İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2023/1917 K.2025/7

2 -... VEKİLLERİ : Av.... Av. ...

Esas2023/1917Karar2025/7Tarih8 Ocak 2025Okuma12 dk · 2.464 kelime

KÜNYE

T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna

Karar tarihi
8 Ocak 2025
T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
2023/1917 - 2025/7
Esas no
2023/1917
Karar no
2025/7
Başkan
... (...
Üye
...(...
Üye
...(...
Katip
...(...
İncelenen kararın mahkemesi
GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
27/04/2023
Numarası
2017/30 Esas - 2023/400 Karar
Başvuran davacılar
1 -...
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.464 kelime·12 dk okuma·10 bölüm

2 -... VEKİLLERİ : Av.... Av. ...

İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN

TEREKE İDARE MEMURU :...

DAVA KONUSUNU DEVREDEN DAVALI

BİRLEŞEN DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ...

DAVA KONUSUNU DEVRALAN DAVALI

BİRLEŞEN DAVALI : ...

BİRLEŞEN DAVALILAR : 1-... 2-... VEKİLİ : Av. ... BİRLEŞEN DAVALILAR : 1 -... 2-... 3-... 4 -...

TEREKE İDARE MEMURU : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ...

TALEP EDEN 3. ŞAHIS : İSMAİLOĞULLARI PETROL TİCARET A.Ş

VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU

Sözleşmenin İptali|Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

BAŞVURU TARİHİ : 09.06.2023 - 21.06.2023

İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 07.12.2023

KARAR TARİHİ : 08.01.2025

YAZIM TARİHİ : 08.01.2025

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ

Davacılar vekili dava dilekçesinde.

Muris ...'nın 29.06.2014 günü vefat ettiğini, davacıların murisin mirasında 3/16’şardan 6/16 oranında pay sahibi olduklarını, murisin evliliği sırasında ... isminde yabancı uyruklu bir kadınla evlilik dışı bir ilişki yaşadığını, bu evlilik dışı ilişkisinden biri Rusya’da (...) diğeri de Türkiye’de (...) isminde iki çocuğu olduğunu, murisin evlilik dışı yaşadığı ...’nın etkisinde kalarak önce ...’a İstanbul’da bir adet müstakil villa daha sonra Kayseri’de bir takım gayrimenkul satış gibi gösterilerek kaçırıldığını,

aynı tarihlerde aynı dönem içerisinde bu defa sahibi olduğu başka bir şirketinde muhasebeci olarak çalıştırdığı davalıya dava konusu hisseleri satış gibi göstererek muvaazalı olarak devrettiğini, amacın vefatından sonra bu hisselerin evlilik dışı yaşadığı ... ve evlilik dışı çocuklarına aktarımını sağlamak olduğunu, yapılan işlemin gerçek bir hisse devir işlemi olmayıp varislerden mal kaçırmak maksadıyla yapılmış muvaazalı bir işlem olduğunu, bu hisselerin bulunduğu İsmailoğulları Şirketinin hisselerinin sözde,

görünüşte 3.kişileri yanıltmak maksadıyla danışıklı olarak devredildiği tarihten sonra da davalı tarafından Albarakatürk Kozyatağı Şubesindeki murise ait banka hesabına ve Akbank Eminalipaşa Şubesindeki murisin hesabına emanetçi davalı tarafından murisin payına tekabül eden şirket gelirlerinin sürekli olarak gönderildiğini, davalının hiçbir zaman bu hisselerin sahibi olmayıp bu hisselerin görünüşte sahibinin gerçekte emanetçisi olup ...’nın/murisin hem şahsi hem şirketinin muhasebecisi olduğunu, murisin adına gizli işlerini yürütüp bu işlerini muris adına gerçekleştirdiğini,

toplanacak olan deliller ve dinlenecek olan tanıklarla ve davalının mali içtimai durumunun tespiti ile söz konusu hisselerin ait olduğu şirketin elde ettiği gelirlere uygun bir mal varlığı ve yaşamı içerisinde olmadığının tespit olunacağını belirterek davanın kabulü ile;

murisin sahibi bulunduğu 200.000 TL sermayeli toplam 4000 hisse paylı İsmailoğulları Limited Şirketinin 2000 payına tekabül eden 100.000 TL nominal değerli hissesini davacılardan kaçırıp evlilik dışı birlikte yaşadığı kadın ve bu kadından evlilik dışı olan iki adet çocuğuna devir ve temlik edilmek üzere murisin ve şirketinin muhasebecisi olan davalıya sözde satış gibi gösterilerek yapılmış 2000 payın devrine ilişkin muvaazalı devir işleminin iptali ile mirasçılık belgesine göre murisin mirasının 3/16,

3/16 oranında mirasçıları olan davacıların her birine 2000 paydan ayrı ayrı intikal edecek şirket paylarının davacılar adına devri ile pay defterine işlenerek Ticaret Siciline tescil ile Ticaret Sicil Gazetesinde ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davadaki taleplerin hem muris muvazaasına dayalı talepler, hem de tasarrufun iptaline konu talepleri içerdiğini, tasarrufun iptali davalarının İİK 277-285 maddelerinde, muvazaanın ise BK.18 maddesinde düzenlendiğini, iptal davaları ile muvazaa davaları arasında görünüşte mevcut bu benzerlik dışında, nitelik, koşulları, hüküm ve sonuçları yönünden farklılık bulunduğunu, davalı ...'in mirasçı olmadığı için muris muvazaasına dayalı dava açılmasının mümkün olmadığını, öncelikle davacı tarafın davadaki hukuksal talebinin net olarak açıklattırılmasını talep ettiklerini,

davadaki taleplerin zamanaşımına uğradığını, muris muvazaasına dayalı iptal davalarının eğer mirasçılar arasında gerçekleşmişse zamanaşımına tabi olmadığını, mirasçılar arasında değilse 10 yıllık zamanaşımına, tasarrufun iptali davalarının ise 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, limited şirket hisselerinin menkul mal hükmünde olup, eski 6762 sayılı TTK'nun 520.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, davaya konu şirketteki tüm hisse devirlerinin TTK'nun 520.maddesine uygun şekilde yapıldığını, davacı tarafın, müteveffanın şirketteki hisselerinin muvazaalı olarak ...'dan, davalı ...'e devredildiğini iddia ettiğini,

ancak bu iddiasını destekleyecek ticaret sicil kaydı veya noterden yapılmış hisse devrine ilişkin bir belge ibraz etmediğini, dava dilekçesine ekli ticaret sicil gazetesinin ise şirketin güncel ortaklık paylarını gösteren bir çıktı olup, devre ilişkin bir kayıt bulunmadığını, davacıların muris bırakanından, davalı ...'e hiçbir zaman hisse devri yapılmadığını, bu hususta ispat külfetinin davacılara ait olduğunu, davalı ...'in 31.08.2006 tarihinde şirkette sahip olduğu %50 hissenin %25'ni halen ortak olan ... ...'dan, diğer %25'i ise ... ...'dan bedeli mukabilinde devraldığını, dolayısıyla müteveffadan,

davalıya devredilmiş bir hissenin söz konusu olmadığını, dava dilekçesinde müteveffanın evlilik dışı ilişkileri ve ikinci eşi ile davalı arasında kurulmak istenen bağın ise tamamı ile hayali senaryo olduğunu, davalı ile müteveffa arasındaki banka hesap kayıtlarında görülen para alış-verişlerinin kar payı olarak gönderildiği iddiasının ispata muhtaç olduğunu, davacı tarafın başkaca mahkemelerde açtığı benzer nitelikteki davalardaki ifadeleri ile mahkemedeki ifadelerinin çeliştiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacılar vekili 19.10.2015 tarihli dahili dava dilekçesinde; terditli olarak ikame ettikleri dava da; öncelikli olarak davalı ile aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunan muris ...’nın varislerinin ve de davalı ile muvazaalı işlemleri gerçekleştiren ..., ... ..., ..., ..., ..., ... adlarına usulüne uygun şekilde davanın ihbarına, davalı ...’in hiçbir birikimi ve geliri olmadığından, davalarının kabulüyle.

200.000,00.-TL sermayeli toplam 4000 paylı/hisseli İsmailoğulları Petrol Tic. Ltd.

Şti.’nde öncelikli olarak 2000 paya tekabül eden 100.000,00.-TL tutarlı pay, boşanma davası devam ettiği sırada ve henüz davalılardan ... ile evlilik dışı ilişkisi devam ederken müteveffa davalının, davacı eşinden mal kaçırmak, zarara uğratmak maksadıyla muvazaalı/danışıklı gerçek dışı işlemlerle önce ... tarafından ... ...’a daha sonra da ... ... tarafından emanet alınan hisselerinin tamamı müteveffanın muhasebecisi ... adına muvazaalı işlemlerle satış gibi gösterilerek yolsuz olarak devredilmiş olmakla iş bu ... adına ve ... ile ... ... arasında yapılan danışıklı, gerçekte 3 kişileri yanıltmaya yönelik muvazaalı yolsuz/kanunsuz pay devir,

geçersiz satış işlemlerinin iptaline, İsmailoğulları Petrol Tic. Ltd.

Şti.’nde 2000 paya (sermaye artışı yapıldığından) tekabül eden 100.000,00.-TL tutarlı ... adına olan payların müteveffa ... varisleri adına miras hisseleri oranında ticaret sicilinde tescil ile pay defterine kaydının yapılmasına ve ticaret sicil gazetesinde ilanına, iş bu taleplerinin kabul görmemesi halinde, mümkün olmaması halinde, davalı ...’in sermaye artışında ve diğer 1000 şirket hissesinin bedelinin kaynağı ile birlikte kendisi tarafından ödendiğini tereddüte mahal vermeyecek şekilde ispatı halinde 1000 paya tekabül eden 50.000.-TL’lik payın muvazaalı işlemlerle devirleri yapıldığından,

gösterilen satışların gerçek satış olmayıp, 3.kişileri yanıltma saiki ile aralarında organik bağ bulunan ve birlikte hareket eden kişiler arasında yapılmış göstermelik satışlar olması nedeniyle muvazaalı/yolsuz, kanunsuz pay satış - devir işlemlerinin iptaline, ... varisleri adına miras hisseleri oranında ticaret sicilinde tescil ve pay defterine kaydının yapılmasına, ticaret sicil gazetesinde ilanına karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/116 Esas sayılı dosyasında davacılar vekili dava dilekçesinde; ...'nın mal varlığındaki değerleri muvazaalı olarak muhasebecisine devir ettiği hisseleri doğrudan değil arada ... ...'ı kullanmak sureti ile devir ettiğini, amacın murisin mal varlığından malları kaçırmak olduğunu, gerçekte emanetçi olan ...' in hisselerin birini dahi alabilecek ne geliri ne de ekonomik durumunun olmadığını, muvazaalı olarak satış gösterilen 50 payı devir alan ...' ın bu payla elde ettiği gelirler ile müteveffanın katkıları ile sermaye artışı yapıldığını, payların 4000 e bölündüğünü,

2000 payın da ...'nın muhasebecisi ve yedi ... olan davalı ...'a devir edildiğini, davalı ...'ın gerçek hukuki durumu doğrultusunda istasyondan elde edilen paraların tamamını banka kanalı ile doğrudan ... hesabına veya ...' nın gösterdiği ve sahibi olduğu şirket hesaplarına aktardığını bu sebeple ... adına ve ... ile ... ... arasında yapılan danışıklı, gerçekte 3 kişileri yanıltmaya yönelik muvazaalı devir işlemlerinin mutlak butlanla batıl olup, geçersiz olmakla tüm satış işlemlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesi tarafından asıl davada; davacının hisse devir işlemlerinin iptali, mirasçılar adlarına hisseler oranında pay defterine kaydedilmesi, ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmesi talepleri yönünden davanın ayrı ayrı reddine dair, birleşen 2018/116 esas sayılı davada; dava konusunu devralan davalı ... ...'a karşı açılan davanın, 6100 sayılı hmk'nın 114/1-ı ve 115/2. maddeleri gereğince usulden reddine, davalılar ..., ..., ... ve ...'a karşı açılan davanın, 6100 sayılı hmk'nın 150/5 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, davalılar ... ... ve ...'e karşı açılan davanın, hisse devir işlemlerinin iptali, mirasçılar adlarına hisseler oranında pay defterine kaydedilmesi, ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmesi talepleri yönünden ayrı ayrı reddine dair karar verilmiştir.

Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacılar vekili, ... Terekesi temsilcisi Miras Ortaklığı Temsilcisi tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde. İDM kararında.

“Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.04.1990 gün ve 1990/1-152-1990/236 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; davada dayanılan maddi olaylar bakımından birkaç hukuki nedenin bir arada gösterilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığını, mahkemenin “Davacılar, muris muvazaası ve TBK’nın 19. Maddesinde düzenlenen genel muvazaa hukuki nedenlerine dayanmışlar” tespiti dosya gerçeğine uygun olduğunu ancak “somut davada bu kavramlarla birlikte inançlı işlem hususunun da değerlendirilmesi zorunludur….Dava ve birleşen davadaki anlatımlara göre, ... “emanetçi” olarak nitelendirilmiş,

bir müddet sonra hisseleri geri vermek üzere devraldığı ileri sürülmüştür” tespiti ise dosya kapsamındaki maksada uygun olmadığını, davalı ...'ın satış bedeli ödememekle mülkiyeti hiçbir zaman hukuken kazanamamakla malın sahibi değil emanetçi olmadığını, görünüşte mal sahibi gibi görünsede, huken malın maliki olmadığını, satıma konu malın mülkiyeti üzerinde hiçbir geçerli tasarrufta bulunmayacağını, İDM’nin “Muris muvazaası bakımından değerlendirme yapıldığında.

01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, bizzat mirasbırakanın üzerinde tapuda kayıtlı olan taşınmazların miras bırakan ya da vekili (temsilcisi) tarafından aslında bağış olduğu halde satış biçiminde temlik edilmesi durumunda uygulama olanağı bulacağını, İçtihadı birleştirme kararları kapsamları ile sınırlı, gerekçeleri ile yol gösterici ve sonuçları ile bağlayıcı kararlar olduğundan, tapuda yapılan temlikler dışındaki işlemler yönünden belirtilen içtihadı birleştirme kararı uygulanamayacağını, tapu dışı temliklerde genel muvazaa hükümlerinin uygulanması gerektiğini, genel muvazaa bakımından değerlendirme yapıldığında.

6098 sayılı TBK'nın 19. maddesinde genel muvazaa ile ilgili "...tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır" hükmü getirildiğini, mirasçı sözleşmenin tarafı olmadığından sözleşmenin muvazaalı olarak yapıldığı iddiası her türlü delille kanıtlanabileceğini, bu itibarla davaya konu hisse devir işlemi, diğer mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıyan muris muvazaası değil, taraf muvaazası mahiyetinde olduğunu, somut davada, ispat yükü kendisine düşen davacılar,

taraf muvazaasını ispata elverişli yazılı delil ibraz edememişlerdir.” Şeklindeki sonuç tamamen dosya kapsamına , delil durumuna ve kanuna aykırı olduğunu, davalı ...’un davaya cevap vermediği ,sözde satış bedeli ile rayiç bedel arasında misliyle fark olduğu, hisse bedellerini ödeme gücünün olmadığını göstermesi bakımından ...’in cüz’i maaşla/asgari ücretle çalışan olduğunu gösteren Anadolu 2 ATM’nin 14/1178 Esas sayılı dosyasına 25.7.2014 yılında verdiği ve 1.252,28 TL olan maaşının ödenmesi talepli dilekçesi, şirket hisse bedellerinin ödendiğine dair ... ve ... tarafından sunulan tek bir belge olmadığı,

buna mukabil dava konusu Şirket ,... ve muris ve %99 hissedarı olduğu DEVA şirketi arasında ki hesap hareketleri, özellikle rayiç değeri tespit eden bilirkişi raporu; davanın kesin olarak yazılı delillerle kanıtlandığının açık göstergesi olduğunu, İDM’nin “İnançlı işlem bakımından değerlendirmesinin , dosya anlatımlarına uygun olmadığını, ortada geçerli bir satış olmadığını belirterek usule aykırı İDM kararının kaldırılmasına, davaların kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

... Terekesi temsilcisi Miras Ortaklığı Temsilcisi istinaf dilekçesinde. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesine dayalı şirket hissesinin iptali ve tescili ... istemine ilişkin olduğunu, tapuda yapılan temlikler dışındaki işlemler yönünden İçtihadı Birleştirme Kararı uygulanamayacağını, ancak, böyle hâllerde genel muvazaa hükümlerinin uygulanması gerektiğini, mirasçı, sözleşmenin tarafı olmadığından,

sözleşmenin muvazaalı olarak yapıldığı iddiası her türlü delille kanıtlanabileceğini, somut olayda TBK'nın 19.maddesine göre genel muvazaa hükümlerinin uygulanacağında tereddüt bulunmadığını, ayrıca davacı mirasçılar sözleşmenin tarafı olmadığından yukarıda mezkur Yargıtay HGK ve Özel Dairenin İçtihatlarına göre sözleşmenin muvazaalı olarak yapıldığı iddiasının her türlü delille kanıtlanmasının mümkün olduğunu, yerel mahkemenin buna rağmen yazılı delille ispat kurallarını işletmesinde hukuka uyarlılık bulunmadığını, şirket hissesini devralan davalı tarafın devir tarihindeki ekonomik durumunun mahkemece incelenmesi,

dosya kapsamında bulunan deliller ve araştırma sonuçlarınca alım gücünün bulunmadığının sabit olması, davalının murisin maaşlı bir çalışanı olduğu hususlarının dikkate alınması gerekirken alım gücüne sahip olmayan şirket çalışanının ilgili payı satın almış olması ve bu satışın geçerli kabul edilmesi hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, açık bir şekilde muvazaanın bulunması sebebiyle TBK 19. maddesine göre satış ve devir işlemlerinin batıl olması,

bedelde açık orantısızlık bulunması hususları gözetilerek geçersiz olan işlemin muvazaa nedeniyle iptali ile terekeye döndürülmesi gerekirken yazılı delil bulunmadığı şeklindeki hukuka aykırı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı şirket hisse devrinin iptali istemine ilişkindir.

Davacı tarafça, hisse devrinin mal kaçırmak amacıyla yapıldığı iddiasıyla hisse devrinin miras payı oranında iptali ile davacıların miras payı oranında tesciline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.

6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)’nun 4/1-a. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanununda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. TTK'nın 5/1. Maddesine göre de, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalara asliye ticaret mahkemesi bakmakla görevlidir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı şirketin murise ait hisselerinin mal kaçırmak amacıyla bedelsiz ve muvazaalı bir şekilde davalıya devredilip devredilmediğine ilişkindir. Uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmadığı ihtilafsızdır. Ayrıca hisse devrinin geçersizliği ile ilgili olarak muvazaa iddiasına dayanılmış olup, hisse devrinin geçersizliği iddiası Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen bir sebebe dayandırılmamıştır. Bu kapsamda davacının eldeki davayı açmasına imkan veren hakkı Türk Ticaret Kanununda düzenlenen bir husustan kaynaklanmayıp, miras hakkından/ mirasçılık sıfatından kaynaklanmaktadır. Bu haliyle uyuşmazlık Türk Ticaret Kanununda düzenlenen bir husustan kaynaklanmamaktadır.

Somut olaya konu dava, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olmadığından ticari dava niteliğinde değildir. Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin taraflardan yalnızca birinin ticari işletmesi ile ilgili olması halinde dahi davanın ticari dava olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bunun yanı sıra eldeki dava, TTK'nın 4/1-a. Maddesinde düzenlendiği şekliyle Türk Ticaret Kanunu'nda öngörülen hususlardan doğan bir dava da değildir. Bu haliyle uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemesi değil HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Dolayısıyla Asliye Ticaret Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davanın esasına girilerek karar verilmesi isabetli görülmemiştir.

Ayrıca davacıların muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açtıkları davada şirkete ait hisse devri sözleşmesi ile temlik işleminin 01/04/1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca muris muvazaasına konu olamayacağı açık olup, ticaret sicillerine resmi olarak yazıldığından TBK'nin 19. maddesi uyarınca genel muvazaa kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku olmamakla birlikte,

davacı mirasçılar sözleşmenin tarafı olmadığından sözleşmenin muvazaalı olarak yapıldığı iddiası her türlü delille kanıtlanabileceği gözetilmeksizin ,mahkemece TBK 19. Maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede üçüncü kişi konumunda olan davacıların taraf muvazaasına ispata yarar yazılı delil ibraz edemedikleri kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi de dairemizce yerinde görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı yanın istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK'nın 353/1-a-3 ve HMK 353/1-a-6 maddeleri gereğince, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, somut uyuşmazlık hakkında görevsizlik kararı verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacılar vekili ile tereke idare memurunun istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.04.2023 tarih ve 2017/30 Esas, 2023/400 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-a-3 ve 353/1-a-6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA,

2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,

3-Taraflar tarafından yatırılan istinaf harcının istek halinde iadesine,

4-Tarafların istinaf başvurusu için yaptığı giderin esas hakkında verilecek kararda değerlendirilmesine, harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine,

5-Karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 08.01.2025

Başkan ... e-imzalıdır

*Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

... e-imzalıdır

*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/1917, K. 2025/7, 8 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İstinaf Yoluna Başvuran
  4. Dava Konusunu Devreden Davalı
  5. Dava Konusunu Devralan Davalı
  6. Talep Eden 3. Şahıs : İsmailoğulları Petrol Ticaret A.ş
  7. Davanın Konusu
  8. Başvuru Tarihi : 09.06.2023 - 21.06.2023
  9. İstinafa Geliş Tarihi: 07.12.2023
  10. Karar Tarihi : 08.01.2025
  11. Yazım Tarihi : 08.01.2025
  12. Gereği Görüşülüp Düşünüldü
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1917
Karar No
2025/7
Tarih
8 Ocak 2025

İlgili Kararlar

  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi E.2023/1922 K.2025/100
  • Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2023/1960 K.2024/1851
  • Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2023/1963 K.2025/58
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2023/1981 K.2025/39
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi E.2023/1990 K.2025/71
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi E.2023/2037 K.2024/1961

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.