir adrese taşınmış olması , bilirkişilerce saklama koşullarının yeni adrese göre değerlendirilmesi ve bu konudaki itirazların dikkate alınmaması hakkaniyete aykırı olduğunu, taşınma sırasında ve yeniden kurulum esnasında hiçbir şekilde müdahalelerinin olmadığını, incelemede bu hususun dikkate alınmadığını, tek kaynak makineye ilişkin verilmiş dakikada 120-150 maske üretimi taahhüdünün bulunmadığını, sunulan şartnamede görüleceği üzere 30-50 arası dakika /maske üretimi belirtildiğini,
açıklanan nedenlerle kararın kaldırılmasını, istinaf dilekçelerinin kabulü ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; ayıplı mal nedeniyle alacak istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacının dava dilekçesinde davalıdan satın aldığı maske üretim makinesinin ayıp olması nedeniyle sözleşmeden döndüğünü belirterek ödediği satış bedelinin şimdilik 1.000,00 TL'sini talep ettiği, 28/06/2021 tarihli dilekçesiyle davasını tamamen ıslah ederek öncelikle hile nedeniyle sözleşmenin iptali ile dava konusu makine ve semenin taraflarına iadesini, bu mümkün olmadığı takdirde ayıplı malın ve senedin taraflarına iadesini, bu da mümkün olmadığı takdirde ayıp oranında indirim yapılmasını talep ettiği,
davacının 15/12/2022 tarihli dilekçesiyle müvekkili tarafından davalıya ödenen ve ayrıca iadesi istenen miktarın 40.000 USD olduğunu beyan ettiği, Yargıtay 22.Hukuk Dairesinin 16.06.2016 tarih 2015/10805 Esas 2016/17961 Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi talep sonucunun veya dava sebebinin genişletilmesi veya kısmen değiştirilmesi için başvurulan ıslah tamamen ıslah değil kısmi ıslah olduğu (KURU, Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt:IV, İstanbul 2001, s.3965), bu nedenle davacının tamamen ıslah dilekçesindeki hile nedeniyle sözleşmenin iptaline yönelik talebinin dava sebebinin genişletilmesine yönelik olduğu,
Harçlar Kanunu hükümlerine göre: "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanları, yargı harçlarına tabidir (2. md.). Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır (15. md.). Noksan tespit edilen değerler hakkında 30'uncu madde hükmü uygulanır (16/4. md.). Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınır (21. md.).
(1) sayılı tarifede yazılı nispi karar ve ilam harcının 1/4'ü peşin alınır (28. md.). Yargılama sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o oturum için yargılamaya devam olunur, takip eden oturuma kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilâm harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın işleme konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır (30. md.). Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz (32. md.). HMK 120/1. maddeye göre de davacı, yargılama harçlarını mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.
Somut olayda davacının davalıdan satın aldığı makinenin ayıplı olması ve kendisinin kandırıldığından bahisle sözleşmeden dönerek (sözleşmenin iptali-feshi ile) ödediği 40.000 USD'nin tahsilini talep ettiği, sözleşme bedelinin 84.960 USD olduğu, davacının 40.000 USD üzerinden harç yatırdığı, mahkemece sözleşmeden dönme (fesih) çek istirdatı talebi yönünden harç tamamlatılması yoluna gidilmeden esasa ilişkin hüküm kurulmuş olmakla, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nın 30 vd. maddeleri doğrultusunda, dava açılırken ödenmesi gereken peşin harç tamamlattırılmadan usulü işlemlere devam edilip delillerin esastan değerlendirilmesi hukuka uygun olmadığı,
ayrıca davalının alınan bilirkişi raporu ve ek raporuna itiraz ettiği, davalının itirazlarını karşılayacak şekilde iki makine mühendisi ve bir sözleşme hukuku alanında uzman bir bilirkişi heyetinden rapor alınmadan ayrıca davacının makineyi satın aldıktan sonra davalı tarafından servis elemanları defalarca yönlendirilerek makineye baktıklarını, en son 12/08/2020 tarihinde kaynak ünitesinin parçalarını değiştirdikleri,
ayrıca ultrason kesme ve şekillendirme ünitesinini de tamamen değiştirdiklerini beyan ettiğinden bu konuda davacının delilleri toplanarak ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı tartışılmadan davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı anlaşıldığından davalının istinaf başvuru talebinin kabulü ile.
HMK’nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak ve sonucunda karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Katip ... · e-imzalıdır ....
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/707, K. 2025/88, 21 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama