İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2023/730 K.2024/926

Av. ... - ...

Esas2023/730Karar2024/926Tarih9 Mayıs 2024Okuma13 dk · 2.680 kelime

KÜNYE

T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna

Karar tarihi
9 Mayıs 2024
Esas no
2023/730
Karar no
2024/926
Başkan
... (...
Üye
... (...
Üye
... (...
Katip
... (...
İncelenen kararın mahkemesi
GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
31.01.2023
Numarası
2022/233 Esas - 2023/104 Karar
Başvuran davalı
GÜVENCE HESABI - ... - ...
Vekilleri
Av. ...- ...
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.680 kelime·13 dk okuma·7 bölüm

Av. ... - ...

DAVACI : ... - ...

VEKİLİ

Av. ... , ...

DAVANIN KONUSU

Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

BAŞVURU TARİHİ : 28.03.2023

İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ : 05.05.2023

KARAR TARİHİ : 09.05.2024

YAZIM TARİHİ : 09.05.2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde. Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2016/7065 E sayısı ile başlatılan icra takibi ile alacaklısı Güvence Hesabı görünen dosyadan davacı hakkında 33.810,21 TL lik işlem başlatıldığını, icra takibi açıkça usul ve hukuka aykırı olup konu edilen alacakların kesinlikle hukuki bir dayanağı olmadığını, icra takip talebinin konusu olarak,

davacı ve diğer borçlu ...'in ... ve ... plakalı araç (çekici) römork ile 30.04.2016 tarihinde Dilovası ilçesinde meydana gelen kazada, karşı araçta bulunan ...'ın vefat etmiş olması nedeniyle desteğinden yoksun kalan hak sahiplerine yapılan tazminat ödemesinin rücuen tahsilini içermekte olduğu ifade edildiğini, icra takibine yönelik tebligattan davacı haberdar olmadığı için herhangi bir itiraz da da bulunamadığını, bu surette takip kesinleşmiş ve davacının araçlarına yönelik haciz işlemi uygulandığını,

davacının ... plakalı aracın satış işlemini gerçekleştirmek üzere notere gitmesi üzerine 07.02.2022 günü noterin uyarısı üzerine ancak iş bu icra dosyasından haberdar olduğunu, 10.02.2022 tarihinde icra müdürlüğünden dosya ayrıntıları öğrenilerek icra müdürlüğü dosyasına 11.02.2022 tarihinde itiraz dilekçesi sunulduğunu, itirazın reddi üzerine Gebze 2. İcra Hukuk Mahkemesinde 2022/105 E sayılı dava ile ödeme emrinin iptali talep edildiğini, bu davanın halen derdest olduğunu,

dava öncesi Arabuluculuk Şartı nedeniyle Gebze Arabuluculuk Merkezine 2022/17696 dosya numarası ile müracaat edilmiş ise de davalı ile uzlaşma sağlanamamış olup işbu dava ikame edilmek zorunda kalındığını, davacı hakkında işbu davaya konu edilen icra takibiyle tam kusurlu olduğu varsayılarak haksız ve mesnetsiz bir işlem başlatıldığını, davacının mal varlığı üzerinde haciz, muhafaza ve satış işlemleri yapılmakla telafisi ağır mağduriyetlere neden olunacağını, nitekim davacının malvarlıklarına ve 3.kişilerdeki hak ve alacaklarına araçlarına haciz konulduğunu,

bu nedenle dava ve takip konusu senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile kötü niyetli davalının %20 den aşağı olmamak üzere icra tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle Mahkemede açılan davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, zira.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 21.02.2022 tarih 2022/1760 E ve 2022/2680 K Sayılı ilamı ile görevli mahkemeye ilişkin çelişki giderilmiş olup işbu karar ile de sübut bulduğu üzere mahkemede açılan davanın görevsizliğine karar verilmesi hukuki bir gereklilik olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davanın görevsizlik nedeniyle reddine ve görevli olan Gebze Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafça dava dilekçesinde belirtilen hususlar haksız ve hukuka aykırı olduğunu,

...'in maliki ve kullanıcısı olduğu ... ve ... plaka sayılı araç ( çekici )-römork ile 30.04.2016 tarihinde Kocaeli ili dilovası ilçesinde meydana gelen kazada karşı araçta bulunan ... vefat etmiş olup ...'ın desteğinden yoksun kalan hak sahipleri tarafından davalı kuruma yapılan başvuru neticesinde kurum tarafından Sigortacılık Kanunu ve Güvence Hesabı Yönetmeliği uyarınca 04.08.2016 tarihinde hak sahiplerine 32.721,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını,

yapılan tazminat ödemesinin rücusu için ZMMS'sı bulunmayan ve sorumluluğu bulunan ...'den tahsili bakımından Gebze 4.İcra Müdürlüğü'nün 2016/7065 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takibi borçlunun süresinde itiraz etmemesi üzerine kesinleştiğini ancak yine borçlu tarafından yapılan tebligatın usulsüz olduğuna ilişkin şikayetin kabulünün ardından tebliğ tarihi 07.02.2022 olduğu şeklinde karar verildiğini, davacı tarafından olayın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı,

iddia edilmekte ise de davacının iddiaları gerçeği yansıtmadığını, 30.04.2016 tarihinde olay yerinde düzenlenen Trafik Kaza Tespit Tutanağından da görüldüğü üzere " park halinde bulunan ... ve ... plaka sayılı araç sürücüleri ise aynı kanunun 61/1B kuralını (Taşıt yolu üzerinde park etmenin trafik işaretleri ile yasaklandığı yerlere park etmek) ihlal ettiği.." şeklinde yapılan tespit ile kusurlu olduğu açıkça ifade edildiğini, kaza tespit tutanağına süresi içerisinde itiraz edilememesi sebebiyle resmi belge niteliğine haiz olup işbu tutanak esas alınarak kusur belirlemesi yapıldığını,

dolayısıyla davacı tarafın olayın meydana gelmesinde kusurunun olmadığına ilişkin itirazlarının kabulünün hukuken mümkün olmadığını bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesi tarafından Davanın Kabulüne, davacının Gebze 4. İcra Müdürlüğü'nün 2016/7065 Esas sayılı dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir. Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı Güvence Hesabı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Davalı Güvence Hesabı vekili istinaf dilekçesinde; öncelikle mahkemenin görevsizliğine itirazlarını tekrar ettiklerini, davacının tebligatın usulsüz olduğuna ilişkin davalı tarafından yapılan şikayete konu davada verilen davanın kabul karar tarihi 25.03.2022 olup bu karar ile ıttıla tarihi 07.02.2022 kabul edildiğini, dolayısıyla davacı tarafından borçlu olmadığının tespiti talebiyle 29.03.2022 tarihinde ikame edilen Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/233 Esas sayılı dosyası hukuki yarar yokluğundan reddedilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu,

davalı kurum tarafından hak sahibine ödeme yapıldığını ve ödemeye esas belgelerin usulüne uygun olduğunu, kusura ilişkin rapor ile kaza tespit tutanağı arasında çelişki bulunduğunu, kusur raporuna yapılan itirazlara rağmen çelişkinin giderilmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, 2004 sayılı İcra iflas Kanunun 72/3. Maddesi gereğince, takipten sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.

Somut olayda, Davacı Fon'un, Güvence Hesabı Yönetmeliğin 9.maddesine göre, sigortasız aracın karıştığı trafik kazasından ötürü hak sahiplerine ödemiş olduğu tazminatı, kusurlu olduğunu ileri sürdüğü araç malikine Yönetmeliğin 16. Maddesine göre rücusu kapsamında icra takibine girişmiş olduğu, davalı tarafından icra takibi nedeniyle menfi tespit talepli olarak eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

HMK'nın 1. maddesinde görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetileceği düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 355. maddesindeki "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir." şeklindeki düzenlemeyle kamu düzenini ilgilendiren hususların istinaf incelemesi sırasında resen gözetileceğine işaret edilmiştir.

Mahkemelerin görevlerini belirleyen usul hukuku kuralları kamu düzenine ilişkindir; görev itirazı yargılamanın her aşamasında, usul hukukuna ilişkin hiçbir sınırlamaya tabi olmaksızın taraflarca ileri sürülebileceği gibi, davayı gören mahkeme de, bu yönde bir itiraz olmasa bile, görevli olup olmadığını kendiliğinden değerlendirmekle yükümlüdür. Her dava, usul hukukunun kamu düzenine ilişkin kurallarının gösterdiği görevli mahkeme hangisi ise orada görülür.

Bu konuda kazanılmış hak da olmaz. Bilindiği üzere yeni usul yasamız mülga 1086 sayılı HMUK'tan farklı olarak "usûl ekonomisini" ön plâna çıkararak eski usul yasasına nazaran daha seri yargılama ilkeleri belirlemektedir.

Bu anlamda yargılamanın gereksiz yere uzamaması ve vatandaşların adalet sisteminden yakınmalarının önüne geçilebilmesi için ön inceleme aşaması usul yasasına dahil edilmiş olup; mahkeme hâkimi öncelikle ön inceleme aşamasında ve ön inceleme duruşmalı olarak yapılıyorsa en geç ön inceleme duruşması sona erene dek tüm esas ilişkin savunmalardan ,ilk itirazlardan , itiraz ve def'ilerden önce dava şartlarıyla ilgili değerlendirme yapmak zorunluluğundadır.

6100 sayılı HMK'nın 138 maddesi gereğince dava şartlarının ön inceleme aşamasında ve en geç ön inceleme duruşmasında mahkeme hakimi tarafından re'sen incelenerek tüm hak düşürücü süreler ve ilk itirazlardan önce dava şartları konusunda bir karar verilmesi icap olunmaktadır ve fakat kimi bazı durumdalarda dava şartının varlığı veya yokluğu tahkikat esnasında belirginleşebilmektedir. Yeni usul yasamıza yargılamaya hakim olan ilkeler başlığı altında eklenen 27. maddesi düzenlemesine göre "hukuki dinlenilme hakkının" gözetilmesi nedeniyle kimi bazı durumlar da tarafları dinlemeden tensip aşamasında davanın usulden reddine dair nihai karar verilmesi uygun olamamaktadır. Bu nedenle dava şartları hakim tarafından karar verilinceye dek her aşamada re'sen göz önünde bulundurulabilmektedir.

Mahkemeleri görevi ancak kanun ile belirlenebilir olup, görev kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflarca itiraz edilmese bile davaya bakan Hâkim tarafından re'sen nazara alınır.

Ticari davalar TTK’nın 4/1 maddesinde tanımlanmıştır.

Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545,

ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.

Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.

Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.

Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.

Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.

Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez.

TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.

Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.

Asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. Yani bir özel mahkemede bakılacağına dair özel bir kanun hükmü bulunmayan her dava genel mahkemelerde görülür. Özel mahkemeler istisnai niteliktedir. Bu anlamda davanın özel mahkemenin (ticaret mahkemesi) görevine girip girmediğinin bu kanun düzenlemesine göre belirlenmesi gerekmektedir.

Somut uyuşmazlığın, 6102 sayılı TTK'nun 4.maddesine göre mutlak ticari dava kapsamında kalmadığı anlaşılmaktadır.

Şu haliyle, davacı Güvence Hesabı ile davalı malik arasında sigorta sözleşmesinden kaynaklanan bir hukuki ilişkiden söz edilemeyeceğinden ve 13.10.1983 tarih ve 18195 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 108 inci maddesine dayanılarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığına bağlı olarak "Garanti Fonu" adıyla kurulan, 1997 yılında gerçekleştirilen mevzuat değişikliği ile yönetimi Başbakanlık Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığından, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliğine devredilen ve 2002 yılında unvanı "Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabı" olarak değiştirilen,

2007 yılında 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu ile son halini alarak ve unvanı "Güvence Hesabı" olarak değiştirilen davacı Fonun, anılan Kanun’un 14 üncü maddesine dayanılarak yürürlüğe giren Güvence Hesabı Yönetmeliği kapsamında faaliyetlerini sürdürdüğü ticari işletmesinin bulunmadığı, kanun ve yönetmelikle statüsü belirlen davalı Güvence Hesabının, tacir ve ticaret şirketi olmadığı, bu anlamda uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklandığından ve davanın nispi ticari dava kapsamında olduğundan da bahsedilemeyeceğinden dolayı davanın genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesinden haksız fiil hükümlerine göre görülüp;

karar bağlanması gerekmektedir.

Bu hususta Yüksek Mahkemenin yerleşik hale gelen çok sayıda kararından birine aşağıda yer verilmiştir.

"......Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1 maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3 maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.

Somut olayda, davacı Güvence Hesabı, Yönetmeliğin 16. maddesinde sayılan hallerde ödediği tazminatı sorumlu davalıya rücu etmektedir. Davalı gerçek kişi olup uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır.

Bu durumda uyuşmazlığın genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girerek karar vermesi doğru görülmemiştir. (YARGITAY 17.Hukuk Dairesi 16/10/2019 ESAS NO: 2017/1132 KARAR NO: 2019/9502) aynı konuda benzer (YARGITAY 17.HD 2016/17475 E, 2019/9220 K- 2016/18999 E, 2019/8701 K- 2016/6366 E, 20191514 K- 2015/175566 E, 2018/9129 K- 2014/12933 E, 2016/10595 K- 2015/14952 E, 2016/3322 K.sayılı0 ilamlar)

Her ne kadar, Bölge Adliye Mahkemelerinin 2016 yılında faaliyete geçmesi ile birlikte bir kısım Bölge Adli Mahkemelerinin farklı hukuk daireleri tarafından, anılan dava türünde, görev hususunda, Yüksek Mahkemenin yerleşik uygulamasından farklı olarak.

Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğuna ilişkin kararlar verilmiş ise de Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Esas No: 2021/17896 - Karar No: 2021/4942 Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerinin kesin kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin kararı ile "...Uyuşmazlığın giderilmesine konu olaylarda, davacı Güvence Hesabı zorunlu trafik sigortası bulunmayan araçların neden olduğu trafik kazalarında zarar gören üçüncü kişilere ödediği tazminatı Yönetmeliğin 16. maddesinde sayılan hallerde zarardan sorumlu olan gerçek kişi sürücü ya da işleten davalıya rücu etmektedir.

TTK nun 4/1 maddesinde belirtilen her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili nispi dava söz konusu değildir. Davalılar gerçek kişi olup uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.

(Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 21.12.2020 tarih, 2020/466-2020/8778 sayılı kararı ile 16.10.2019 tarih, 2017/1132-2019/9502 sayılı kararları da aynı yöndedir.) Dolayısıyla Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi ile Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi,

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin kesin kararları arasındaki uyuşmazlığın bu çerçevede giderilmesi gerekmiştir. " denilerek bu husustaki göreve ilişkin ayrıksı kararlar nedeniyle oluşan ihtilaf giderilerek. Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu kabul edilmiştir.

Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır.

Buna göre, mahkemece davacıların eldeki davaya konu taleplerinin, 6102 sayılı TTK 4. maddesine göre mutlak ya da nispi ticari dava kapsamında kalmadığı, haksız fiilden kaynaklı davanın görüm ve çözüm yerinin genel mahkeme olarak Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gözetilerek davanın görev dava şartı yokluğundan usulden reddine ve dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekirken; görev kuralı gözetilmeksizin işin esasının incelenmesi doğru görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince, davalı tarafın işin esasına yönelik istinaf sebepleri incelenmeksizin yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, somut uyuşmazlık hakkında Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle Usulden Red kararı verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31.01.2023 tarih ve 2022/233 Esas, 2023/104 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-a-3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

2-Davanın yeniden görülmesi için, dosyanın Gebze Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-Peşin olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine,

4-Davalının istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin esas hakkında verilecek kararda değerlendirilmesine,

5-Karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 09.05.2024

Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır *Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/730, K. 2024/926, 9 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Vekili
  4. Davanın Konusu
  5. Başvuru Tarihi : 28.03.2023
  6. İstinafa Geliş Tarihi : 05.05.2023
  7. Karar Tarihi : 09.05.2024
  8. Yazım Tarihi : 09.05.2024
  9. Gereği Görüşülüp Düşünüldü
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/730
Karar No
2024/926
Tarih
9 Mayıs 2024

İlgili Kararlar

  • Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/731 K.2024/315
  • Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/731 K.2024/482
  • İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/732 K.2024/424
  • İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/732 K.2024/315
  • Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/732 K.2024/323
  • Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/732 K.2024/314

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.