KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2024
- T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/1440 - 2024/1994
- Esas no
- 2023/1440
- Karar no
- 2024/1994
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23.05.2023
- Numarası
- 2022/431 Esas - 2023/301 Karar
- Başvuran davalı
- 1 -ETHİCA SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
- Vekilleri
- Av. .......
Karar Metni
2.830 kelime·14 dk okuma·10 bölüm
Av. .......
DAVALI
2- .........
VEKİLİ
Av.........
DAVACILAR
1-.......... 2-.......... 3-..........
VEKİLLERİ
Av. .......... Av. ..........
DAVANIN KONUSU
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.)
BAŞVURU TARİHİ : 17.07.2023
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ : 25.09.2023
KARAR TARİHİ : 22.11.2024
YAZIM TARİHİ : 22.11.2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 18.08.2021 tarihinde meydana gelen ve davacıların murisi olan ...'ın vefatıyla sonuçlanan kaza nedeniyle davacı ... için 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının olayın gerçekleştiği tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini ve davacıların her biri için 80.000,00 TL olmak üzere toplam 240.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'dan tahsili ile davacılara verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, 17.03.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile destekten yoksun kalma tazminatı talebini 698.775,20 TL arttırarak 708.775,20 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı Sigorta vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazında bulunduklarını, ölenin müterafik kusurunun olduğunu ve ayrıca hak sahiplerine 173.580,00 TL ödeme yaptıklarını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; meydana gelen kaza ile murisin ölümü arasında uygun illiyet bağının bulunmadığını, yine murisin kask takmaması nedeniyle zarar gördüğünü, istenilen tazminat miktarının yüksek olduğu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından Davacı ...'nin maddi tazminat talebinin %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle kısmen kabulüne, 567.020,16 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalı ...'ten ölüm tarihi 16.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı sigorta şirketinden ise 23.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve garameten hesaplanan bakiye poliçe limiti (231.253,89 TL) ile sınırlı olarak, müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın müterafik kusur sebebiyle reddine, Davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile;
davacı ... için 60.000,00 TL, davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'ten tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine, karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı sigorta vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı Ethica Sigorta A.Ş vekili istinaf dilekçesinde; davadan önce yapılan başvuru üzerine aktüer tarafından yapılan (TRH 2010 Ölüm Tablosu ile %1.8 teknik faiz ile) hesaplama sonucu müteveffanın eşi ... için 244.730,90 TL destekten yoksun kalma tazminatından %20 müterafik kusur indirimi yapılarak 173.580,00 TL tazminatın Av. ...’ın banka hesabına 22.12.2021 tarihinde ödendiğini, davalı şirketin üzerine düşen tüm sorumluluğın yerine getirildiğini, ayrıca ödeme tarihinde eksik ve yetersiz bir ödeme yapıldı ise, ödeme tarihine göre hesaplama yapılarak,
ödeme tarihinde bakiye varsa, o miktara hükmedilmesi gerektiğini, davacıların talebine konu “destekten yoksun kalma tazminatına” ilişkin tazminat hesabının ZMS sigortası genel şartları a.5/ç maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre yapılması gerektiğini, aksi bir hesaplamanın kanuna ve genel şartlara aykırı olacağını, itirazları baki kalmak kaydıyla her halükarda tazminat tutarının TRH-2010 tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplanması gerektiğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla;
davalı sigorta şirketi kaza tarihindeki araç başına poliçe teminat bedeli olan 221.420,00 TL ile sorumlu olup, poliçe teminat limitini aşacak şekilde hüküm kurulduğunu, mahkemece yargılama aşamasındaki savunmaları yok sayılarak, eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; haksız fiil (trafik kazası) nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davaya konu, 18.08.2021 tarihinde davacılar desteğinin sevk ve yönetimindeki ... plakalı motosiklet ile davalı ...'ın idaresindeki ... plakalı otomobilin karışmış olduğu çift taraflı maddi hasarlı, ölümlü trafik kazası nedeniyle davacılar desteği ...'ın vefat etmiş olduğu, eldeki davanın, müteveffanın eş ve çocukları tarafından destekten yoksun kalma tazminatı talepli olarak davalılar işleten ve zorunlu trafik sigortacına karşı birlikte ve müteselsilen, manevi tazminat talepli olarak da işletene karşı yöneltilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK.nın 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.
Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışında bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin
birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
İptal kararından sonra 19.06.2021 gün ve 31516 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7327 Sayılı Yasanın 18. maddesiyle 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Kanun" ibareleri "Kanunda" şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere.
“Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak, b) Destekten yoksun kalma tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak,
c) Sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak, hesaplanır.” cümlesiyle, “Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir.” şeklinde ikinci fıkra eklenmiştir.
Bu yasal değişiklikten sonra Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar 04.12.2021 gün ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış, trafik kazalarından kaynaklanan araç hasarları değer kaybı hesabıyla, ölüm ve sakatlık halinde tazminat hesabının nasıl yapılacağı belirli kurallara bağlanmıştır.
Buna karşın, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararından sonra 2918 sayılı yasada yapılan düzenlemeler ise 14.02.2023 gün ve 32104 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 29.12.2022 gün ve 2021/82 esas, 2022/167 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
İptal kararında özetle; trafik kazası sonucu meydana gelen ölüm ve yaralanma ile maddi hasarlardan kaynaklı zararların tazmini için 6098 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde işletene karşı dava açılabilmesinin mümkün olduğu, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin değer kaybı, destekten yoksun kalma ve/veya sürekli sakatlık zararına uğraması hâlinde işletenin ve kazadan dolayı olası sorumlu diğer kişilerin tazminat borçlarının kapsamı 6098 sayılı Kanun’a göre belirlendiği, uğranılan zararın gerçek tutarının ne olduğu anılan Kanun kapsamında açılan davalara ilişkin yargı kararlarıyla şekillendiği,
işletenin tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sözleşme yapılmış olan sigorta şirketinin tazminat borcunun kapsamı ise dava konusu kurallara göre belirlendiği, başka bir ifadeyle haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından doğan söz konusu zararların tazmininden dolayı sorumlu olan kişilerin tazminat sorumluluklarının hesaplanması farklı kurallara tabi kılındığı, bunun da zarar görenin gerçek zararının karşılanamaması riskini ortaya çıkardığı,
bu çerçevede işleten ve olası diğer sorumluların 6098 sayılı Kanun’a göre hesaplanan tazminat borçlarının kapsamı ile sigorta şirketinin dava konusu kurallara göre hesaplanan tazminat borcunun kapsamının farklılaşabileceği, 6098 sayılı Kanun’a göre hesaplanan değer kaybı, destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık tazminatlarının dava konusu kurallara göre hesaplanan değer kaybı, destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık tazminatlarından yüksek bir miktara tekabül etmesi hâlinde üçüncü kişinin zararının,
bu zararı teminat altına alması için öngörülmüş olan zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında karşılanamamasının söz konusu olabileceği, bu durumun zarar gören kişi aleyhine sonuç doğuracağı ve karayolu zorunlu trafik sigortasının öngörülmesinin temelinde yatan mağdurun gerçek zararının karşılanması amacıyla bağdaşmayacağının açık olduğu gerekçesiyle 2918 sayılı KTK'nun 90. maddesinin birinci fıkrasına eklenen ikinci cümle ile ikinci fıkranın iptaline karar verilmiştir.
T.C. Anayasası’nın 153/6. maddesinde, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir.
Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir.
Anayasa Mahkemesinin bu iptal kararı ile Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar da yasal dayanaktan yoksun ... geldiğinden kendiliğinden hükümden düşmüştür. Böylece trafik kazalarından kaynaklanan zararlar hakkında 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Anayasa Mahkemesi kararında da açıklandığı üzere uğranılan zararın gerçek tutarının ne olduğu ve nasıl hesaplanacağı Yüksek yargı kararlarıyla şekillendiğinden, artık tazminat hesabı yerleşik yargı içtihatları doğrultusunda yapılacaktır.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin son kararları itibariyle (Yargıtay 4. HD. 23/06/2021 gün ve 2020/2895 esas, 2021/3586 karar); "Gerçek zarar miktarı; hak sahibinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır.
Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvelleri ile saptanmakta ise de.
Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır.
Bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. " Dolayısı ile Yargıtay tarafından da benimsendiği üzere davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi gerekir.
Buna göre, kazaya karışan araçların poliçelerinin düzenlendiği tarihte yürürlükte 2918 sayılı KTK'nun 90 ve 92.maddelerinin, Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E - 2020/40 K sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olduğundan somut olayda uygulanma olasılığı bulunmamaktadır.
Kabule göre de, ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellere göre (devre başı ödemeli belirli rant yöntemi, %1,8 teknik faizle) tazminat hesabının yapılmasına ilişkin olarak KTK'nun 90. maddesinde yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi üzerine, Yargıtay da uygulama birliğinin sağlanması için tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınması ancak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi suretiyle teknik faiz uygulanmadan tazminatın hesaplanması ve yönünde içtihat geliştirdiğinden.
Mahkemece Yüksek Mahkemenin güncel ve değişen içtihadı doğrultusunda Teknik Faiz Uygulanmadan TRH Yaşam Tablosuna Göre iskontolu Hesap Yöntemine göre alınan aktüerya raporuna dayalı olarak karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yanı sıra davadan önce davacı eşe ödenen tazminatın güncellenerek hesaplanan tazminattan mahsup edilmesinde, dava dışı hak sahibi annenin vefat tarihine kadar olan destek alacağının ayrıştırılarak destek paylarının hesaplanmış olduğunun ve davacı tarafça davadan önce ödenen tazminat nedeniyle davalı sigorta şirketinin ibra edilmemiş olduğunun anlaşılmasına göre somut olayda 2918 sayılı KTK 111.maddesinin uygulanma olanağının da bulunmamasına göre; davalı sigorta şirketi vekilinin anılan yönlere değinen istinaf sebepleri yerinde bulunmamıştır.
Ancak, davalı sigorta şirketinin poliçeden kaynaklı sorumluluk limitinin 430.000,00 TL olduğu, davacı eşe davadan önce 173.580,00 TL ödeme yapılmış olduğu, dava dışı anneye ise 35.000,00 TL ödeme yapılmış olduğu ve bu nedenle davalı sigorta şirketinin poliçeden kaynaklı bakiye tazminat sorumluluğunun 221.420,00 TL olduğunun gözden kaçırılarak; hükümde davalı sigorta şirketi yönünden poliçe miktarını aşar şekilde 231.253,89 TL tazminata karar verilmesi doğru görülmediğinden; davalı sigorta şirketi vekilinin bu kapsamdaki istinaf gerekçesi yerinde görülmüştür.
Mahkemesince, davacı yararına hükmedilen poliçeden kaynaklı bakiye tazminat alacağında hata edilmiş ise de; anılan hatanın giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve davacı ...'nin maddi tazminat talebinin %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle kısmen kabulüne, 567.020,16 TL destekten yoksun kalma tazminatının,
davalı ...'ten ölüm tarihi 16.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı sigorta şirketinden ise 23.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve garameten hesaplanan bakiye poliçe limiti ( 221.420,00 TL) ile sınırlı olarak, müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın müterafik kusur sebebiyle reddine dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/1440, K. 2024/1994, 22 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama