KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 13 Haziran 2025
- T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/1275 - 2025/1183
- Esas no
- 2024/1275
- Karar no
- 2025/1183
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28.05.2024
- Numarası
- 2023/315 Esas - 2024/272 Karar
- Başvuran davalı
- **** **** **** ****
- Vekili
- Av..
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av...
- Davanın konusu
- Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Başvuru tarihi
- 01.07.2024
- İstinafa geliş tarihi
- 02.07.2024
- Yazım tarihi
- 13.06.2025
Karar Metni
974 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve Dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın Dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde.
03.07.2021 tarihinde Kocaeli İli, Körfez İlçesi, Hacı Akif Mahallesi'nde meydana gelen trafik kazasında eşi ...'in idaresindeki ... plaka sayılı aracın, havanın aşırı yağışlı olması nedeniyle kayarak direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi sonucu yolun sağ tarafında bulunan kanala çarparak durduğunu, araçta bulunan ve sağ ön koltukta oturmakta olan davacı ...'in yaralandığını, davalı sigorta şirketi ile ...'e ait ... plaka sayılı aracın ZMSS poliçesini düzenleyen sigorta şirketi olduğunu, davacının kaza sonucu maluliyetinin oluştuğunu beyanla,
davanın belirsiz alacak olarak açılan davanın kabulü ile yargılama sırasında alınacak olan bilirkişi raporu doğrultusunda arttırılmak üzere şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 03.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 16.04.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle, davacı için maddi tazminat taleplerini 252.737.22 TL‘ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının maddi tazminat talebinin neye ilişkin olduğunun dilekçede açık olmadığını, davacının talep sonucunu tazminat kalemlerini teker teker belirtmek suretiyle açıklaması gerektiğini, kazaya konu aracın davalı şirket nezdinde ZMMS ile sigortalı olduğunu, davacı şirketin poliçe sebebiyle sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı, yaralanma ve ölümlerde poliçenin kişi başına azami teminatının 430.000,00 TL olduğunu, meydana gelen kazada tarafların kusur durumunun ATK tarafından tespiti gerektiğini,
davacının uygun yönetmelik kapsamında alınmış sürekli sakatlık kurul raporu bulunmadığını, araçta yolcu olan davacı yönünden olayda müterafik kusur ve hatır indirimi uygulanması gerektiğini, davacının usulüne uygun yeterli belgelerle davalı şirkete başvurmadığını ve bu nedenle ancak dava tarihinden faize hükmedilebileceğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 224.906,58 TL sürekli iş göremezliğe ilişkin zarar, 17.098,15 TL geçici iş göremezliğe ilişkin zarar olmak üzere toplam 242.004,73 TL maddi tazminatın 13.04.2023 tarihinden itibaren davalı Sigorta Şirketinden poliçe limiti ile sorumlu olmak üzere işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafından dosyaya geçici iş göremezlik süresi olduğu iddia edilen döneme ilişkin herhangi bir işgöremezlik/istirahat raporu sunulmadığını, bu nedenle, davacının geçici iş göremezlik süresinin bulunmadığının kabul edilmesi gerektiğini, SGK dan geçici işgörmezlik süresi için ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun da mahkemece araştırılması ve mahsubu gerekirken bu hususların dikkate alınmadığını, şirketine geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu tutulamayacağını, emniyet kemeri takmayan ve sürücünün eşi olan davacı için hatır ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini,
davada kusur incelemesi yapılmadan hatalı karar verildiğini, belirlenen maluliyet oranın kabul etmediklerini, hükme esas raporun kaza tarihli yönetmeliğe uygun olarak tanzim edilmediğini, ıslah edilmiş tutar için zamanaşımının dolduğunu, ıslah edilen miktar için faizin bu tarihten, diğer yönden ise davalı şirket usulüne uygun temerrüde düşürülmediğinden dava tarihinden faiz işletilebileceğini beyanla, hükmün kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
Dava, trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. İstinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemede dosya kapsamından, 03.07.2021 tarihinde meydana gelen tek taraflı maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazasında sigortalı araç sürücüsünün eşi olan ve araçta yolcu olarak bulunan davacı yaralanmıştır.
Kaza tespit tutanağı ve soruşturma dosyası içeriği ve dosyaya yansıyan bilgi ve belgelere göre davacının kaza anında emniyet kemerinin takılı olmadığının ispat edilememesi, ve davacı sigortalı araç sürücüsünün eşi olduğundan olayda hatır indiriminin uygulama olanağının bulunmaması sebebiyle hükmedilen tazminattan yazılı gerekçelerle müterafik kusur veya hatır indirimi yapılmamasında isabetsizlik görülmemesine,
davacının maluliyetinin belirleyen KOÜ Adli Tıp Biriminin 01.12.2023 tarihli maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümleri uyarınca hazırlandığının anlaşılmasına ve yargılamada alınan aktüer raporunun somut olayın özelliklerine ve güncel Yargıtay içtihatlarına uygun biçimde tanzim edilmesi sebebiyle hükme esas alınarak yazılı biçimde davalı sigorta şirketinin poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatından sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Ayrıca, davacı vekilinin davalı sigorta şirketine dava öncesi yaptığı başvurunun 05.04.2023 tarihinde tebliğ edildiği görülmekle 2918 sayılı KTK’nun 98/1 maddesi uyarınca yazılı biçimde temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde, haksız fiilin aynı zamanda suç teşkil eden eylem niteliğinde olması sebebiyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 72. Maddesi uyarınca uzamış ceza zamanaşımı süresi dikkate alınarak hükmedilen tazminatın tamamına temerrüt tarihinden itibaren yasal faize işletilmesinde de isabetsizlik bulunmamaktadır.
Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/1275, K. 2025/1183, 13 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama