KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2024
- Dosya no
- 2023/1161
- Karar no
- 2024/1605
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/03/2023
- Numarası
- 2021/355 Esas - 2023/180 Karar
- Davacı
- ... - ... - ...
- Vekilleri
- Av. ... - ...
Karar Metni
2.630 kelime·13 dk okuma·13 bölüm
: Av. ... - Av. ... - Av. ... - ...
DAVALI
GENÇ TURİZM NAKLİYAT VE TİCARET LTD. ŞTİ. - ... ...
VEKİLİ
Av. ... - ...
DAVA
İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 02/07/2021
KARAR TARİHİ : 07/11/2024
KR. YAZIM TARİHİ : 25/11/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı firmanın Bekaeri, Howon, Pirelli gibi kurumlara servis taşımacılık hizmeti veren bir firma olduğunu, müvekkilin ... ve ... plakalı araçları ile servis ve turizme yönelik taşımacılık hizmeti verdiğini, davalı firma tarafından 2017 yılından 2019 yılı aralık ayına kadar müvekkilinden davalı firmanın anlaşmış olduğu şirketlerin servis ve taşıma hizmetlerinin sağlanabilmesi için araç destek hizmeli talep ettiğini, bu hususlarda taraflar şifaen anlaştıkları ve müvekkili tarafından Ekim ve Kasım aylarında davalı firmanın talep ettiği bölgelerde aracı ile servis hizmeti verdiğini,
anılan hizmet kapsamı ve anlaşılan ücret noktasında, davalı firmaya 31.10.2019 tarihinde ... nolu fatura ile 6.601,20 TL ve ... nolu fatura İle 1.196,38 TL, 31.11.2019 tarihinde ... nolu fatura ile 14.379,60 TL tutarında olmak üzere 3 adcı toplam 22.177.18-TL tutarında fatura kesildiğini ve davalı tarala ibraz edildiğini, davalı tarafından faturalardan 31.10.2019 tarihli faturaya itiraz edilmediğini ve bu faturaların her iki tarafın ticari defterlerine işlendiği ve vergi dairesine bildirimde bulunulduğunu, ancak davalı tarafından ödeme yapılmadığını, anılan faturalar kapsamında davalı şirketçe herhangi bir ödeme yapılmadığından,
müvekkili tarafından kullanılan yakıt bedeli olan 3.721,00 TL takip konusu alacaktan mahsup edilerek kalan miktar olan18.563,39 TL yönünden Kacaeli İcra Müdürlüğünde icra takibi başlattığı, davalı tarafça takibe itiraz edildiğinden takibin durdurulduğunu, davalı taraf ile müvekkili arasındaki hukuki ilişkinin, müvekkilin davalı adına servis hizmeti verdiği firmaların Ekim ve Kasım/2019 aylarındaki araç giriş ve çıkışları gösteren çizclgeler, kamera kayıtları ve tanıkların beyanlarının durumu açıklığa kavuşturacağını, TTK 21/2.
Maddesine göre. faturayı alan kişinin aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde faturanın içeriği hakkında itirazda bulunulmadığı takdirde, içeriğini kabul etmiş sayılacağı hükmü kapsamında davalının başlatıları takibe yapmış olduğu itirazın haksız olduğun, davanın kabulü ve icra takibine davalı tarafından yapılan haksız itirazının iptalini ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında Hizmet Alımı (Araç Tedariki) Sözleşmesi akdedildiğini, iş bu sözleşme gereğince tedarikçinin müvekkilin taşıma işlerine ilişkin ihalesini aldığı firmalara kendisinin tedarik etliği araç / araçlar ile taşıma işini yapacağını ve bunun karşılığında ise her ay sonunda hak edişinin müvekkili tarafından ödeneceğini, esaslı edimlerin bu şekilde tanzim edildiği sözleşmenin, davacı tarafından sözleşmede belirtilen usule aykırı olarak feshedildiği,
anılan sözleşmenin ''Fesih başlıklı 11. maddesinin 3 ve 4. Bentlerinde,'' sözleşmeyi sona erdirmek isteyen tedarikçinin sözleymeyi feshetmek istediği günün en az 30 gün öncesinden yazılı olmak suretiyle işten ayrılma bilgisini verme şartlarını yerine getirmekle yükümlü olduğunu, tedarikçinin tutanak formunun imzalandığı gün itibariyle en az 30 iş günü daha şirketin talepleri doğrultusunda ve sözleşme şartlarına uygun olarak aynı şekilde tüm görev ve sorumluluklurmı yerine getireceğini taahhüt ettiğini,
tedarikçinin işten ayrılış buşvuruşunda belirtilmiş tarihten önce işi bırakması yada hiçbir ihtar veva ihbara gerek kalmaksızın sözleşmenin şirket tarafından son aylık hakkedişi tularındaki bedeli de cezai şart olarak şirkete nakden ve defaten ödemeyi kabul ettiği ifadelerin yer aldığını, tedarikçi/davacının sözleşmeye aykırı olarak işi bırakması durumunda aylık hakkedişinin kendisine ödenmeyeceği ve ayrıca 3 aylık hakkedişi tutarındaki bedeli de cezai şart olarak ödemekle yükümlü olduğunu, tedarikçi sözleşmenin bu hükmüne rağmen,
müvekkili şirkete işi bırakacağına ilişkin herhangi bir fesih bildiriminde bulunmadan eylemli olarak iş bırakmak suretiyle sözleşmeyi belirtilen usule uymaksızın feshettiğini, bu sebeple tedarikçinin aylık hakkedişinin sözleşmede kararlaştırılan usüle uygün olarak kendisine ödenmediğini, müvekkili şirketin bu durum karşısında tedarikçiye 3 aylık hakkedişi tutarında cezai şart uygulama hakkı olduğunu ve tedarikçinin 1 aylık hakkedişine uygulanatı cezai şart kesintisi sonrası bakiye alacak alacağının vaki olması durumunda, borcu sona erdiren takas/mahsup defini ileri süreceklerini, müvekkili firma bünyesinde çalışan tedarikçinin,
sözleşmedeki açık hükümlere rağmen usulüne uygun olarak bildirim yapmadan sözleşmenin feshinin söz konusu olduğunu, bu durumun hm aradaki araç tedarik sözleşmesinin 11. maddesi ve hem de sadakat borcuna aykırılık teşkil ettiğinden, müvekkili şirketçe davacı tarafın hakkedişine yapılan cezai şartın hukuka uygun olduğunu, huzurdaki dava bakımından emsal olacak istinaf incelmesinde kesinleşen dosyada, araç tedarik sözleşmesi akdetmesine rağımen sözleşme hükümlerine aykırı bir şekilde eylemli olarak işi bırakan tedarikçilere uygulana cezai şartın hukuka uygun bulunduğunu ve kararın İstanbul BAM Kararı ile kesinleştiğini,
tüm bu nedenlerle davacı tarafin sözleşme gereği ödenmesi gereken tüm alacakların gereği gibi ödendiğini ve kalan kısımlar için sözleşme gereği hukuka uygun olarak mahsup edildiğini, bu nedenle müvekkili şirketin davacıya iş bu sözleşemeden kaynaklanan herhangi bir borcun bulunmadığını, müvekkili şirket hakkında açılmış bulunan iş bu itirazın iptali davasının reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
İlk derece mahkemesince; "... Davanın REDDİNE, Şartları oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda müvekkilin ticari defterlerinin tasdiksiz olduğunu ve bu hali ile usule aykırı olduğunu belirttiği; öncelikle müvekkilin ticari defterleri tasdikli olup tasdikli defterlerin yerinde incelenebilmesi açısından dosya kapsamına bilgi verildiği gibi bilirkişi ile irtibat kurularak müvekkilin SMM 'i hakkında iletişim bilgileri paylaşılmış, bunun ile birlikte 16.2.2023 tarihinde müvekkilin 2019 yılına ait tasdikli ticari defterleri dosya kapsamına sunulmuş, buna rağmen yeniden rapor alınmaması ve tek bir bilirkişi raporu ile yetinilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu,
müvekkil tarafından sözleşme feshedilmemiş davalının müvekkile ait araçlardan levhalarının alınması ve iş verilmemesi ile eylemli olarak davalı tarafından fesih yapılmış, bu açıdan müvekkil aleyhine cezai şart işletilemeyeceği, kabul anlamına gelmemek kaydı ile cezai şartın mütekabiliyet esasına göre karşılıklı olması gerektiği, davalının sunmuş olduğu sözleşmede müvekkil lehine düzenlenmiş bir cezai şart bulunmadığı, bu sebeple anılan cezai şart geçersiz olduğunu, beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılması,
davanın kabulü ile takibin devamına, asıl alacağın %20 sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tedarikçi/davacının, sözleşmeye aykırı olarak iş bırakması durumunda 1 aylık hakedişi kendisine ödenmeyecek olup ayrıca 3 aylık hakedişi tutarındaki bedeli de cezai şart olarak ödemekle yükümlü olacağını, hal böyle iken; tedarikçi/davacı kararlaştırılan fesih usulüne uymaksızın işi bıraktığı, nitekim;
tedarikçi, müvekkil şirkete işi bırakacağına ilişkin sözleşmede kararlaştırılan usule uygun olarak herhangi bir fesih bildiriminde bulunmamış, eylemli olarak işi bırakmak suretiyle sözleşmeyi belirtilen usule uymaksızın feshettiği, bu sebeple tedarikçinin 1 aylık hakedişi sözleşmede kararlaştırılan usule uygun olarak kendisine ödenmediğini, bilirkişi raporunda; davacı, müvekkil şirket ile yapmış olduğu sözleşmeyi 1 yıl önce neden göstermeksizin tek taraflı fesih ettiğini tespit etmiş, kaldı ki;
davacının usulüne uygun olarak araç tedarik sözleşmesini feshettiğine ilişkin belgeleri yargılamanın işbu aşamasına kadar dosyaya sunmamış, işbu husus bilirkişi tarafından da tespit edildiğini, davacı tanıklarından ...'ün davalı müvekkil şirkete karşı Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/151 E. sayılı ile müvekkil şirket ile arasında görülmekte olan dava mevcut olup dava halen derdesttir ve bu nedenle davacı tanığını husumetli tanık olup beyanlarına itibar edilmediğini (Yargıtay 22. HD. 2017/26341 Esas 2020/9270 Karar 9.07.2020 Tarih),
Yargıtay kararları doğrultusunda duyuma dayalı beyanlarını ileri süren davacı tanığı ...'ın beyanlarına itibar edilmediğini, somut olayda akdedilen sözleşmenin feshi noter, taahhütlü mektup, telgraf veya güvenli elektronik imza yolllarından biriyle fesih bildirimi yapılması gerekirken basiretli tacir olan davacı bu şekle uyulmadığını, bilirkişi, tarafların ticari defterlerinde yapmış olduğu inceleme sonucunda;
davacının 2019 ve 2020 yıllarına ait ticari defterlerin tasdiksiz olması nedeniyle delil olma özelliği bulunmadığı ve davacının beyanı ile defter kayıtlarının uyumlu olmadığını, dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu hususları ticari defteri ile ispatlayamadığı, aksine ticari defterlerinin tasdiksiz olması davacı aleyhine delil teşkil ettiği, davacının taraflar arasındaki araç tedarik sözleşmesine usule aykırı feshettiği, takdirin mahkemede olması ile 1 aylık hak edişin ve 3 aylık cezai şartın uygulanması halinde davacının müvekkil şirketten alacağının olmadığı tespit edildiğini beyan ederek,
davacının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 23/03/2023 tarih, 2021/355 Esas - 2023/180 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; taşıma alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesine göre iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, hizmet tedarik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemi ile başlatılmış icra takibine vaki itirazın iptali isteminden ibarettir. İcra dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine fatura alacakları nedeniyle ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğ edildiği, borçlu tarafça dilekçe ile itirazda bulunulduğu ve takibin durduğu anlaşılmıştır.
Takibin dayanağı 31.10.2019 tarih ... nolu 6.601,20-TLfatura, 31.10.2019 tarih ... nolu 1.196,38-TL fatura ve 30.11.2019 tarh ... nolu 14.379,60-TL fatura olmak üzere toplam 3 adet faturadır. Davacı vekili davacının servis ve taşımacılık hizmeti verdiğini, hizmet karşılığında anılan faturaların düzenlendiğini, 3.721,00-TL yakıt bedeli mahsup ediltikten sonra 18.563,39-TL alacağın tahsili için icra takibinin başlatıldığını belirtmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında Hizmet Alım (Araç Tedarik) Sözleşmesinin bulunduğunu davacı tarafından sözleşmenin sözleşmede belirtilen usule aykırı olarak fesih edildiğini, fesih usulüne uymaksızın işi bıraktığını, davacının sözleşme gereği ödenmesi gereken alacağının ödendiğini, ancak 1 aylık hakedişinin ise davacının sözleşmeyi usulüne uygun fesih etmediğinden ödenmediğini, sözleşmede cezai şart kararlaştırıldığını belirterek takas/mahsup defisini ileri sürmüştür.
İlk derece Mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporuna göre; dava ve takip konusu yapılan 31.10.2019 tarih ... nolu 6.601,20-TL fatura ile 31.10.2019 tarih ... nolu 1.196,38-TL faturanın davacının kendi defterlerinde nakit tahsilat olarak kayıtlı olduğu bu iki faturadan dolayı alacaklı olmadığı tespit edilmiştir.
Taraflar arasındaki ticari ilişkinin niteliği gereği davacı servis taşımacılığı işini yaptığını, davalı ise, yapılan işin bedelinin ödediğini ispatla yükümlüdür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır.
Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Tarafların ticari defterleri, yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde, lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde, dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir.
Diğer taraftan; fatura düzenlenmiş olması tek başına hizmetin verildiği anlamına gelmediği için basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacının faturaları defterlerine kaydetmiş olması gerekmektedir. Davacı defterleri usulüne uygun tutulmuş ve bu defterlerde ödeme kaydına ilişkin davalı lehine bir kayıt var ise, bu durum davalı lehine delil oluşturacaktır.
Medeni Kanunu'nun 6. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddeleri uyarınca taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Yine, gerek doktrinde gerekse Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere; ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kişiye düşer. Bu kabul, adi karine niteliğindedir ( Bkz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 17/02/2022 tarih, 2018/3698 Esas, 2018/3394 Karar sayılı kararı).
Somut olayda davalı yan, delil olarak ticari defterlerine dayandığından ve yukarıda açıklanan bilirkişi raporunda tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi sonucu, Bilirkişi incelemesi sonucunda dava ve takip konusu yapılan 31.10.2019 tarih ... nolu 6.601,20-TL fatura ile 31.10.2019 tarih ... nolu 1.196,38-TL faturanın davacının kendi defterlerinde nakit tahsilat olarak kayıtlı olduğu, davacının ticari defterlerinde yer alan kaydın aleyhine delil teşkil ettiği, davacının defterinde yer alan nakit tahsilat kaydı ödemeye karine olup, davacı tarafça aksi ispatlanamadığından bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Dava ve takip konusu 30.11.2019 tarh ... nolu 14.379,60-TL fatura ise davalının defterlerinde kayıtlı değilidir. Ancak davalı vekili cevap dilekçesinde davacının eylemli olarak işi bırakmak suretiyle sözleşmeyi fesih etmesi, sözleşmede belirtilen usule uygun olarak fesih yapılmadığından haksız fesih bedeli olarak fatura bedelinin (A-35 nolu faturanın) ödenmediğini savunmuştur. İlk derece Mahkemesince davacının fesih bildirimini usulüne göre yapmadığı kabul edilmiş ve davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında 08/10/2019 tarihinde hizmet tedarik sözleşmesi imzalanmıştır. Anılan sözleşmenin davacı yönünden sözleşmenin feshini düzenleyen maddeleri şu şekildedir. "Sözleşmeyi sona erdirmek isteyen tedarikçi sözleşmeyi feshetmek istediği günün en az 60 iş günü öncesinden yazılı olmak suretiyle şirket yetkilisine işten ayrılma bilgisini verme şartlarını yerine getirmek ve sözleşmeyi sonlandırmaya yönelik şirketin yazılı onayını almakla yükümlüdür.
Tedarikçi bu haliyle sözleşmeye uygun fesih bildirimini süresinde ve usulüne uygun olarak yapar ve şirket tarafından tedarikçinin bu talebi uygun görülüp ayrılış tutanağı şirket yetkilisince imzalanır ise tedarikçi işbu imza tarihi itibariyle en az 60 iş günü daha Şirket'in talepleri doğrultusunda ve sözleşme şartlarına uygun olarak aynı şekilde tüm görev ve sorumluluklarını yerine getireceğini taahhüt etmiştir."
"Tedarikçinin bu başvuruda (işten ayrılış başvurusu) belirtilmiş tarihten önce işi bırakması ya da Tedarikçinin sözleşme süresi içinde başka herhangi bir nedenle işi bırakması halinde, ayrıca hiçbir ihtar veya ihbara gerek kalmaksızın sözleşme şirket tarafından sona erdirilerek son 1 aylık hakedişi tedarikçiye ödenmeyecek olup, Tedarikçi ayrıca 3 aylık hakedişi tutarındaki bedeli de cezai şart olarak Şirkete nakten ve defaten ödemeyi peşinen kabul ve taahhüt eder."
TBK.m. 106' ya göre, yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur. TBK.m.111'e göre alacaklı temerrüde düşerse borçlu sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir.
TBK.m 125 gereğince sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. TBK.m.181'e göre ceza koşuluna ilişkin hükümler, dönme durumunda ifa edilmiş olan kısmın alacaklıya kalacağını öngören sözleşmelere de uygulanır.
TBKm.182'ye göre Asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise veya aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmişse, cezanın ifası istenemez. Ceza koşulunun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkânsız hâle gelmesi, asıl borcun geçerliliğini etkilemez.
Davacı tarafından sözleşmenin fesih şartlarına uyulmadığı anlaşılmaktadır.
Ancak tanık beyanları incelendiğinde davalı ile davacının arasında iş sonrası ödeme kısmında davalının yeni bedel üzerinden farklı tarife ile ödeme yapmak istediği, davacının aracının servise gönderilmediği, aracındaki tabelanın başka araca koyulduğu ve başka aracın servise gönderildiği, bu durumda davacının ifa etmeye hazır olduğu ediminin davalı tarafın engellediği, bu halde davalı hakkında yukarıda ayrıntılı açıklanan alacaklının temerrüdü hükümlerinin uygulanması akla gelebilir ise de, dava dilekçesi incelendiğinde davacının söz konusu ifanın engellenmesi vakasına dayanmadığı, tanıklarca dayanılmayan vakaya ilişkin beyanda bulunulduğu,
dayanılmayan vakaya ilişkin beyanların hükme esas alınamayacağı, davacı tarafından usulüne göre yapılmış bir ıslah ile veya davalının açık muvafakati ile vaka olarak bu hususların sunulmadığı, bu nedenlerle davacının sözleşme hükümleri doğrultusunda usulüne uygun fesih talebinde bulunmadığı, bu durumda sözleşme hükümlerine göre davalının fesih bedeli ve cezai şart alacağının doğduğu, takas/mahsup hükümleri neticesinde davalının herhangi bir borcunun bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davacının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile kalan 247,70-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/11/2024
... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/1161, K. 2024/1605, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama