KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 9 Temmuz 2025
- T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2025/1136 - 2025/1418
- Esas no
- 2025/1136
- Karar no
- 2025/1418
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29.04.2025
- Numarası
- 2023/456 Esas - 2025/243 Karar
- Başvuran davacı
- ...
- Vekili
- Av..
- Başvuran davalı
- DENİZ PETROL TURİZM İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ
- Vekili
- Av...
- Başvuran davalı
- **** **** **** ****
- Vekili
- Av...
- İhbar olunan
- BEREKET SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
- Vekili
- Av...
- Davanın konusu
- Tazminat ( Tüketici İlişkisinden Kaynaklanan
- Başvuru tarihi
- 09.05.2025-15.05.2025-23.05.2025
- İstinafa geliş tarihi
- 03.07.2025
- Yazım tarihi
- 10.07.2025
Karar Metni
895 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve Dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın Dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ... plakalı aracına 05.08.2023 tarihinde Deniz Petrol Şirketine ait Shell isimli benzinlikten 1.000,00 TL bedelle akaryakıt ve 176,00 TL bedelle adblue satın aldığını, aracın benzinlikten çıktıktan 100 metre sonra adbluenin yakıt deposuna eklenmesi nedeniyle stop ettiğini, araçtaki zararın giderilmediğini beyan ederek; 132.000,00 TL servis onarım faturası, 2.320,00 TL çekici masrafı, 36.000,00 TL araç kiralama bedeli, 1.000,00 TL yakıt ve 176.00 TL AdBlue parası olmak üzere toplam 171.496,00 TL maddi tazminatın zararın meydana geldiği tarihten itibaren avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı Deniz Petrol şirketi vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Shell Petrol AŞ vekili cevap dilekçesinde; davaya bakmakta Istanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, davacının ayıplı olduğunu iddia ettiği hizmeti diğer davalıdan aldığını, diğer davalı ile aralarında sadece bayilik ilişkisi olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından, davanın kısmen kabulü ile, 2.320,00 TL araç çekici masrafı, 1.000,00 TL davalı Deniz Petrol Şirketinden alınıp kullanılamayan yakıt bedeli, 176,00 TL davalı Deniz Petrol Şirketinden alınıp kullanılamayan adblue bedeli, 106.406,39 TL araç hasar bedeli ve 8.400,00 TL araç mahrumiyet bedelinin 05.08.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı Deniz Petrol Turz. İnş. San. ve Tic Ltd. Şti' den alınarak davacıya verilmesine, davalı Shell Petrol AŞ yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece hükme esas alınan hesaplamaları kabul etmediklerini, bu kapsamda araç mahrumiyet bedeline ilişkin hesaplamanın yetersiz ve eksik olduğunu, bu hususun sunulan delillerden anlaşıldığını, husumete yönelik varılan sonucu kabul etmediklerini beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı Shell Petrol şirketi vekili istinaf dilekçesinde; diğer davalı ile bayilik ilişkisinin bulunmadığını, hükmün 8. Maddesinde lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin yanlış olduğunu, husumet itirazımızın dikkate alınmadığını, davacının tüketici değil tacir olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı Deniz Petrol şirketi vekili istinaf dilekçesinde; mahkeme kararında olayın hukuki vasfının haksız fiil mi yoksa adam çalıştıranın sorumluluğuna mı dayandığını anlaşılmadığını, kendilerine atfedilen sorumluluk ve kusuru kabul etmediklerini, hasar yönünden mahkemece yapılan incelemeleri kabul etmediklerini, olayın vuku buluşuna ilişkin savunma ve delillerinin dikkate alınmadığını, davanın kendileri yönünden reddi gerektiğini beyanla, hükmün kaldırılmasını istemiştir.
Dava, tüketici ile yapılan alım satım sözleşmesinden doğan zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
KHK'nın 3/1-l bendi, "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder," düzenlemesini içermektedir.
Aynı Kanun'un 73/1. maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu, 83/2. maddesinde ise, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan hükümler çerçevesinde, ticari veya mesleki olmayan bir amaçla hareket eden tüketicinin taraf olduğu bir alım satım sözleşmesi tüketici işlemidir. Böyle bir sözleşme/işlem nedeniyle açılan davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.
Somut olayda, davacının davalılardan satın alındığı ileri sürülen ürünün ayıplı olması sebebiyle davacı aracında meydana getirdiği ileri sürülen zararın giderilmesi istenmekte olup, davacı ile davalılar arasında arasındaki temel ilişki tüketici ilişkisidir. Bu durumda, davaya bakmakla görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı biçimde işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir. Görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınmalıdır.
İlk derece mahkemesi tarafından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunduğundan, görevin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca hükmün sair yönleri incelenmeksizin taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın görevsizlik kararı verilmesi için mahal mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1136, K. 2025/1418, 9 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama