KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2024
- Dosya no
- 2023/1470
- Karar no
- 2024/268
- Kararın yazıldığı tarih
- 15/02/2024
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Dava tarihi
- 26/09/2017
- Karar tarihi
- 15/02/2023
- Numarası
- 2017/924 Esas - 2023/96 Karar
- Davacı
- KUBİLAY URHAN İNŞ. TAAH. İTH. İHR. TUR. İML. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. - ...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Davalı
- HALDIZ İNŞAAT OTOMOTİV TİC.A.Ş... - ...
- Vekilleri
- Av. ... - ...
Karar Metni
2.333 kelime·12 dk okuma·9 bölüm
Av. ... - ...
HÜKÜM
Kararın kaldırılması - Yeniden hüküm kurulması
İSTİNAF EDEN
Davacı vekili - Davalı vekili
Taraflar arasındaki itirazın iptali davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde. Müvekkili aleyhine Kocaeli 2. İcra Dairesi'nin 2017/8040 Esas sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla takip başlattığını, müvekkili şirket Fenerbahçe projesi olarak adlandırdığı ve konusu kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve yüksek kar marjlı projesini içinde bulunduğu şartlar nedeniyle ifa edemeyeceğini öngördüğü ve devredebileceği bir firma arayışına girdiğini, projeyi davalı Haldız İnşaat Otomotiv Tic.
A.Ş'ne devrettiğini, projenin satış bedelinin protokolün 2. maddesinin (d) bendinde belirtilen 4.500.000,00 TL ile (g) bendinde belirtilen 1.680.000,00 TL olmak üzere toplam 6.180.000,00 TL olduğunu, şirketin aktifine girecek olan bu bedele kdv eklenerek 7.292.400,00 TL bedelli, 23/06/2017 tarih ve ... numaralı fatura düzenlenerek davalıya gönderildiğini, davalı tarafından bu faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edildiğini, müvekkili davalıdaki alacağına karşılık borçlu olduğu kişilere kısmi temlikler yaptığını, bu temliklerin büyük bir kısmının davalı tarafından alacağından mahsuben 3. kişilere ödendiğini,
cari hesap ekstresi incelendiğinde 3. kişiye temlik ettikleri kısım halen daha davalıdan tahsil edildiğini ve alacaklı olduğu miktarın halen 2.812.176,02 TL'si oluğunun görüldüğünü, karşılıklı hesaplarda herhangi bir uyumsuzluk görülmemesi üzerine taraflarca tutulan hesabın doğru ve mutabık olduğu,
uyumsuzluk görülmemesi üzerine taraflarca tutulan hesabın doğru ve mutabık olduğu hususu aynı gün mali müşaviri aracılığıyla karşı tarafa e posta yoluyla bildirildiğini, taraflarca 3. kişiye temlik edilen 1.780.000,00 TL mahsup edilerek bakiye 1.132.176,02 TL bedel tekrar ve şifahen davalıdan talep edildiğini, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazın iptaline, tarafların tacir olması dolayısıyla reeskont avans faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine,
yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde.
Müvekkili şirketin 08/11/2016 tarihli protokol uyarınca ödemeyi taahhüt ettiği toplam bedelin 6.180.000,00 TL olduğu ve bu bedele katma değer vergisinin dahil olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 08/11/2016 tarihinde mutabık kalınan toplam bedele KDV'nin dahil olup olmadığı konusunda olduğunu, davacı tarafın beyan dilekçesinde beyan ettiği üzere müvekkili şirketin protokol uyarınca dönemeyi taahhüt ettiği toplam tutarın 6.180.000,00 TL olduğu,
protokolün hiçbir maddesinde KDV'nin hariç tutulduğuna ve ayrıca ödeneceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı ve bu bedele KDV'nin dahil olduğunun kabulü gerektiğini, benzer uluşmazlıkların tümünde Yargıtay'ın KDV hariç tutulmadığı hallerde mutabık kalınan bedele dahil olduğunun hükmedildiğini, sözleşme bedeli KDV dahil 6.180.000,00 TL iken davacı tarafın sözleşmeye aykırı olarak bu bedele KDV ekleyerek 7.292.400,00 TL olarak fatura düzenlenmesinin hukuki bir sonucu olmadığı ve bu faturaya itiraz edilmemesinin davacı tarafa bir hak vermeyeceğini,
TTK 21/2 madde hükmünde faturayı alan kişinin 8 gün içerisinde fatura içeriğine ilişkin bir itirazda bulunmaması durumunda faturanın içeriğini kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiş olmasına rağmen yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda faturayı keşide edenin bu hükümden faydalanabilmesi için fatura konusu mal hizmetin ifa ettiğini ispatlaması, faturadan alıcı tarafın durumunu ağırlaştıran tek taraflı kayıtlarının bulunmaması,
faturanın taraflar arasında anlaşmaya uygun şekilde düzenlenmiş olması gerektiği, aksi halde ticari hayatta davacı gibi birçok kötü niyetli kişilerce asılsız fatura düzenlenerek haksız kazanım elde edebilecekleri davacı tarafın icra takibi başlatmadan önce müvekkili şirketin ödemekle yükümlü olduğu bedel olan 6.180.000,00 TL olmasına rağmen protokol düzenlenmeyen bir hakkı ... isimli bir şahsa temlik ettiği ve bu şahıs tarafından ihtarname ile talepte bulunulduğunu,
bu ihtarnameye cevabın müvekkili şirketin protokol uyarınca ödemekle mükellef olduğu 6.180.000,00 TL tamamını ödediğini ve protokol uyarınca davacıya ve herhangi bir 3. kişiye borcu olmadığı ihtarname ile bildirildiğini, protokolde kararlaştırılan toplam her şey dahil olduğunun belirtildiğini, ifade edildiği üzere taraflar arasındaki protokole aykırı şekilde yapılmayan ve şirket yetkilisi tarafından imzalanmayan mutabakatın hukuken bir hükmü bulunmadığı beyan edilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre; " Davanın REDDİNE, Davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine, " karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Müvekkili olduğu şirket, "Fenerbahçe Projesi" olarak adlandırılan, konusu kat karşılığı inşaat olan ve kar marjı çok yüksek olan inşaat projesini mağduriyet doğmaması adına (bu husus 08/11/2016 tarihli protokolün 1. Madde) ve iflas aşamasında bulunması nedeniyle olabildiğince düşük bir miktar ile daire sahiplerinin baskısı altında ve ivedilikle davalıya satıldığını, iş bu projenin satış bedelin protokolün 2. maddesinin (d) bendinde belirtilen 4.500.000,00 TL ile (g) bendinde belirtilen 1.680.000,00 TL olmak üzere toplam 6.180.000,00 TL olduğunu, bu bedele KDV eklenerek 7.292.400,00 TL bedelli,
23/06/2017 tarih ve ... numaralı fatura düzenlenerek davalıya gönderildiğini ve davalı tarafından bu faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edilmediğini, her iki tarafın da tacir olduğunu, anlaşmaya aykırı herhangi bir unsuru olmayan, protokole uygun olarak mal teslimi yapılan ve usulüne uygun olarak düzenlenen faturanın davalıya gönderildiğini, davalının bu faturayı herhangi bir itirazda bulunmadan ticari defterlerine işlediğini ve muhtemelen katma değer vergisi mahsubunu yaptığını, Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 15/02/2023 Tarih, 2017/924 E. ve 2023/96 Karar sayılı usul ve yasaya aykırı olarak verilmiş olan Kararının bozulması,
gerekirse istinaf incelemesi sonunda yargılama yapılarak yeni bir hüküm oluşturulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Müvekkili olduğu şirket ile davacı arasında imzalanan, 08.11.2016 tarihli protokol incelendiğinde hiçbir maddesinde ayrıca KDV talep edileceği hususunda bir açıklama bulunmadığını, davacının müvekkili olduğu şirketten bir KDV alacağı bulunmadığını, 08.11.2016 tarihli protokol uyarınca müvekkil şirketin ödemeyi taahhüt ettiği toplam tutarın 6.180.000 TL olduğunu, fatura ile sözleşmenin değiştirilmesinin mümkün olmadığını, sözleşme değişikliğinin HMK'nun 200.
Maddesi gereği ancak yazılı delil ispatlanabileceğini ve diğer emsal kararlar ile aynı doğrultuda bu sebeplerden ötürü de sözleşmeye uygun düzenlenmeyen faturanın itiraz edilmese dahi faturayı alan tarafı bağlamayacağı yönünde hüküm kurulduğunu,
davacının istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesine karşı cevaplarımızın kabulü ile iş bu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun başvurunun reddi ile yerel mahkemece verilen kararın onanmasına ancak icra takibi haksız ve kötüniyetli olarak başlatıldığından dolayı yerel mahkemece kötü niyet tazminatının reddine ilişkin kararının kaldırılarak davacının icra takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 HMK, 6098 Sayılı TBK
3. Değerlendirme ve karar Dava, itirazın iptâli davasıdır. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili; müvekkili şirketin Fenerbahçe projesi olarak adlandırdığı ve konusu kat karşılığı inşaat sözleşmesi olan projeyi davalı Haldız İnşaat Otomotiv Tic.
A.Ş'ne devrettiğini, projenin satış bedelinin protokolün 2. maddesinin (d) bendinde belirtilen 4.500.000,00 TL ile (g) bendinde belirtilen 1.680.000,00 TL olmak üzere toplam 6.180.000,00 TL olduğunu, şirketin aktifine girecek olan bu bedele kdv eklenerek 7.292.400,00 TL bedelli,23/06/2017 tarih ve ... numaralı fatura düzenlenerek davalıya gönderildiğini, davalı tarafından bu faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edilmediğini, müvekkilin davalıdaki alacağına karşılık borçlu olduğu kişilere kısmi temlikler yaptığını, cari hesapta davalıdan alacaklı olduğu miktarın halen 2.812.176,02 TL'si oluğunun görüldüğünü,
taraflarca tutulan hesabın doğru ve mutabık olunduğunu, taraflarca 3. kişiye temlik edilen 1.780.000,00 TL mahsup edilerek bakiye 1.132.176,02 TL davalıdan alacağı kaldığını beyanla itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili şirketin 08/11/2016 tarihli protokol uyarınca ödemeyi taahhüt ettiği toplam bedelin 6.180.000,00 TL olduğu ve bu bedele katma değer vergisinin dahil olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 08/11/2016 tarihinde mutabık kalınan toplam bedele KDV'nin dahil olup olmadığı konusunda olduğunu, protokolün hiçbir maddesinde KDV'nin hariç tutulduğuna ve ayrıca ödeneceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı ve bu bedele KDV'nin dahil olduğunun kabulü gerektiğini,
sözleşme bedeli KDV dahil 6.180.000,00 TL iken davacı tarafın sözleşmeye aykırı olarak bu bedele KDV ekleyerek 7.292.400,00 TL olarak fatura düzenlenmesinin hukuki bir sonucu olmadığı ve bu faturaya itiraz edilmemesinin davacı tarafa bir hak vermeyeceğini, müvekkili şirketin protokol uyarınca ödemekle mükellef olduğu 6.180.000,00 TL tamamını ödediğini ve protokol uyarınca davacıya ve herhangi bir 3. kişiye borcu olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Tacir olan tarafların ticari defterleri bilirkişice incelettirilmiş olup alınan rapor incelendiğinde; davacı tarafından davalı adına düzenlenen 7.292.400,00 TL bedelli, 23/06/2017 tarih ve ... numaralı faturanın davalı defterine 11.7.2017 tarihinde borç olarak kaydedildiği, sonrasında davalının aynı tutarda 7.9.2017 tarihinde iade faturası düzenlediği, iade faturasının davacı defter kayıtlarında yer almadığı, davacı defter kayıtlarına göre davacının davalıdan 1.112.301,02 TL alacaklı olduğu anlaşılmaktadır.
Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen faturadaki alacakla ilgili olarak, süre geçtikten sonra iade edilmesi veya ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir.
İtiraz süresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan iade edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini kanıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir. (Yargıtay 15.H.D. 2016/4742 E, 2018/652 K sayılı ilamı)
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kuralla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında proje devrine ilişkin düzenlenen 08/11/2016 tarihli protokol uyarınca davalının davacıdan 6.180.000,00 TL alacaklı olduğu ve bu bedelin tahsilinin dava konusu olmadığı,
buna karşılık davacının 6.180.000,00 TL ye KDV alacağı da eklemek suretiyle davalı adına 7.292.400,00 TL bedelli 23/06/2017 tarih ve ... numaralı fatura düzenleyerek bakiye alacağını talep ettiği, esasen taraflar arasında düzenlenen protokolde KDV’nin bedele dahil olup olmadığı hususunda açık bir kararlaştırma bulunmaması nedeniyle bu bedelin KDV'yi de içerdiğinin kabulü gerekmekte ise de, tacir olan tarafların defter ve kayıtlarının bilirkişice incelenmesi neticesi sunulan rapora göre, dava ve takip konusu 7.292.400,00 TL bedelli 23/06/2017 tarihli faturanın davalı kayıtlarına 11.7.2017 tarihinde borç olarak kaydedildiği,
sonrasında davalı tarafça aynı tutarda 7.9.2017 tarihinde iade faturası düzenlenmişse de TTK.21/2 maddesi uyarınca faturaya davalı tarafça 8 gün içerisinde itiraz edilmediğinden ve taraflar arasında akdi ilişkinin de çekişmesiz olduğundan fatura içeriği ve bedelin davalı aleyhine kesinleştiğinin kabulü gerekeceği, kaldı ki, davalı tarafından fatura defterine kaydedildikten sonra anılan faturaya ilişkin iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacağı,
belirtilen nedenlerle bilirkişi raporuyla tespit edildiği üzere davacının dava konusu faturadan kaynaklı davalıdan 1.112.301,02 TL alacaklı olduğundan bu miktar yönünden davanın kısmen kabulü gerekirken aksi düşünce ile davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Alacağın sırf faturaya dayalı olması onu likit kılmaz ise de, alacağın likit sayılabilmesi için faturaların borçluya tebliğ edilmesi ve yasal 8 günlük süre içerisinde itiraza uğramaması, ya da davalı borçlunun faturaları ticari defterlerine kaydetmiş ve yasal süresi içinde iade faturası kesmemiş olması gerekeceğinden (Emsal Yargıtay 15.H.D. 2013/5783 E, 2014/102 K sayılı kararı) kabul edilen alacağın likit olması ve icra inkar tazminatı talebinin kabulüne ilişkin diğer yasal koşulların da oluşması nedeniyle davacının icra inkar tazminatı talebi kabul görmüştür. Buna karşılık, reddedilen kısım yönünden davacı takibinde haksız ise de kötüniyetli olduğundan sözedilemeyeceğinden davalının kötüniyet tazminatı talebi yerinde görülmemiştir.
Davacı tarafça takip öncesinde davalı yöntemince temerrüde düşürülmediğinden takip öncesi faiz talebi yerinde görülmeyerek faiz başlangıç tarihi takip tarihi olarak esas alınmış, tarafların tacir olmaları ve uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili olması nedeniyle davacının takip talebindeki faiz türü yerinde görülmüştür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, davalı vekilinin istinafının esastan reddine, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılması ile yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
* · ... · Başkan · ... · ¸e-imzalı · ... · Üye · ... · ¸e-imzalı · ... · Üye · ... · ¸e-imzalı · ... · Katip · ... · ¸e-imzalı
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/1470, K. 2024/268, 15 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama