KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi Temlik Eden Temlik Alan
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2024
- T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/1424 - 2024/1874
- Dosya no
- 2023/1424
- Karar no
- 2024/1874
- Başkan
- ...(...
- Üye
- ...(...
- Üye
- ...(...
- Katip
- ...(...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/03/2023
- Numarası
- 2019/208 Esas - 2023/159 Karar
- Davacı
- ...(T.C.No:...) - ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ...
- Davalı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- Menfi Tespit
- Dava tarihi
- 10/05/2019
- Kr. yazım tarihi
- 08/01/2025
Karar Metni
1.650 kelime·8 dk okuma·7 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının davacı aleyhine 400.000,00-TL bedelli senedin icrası için Kocaeli 8. İcra Dairesi'nin 2018/41589 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davacının davalıya borcu bulunmadığını, senetteki imzanın davacıya ait olmadığını, davalı ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını, davacının maddi durumunun iyi olduğunu, davalının ekonomik durumunun davacıya borç verecek kadar iyi olmadığını, davacının 65 yaşında olduğunu,
ticari hayatla hiçbir bağı olmadığını beyan ederek Kocaeli 8. İcra Dairesi'nin 2018/41589 Esas sayılı dosyasının mesnedi olan senetten dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine, davalının kötü niyetli olması nedeniyle %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine ve icra takibinin dava sonuçlanıncaya kadar durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Temlik eden davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu takip dosyasındaki alacağı 3. şahısa temlik ettiğini, HMK 125 gereği davacıya seçimlilik hakkının kullandırılmasını talep etmiştir.
Temlik alan davalı ... cevap dilekçesinde özetle; dava konusu edilen icra dosyasının müvekkili... 31/01/2020 tarihli alacak temlik sözleşmesi ile temlik aldığını, aynı şekilde davalı ...'in bu dosyadan kaynaklanan hak ve alacaklarını 25/03/2019 tarihli temlik sözleşmesi ile ...'e temlik ettiğini, dosyayı en son temlik alan müvekkili yönünden HMK 125 uyarınca davacıya seçimlilik hakları hatırlatılarak davayı tazminat davası olarak davacı aleyhine mi yoksa menfi tespit davası olarak taraflarına mı karşı devam ettireceğinin sorulmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
İlk derece mahkemesince; "... Davanın REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu borcun dayanağı olarak 400.000,00-TL bedelli senedin ileri sürüldüğünü ancak söz konusu senet altındaki imzanın davacıya ait olmadığını, bu durumun yerel mahkemece alınan ilk bilirkişi raporu ile açıkça ortaya konulduğunu, alınan ikinci raporun kendi içinde çelişkilerle dolu olmakla birlikte ilk rapor ile ikinci rapor arasında da ciddi farklılıklar bulunduğunu, tüm bunlara rağmen yerel mahkemece yalnızca çelişkilerle dolu olan ikinci rapor esas alınarak davanın reddine karar verilmesinin hukuk mantığı çerçevesinde anlamlandırabilmenin mümkün olmadığını, kaldı ki;
alınan iki rapor arasında çelişkiler mevcutken mahkemece üçüncü bilirkişi raporu alınmasının hukuki bir zorunluluk olduğunu, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte imzanın bir anlığına davacıya ait olduğu düşünüldüğünde dahi davacının hiçbir hukuki veya ticari bağlantısı bulunmayan bir kişiden 400.00,00-TL gibi yüksek bir meblağı borç almış olmasının hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiğini, davacı ile söz konusu davalı arasında herhangi bir bağ bulunmadığını, kaldı ki davacının bu denli yüksek bir borç almaya ihtiyacı da bulunmadığını, bu durumun tanık beyanlarıyla da sabit hale geldiğini,
buna rağmen yerel mahkemece tüm bunların göz edilerek davanın reddine karar verilmiş olmasının açıkça hukuka ve kanunlara aykırılık teşkil ettiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf iddialarının aksine bilirkişi raporları arasında çelişki bulunmadığını, taraflar arasında hukuki ve ticari bir bağlantının olması, senedin zorunlu unsurlarından biri olmadığını, ...'ın, iddiaların aksine okuma yazma bildiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/03/2023 tarih, 2019/208 Esas - 2023/159 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; davacının davalıya, Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2018/41589 esas sayılı takip dosyasının dayanağı olan 10/03/2018 tarihli 400.000,00 TL bedelli senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı ...'ın Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2018/41589 esas sayılı takip dosyasına konu olan 400.000-TL bedelli senedin borçlusu olmadığını, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını, imzanın kendisine ait çıkması halinde dahi hile ile imzanın alınmış olabileceği iddiası ile menfi tespit istemiyle işbu davayı açtığı, davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu takip dosyasındaki alacağı 3. Şahısa temlik ettiğini, HMK 125 gereği davacıya seçimlilik hakkının kullandırılmasını talep etmiş, temlik alacaklısı vekili cevap dilekçesinde;
dava konusu edilen icra dosyasının müvekkili ...den 31/01/2020 tarihli alacak temlik sözleşmesi ile temlik aldığını, aynı şekilde davalı ... bu dosyadan kaynaklanan hak ve alacaklarını 25/03/2019 tarihli temlik sözleşmesi ile ...'e temlik ettiğini, dosyayı en son temlik alan müvekkili yönünden HMK125 uyarınca davacıya seçimlilik hakları hatırlatılarak davayı tazminat davası olarak davacı aleyhine mi yoksa menfi tespit davası olarak taraflarına mı karşı devam ettireceğinin sorulmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiş, davacı vekilince 23/03/2022 tarihli celsede davalarını temlik alan ...'a karşı devam ettirdiklerini belirtmiş,
Mahkemece; grafiloji konusunda uzman üçlü bilirkişi heyetinden alınan raporda; davacı senet altındaki imzanın ...'ın eli ürünü olduğu kanaatine varıldığının bildirildiği, hile savunmasına ilişkin olarak tanıkların dinlendiğini, ancak dinlenen tanık beyanlarında da davacının hile ve desise yaratılmak sureti ile davalı tarafından kandırıldığı yönünde delil elde edilemediğini, davacı taraf delil listesinde yemin deliline dayanmış ancak 15/03/2023 tarihli oturumda yemin teklif talebinden vazgeçtiğini beyan ettiği, menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu,
takibe konu olan senet de nakden düzenlenmiş senet olup, senedin de talil edilmemiş olduğunu, bu nedenle ispat yükü davacı üzerinde kaldığını, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan ilgili şikayet dilekçesi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ve iş bu kararın da kesinleştiğini, tüm delil ve belgeler birlikte incelendiğinde, davacı taraf davasını ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmiş, işbu karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.
Davacı vekilinin icra takibine konu senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığına ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde; Somut olayda; 23/02/2022 tarihli ATK raporunda; İnceleme konusu senette ... adına atılı imzalar ile ...'ın mevcut mukayese imzaları arasında biçimsel benzerlik görülmekle birlikte söz konusu imzaların basit tersimli olması nedeniyle ...'ın eli ürünü olup olmadığı yönünde daha ileri bir tespite gidilemediği, 18/05/2022 tarihli grafiloji konusunda uzman üçlü bilirkişi heyetinden alınan raporda; inceleme konusu 400.000,00-TL bedelli senet ön yüzündeki ... ismine atfen atılmış imzaların davacı ...'ın eli ürünü oldukları sonuca varıldığı hususu mütala edilmiştir.
İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır.
Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması;
sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır.
Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.
Dosya içerisinde bilirkişi raporu incelendiğinde, bilirkişi raporunda, inceleme konusu ve mukayese imzaların, ışık kaynağı ve diğer büyütme ve aydınlatma cihazlarından müteşekkil inceleme ortamında grafolojik, grafometrik ve kaligrafik metotlarla objektif denetime uygun olarak inceleme yapılmış olduğu ve yine raporda inceleme konusu imzalarla mukayese için çekin keşide tarihinden önceki ve sonraki tarihleri içeren noter banka ve diğer resmi kurumlardaki asıl imza örneklerinin incelendiği, Yargıtay'ın teknik olarak belirttiği hususlarda inceleme yapıldığı, buna göre yeniden rapor alınması gerektirir bir delilin bulunmadığı,
imzanın davacının eli ürünü olduğunun kesin olarak tespit edildiği, buna göre yeniden incelenmesine yönelik istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin icra takibine konu senetteki imzanın müvekkiline hile ile attırıldığına ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde;
Davacının hata, hile ve korkutma nedeniyle bonoyu imzaladığına dair soyut iddialarda bulunduğu, buna ilişkin somut bir olaydan söz etmediği ve bu olayla ilgili tanıklarını dinlettiği ancak tanık beyanları ile davacının hile ve desise yaratılmak sureti ile davalı tarafından kandırıldığı yönünde delil elde edilemediği, Kocaeli C.Başsavcılığında yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bu nedenle davacı vekilinin buna ilişkin istinaf talebi de kabul edilmemiştir.
Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; temlik eden davalı ile taraf vekillerinin adreslerinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davacının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile kalan 247,70-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/12/2024
... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/1424, K. 2024/1874, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama