KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2024
- Esas no
- 2022/2140
- Karar no
- 2024/320
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18.10.2022
- Numarası
- 2022/135 Esas - 2022/594 Karar
- Başvuran davalı
- 1-TÜRKİYE SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
- Vekili
- Av. ... -...
- Davalılar
- 2 -... -... ...
Karar Metni
1.239 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
: 3 -... -..., ...
DAVACI : ... -...
VEKİLİ
Av. ... -...
DAVANIN KONUSU
Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
BAŞVURU TARİHİ : 17.11.2022
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 22.12.2022
KARAR TARİHİ : 14.02.2024
YAZIM TARİHİ : 15.02.2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait ... plakalı aracın dava ... tarafından kullanılırken ... adına kayıtlı olan ve Yurdal İriç sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davacıya arkadan çarptığını, bu nedenle değer kaybı ve mahrum kalınan kârın tazmini için davalı sigorta şirketine başvurduklarını, ancak olumlu cevap verilmediğini beyan ederek; şimdilik 5.000,00 TL değer kaybı ve mahrum kalınan kârın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı Türkiye Sigorta vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığı, davanın belirsiz alacak olarak açılamayacağı, talep edilen tazminatın açıkça ispat edilmesi gerektiğini, müvekkilinin davacının taleplerinden sorumlu olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından Davanın Kısmen Kabulü ile,
22.500,00 TL araç değer kaybının davalılar ... ve ... yönünden 11.09.2021 tarihinden, davalı Türkiye Sigorta A.Ş. yönünden dava tarihi olan 01.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 1.575,00 TL araç ikame bedelinin 11.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talep ile davalı sigorta şirketinden talep olunan araç ikame bedeli talebinin reddine, karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı Türkiye Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı Türkiye Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; yeni düzenleme ile göre zarar görenler için dava açmadan önce sigorta kuruluşuna başvuru zorunluluğu getirildiğini ve başvurunun tam yapılması gerektiğini, davalı şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davalı şirket yönünden kurulan hükmün hatalı olduğunu, başvuruyu kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalı şirket aleyhine tazminata hükmedilecek olması ihtimalinde değer kaybı hesaplamasının Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlar ekinde yer alan formüle göre yapılması gerektiğini,
ayrıca söz konusu değer kaybının uzman sigorta eksperi tarafından Yargıtay İçtihatları doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini, mahkemece hatalı kusur tespiti ile hasar ve değer kaybı hesaplaması yapılan raporlar esas alınarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davalı şirketin tespit giderinden sorumluluğu olmamasına rağmen bu yönde hüküm kurulmasının da hatalı olduğunu, aleyhe hüküm kurulması halinde davalı şirket dava tarihinden itibaren ve ancak yasal faizle sınırlı olarak sorumlu tutulabileceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava dilekçesindeki talep sonucu ve mahkemece açıklattırılan davacının talep sonucuna göre dava, zincirleme trafik kazası nedeniyle davacı aracında meydana gelen değer kaybı ve mahrum kalınan kâr talebine ilişkindir.
Somut olayda, 11.09.2021 tarihinde meydana gelen dört aracın karışmış olduğu zincirleme trafik kazasında, davacıya ait ve kırmızı ışıkta duraklama yapan araca, davalıların işleteni ve sigortacısı olduğu aracın çarpması nedeniyle, davacıya ait araç çarpmanın sedamesi ile öndeki araca çarpmış olduğu ve bu nedenle davacı aracının ön ve arka kısımlarında hasar meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Mahkemesince davacı aracındaki değer kaybı Yargıtay yerleşik içtihatları kapsamında gerçek zarar ilkesi gereğince, kaza tarihindeki serbest piyasa koşullarına göre, aracın kazadan önceki değeri ile onarım sonrası değeri arasındaki farka göre belirlendiği, her ne kadar davalı sigorta şirketince davadan önce onarım bedeli kapsamında bir kısım ödeme yapılmış ise de davanın 2918 sayılı TK 111.maddesi kapsamında ödemenin yetersizliği nedeni ile hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu, yapılan ödeme ve ibranamenin makbuz hükmünde değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından ve davalı sigorta şirketinin 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince temerrütünden sorumlu tutulması doğru bulunduğundan; davalı sigorta şirketi vekilinin anılan hususlara ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Ancak, davalı sigorta şirketi, gerçekleşen zarardan sigortalısının kusuru oranında ve poliçe limitiyle sınırlı olarak sorumludur. Dosya kapsamına sunulan poliçe örneğine göre araç başına maddi zarardan 43.000,00 TL limitle sorumludur. Davalı sigorta şirketince davacı tarafa daha önce yapılan hasar bedeli ödemelerinin gözardı edilerek değer kaybına yönelik istemin tamamının diğer davalılarla birlikte davalı sigorta Şirketinden de tahsiline karar verilmesi hatalı olduğundan davalı sigorta şirketi vekilinin bu husustaki istinaf isteminin kabulü gerekmiştir.
Ayrıca, ilk derece mahkemesince, davalı işleten bakımından, davacının açıklattırılan talep sonucuna göre mahrum kalınan kar talebinin reddi gerekir iken, talebin mahkemesince araç mahrumiyeti bedeli olarak kabul edilerek talepten başkasına karar verilmesi ve de davalı sigorta şirketinin KTK 99 ve 97. maddelerine göre kendisine yapılan başvurunun tebliğ tarihinden itibaren 8 günlük süre sonunda temerrüte düşeceği, bu tarih belirlenmiyorsa bu durumda en geç ödeme tarihinden itibaren bakiye kısım yönünden temerrüte düşeceği gözetilmeksizin, davalı sigorta şirketi bakımından dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi hatalı bulunmuş ise de istinaf edenin sıfatı ve aleyhe kanun yolu yasağı dikkate alınarak; Dairemizce bu hususlar yalnızca eleştiri konusu yapılmakla yetinilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararındaki hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, davalı sigorta şirketi poliçe limitinden kalan bakiye 14.806,38 TL'den sorumlu tutulmak suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/2140, K. 2024/320, 14 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama