KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2024
- T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/1385 - 2024/1851
- Esas no
- 2023/1385
- Karar no
- 2024/1851
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ...(...
- Üye
- ...(...
- Katip
- ...(...
- İncelenen kararın mahkemesi
- GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17.05.2023
- Numarası
- 2021/688 Esas -2023/490 Karar
- Başvuran davacılar
- 1-...
Karar Metni
1.077 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
2-... VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
DAVALI : **** **** **** ****
[25999-56551-03458] UETS
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU
Trafik Kazasında Ölüm Sebebiyle Açılan Tazminat
BAŞVURU TARİHİ : 11.08.2023
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 19.09.2023
KARAR TARİHİ : 31.10.2024
YAZIM TARİHİ : 31.10.2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın Dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde;12.06.2019 günü davalı sürücü ...’ın yönetimindeki ... plakalı araçla yaya ...’a çarparak ölümüne neden olduğunu, trafik kazası tespit tutanağında ve Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı 2019/14900 soruşturma numaralı dosyasına verilen bilirkişi raporunda yaya asli kusurlu bulunmuş ise de, ceza uygulamasında kusur oranlarının belirtilmediğini, yapılacak bilirkişi incelmesi sonucunda davalı sürücünün tam kusurlu ölen ...’ın ise kusursuz olduğunun ortaya çıkacağını, davacı ...'ın eşinin öldüğü tarihte (42) yaşında, (4) yaşındaki çocuğuyla dul kaldığını, her hangi bir işte çalışmadığını,
eşinin ölümünden bu yana geçen iki yıllık sürede evlenmediğini, davacı ...'ın babasının öldüğü tarihte (6)yaşında olup, babasının ileride sağlayacağı güvenli bir gelecekten yoksun kaldığını, ... plâkalı aracın Zorunlu Trafik Sigortasını düzenleyen davalı şirkete 2918 sayılı KTK'nun 99/1 maddesi uyarınca yaptıkları başvurunun reddedildiğini, 6100 sayılı Yasa'nın 107 maddesi uyarınca ileride arttırılmak üzere,
trafik kazasında eşini ve babasını kaybeden davacılar için toplamda 1.000TL destekten yoksun kalma tazminatının işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden ve sigortacı yönünden temerrüt tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte müteselsil sorumluluk kuralları uyarınca davalılardan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Türkiye Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava zamanaşımı süreleri geçtikten çok sonra açılmış olduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, ... plakalı aracın 28.05.2019 - 28.05.2020 tarihleri arasında müvekkili şirkete zorunlu mali sorumluluk(trafik) sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacı tarafın, sigortalının kast ya da kusuru nedeniyle zarara uğradıklarını ve zarar miktarını ispat etmesi gerektiğini, müteveffanın gelirinin resmi belgelerle kanıtlanması aksi takdirde asgari ücret olarak alınması gerektiğini, davacının kaza sebebiyle elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği gelir ve tazminatlar var ise,
müvekkili şirket aleyhine hükmedilecek olası bir tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi ve Trafik Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası genel şartlarında belirlenen sorumluluklar ile sınırlı olacağını, davacının manevi tazminat taleplerinin teminat kapsamında olmadığından davalı yönünden reddi gerektiğini, diğer taraftan davalı şirkete sigortalı bulunan ... plakalı araç sürücünün davaya konu kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığından maddi tazminat taleplerinin de reddi gerektiğini belirterek davanın usul ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından, desteğin davaya konu kazada tam kusurlu olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu kazaya yönelik Savcılık Soruşturmasında düzenlenen Bilirkişi Raporundan müteveffa ...'ın ölümü ile trafik kazası arasında illiyet bağı bulunduğunun anlaşıldığını, yerel mahkemece alınan 09.02.2023 tarihli ATK raporunda ise;
her ne kadar ''Müteveffa yaya ..., 90km/h azami hız limiti bulunan yaya girişine/geçişine yasaklı, bariyerle çevrili bölünmüş devlet karayolundabariyerleri aşmak suretiyle tehlikeli ve gayrinizami biçimde karşıdan karşıya geçiş yapmaya çalıştığı, bu geçişi sırasında yaklaşan araçların hız-mesafe durumlarını da dikkate almadığı ve kendi can güvenliğini tehlikeye düşürür hareketiyle kazaya sebebiyet verdiği olayda asli derecede kusurludur.'' şeklinde tespitlerde bulunulmuşsa da kazanın önlenebilir şekilde cereyan ettiği göz ardı edilerek,
şüphelinin kural ihlali bulunmadığı yönünde yapılan tespitin yerinde olmadığını, raporda sürücünün alkollü olup olmadığı, sürücü belgesinin olup olmadığı, hız limitlerine uyup uymadığı, aracının hızını hava ve yol durumuna göre ayarlayıp ayarlamadığının dikkate alınmadığını, alınan raporlar denetime elverişli kabul edilmişse de mahkemece kusurun belirlenmesinde hataya düşüldüğünü ve hatalı karar verdiğini belirterek, usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dosya kapsamına göre; davacılar, dava konusu trafik kazasında vefat eden yaya ...'ın eşi ve oğlu, davalılardan ... aracın maliki ve sürücüsü, diğer davalı Türkiye Sigorta Anonim Şirketi ise aracın ZMMS sigorta şirketidir.
Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı 2019/14900 soruşturma sayılı dosyasında destek müteveffanın tam kusurlu olduğu gerekçesiyle KYOK verildiği anlaşılmaktadır.
Eldeki dava kapsamında alınan 09/02/2023 tarihli ATK raporunda; davalı ...'ın kusursuz olduğunu, müteveffa ...'ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu belirtilmektedir.
Somut olayda davalı sürücünün sorumluluğu kusur sorumluluğu, davalı işleten ile davalı sigorta şirketinin sorumluluğu ise KTK 85/1 ve KTK 91. Maddeleri gereği kusursuz sorumluluktur.
Bu çerçevede eldeki davada, kazaya neden olan aracın maliki, sürücüsü ve sigortacısı olan davalıların meydan gelen trafik kazasından kaynaklı maddi, bedeni ve manevi zararlardan müteselsilen sorumlu olduğu kuşkusuzdur. Ne var ki, gerek soruşturma aşamasında ve gerekse yargılama sırasında alınan ve birbirini teyit eden kusur raporlarına göre davacıların desteğinin kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, KTK 86. Maddesinde adı geçenlerin kusursuz sorumluluğunu kaldıran hallerden biri olan sürücü veya işletenin kusursuzluk halinin somut olayda gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle, KTK 86 maddesi hükmü çerçevesinde davalıların sorumluluğuna gidilemeyeceğinden davanın reddine ilişkin verilen kararda isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay 17.HD 2020/286 Esas-2021/1570 Karar).
Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/1385, K. 2024/1851, 31 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama