İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2023/1923 K.2023/1707

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde…

Esas2023/1923Karar2023/1707Tarih13 Aralık 2023Okuma10 dk · 2.088 kelime

KÜNYE

T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna

Karar tarihi
13 Aralık 2023
Esas no
2023/1923
Karar no
2023/1707
Başkan
... (...
Üye
... (...
Üye
... (...
Katip
... (...
İncelenen kararın mahkemesi
GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
27.10.2023
Numarası
2023/838 Esas - 2023/994 Karar
Başvuran davacı
**** **** **** ****
Vekili
Av. ... -...
Davalı
KOCAELİ GEBZE GÜZELLER ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ - ...
Davanın konusu
Organize Sanayi Bölgesi Genel Kurul Kararının İptali
Başvuru tarihi
01.11.2023
İstinafa geliş tarihi
07.12.2023
Yazım tarihi
13.12.2023
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.088 kelime·10 dk okuma·1 bölüm

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı firmanın, davalının sevk ve idare ettiği, GGOSB (Gebze Güzeller Organize Sanayi Bölgesi) sınırları dahilindeki ... ada ... nolu parselde iş yeri olan, dolayısıyla 4562 sayılı OSB kanunun 3/e maddesinde yazılı şekliyle “katılımcı” olarak tanımı yapılan bir firma olduğunu, davalı tarafın, 4562 Sayılı Kanunla kurulduğunu ve kanunun 5. maddesinde de tanımı yapılan şekliyle, adına kamulaştırma da yapılabilen ve kanunda belirtilen organları aracılığıyla kararlar alıp yönetilen, yerleşmiş Yargıtay ve YİBGK kararı gereğince tacir niteliği de olan bir özel hukuk tüzel kişisi olduğunu, davalı tarafça.

21.12.2022 tarih ve 172 nolu müteşebbis heyet toplantısında; çağrı, toplantının yapılış şekli ve toplantıda alınan kararların; emredici hukuk kuralları, dürüstlük kuralı ve kamu düzenine aykırı olup, bu kararlardan dolayı katılımcılar ve dolayısıyla davacı firmanın da haksız ödemelere maruz kalarak mağduriyetine neden olunduğundan, bu toplantı ve alınan kararların hükümsüzlüğünün tespitini talep etmek zorunda kaldıklarını, dolayısıyla, toplantıda alınan ve emredici kurallara da aykırı olan bazı kararların, davacıya ek mali yük getirmesi nedeni ile bu davayı açmada hukuki yararının olduğunu beyanla;

alınan hukuka aykırı kararlar sonucu davacıdan tahsil edilen haksız bedellere ilişkin alacak hakları saklı tutmak koşulu ile. Davalı müteşebbis heyetince yapılan 21.12.2022 tarihli toplantıda alınan kararların emredici hukuk kaideleri, kamu düzeni ve dürüstlük kurallarına aykırı olması nedeniyle hükümsüz/batıl olduklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İlk derece mahkemesi tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli bulunması nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkeme kararının hukuka ve emsal yüksek yargı kararları ve özellikle de tüm mahkemeler için bağlayıcı nitelikte olan.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 2020/2 Esas 2021/3 Sayı ve 12.11.2021 tarihli kararında belirtilen ilkelere aykırı olduğunu, açılan davanın kararda belirtildiği gibi OSB Müteşebbis heyet kararının iptali davası değil, davalı müteşebbis heyetinin 21.12.2022 tarihli toplantısı ile bu toplantıda alınan bazı kararların yoklukla malul ve hükümsüzlüğünün tespiti davası olduğunu, dolayısıyla açılan dava ile mahkemenin tanımladığı dava hukuki dayanakları, yargılama şekli,

süreye tabi olup olmaması vb konularda tamamen birbirinden farklı davalar olduğu halde açılan davanın OSB müteşebbis heyet kararının iptali olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 4562 Sayılı OSB Kanunu gerekse, 6102 Sayılı TTK’nın ilgili hükümleri bir bütünlük içerisinde ve güdülen amaç doğrultusunda doğru bir hukuki nitelendirmeye tabi tutulduğunda OSB'lerin, özellikle yürüttüğü ağırlıktaki faaliyetler itibari ile tacir sıfatına sahip olması dışında bir sonuca varılmasının hukuken mümkün olmadığını, davalı OSB'nin, kanunda açıkça tacir olarak tanımı yapılmasa ve yasada; açıkça bir ticaret şirketi olduğu,

kar amacı güttüğüne dair bir açıklık da olmasa; bir ticari işletmeye sahip olması, gelir elde etmeye yönelik faaliyetlerinin olması, iktisadi ilkelere göre yönetilmesi, TTK’da yazılı A.Ş'lerin tuttuğu kayıt ve defterleri tutmak zorunda olması; dava konusunun her iki tarafın da işletmesi ve faaliyetleri ile ilgili olması, vb.gibi maddi olgular dikkate alındığında, dava konusunun her iki taraf için de ticari iş niteliğinde olduğu, bunların sonucu olarak da OSB’lerin;

iktisadi nitelikte olan tüm bu faaliyetleri nedeni ile "tacir" sayılması ve kendisine karşı açılacak davaların da ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiği açıkça ortada olduğunu, tüm bu nedenlerden dolayı, yerel mahkeme kararının. YİBGK, YHGK, Yargıtay 3.HD, 15.HD, 20.HD ve Uyuşmazlık Mahkemesi ile davada istinaf mahkemesi olan Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3.HD'nin.

“OSB'lerin tacir olduğu ve dava konusunun da her iki tarafın işletmesi, diğer bir deyişle ticari faaliyetleri ile ilgili olduğundan davanın ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiği” yönündeki emsal kararlarına da aykırı olduğundan, istinaf talebinin kabulü ile görevsizlik kararının ortadan kaldırılmasını karar verilmesini talep etmiştir.

HMK'nun 33. maddesi ve 04.06.1958 ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, hakim Türk Hukukunu re'sen uygulamakla görevli olup, bir davada maddi vakıaları anlatmak taraflara, hukuki tasnif ve tespit ise hakime ait olacaktır. Bu nedenle hakim tarafların ileri sürdüğü hukuki sebepler ve tespitlerden bağımsız olarak somut olaya uygulanacak yasa hükümlerini kendisi belirleyecektir.

Dava, Organize Sanayi Bölgesi Müteşebbis Heyetinin 21.12.2022 tarihli toplantısı ile toplantıda ele alınıp görüşülen bir kısım kararların yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

Bilindiği üzere yeni usul yasamız mülga 1086 sayılı HMUK'tan farklı olarak "usûl ekonomisini" ön plâna çıkararak eski usul yasasına nazaran daha seri yargılama ilkeleri belirlemektedir. Bu anlamda yargılamanın gereksiz yere uzamaması ve vatandaşların adalet sisteminden yakınmalarının önüne geçilebilmesi için ön inceleme aşaması usul yasasına dahil edilmiş olup; mahkeme hâkimi öncelikle ön inceleme aşamasında ve ön inceleme duruşmalı olarak yapılıyorsa en geç ön inceleme duruşması sona erene dek tüm esas ilişkin savunmalardan, ilk itirazlardan, itiraz ve def'ilerden önce dava şartlarıyla ilgili değerlendirme yapmak zorunluluğundadır.

6100 sayılı HMK'nın 138 m. gereğince dava şartlarının ön inceleme aşamasında ve en geç ön inceleme duruşmasında mahkeme hakimi tarafından re'sen incelenerek tüm hak düşürücü süreler ve ilk itirazlardan önce dava şartları konusunda bir karar verilmesi icap olunmaktadır ve fakat kimi bazı durumdalarda dava şartının varlığı veya yokluğu tahkikat esnasında belirginleşebilmektedir. Yeni usul yasamıza yargılamaya hakim olan ilkeler başlığı altında eklenen 27. maddesi düzenlemesine göre "hukuki dinlenilme hakkının" gözetilmesi nedeniyle kimi bazı durumlar da tarafları dinlemeden tensip aşamasında davanın usulden reddine dair nihai karar verilmesi uygun olamamaktadır. Bu nedenle dava şartları hakim tarafından karar verilinceye dek her aşamada re'sen göz önünde bulundurulabilmektedir.

Mahkemece, hükmün tensip aşamasında verilmiş olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK'nun 27. Maddesinde düzenlenen "hukuki dinlenilme hakkı" ile ilgili Dairemizin kanaatine gerekçemizde yer vermek gerekmiştir.

04.11.1950 tarihli Roma Protokolü (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin) 6. Maddesinde düzenlenen "Adil Yargılanma Hakkı" kapsamında değerlendirilen "hukuki dinlenilme" hakkı ülkemizle ilgili çok sayıda hak ihlali nedeniyle AHİM' başvurular nedeniyle verilen ihlâl kararları neticesinde 6100 sayılı Yasanın 27. Maddesinde yasal güvenceye kavuşturularak iç hukukumuzda da etkin bir şekilde göz önünde bulundurulmaya başlanmıştır.

Buna mukabil hem yukarıda izâh edilen "usul ekonomisine" ilişkin HMK'nun 30. maddesinde düzenlenmesi ve hem de dava şartlarının incelenmesine dair 137- 142. Maddeleri arasında düzenlenen yasa hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; tensiple verilen mahkemenin nihai kararının "hukuki dinlenilme hakkını" ihlal etmediği kanısına ulaşılmıştır.

Şöyle ki ; dava şartlarından olan "görev" hususu, tarafların dinlenilmesine gerek duyulmayacak ve tarafların iddia ve savunmalarıyla değiştirilemeyecek ölçüde kanuna dayalı hukuki ve maddi olgular olup; taraf iddia ve savunmalarından bağımsız olarak hakim tarafından re'sen evveliyetle göz önünde bulundurulması gereken konulardır. Bu anlamda oluşan durumun taraf iddialarıyla da değiştirilemeyeceği de ortadır.

Mahkemesince, davanın başlangıcında verilecek dava şartına ilişkin kararın, uzun yargılamalar neticesinde verilecek dava şartına ilişkin usuli karardan ise taraflar lehine olacağı açık olup sözleşme ile getirilen "makûl süre" kriterine daha uygun olacağı kabul edilmiştir.

Mahkemeleri görevi ancak kanun ile belirlenebilir olup, görev kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflarca itiraz edilmese bile davaya bakan Hâkim tarafından re'sen nazara alınır.

Ticari davalar TTK’nın 4/1 maddesinde tanımlanmıştır.

Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545,

ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.

Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.

Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.

Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.

Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.

Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez.

TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.

Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.

Asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. Yani bir özel mahkemede bakılacağına dair özel bir kanun hükmü bulunmayan her dava genel mahkemelerde görülür. Özel mahkemeler istisnai niteliktedir. Bu anlamda davanın özel mahkemenin (ticaret mahkemesi) görevine girip girmediğinin bu kanun düzenlemesine göre belirlenmesi gerekmektedir.

Somut uyuşmazlığın, 6102 sayılı TTK'nun 4.maddesine göre mutlak ticari dava kapsamında kalmadığı anlaşılmaktadır. Davalı Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı, ilgili yasa ve kendi kuruluş statüsüne göre özel hukuk tüzel kişisi olup; tacir sıfatına sahip olduğu söylenemeyecektir. Kimi bazı durumlarda örneğin sanayi bölgesinin içerisinde yer alana müteşebbislere elektrik dağıtım ve satış işini üstlenmesi gibi durumlarda Organize Sanayi bölgesinin "tacir sayılanlardan" değerlendirilmesi gerekebilmekte ise de taraflar arasındaki temel hukuki ilişkiye göre somut olayda davalının tacir sayılan sıfatına da haiz olmadığı anlaşılmaktadır.

Davacı, tacir olup, uyuşmazlık davacı yönünden ticari işletmesinden kaynaklansa da davalının ticari işletmesinden bahsedilemeyeceğinden uyuşmazlığında her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklanmamaktadır. Buna göre uyuşmazlığın genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinde ilgili kanun, uygulama yönetmeliği ve OSB kuruluş satatüsü hükümleri çerçevesinde ele alınıp görülmesi gerekmektedir.

Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, 15.06.2023 tarih, 2022/4599 Esas, 2023/3797 Karar Sayılı "Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair" kararı da bu yönde olup; anılan karar ile bu konuda Bölge Adliye Mahkemelerince göreve ilişkin verilen farklı kararla ilişkin uyuşmazlık da bu şekilde giderilmiştir.

Yukarıda yapılan tüm açıklamalar ve göreve ilişkin usul hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesinin uyuşmazlık hakkında görevsiz olduğu anlaşılmakla, davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından; davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.10.2023 tarih ve 2023/838 Esas, 2023/994 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,

2-Yürürlükteki Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gereken 269,85 TL istinaf harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 189,15 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,

3-Davacı tarafından yatırılan istinaf gider avansının talep halinde iadesine,

4-Karar tebliği, harç takibi ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 13.12.2023

Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır *Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/1923, K. 2023/1707, 13 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1923
Karar No
2023/1707
Tarih
13 Aralık 2023

İlgili Kararlar

  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2023/1924 K.2023/1828
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2023/1924 K.2023/3791
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2023/1924 K.2023/1834
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2023/1925 K.2023/1915
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2023/1925 K.2023/1829
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2023/1926 K.2023/1831

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.