İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2023/176 K.2024/674

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde…

Esas2023/176Karar2024/674Tarih28 Mart 2024Okuma10 dk · 1.998 kelime

KÜNYE

T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna

Karar tarihi
28 Mart 2024
Esas no
2023/176
Karar no
2024/674
Başkan
... (...
Üye
... (...
Üye
... (...
Katip
... (...
İncelenen kararın mahkemesi
KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
25.10.2022
Numarası
2020/366 Esas - 2022/612 Karar
Başvuran davalı
... -...
Vekili
Av. ... - ...
Davalı
SOMPO SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ ...- ...
Vekili
Av. ... - ...
Davalı
... - ...
Davacı
... - ...
Vekili
Av. ... - ...
Davanın konusu
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
Başvuru tarihi
28.11.2022
İstinafa geliş tarihi
25.01.2023
Yazım tarihi
28.03.2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.998 kelime·10 dk okuma·1 bölüm

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde; 03.10.2018 tarihinde ...'in kullandığı ... plakalı aracın yaya haldeki davacıya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını beyan ederek; 6100 sayılı yasanın 107.maddesine göre belirlenecek maddi tazminatın davalı sigorta şirketi için poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere, davalılar ... ve ...’tan müştereken ve müteselsilen sigorta şirketi için temerrüt tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline, 25.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...’tan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı Sigorta şirketi vekili cevap dilekçesi ile; davacının davalıya başvurusu olmadığını, kusur oranının tespitinin gerektiği, ATK raporu alınması gerektiği, tedavi gideri ve bakıcı giderlerinin SGK sorumluluğunda olduğu, manevi tazminat sorumluluklarının olmadığı, tazminatın asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiği, faizin yasal faiz olması gerektiği savunmaları ile davanın reddini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; kazanın davalı tarafından yapılmadığı, davalının davacıya çarpmadığını, haksız fiil sorumluluğu için aranan şartın gerçekleşmediğini talep ederek davanın reddini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesi tarafından, davanın ... Yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, 350.559,60-TL maddi tazminatın davalı sompo Japon sigorta A.Ş yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile temerrüt tarihi olan 27.11.2019 tarihinden davalı ... yönünden kaza tarihi olan 03.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Sompo Japon sigorta A.Ş. ve davalı ...'den müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 03/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ..'den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemenin 31.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda geçen; davacının %23 oranında sürekli engelilik olduğuna ve davalının %100 oranında kusurlu olduğuna ilişkin kanaati hükme esas aldığını, itirazlarının dikkate alınmadığını, kusur durumunun ve davacının engel oranın kabulünün mümkün olmadığını, davacının , akli dengesi yerinde olmayan biri olduğunu, davalının aracıyla park halinden çıkmak için geri manevra yaptığı esnada, kaldırımda bulunan davacının birden yola atladığını ve kazanın bu sebeple gerçekleştiğini, davacının,

yol ve araç durumunu kontrol etmeden yola atlaması davacının kusurlu olduğunu göstermekteyken, davacıya hiçbir kusur atfedilmemesinin hatalı olduğunu, bu sebeple işbu durumun 31.03.2022 tarihli bilirkişi raporunun eksik ve hatalı hazırlanmış bir rapor olduğunu, davalının %23 oranında sürekli engel oranı olacak şekilde bir kazaya sebebiyet vermediğini, bu durumun tespiti için davacı kadının tüm tıbbi geçmişinin araştırılması gerektiği yönündeki taleplerinin yerel mahkemece dikkate alınmadığını, bu doğrultuda hiçbir araştırma yapılmadan aynı rapor esas alınarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,

maluliyet oranına ve maluliyetin tespiti işlemlerine ilişkin hatalı şekilde yapıldığı gibi işbu işlemlere olan itirazlarının dikkate alınmadığını, dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu'na tevdii istenmişse de işbu taleplerinin yerel mahkemece dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, öncelikle işbu olay park halindeki aracı geri manevra yapacağı sırada, davacının yola atlaması sebebiyle gerçekleşmiş olduğunu, aracın hızının ne kadar olduğu,

davacıya çarpma gücü, çarpmanın davacıya etki derecesi hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, davacı yanın maluliyetinin işbu olaya bağlı olarak gerçekleşmesinin mümkün olmadığını, park halindeki aracın geri geri manevra yapacağı esnada bir çarpma gerçekleşmesi neticesinde %23 oranında maluliyetin oluşmasının mümkün olmayacağını, bu kapsamda davacının, dava öncesindeki hastane kayıtlarının celbi ile ilgili hususun aydınlatılması gerektiğini,

03.10.2018 tarihinde meydana gelen olay sebebiyle maluliyete ilişkin alınacak raporun Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'ne göre düzenlenmesi gerekirken hatalı olarak Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olduğunu, Yargıtay kararı doğrultusunda değerlendirmenin Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'ne uygun olarak İstanbul Adli Tıp Kurumu'nda yapılmasının gerekmekte olduğunu, davacının gelir düzeyi hakkında herhangi bir bilgi belirlilik yokken, asgari ücret düzeyinde geliri olduğu varsayılarak yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu,

davacının tüm tıbbi geçmişi araştırılmadan ve güncel fiziki muayenesi yapılmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, Hükme esas alınan engel oranı miktarının fahiş olduğunu, İşbu engel oranına ilişkin yapılan fiziki muayeneler en son 24.09.2019 tarihinde gerçekleşmiş olup aradan 2 yılı aşkın bir süre geçmiş iken güncel tetkikler yapılmadan engel oranına ilişkin değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, iddia edilen kazanın olay tarihi 03.10.2018 iken dava tarihi 06.08.2020 tarihi olup, davacı kazadan yaklaşık 2 yıl geçtikten sonra işbu davayı açmış olmasının kötü niyetli olduğunu ortaya koymakta olduğunu,

eksik ve çelişkilerle dolu hazırlanmış 31.03.2022 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınamaz olduğunu, yerel mahkeme'nin manevi tazminat yönünden vermiş olduğu kararı kabul etmemekle birlikte davanın reddi gerekirken yerel mahkemece belirlenen işbu manevi tazminat bedelinin fahiş olduğunu, haksız fiil şartları davalı yönünden oluşmadığından ortada da davalıya yükletilebilecek maddi ve manevi tazminat da olmaması gerektiğini belirterek, usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.

Dava; haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Somut olayda; olay tarihi olan 03/10/2018 tarihinde mülkiyeti ... adına kayıtlı olup davalı Sompo Sigorta AŞ'nin ... poliçe numaralı poliçesiyle kişi başına bedeni zararın 360.000,00 TL limitli ZMMS kapsamında sigortalı olan ... plaka sayılı araç davalı sürücü ... sevk ve idaresinde iken olay yerinde, park halinde bulunan aracını ile geri manevra yaparak seyrettiği esnada, Entez inşaat isimli işyerinin önünden araçların arasından karşıdan karşıya geçeceği esnada davacı yaya ...’a çarparak yayanın yaralanmasına sebep olduğu anlaşılmıştır.

Davalının kusura yönelik itirazın incelenmesinde;

Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir.

Yine aynı kanunun, 50. Maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" hükmüne yer verilmiştir.

Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur" denilmektedir.

Mahkemece makine yüksek mühendisi bilirkişisinden alınan raporda kazanın oluşumunda davalı sürücünün %100 oranında, davacı yayanın kusurunun olmadığı belirtilmiştir. Olaya ilişkin kaza tespit tutanağının bulunmaması nedeniyle davacı yaya ve davalı sürücü ile tanıkların soruşturma dosyasında verdikleri ifadeler irdelenerek Makine Yüksek Mühendisinin vermiş olduğu 31/03/2022 tarihli kusur raporu ile tüm dosya kapsamındaki deliller nazara alınarak kazadaki kusur durumunun dosya kapsamına, oluşa uygun şekilde belirlenmiş olmasına göre, davalı tarafın itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmakla, buna yönelik itirazlarının reddine karar verilmiştir.

Davalının maluliyet oranına yönelik itirazın incelenmesinde;

Yine hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu'nun maluliyet raporuna göre davacının dava konusu yaralanma nedeniyle tüm vücut fonksiyon kaybı oranının % 23 olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 9 ay olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 3 ayı boyunca bir başkasının bakımına muhtaç olduğu tespit edilmiş, mahkemece alınan maluliyet raporunun kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmeliğe göre düzenlendiği ve kaza ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunduğunun belirtildiği anlaşıldığından davalı tarafın buna yönelik itirazlarının reddine karar verilmiştir.

Davalının aktüerya hesabına yönelik itirazın incelenmesinde;

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/17451E. - 2022/14629 K. sayılı kararı ile. "Sürekli iş gücü kaybı tazminatının belirlenmesinde, davacının son gelir durumu ile birlikte muhtemel yaşam süresinin ve bu sürenin ne kadarında aktif çalışma hayatının devam edeceği, ne kadarında pasif dönemde bulunacağının tespiti önem arz etmektedir.

Çalışma hayatının, aktif çalışma dönemi ve emeklilik dönemi olan pasif devre olarak ayrılması ve özel yasalarında çalışma süreleri ayrık olarak belirtilmemiş (asker, polis vb. gibi) kişiler yönünden 60 yaşın aktif çalışma devresini, bakiye yaşam süresi varsa kalan sürenin de pasif çalışma dönemini oluşturduğu; sürekli iş gücü kaybı nedeniyle tazminatın hesabında, pasif devrede de zararın oluşacağı ve bu zararın asgari ücret düzeyinde bir zarar olacağının kabulü gerektiği Dairemizin yerleşik içtihatlarındandır." şeklindedir.

Pasif devre zararının hesaplanması sırasında esas alınan ücret, bir çalışmanın karşılığı değil, ekonomik bir değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinin karşılığıdır. Hal böyle olunca da ücretle fiilen çalışanlara uygulanmak için getirilen asgari geçim indirimin ücretli bir çalışmanın söz konusu olmadığı pasif dönem (devre) zararının hesaplanmasında dikkate alınamayacağı açıktır.

Zira asgari geçim indirimi ücretin eki olmadığından, tazminat alacaklarının hesaplanmasına esas ücrete dahil edilemez.( Yargıtay 17. HD'nin 23/11/2015 tarih, 2014/2583 Esas ve 2015/12589 Karar sayılı ilamı ) Mahkemece alınan 31/03/2022 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda da ne iş yaptığı araştırılmayan davacı iş göremezlik tazminatının hesaplanmasında asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığı görülmüştür.

Mahkemece alınan aktüer raporun güncel Yargıtay içtihatlarına uygun olarak TRH2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre düzenlenmesi doğru olduğundan davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin de reddi gerekmiştir. Davalının manevi tazminata ilişkin itirazın incelenmesinde:

Manevi tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, Manevi zarar; mutlak hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir.

Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır.

Çünkü mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.

Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.

Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesinde ; "Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir" hükmü düzenlenmiş madde metninden de anlaşıldığı üzere, haksız eylem sonucu bedensel zarar görenin yakınları yararına manevi tazminata karar verilebilmesi için, zarar görenin yaralanmasının ağır bedensel zarar niteliğinde olması gerekmektedir. Ağır bedensel zarar, kanunda tanımlanmamış olup, yaralanmanın özelliğine ve yarattığı sonuçlara göre mahkemece takdir edilecektir.

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, kusur durumu, maluliyet oranı ve yukarıda açıklanan ilkeler, davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde İlk Derece Mahkemes'ince belirlenen tazminat tutarı da somut olayın özelliklerine uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.

Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.10.2022 tarih ve 2020/366 Esas, 2022/612 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,

2-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca davalıdan alınması gereken 23.946,72 TL nisbi istinaf karar harcından peşin alınan 6.413,63 TL'nin mahsubu ile bakiye 17.533,09 TL harcın davalı ...'den alınarak hazineye gelir kaydına,

3-Davalının istinaf başvurusu için yapmış olduğu giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine,

4-Karar tebliği, harç takibi ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 28.03.2024

Başkan ... e imzalıdır

Üye ... e imzalıdır

*Üye ... e imzalıdır

Katip ... e imzalıdır

*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/176, K. 2024/674, 28 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/176
Karar No
2024/674
Tarih
28 Mart 2024

İlgili Kararlar

  • Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/176 K.2024/254
  • Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2023/176 K.2024/98
  • İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi E.2023/178 K.2024/42
  • Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/178 K.2024/241
  • Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/179 K.2024/241
  • Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/179 K.2024/225

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.