KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 13 Haziran 2024
- Esas no
- 2023/775
- Karar no
- 2024/1251
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20.01.2023
- Numarası
- 2020/688 Esas - 2023/58 Karar
- Başvuran davalı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Davalı
- ... - ... - ...
- Davacı
- ROYAL MARK GROUP İNŞAAT GAYRİMENKUL OTOMOTİV TURİZM SANAYİ VE TİCARET L.T.ŞTİ.
- Vekili
- Av. ... - ...
- İhbar olunan
- ANADOLU ANONİM TÜRK SİGORTA ŞİRKETİ
- Vekili
- Av. ... - ...
- Davanın konusu
- Tazminat (Araç Değer Kaybı ve Kazanç Kaybı
- Başvuru tarihi
- 29.03.2023
- İstinafa geliş tarihi
- 09.05.2023
- Yazım tarihi
- 30.06.2024
Karar Metni
1.729 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirkete ait ... plakalı aracın 18.06.2019 tarihinde, Kocaeli ili Derince İlçesi Çenedere Viyadüğü üzerinde, Sakarya istikametine doğru seyrederken, ... plakalı çekici ve buna bağlı ... dorsenin kontrolünü kaybederek davacı şirketin aracına çarptığını ve maddi hasar meydana geldiğini, gerçekleşen kaza neticesinde ... plakalı araç sahibinin, yolda seyir ederken kontrolsüz bir şekilde hareket etmesi ve şerit izleme ve değiştirme kurallarına uymaması sebebiyle %100 kusurlu bulunduğunu, olayın meydana geldiği 18.06.2019 tarihinde ... plakalı araç sürücüsünün,
davacı şirkete ait ... plakalı araca çarparak aracın maddi hasara uğramasına, dolayısıyla araç değer kaybı oluşmasına sebebiyet verdiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı ve ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla; davalıların kusuru sebebiyle, davacı şirkete ait ... plakalı araçta oluşan değer kaybının, daha sonra arttırılmak üzere şimdilik 10.000,00-TL olarak kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tazminine karar verilmesini, davalıların kusuru sebebiyle kaza tarihinden itibaren aracın onarılmasına kadar geçen süre zarfında aracın kullanılmaması sebebiyle müvekkilinin uğramış olduğu,
daha sonra arttırılmak üzere şimdilik 10.000,00-TL olarak kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ,,, cevap dilekçesinde; davacı tarafın dilekçesinde kazanın nasıl meydana geldiğini doğru anlatmadığını, dilekçesinin başında kendi kullandığı çekicinin ( ...) ve buna bağlı dorsenin (...) kendi araçlarına çarptığını ifade ettiğini ki bunun tamamen gerçek dışı olduğunu, kaza tarihinde Kocaeli-Derince- Çenedere Viyadüğü üzerinde ... plakalı çekici ve buna bağlı ... plakalı dorseyi sol şeritte kullandığını, bu tırın diğer davalıya ait olduğunu ve kendisinin onun yanında o dönemde şoför-işçi olarak çalıştığını, davacı-şirket arabasının da servis minibüsü olduğunu ve kendisinin arkasından onun da sol şeritten geldiğini,
yola yağ döküldüğünü, önündeki binek aracın bu yağ nedeniyle frene bastığını ve kendisinin de ona çarpmamak için frene bastığını, ancak kendisinin aracının kontrolden çıkarak sağ yandaki bariyerlere vurduğunu, arka kısımdaki dorsenin de dönerek sol şerite doğru kaydığını, yani kullandığı tırın, çarprazlama bir şekilde durabildiğini, davacının aracının da sol taraftan kendisinin dorsesinin köşesinden sürtünerek sol şeritten araya sıkıştığını, kazanın bu şekilde olduğunu, yani kendisinin arkadan çarpmadığını, davacı tarafın, araç değer kaybı, kazanç kaybı ve bir takım afaki tazminat taleplerinde bulunduğunu, aracın tamir süresi iddiasını,
günlük abartılmış kazanç iddialarını ve diğer iddiaların hiçbirini kabul etmediğini, kazanın meydana gelmesinde kusurun, tamamen davacı araç sürücüsünde olduğu için bunların hiçbirinden sorumlu olmadığını, kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusuru olmadığı için haksız davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; olay tarihinde davalının aracının yol üzerinde normal seyrinde iken yol yüzeyinde bulunan yağ benzeri bir sıvı nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybedince arkadan gelmekte olan davacıya ait aracın, aşırı hızlı olmasından dolayı duramayarak davalıya ait araca çarpmak zorunda kaldığını, dosyanın ATK'ya gönderilerek yeni bir kusur raporu alınmasının gerekli olduğu kanaatinde olduklarını, dava dilekçesinde davacıya ait aracın yetkili serviste 54 gün kaldığı,
başka bir paragrafta ise onarımın 60 gün sürdüğünün belirtildiğini, her iki sürenin de fahiş olduğunu, bu nedenle araçtaki hasarın niteliği dikkate alınarak objektif koşullardaki azami tamir süresinin belirlenmesi gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde davalıya atfı kabil herhangi bir kusur bulunmadığını, ayrıca davacının taleplerinin de son derece fahiş olduğunu, açıklanan nedenlerle her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak üzere; öncelikle davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine, davacı tarafa ticari kazanç kaybına yönelik talebini tam olarak belirtip harcını tamamlamak üzere süre verilmesine,
davanın esastan reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından, davanın kısmen kabulüne, davacının davalılar aleyhine açtığı değer kaybı tazminatına yönelik talebinin kabulüne, 20.000,00 TL değer kaybı tazminatının 18.06.2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının davalılar aleyhine açtığı kazanç kaybı bedeline yönelik talebinin kısmen kabulüne, 179,36 TL'nin 18.06.2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davalı tarafta herhangi bir kusur bulunmamasına rağmen kusurun tamamının taraflarına yüklenmesi ve buna yapmış olunan itirazların kabul edilmeyerek objektif bir kusur tespiti yapma yoluna gidilmemesi,
yine değer kaybı yönünden itiraz ve talepleri dikkate alınmaksızın eksik inceleme ile karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı taraf, mahkemeye sunmuş olduğu 28.10.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile davaya konu araca ilişkin değer kaybı bedeli olarak dava dilekçesinde talep etmiş oldukları 10.000,00 TL bedelin 20.000,00 TL'ye çıkarılmasını talep ettiğini, bu ıslaha karşı verilmiş olan 02.11.2022 tarihli cevap dilekçesinde 2918 Sayılı KTK'nın 109.
Maddesi uyarınca motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin taleplerin, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zaman aşımına uğradığını belirterek davacının ıslah talebinin de bu kapsamda olduğunu,
kaza tarihi 18.06.2019 olduğundan 2 yıllık süre geçtikten sonra ıslahla yapılan talep artırımının zaman aşımına uğradığını belirtilmesine rağmen bu hususun da dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu,ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönünde karar vermesi gerekirken delillerin taktirinde hataya düşerek davanın kısmen kabulü yönünde verdiği kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Dava, trafik kazası nedeniyle değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli istemine ilişkindir.
Somut olayda,18/06/2019 tarihinde Kocaeli ili Derince İlçesi Çenedere Viyadüğü üzerinde, Sakarya istikametine doğru seyreden davacı şirkete ait ... plakalı araç ile davalı ...'in kullandığı ve diğer davalı ...'a ait ... plakalı çekici ve buna bağlı ... dorsenin çarpışması sonucunda davacıya ait aracın hasar görmüş olduğu anlaşılmaktadır.
Kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağında sadece davalı sürücüye kural ihlali verilmiştir. Mahkemece alınan 09/01/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda ise;... plaka sayılı çekici sürücüsü davalı ...'in kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusur verilmiştir. Heyetimizce de kusur oranının oluşa uygun olduğuna kanaat getirildiğinden davalı ... vekilinin kusur oranına yönelik istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir.
Bir şeyin kısmen hasar görmesi halinde, kullanılamamasından doğacak zararlar sorumlu kişiden talep edilebilir. Motorlu araç zarar görmüş ise, aracın kullanılış amacına göre araçtan mahrumiyet zararı belirlenmelidir. Davacının araç mahrumiyeti ya da araç kiralama bedelinden zarar verenlerin sorumlu tutulabilmesi için aracın onarımı ekonomik ise onarım süresince, aracın onarımı ekonomik değil ise davacının aynı model ve yaşta, aynı özellikleri taşıyan yeni bir araç satın alması için geçecek makul süre için araç mahrumiyeti zararı belirlenmesi gerekir.
Araç mahrumiyet bedeli, ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan bu süre içinde davacının aynı nitelikteki araç için (ikame araç) ödemesi gereken bedeldir (Yargıtay 17. HD 2016/2072 E - 2018/11712 K sayılı ilam). Aracın perte ayrıldığının kabulü halinde de yeni bir araç alıncaya kadar geçecek makul süre için araç mahrumiyeti zararının belirlenmesi gerekecektir.(Yargıtay 17. HD 2014/13531 E-2016/11340 K sayılı ilam)
Bu durumda mahkemece, araç tamir edilmiş ise tamir süresince araç mahrumiyeti bedelinin, pert kabul edilmiş ise kaza tarihinden yeni bir araç satın alınmasına kadar geçecek makul süre için ikame araç bedelinin hesaplanması yönünden bilirkişi kurulundan rapor alınmalı, araç mahrumiyetine ilişkin belge sunulamaması halinde, B.K.’nun 42. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak mahkemece tayin ve takdir edilmeli, sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. (Yargıtay 17. HD 2012/6990 Esas, 2012/13761 Karar sayılı ilamı)
Öte yandan, Yargıtay 17. HD'nin 2017/1230 E- 2018/2590 K sayılı 15.03.2018 tarihli kararında vurgulandığı gibi değer kaybının hesabında aracın modeli, markası, özellikleri, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, tarafların iddia ve savunmaları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeriyle kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı zararının hesaplanması ilke olarak kabul edilmiştir.
Buna göre, aracın tamirde kaldığı makul süre nazara alınarak araç mahrumiyeti bedelinin hesaplanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Yanı sıra değer kaybı hesabının yukarıda belirtilen Yargıtay uygulamasına göre kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeriyle kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı zararının hesaplanması ve bu bedele hükmedilmesi gerektiği, somut olayda hazırlanan bilirkişinin raporun yukarıda sayılan ilke ve kurallara göre hazırlandığından bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla; davalı ... vekilinin delillerin takdirinde hataya düşüldüğüne ilişkin bu yöndeki istinaf taleplerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Borçlar Kanunu'nun 41. Maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60. Maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir.BK'nın 60. Maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıllık sübjektif ve nisbi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, her halde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanaşımı süresi ile olağan üstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir.
Buna karşılık özel bir kanun hükmünün, özel olarak zamanaşımı süresi öngördüğü tehlike sorumluluklarında BK m.60 uygulanmaz.2918 sayılı KTK'nın 109/1 maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararlarının tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne yer verilmiştir.
Dava dilekçesinde açıkça davanın kısmi dava olarak açıldığı yazılmamış ve talep " zararımız tam olarak belirlendiğinde artırılmak üzere şimdilik 10.000,00 TL" olarak belirtilmiş olduğundan davanın HMK 107. Maddesinde tanımlanan belirsiz alacak davası olarak açıldığı kabul edilmiş, dava tarihi itibariyle zamanaşımı da söz konusu olmadığından davalı ... vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/775, K. 2024/1251, 13 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama