KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2024
- Dosya no
- 2023/1093
- Karar no
- 2024/1623
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/03/2023
- Numarası
- 2022/775 Esas - 2023/157 Karar
- Davacı
- ... (T.C. NO:...) -...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Davalı
- ... (T.C. NO:...) - ... Akyazı/SAKARYA
- Vekili
- Av. ... - ...
- Dava türü
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 09/09/2022
- Kr. yazım tarihi
- 25/11/2024
Karar Metni
1.992 kelime·10 dk okuma·7 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı aleyhine davalı tarafından Akyazı İcra Dairesi'nin 2022/688 Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibin başlatılmış olduğunun, davacının, davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığından,
söz konusu icra takibinin haksız olup kötü niyetli olduğunun, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile haksız ve kötü niyetli icra takibinin yargılama sonuna kadar tedbiren durdurulmasını, teminatın yatırılması için davacı tarafa süre verilmesini, ve davacı tarafça yatırılacak teminatın davalıya verilmemesini, davanın kabulü ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespit edilmesini, davacı menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın dava dilekçesinin baştan sona hukuki dayanaktan yoksun ve soyut iddialar/beyanlar ihtiva etmekte olduğunu, Türk Ticaret Kanununun genel ilkeleri ve ticaret hayatının gerçekleri göz önüne alındığı takdirde ticari hayata duyulan güven ve ticari hayatın sürekliliğinin, sürati gereği davacı tarafın yasal veya somut hiçbir dayanağı olmayan iddialar ve beyanlar üzerine kurguladığı davanın reddinin gerekmekte olduğunun, Haksız yere borca itiraz eden borçlunun İcra Takibine İtiraz (Borca İtiraz) davasının esastan reddini, davacı borçlunun takip konusu alacağın %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalı tarafın tazminat talebinin reddine ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından ispat yükünün hangi taraf üzerinde olduğunun belirlenmesinde hataya düşüldüğünü, eldeki davada ispat yükü davalı / alacaklıda olduğunu, ispat külfetini hatalı olarak davacıya yükleyen mahkeme, delillerin değerlendirilmesinde ve toplanmasında da hataya düştüğünü, tüm tanıklar, davacının söz konusu senedi borçlanma iradesi ile imzalamadığını dile getirmiş olmasına rağmen bu husus da mahkeme tarafından dikkate alınmadığını beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.
DELİLLER
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/03/2023 Tarih - 2022/775 Esas - 2023/157 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
DAVA; menfi tespit istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davalı tarafından, davacı aleyhine Akyazı İcra Dairesi'nin 2022/688 Esas sayılı dosyası ile 30.000,00 TL miktarlı 08/05/2022 tanzim tarihli 09/05/2022 vade tarihli senede istinaden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatılmasına üzerine, davacı tarafından eldeki davanın açıldığı ve açılan davada senet nedeniyle borçlu olmadığına karar verilmesinin talep edildiği, davalı tarafından davanın reddinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince açılan davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı TMK m. 6).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. (YHGK., 14.05.2014 tarih, 2013/19-1155 Esas, 2014/660 Karar; YHGK., 17.04.2015 tarih, 2013/19-1622 Esas, 2015/1238 Karar).
İspat yükü bakımından 6100 sayılı HMK’nın 189-(3) maddesinde “Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz” hükmünü içermektedir.
Yine Aynı Kanunun 200/1. maddesinde “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ….. Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ….. Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz” hükmü ile “senetle ispat zorunluluğu, 200. maddenin 2. fıkrasında ise “senetle ispat gereken hallerde karşı tarafın açık muvafakati ile tanık dinlenebileceği” hususları düzenlenmektedir. 203. maddesinde ise tanık dinlenebilecek haller sayılmıştır.
Usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi kabul edilmiştir. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, 200. maddedeki meblağdan az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz. Ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, senede karşı senetle ispat zorunluluğuna ilişkin kuralın istisnaları da 203. maddede belirtilmiştir. Bunun yanında yazılı sözleşme ile ya da duruşma tutanağında usulüne uygun olarak belgelendirilmiş ikrar ile anlaşılan açık bir muvafakat bulunduğu takdirde sadece belli tanıklar dinlenebilir.
İspat yüküne yönelik bu açıklamaların kambiyo senedi ve bononun hukuki niteliğine ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği göz önüne alınarak bu hususa da kısaca değinilmesinde yarar görülmüştür.
Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Hemen belirtmelidir ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir.
Bonoda şekil şartları TTK’nun 776. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden ya da malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konulabilir.
Yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur.
Çünkü, kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, soyut bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip, edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır.
Kişisel def'i nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.
Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer.
Senette borcun nedeni "mal" ya da "nakit" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da, iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Buna senedin ta'lili denmektedir.
Bu anlamda ta'lil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir.
Nihayet, “nakden” ibaresi bulunan bir bonoda paranın verildiği, borçlu tarafından ikrar edilmiştir. Alacaklının parayı verdiğini kanıtlamak yükümlülüğü yoktur. Yazılı ikrarın aksini diğer bir deyişle, paranın verilmediğini borçlu kanıtlamak yükümlülüğündedir.
Yapılan açıklamalar kapsamında istinaf incelemesi yapılan somut uyuşmazlık incelendiğinde, eldeki davada, davacı senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını, icra takibine konu senedin, dava dışı üçüncü kişi olan Uzman Laundry ... Ltd.
Şti. ile davalı arasındaki oto kiralama sözleşmesinin eki niteliğinde olduğunu, davacının kiralanan bu aracı almak için gittiğinde kendisine hızlı hızlı bir takım evraklar imzalatıldığını, kendisinin borçlanma iradesinin olmadığını, ayrıca kiralama bedelinin Uzman Laundry ... Ltd. Şti. tarafından ödendiğini ileri sürerek takip konusu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Davalı taraf cevap dilekçesinde, dava dışı Uzman Laundry ... Ltd.
Şti. ile aralarında bir kira ilişkisinin olmadığını, kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir. Bu durumda yukarıda da değinildiği gibi eldeki davada ispat davacı yana düşmektedir.
Eldeki davada; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile gerektirici sebeplere göre, davacı dava dilekçesinde bono düzenleme iradesi olmadığını, davalının iradesini sakatladığını iddia etmiş ise de, Yargıtay HGK 2017/19-1627- 2018/1187 E-K sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 6100 sayılı yasanın 201 ve 203/ç maddeleri düzenlemesine göre irade fesadı hallerinin tanık ile ispatının mümkün olduğundan, davcının bildirdiği tanıkların dinlenmiş olması,
davacı tanıklarının senedin düzenlenmesine ilişkin doğrudan bilgilerinin olmadığını belirtmiş olmaları, davalının, davacının iradesini sakatlayan bir durum içinde olduğu yönünde bir bilgilerinin de olmadığının belirtilmesi karşısında, davacının, öncelikle irade fesadı iddiasını ispat edemediği, yine, Yargıtay HGK’nın 2017/(6)3-969 esas- 2021/866 karar sayılı ilamına göre; davaya konu senedin kambiyo senedi olması, kambiyo senetlerine yönelik menfi tespit davalarında ispat yükünün borçlu olan davacı üzerinde olması, davacı borçlunun bu iddiasını yazılı olarak ispatlayamadığı anlaşıldığından, mahkemece;
davanın reddine karar verilmiş olmasında ve davacının yemin deliline dayanmış olsa da 6100 sayılı HMK'nın 226/1-c maddesi uyarıca yemin edecek kişinin ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakabilecek hususlarda yemin teklif edilemeyeceğine ilişkin hüküm ile eldeki olaydaki yemine konu edilen iddianın bu kapsamda kalması nedeniyle yemin delilinin hatırlatılmamış olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüş, buna göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf istemlerinin reddine karar vermek gerektiği değerlendirilmiştir.
Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Bakiye 247,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/11/2024
... Başkan ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Katip ... ¸e-imzalıdır.
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/1093, K. 2024/1623, 8 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama