KÜNYE
T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/814
- Karar No
- 2025/171
- Karar tarihi
- 4 Şubat 2025
- T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- ......
- Dosya no
- ......
- Karar no
- ......
- Başkan
- ...... (.........
- Üye
- ...... (.........
- Üye
- ...... (.........
- Katip
- ...... (.........
- İncelenen kararın mahkemesi
- Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28/03/2024
- Numarası
- ......... Esas ......... Karar
- İstinaf eden davacı
- ......... ......... A.Ş.
- Vekilleri
- Av. ...... & Av. ...... Av. ......
- Davalı
- ......... .........
- Vekili
- Av. ......
- Dava
- İtirazın İptali
- İstinaf kararının karar tarihi
- 04/02/2025
- Yazım tarihi
- 05/02/2025
Karar Metni
1.493 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ......... Esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında 28/03/2024 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı, davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine T.C Merkezi Takip Sistemi ......... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe 25.07.2022 tarihinde itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, arabuluculuk aşamasının anlaşamama ile sonuçlandığını, müvekkili şirket ile davalı arasında "Mobil Telefon Kurumsal Abonelik Sözleşmesi" imzalandığını, müvekkili şirket tarafından mobil telefon kurumsal abonelik hizmeti sağlandığını,
hatlardan kaynaklanan 39.969,76 TL asıl alacak tutarındaki fatura borcu ve cayma bedellerinin ödenmediğini belirterek davalı borçlu aleyhine açılmış MTS ......... sayılı dosyası ödeme emrinde yazılı borca ve tüm ferilerine ilişkin itirazın iptali ile takibin devamına, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ileri sürdüğü sebeplerin hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davalının sözleşme ile "Kurumsal Hat" kullanıcısı olduğunu, davacı firma yetkilisinin davalı şirket personelinin kullanımına tahsis edilen hatlarda çekim sorunu yaşanmayacağını belirtmesi üzerine aboneliğin davalı şirketçe kabul edildiğini, davalı şirketin ......... Mah. ......... İş Hanı Kat:...... Meram/Konya adresinden ......... Mah. ...... Sk.
No:...... ........./Konya adresine taşındığını, müvekkilin eski adresinde sorun yaşamadığını, fakat yeni adreste şebeke sorunu yaşadığını, operatörün çekmediğini, hatlarda sürekli kopukluk olduğunu, hatlara gelen aramalara ulaşılamıyor şeklinde uyarı düştüğünü, davacı şirkete öncelikle telefon yoluyla durumun iletildiğini, sorun çözülemediği için mail olarak sorunların aktarıldığını, 09.03.2022 ve 15.03.2022 tarihlerinde "şirket merkezine ait işyerinde istisnasız tüm katlarda çekim sorunu, şebeke sorunu yaşandığını, bir haftadır sorunların test edildiğini fakat düzelme olmadığı"nın aktarıldığını,
sorunların çözümü için yine 15.03.2022 tarihinde "vericilerinizde çekim güçlendirilmesi yapılıp yapılmayacağı"nın sorulduğunu, olumsuz sonuçlandığını, Konya .......Noterliği'nin ......... yevmiye numaralı 11.04.2022 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmeyi haklı fesih sebebiyle sona erdirdiklerini bildirdiklerini, müvekkilin sorunların devam etmesi üzerine başka operatörlere yönlendiğini, gönderilen faturaların erken fesih bedeli, cezai şart niteliğinde olduğunu, müvekkilin bu bedeli ödemeksizin ve gerekçe göstermeksizin Tüketici Kanunu kapsamında sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olduğunu,
haklı fesih talepleri geçerli görülmeyerek taraflarına 10.04.2022 tarihli 41.895,14 TL bedelli faturanın tebliğ edildiğini, tebliğ edilen bu faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edildiğini, açıklanan nedenlerle ......... .........
A.Ş firması ile imzalanan abonelik sözleşmesinin adres değişikliği ve güncel adreste yaşanan şebeke sorunlarının çözüme kavuşturulamaması sebebiyle, sözleşme erken fesih bedeli adı altında talep edilen cezai şartın alınmaksızın sonlandırılması gerektiğini, söz konusu hükümlere rağmen; davacının davalı müvekkilden cezai şart talep ettiğini, davacının, müvekkile karşı başlattığı icra takibinin haksız ve kötüniyetli olduğunu beyanla davanın reddine, takibe konu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava konusu faturanın 25.04.2022 son ödeme tarihli, 10.03.2022-09.04.2022 dönemini kapsayan 41.895,14-TL tutarlı olduğu, bu faturanın 39.969,76-TL'lik kısmının icra takibine konu edildiği görülmektedir.
Davacı ve davalı şirket temsilcileri arasında yapılan mail görüşmelerinin e-posta hesabı üzerinden yapılan incelemesinde; davalının hat çekmeme şikayetini davacıya ilk bildirdiği tarihin 25.12.2021 olduğu ve son yazışmanın 17.03.2022 tarihinde yapıldığı, bu tarihe kadar davalı sorununun çözümlenmediği bilirkişi raporunda yer alan tespitten anlaşılmaktadır. Ayrıca bilirkişi tarafından davalı şirketin “......... mah. ......... sk.
No: 3/1 ........./Konya” adresindeki işyerinde ......... hatlı cep telefonu ile yapılan inceleme ve hız testinde, işyerinin bodrum, zemin ve 1. katında internet bağlantısı olmadığından hız testinin yapılamadığı, 2. katında ise minumum düzeyde çekim sağlandığı, başka bir operatör ile karşılaştırmada ......... çekiminin diğer operatöre göre yarısı düzeyinde olduğu şeklinde tespitlere yer verildiği, dava konusu faturanın ise 10.03.2022 — 09.04.2022 dönemini kapsadığı,
dolayısıyla fatura döneminde de hat çekmeme sıkıntısının yaşandığı ve davalının 118 adet bağlı hat için düzenlenen 25.04.2022 son ödeme tarihli faturadaki aylık tarife bedelleri ile borçlandırılamayacağı kanaatine Mahkememizce varılmıştır.
Cayma bedeline yönelik olarak yapılan değerlendirmede ise; taahhütnamede her ne kadar “müşterinin tercih ettiği indirim tutarının hat başına % 70 ve %76 olduğu” belirtilmiş olsa da, bu bilgilerin cayma bedeli hesabı için yeterli olmadığı, bu oranların taahhütsüz ve taahhütlü fiyatlarının belirtilmediği, her ne kadar indirim oranları belirtilmiş olsa da bunların davacının kendi inisiyatifi ile taahhütnameye eklediği indirim oranları olabileceği, olası cayma durumunda da indirim olarak belirtilen tutarların cayma bedeli olarak tahsil edilmek istendiği,
bu kapsamda taahhütname olarak adlandırılan belgenin Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği, Taahhütlü Aboneliğin Süresinden Önce Feshi, madde 16-(1)'e göre taahhütname niteliği taşımayıp davalıya sunulan indirim oranlarını belirten yazı niteliğinde olduğu, dolayısıyla taahhütname adlı belge şekil şartlarına uymadığı için davalının cayma bedeli ile borçlandırılamayacağı kanaatine Mahkememizce varılmıştır.
Her ne kadar faturaya dayalı olarak davacı tarafından davalı hakkında icra takibi başlatılmış ise de faturaya konu aylık tarife bedelleri ve cayma bedelleri yönünden yukarıda açıklanan gerekçeler doğrultusunda davalı taraf borçlandırılamayacağından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
SMMM bilirkişisi tarafından dosyaya sunulan 08.03.2024 tarihli raporda taraf defterlerinin incelenmesi neticesinde söz konusu faturanın davalı tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, karşılıklı olarak iade faturası düzenledikleri ve davalı tarafın defterlerine göre faturadaki bedel tutarında davalı şirketin davacı şirkete borçlu olduğu şeklinde tespitlere yer verildiği görülmekte ise de ; dosya arasında mevcut Knoya....
Noterliğinin ......... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı şirket tarafından söz konusu faturaya yasal süre içerisinde itiraz edilerek davacı tarafa iade edildiği görülmektedir.
Yukarıda izahı yapılan gerekçeler doğrultusunda davalı tarafından faturaya yönelik yapılan itirazların haklı olduğu değerlendirilmekle SMMM bilirkişisi tarafından davalı tarafın defter kayıtlarına göre borçlu olarak gözüktüğü şeklindeki tespitlere itibar edilmeyerek açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde davacı hakkında kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talep edilmiş ise de dosyadaki mevcut delil durumuna göre davacının başlatmış olduğu icra takibinde kötü niyetli olduğuna yönelik herhangi bir delil bulunmadığından davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, yasal şartları oluşmadığından davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin taraflar arasında imzalanan taahhütnamenin şekil şartlarına uymadığı yönündeki değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, usul ve yasaya aykırı düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, bilindiği üzere bilirkişinin uzmanlığına göre maddi vakıalar hakkında açıklama yapıp görüş bildireceğini, bilirkişinin hukuki yorum ve değerlendirme yapamayacağını, delilleri takdir yetkisinin bulunmadığını, yasal düzenlemeler uyarınca süresi içerisinde itiraz edilmeyen fatura içeriklerinin kesinleşmiş olduğunu,
ödeme hususunda belge sunamayan davalının borcun tamamından sorumlu olduğunun açık olduğunu, müvekkili şirket tarafından mobil telefon abonelik hizmeti sağlanmış olup, ticari defterlerde yapılan incelemede davalı tarafından hizmet bedelinin ödenmediği hususunun ortaya konulduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmedeki imzaya itiraz edilmediğini, takip konusu borcun ödendiğine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığını, her ne kadar ilk derece mahkemesince davalı şirketin faturalara itiraz ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de davalının faturaya itirazının müvekkili şirkete ulaştığına ilişkin dosyaya kayıt sunulmadığını,
bir an için ihtarın müvekkili şirkete tebliğ edildiği kabul edilse dahi ihtarın gönderilme tarihi dikkate alındığında bile itirazın yasal süre içinde yapılmadığının anlaşıldığını, borcun ödendiğine ilişkin bir belge sunulmadığından borca haksız olarak itiraz edildiğinin kabulü gerektiğini beyanla kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf talebinde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; sözleşmenin uyarlanması talebine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı,
toplanan delillere göre ve özellikle dairemizce usul ve yasaya uygun görülen bilirkişi raporuna göre taraflar arasında düzenlenen sözleşme gereğince sağlanması gereken hizmetin ayıplı olduğunun ve davalı tarafça sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin tespit edildiği, dava konusu faturada yer alan 39.969,76 TL bedelin 30.550,72 TL'lik kısmının cayma bedeli, 9.419,04 TL'lik kısmının ise tarife bedeli olduğu,
sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi nedeniyle davacının davalıdan 30.550,72 TL tutarındaki cayma bedelini talep edemeyeceği, dava konusu faturanın kapsadığı dönem içinde sunulan hizmet ayıplı olduğundan davacının 9.419,04-TL tarife bedelini de talep edemeyeceği, buna göre mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı tarafça ileri sürülen istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın reddine ilişkin kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı,
kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan ......... · e-imzalıdır Üye ......... · e-imzalıdır Üye ......... · e-imzalıdır Katip ......... · e-imzalıdır ......
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/814, K. 2025/171, 4 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama