KÜNYE
T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/256
- Karar No
- 2026/332
- Karar tarihi
- 16 Mart 2026
- T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- ... - ...
- Dosya no
- ...
- Karar no
- ...
- Başkan
- ..... (...
- Üye
- ..... (...
- Üye
- ..... (...
- Katip
- ..... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/11/2024
- Numarası
- ... Esas - ... Karar
- İstinaf eden davacı
- ........
- Vekilleri
- Av..... Av.....
- Davalı
- ........
- Vekilleri
- Av..... Av.....
- Dava
- Şirket Ortağı Olunmadığının Tespiti ve Alacak
- İstinaf kararının karar tarihi
- 16/03/2026
- Yazım tarihi
- 24/03/2026
Karar Metni
1.000 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kararın dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalı şirkete para yatırıldığını, davalı şirket temsilcileri tarafından para yatırılırken, davacının davalı şirkete ortak olacağı, yatırılan para karşılığında yüksek kazanç elde edeceği ve yatırdığı paranın istendiğinde kendisine iade edileceği konusunda davacıya güven telkin edildiğini, davalı holdingin grup şirketleri bünyesinde barındırdığını, davacının yatırdığı paraları geri istediğinde davalı şirketin ödeme yapmadığını beyan ederek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı ile davalı şirket arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespiti ile davacının davalı şirkete yatırdığı paralardan dolayı şimdilik 200 Euro'nin, tahsil tarihi olan 08/03/2000 tarihinden itibaren işleyecek 3095 s. Kanun'un 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarınca Euro cinsinden 1 yıl vadeli açılmış hesaplara uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, öncelikle zamanaşımı itirazında bulunmuş ve davanın esastan da reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece "...Yukarıda yazılı yasal düzenlemeler ve emsal Yargıtay kararları birlikte değerlendirildiğinde;
Davalı ........ A.Ş.'nin (görevli ve yetkililerinin) haksız fiil teşkil eden eylemine uygulanması gereken 3 ayrı zamanaşımı süresi mevcuttur. Bunlar; (fiilin)zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlayacak olan 1 yıllık, haksız fiil tarihinden itibaren işlemeye başlayacak olan 10 yıllık ve ayrıca zarar verici eylemin suç teşkil etmesi halinde yine haksız fiil tarihinden itibaren uygulanacak olan uzamış ceza zamanaşımı (somut olayda 5 yıl) süresidir.
Buna göre haksız fiil teşkil eden dava konusu ihtilafa, fail (parayı tahsil eden şirket) ve zarar veren fiil (davalı tarafın para tahsil etme eylemi) biliniyorsa 5 yıl, sonradan öğrenilmişse 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmalıdır. Davacının para yatırdığı şirketi ve davalının para tahsil eylemini sonradan öğrenmesi söz konusu olmadığından 5 yıllık zamanaşımı süresi esas alınmıştır.
Mahkememizce ayrıca, Yargıtay 11. HD'nin yukarıda yazılı görüşünün aksine, Yargıtay HGK’nun 07.02.2024 gün ve 2023/(17)4-915 E. 2024/80 K. ve Yargıtay HGK’nun 16.04.2008 gün ve 2008/4-326 E. 2008/325 K. sayılı emsal içtihatları gereğince 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin yarı oranında uzama kuralının hukuk davalarında uygulanamayacağı (5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin 7,5 yıl olarak uygulanamayacağı) kabul edilmiştir.
Davalı ........ A.Ş. tarafından SPK'ya bildirilen listelere ilişkin ve benzer mahiyetteki dosyalarımızda bulunan CD içeriğindeki EK-1a isimli dosyaya göre, davacının davalı şirkete en son 17/01/1997 tarihinde para yatırdığı belirlenmiş, bu dosyanın ilgili sayfanın çıktısı alınarak dosyamıza konulmuş, Mahkememizce de haksız fiil tarihinin davacının davalı şirkete para yatırdığı en son tarih olan 17/01/1997 olduğu kabul edilmiştir. Haksız fiil tarihinden, dava tarihi olan 01/07/2024 tarihine kadar da 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği, davalının süresinde zamanaşımı itirazında bulunduğu..." gerekçesiyle, davacının davasının zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının zamanaşımı def'ini ileri sürmesinin TMK'nin 2. Maddesindeki dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, zamanaşımı süresi yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi içtihatlarında davalı şirketin zamanaşımı def'inin dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle zamanaşımı yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı bulduğunu, mahkemece müvekkilinin davalı şirketin ortağı olmadığının tespiti yönündeki talebine ilişkin bir inceleme yapmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, verilen kararda tespit istemine ilişkin hiçbir hüküm kurulmadığını belirterek; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; davalı şirkete ortak olmadığının tespiti, kâr payı alınması maksadıyla verilen paranın iadesi istemiyle açılan davada yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davalı tarafça süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunulduğu, zamanaşımı def'i yönünden davacı taraf lehine usuli kazanılmış bir hakkın söz konusu olmadığı, davalının eyleminin haksız fiil niteliğinde olup, haksız fiilin işlendiği tarihin tespitinin önem arz ettiği, haksız fiilin meydana geldiği tarih ile davanın açıldığı tarih nazara alındığında, davalı tarafın zamanaşımı def'inin 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 765 sayılı TCK hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği, buna göre, 818 sayılı Yasada genel zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu,
765 sayılı Yasa'nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde ise, eyleme uyan zamanaşımı süresinin 5 yıl, uzamış zamanaşımının 7,5 yıl olduğu, dosya içerisindeki mevcut belgeler nazara alındığında, davacının davalı şirkete en son 17/01/1997 tarihinde para yatırdığı, haksız fiil tarihinin bu tarih olarak kabul edilmesi gerektiği, buna karşın eldeki davanın ceza zamanaşımı süresi olan 7,5 yıllık süre geçtikten sonra 01/07/2024 tarihinde açıldığı,
ilk derece mahkemesince 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin yarı oranında uzama kuralının yani, 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin 7,5 yıl olarak uygulanmasının, hukuk davalarında uygulanamayacağının kabul edilmesinin de sonuca bir etkisinin bulunmadığı ve bu itibarla, ilk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf isteminde HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Katip ... · e-imzalıdır .....
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/256, K. 2026/332, 16 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama