KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Mart 2025
- T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/1937 - 2025/597
- Dosya no
- 2023/1937
- Karar no
- 2025/597
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 05/04/2023
- Numarası
- 2021/979 Esas - 2023/227 Karar
- Davacı
- OTO SEMİH YEDEK PARÇA NAKLİYAT TURİZM PETROL ÜRÜNLERİ PAZARLAMA İTHALAT İHRACAT SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. - Mersis 0649050027800012 - E5 Karayolu Pekşenler Mevkii Kozluk Mah. D100 Yanyol Cad. No:28 Erenler/ SAKARYA
- Vekilleri
- Av... - Av...
- Davalı
- TÜRKAY HENDEK YATIRIM PLANLAMA VE HİZMET A.Ş. - 0463015870000026 - Başpınar Mah. Şehit Mehmet Kiraz Cad. Hendek Belediyesi Ticaret Merkezi Apt. No: 8/146 Hendek/SAKARYA
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 29/11/2021
- Kr. yazım tarihi
- 07/04/2025
Karar Metni
1.731 kelime·9 dk okuma·7 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile aralarındaki ticari işlerden kaynaklı olarak cari hesaba konu alacağın Sakarya 4. İcra Müdürlüğünde 2021/6403 Esas sayılı takibine konu edildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk girişiminin sonuçsuz kaldığını, sözleşmeden kaynaklı para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden Sakarya icra dairelerinin de yetkili olduğunu belirterek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin adresinin Hendek olmasına rağmen yetkisiz Sakarya 4. İcra Müdürlüğünde takip yapıldığını, icra dairesinin yetkisiz olduğunu, davanın öncelikle usulden reddinin gerektiğini, takip konusu alacağın bulunmadığını,icra takibinin kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini ve kötü niyet tazminatına hükmolunmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
İlk derece mahkemesince; "... Davanın kısmen kabulüne, davalının Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün 2021/6403 esas sayılı icra takibine yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, -İcra takibinin 467.175,10 asıl alacak ve 271.922,44 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 739.097,54 TL üzerinden devamına, -Hükmolunan değer üzerinden hesaplanan 147.819,50 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle, müvekkili şirket adına haksız ve yasaya aykırı olarak takip açıldığı hususunu mahkeme dikkate almadığını, müvekkil şirketçe alacak konusu borç sözlü olarak karşılıklı yapılan anlaşmaya ilişkin vadede ödenmesine rağmen alacaklı davacı haksız olarak icra takibine geçtiğini, yapılan yargılama neticesinde mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verildiği,
bilirkişi raporu ve karardan da anlaşılacağı üzere davacı alacaklı icra takibinde belirtilen alacağını takip harici aldığını alenen beyan etmesine rağmen mahkeme yapmış olduğu yargılama neticesinde taraflarınca yapılan ödemeyi nazara almış ve ve icra müdürlüğünce bu ödemenin infazda değerlendirmesine karar verdiği ancak vermiş olduğu bu karara aykırı olarak toplam alacağa faiz işletmiş, icra inkar tazminatı yüklemiş ve nispi vekalete hükmettiğini, yine, mahkemenin icra inkar tazminatına hükmetmesi de hukuka aykırı bulunduğunu, davalı şirket kamu kurumu niteliğinde bir şirket olup kamu kurumu niteliğinde bir kamu şirketi olması münasebetiyle,
görevlilerin tabi ki bir kamu zararına sebebiyet vermemek adına muallakta bulunan icra takibine itiraz etmeleri yasa ve mevzuat gereği ve bu itirazlarının kamu adına yapılmış bir itiraz olduğunu ancak yapılan itiraz kamu yararını gözetmek ve arada sözlü olarak yapılan anlaşma neticesinde bir ödemenin yapılması nedeniyle yapıldığını, öte yandan alacağın muhakkak bir belgeyle bağlı olması da şart olmayıp yasal kuralların ışığında takip konusu asıl alacak ve alacağın ferileri değerlendirildiğinde alacak likit nitelikte bulunmadığını,
mahkemenin 147.819,50-TL. icra inkar tazminatına hükmetmesi alenen hukuka aykırıdır ve kamu zararına neden olduğunu, yine, yerel mahkemece hükmedilen nispi vekalet ücreti de hukuka aykırı olup müvekkil şirketçe, icra takibine konu edilen borç, alacaklı tarafın beyan ettiği üzere haricen ödenmiş, buna rağmen mahkeme tüm borç üzerinden hesaplama yaparak nispi vekalet ücretine hükmesi usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, ayrıca,
mahkemenin bilirkişi raporunu esas olarak vermiş olduğu kararda faiz hesaplamasın da hatalı olduğu kanaati ile öncelikle hiç faiz işletilmemeli çünkü davacı şirket ile alacak meselesinde karşılıklı olarak sözlü mutabakat var iken kendileri kötü niyetli olarak icra takibine geçmiş ve müvekkil şirket ile yapmış olduğu anlaşmaya sadık kalmadığından icra takibine konu faizin kaldırılmasını ve faize ilişkin talebin reddine karar verilmesi taleplerinin yerinde görülmemesi halinde, hükmedilen faiz oranının temerrüt faizi değil yasal faiz olarak karar verilmesini, yine, mahkemece;
ödeme emrinde talep edilen asıl alacak ile kararda belirtilen asıl alacak arasında 12.655,18-TL.'lik bir fark olmasına rağmen ve cevap dilekçesinde icra inkar tazminatı taleplerinin olmasına rağmen taraf lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi hatalı ve hukuka aykırı bulunduğunu beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
DELİLLER
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 05/04/2023 tarih, 2021/979 Esas - 2023/227 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacının davalı ile aralarındaki ticari işlerden kaynaklı olan alacağının tahsili amacıyla Sakarya 4. İcra Müdürlüğünde 2021/6403 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın iptali amacıyla eldeki davayı açtığı, davalı tarafından davanın reddinin savunulduğu, Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davalının icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verildiği, davalı tarafından kararın istinaf edildiği anlaşılmıştır.
4721 sayılı TMK'nın (6) ve 6100 sayılı HMK'nın 190-(1) maddeleri uyarınca; ispat yükü, özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine HMK'nın 200-(1) maddesi uyarınca; eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdî bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdî ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdî ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdî ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
Davanın açıldığı tarihte ve yargılama sırasında yürürlükte bulunan HMK’nın “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi;
“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” şeklindedir.
7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir; “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.”
Mahkeme tarafından alınan 09/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda tarafların ticari defterlerinin incelendiği, davalının davacıya 467.175,10 TL borçlu olduğu, işlemiş faizin ise vade tarihi 27.0102018 olarak kabul edildiğinde 291.955,64 TL olduğu, 29.06.2018 tarihi kabul edildiğinde 272.862,26 TL olduğu rapor edilmiştir. Alınan bilirkişi raporu hükme esas alınmış, asıl alacak 467.175,10 TL olarak kabul edilmiş, 271.819,50 TL faize hükmedilmiştir.
Davalı tarafından haricen ödemede bulunulduğu, Mahkemece yapılan ödemenin infaz aşamasında icra Müdürlüğünce nazara alınmasına karar verildiği görülmüştür.
Tarafların ticari defterlerinin birbirini doğrulaması, davalının söz konusu faturaları ticari defterlerine işlemesi, aynı zamanda söz konusu borcun bir kısmını haricen ödemesi de göz önüne alındığında taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, yapılan defter incelemesine göre davacının alacağının tespit edildiği, tespit edilen miktar uyarınca, davacının talep sonucundaki bedelle bağlı kalınarak itirazın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davalı tarafından borcun ödenmesi için vade kararlaştırıldığı iddia edilmiş ise de bu hususun ispat edilemediği, davadan sonra yapılan ödemenin infaz aşamasında dikkate alınacak olması nedeniyle davalının bu yöndeki istinafının yerinde olmadığı, faturadan kaynaklanan davalı tarafından belirlenebilir nitelikte ve likit olması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığı,
takip talebi faturaya dayandığından davacının takibinde haklı olduğu ayrıca kötüniyeti de bulunmadığından davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı gibi davalı tarafından icra inkar tazminatı talep edilmişse de, davalı lehine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davalının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 50.487,75 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 12.621,93 TL'nin mahsubu ile bakiye 37.865,82 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davalıya iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın Dairemizce taraflara tebliğine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/03/2025
... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/1937, K. 2025/597, 27 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama