KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Mart 2024
- Dosya no
- 2023/23
- Karar no
- 2024/511
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/09/2022
- Numarası
- 2021/307 Esas - 2022/696 Karar
- Davacı
- ... - ... - ...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Davalı
- ... - ... - ...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 27/04/2021
- Kr. yazım tarihi
- 15/04/2024
Karar Metni
2.423 kelime·12 dk okuma·7 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalı tarafın, müvekkili hakkında Gebze İcra Müdürlüğü 2020/32423 Esas sayılı dosyası ile Kambiyo Senetlerine Özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığını, müvekkili davalı taraftan 2012-2013 yıllarında araç kiraladığı zaman, kazalara karşı teminat olarak davalı tarafa boş senet verdiğini, müvekkili davalı taraftan kiraladığı aracı kazasız ve hasarsız şekilde teslim etmesine rağmen, müvekkilinin senedi istediğinde davalı taraf senedin kaybolduğunu, bulamadığını bahane ederek senedi iade etmediğini, müvekkilinin sadece imza attığı diğer kısımları tamamen boş olan senedi davalı tarafa verdiğini,
davalı taraf bahse konu senedin boş kısımlarını daha sonra doldurarak icra takibi başlattığını, hukuka aykırı şekilde sonradan doldurulan senet sebebiyle müvekkilinin davalı tarafa herhangi bir borcu olmadığını, senet üzerinde bulunan imza ve diğer yazıların bilirkişi marifetiyle incelendiğinde farklı zamanlarda senede dahil edildiği ortaya çıkacağını, incelenmesi mümkün ise senette bulunan imza ve diğer yazıların yaşının, hangi tarihlerde yazıldığının bilirkişi marifetiyle incelenerek ortaya çıkarılmasını talep ettiklerini, davalı taraf birçok kişiye de bu şekilde icra takibi başlattığını,
davalı tarafın bu eylemlerinden dolayı müvekkili tarafından şikayeti sonucu Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı 2020/22602 soruşturma sayılı dosyasından soruşturma başlatıldığını, bu soruşturma dosyasında davalı taraf senedin 2018 yılının 5. ve 6. aylarında düzenlendiğini beyan etmesine rağmen senet evrakı incelendiğinde senedin düzenleme tarihinin 01.04.2020 tarihi olduğu görüldüğünü, bu durum dahi senedin düzenleme tarihinin sonradan alacaklı davalı tarafından hukuka aykırı olarak düzenlendiğini açıkça ortaya koyduğunu, ceza dosyasında davalının avukat eşliğinde vermiş olduğu ifadesi yazılı bir delil niteliğinde olduğunu,
müvekkilinin tanınmış bir yazar ve eğitmen olduğunu, online kitabı satıldığını, ayrıca ailesinin Almanya"da yaşadığını, finansal durumunun gayet iyi olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin sürekli cezaevine girip çıkan, doğru dürüst işi olmayan, maddi sıkıntıları olduğu bariz olan birinden, iddia edildiği gibi 2018 yılında 50.000 TL borç para alması mantık dışı olduğunu ve bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, senet üzerinde bulunan imza dışında yer alan vade tarihi, keşide tarihi, borçlu ve adres kısmı, bedel bölümü ve nakden ibareleri, imzadan sonra ve davalı alacaklı tarafından hukuka aykırı olarak doldurulduğunu,
bilirkişi incelemesi ile bu yazıların incelenerek müvekkiline ait olmadığının tespit edilmesini talep etiklerini, bu nedenlerle davanın kabulü ile müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra veznesine ödenen paranın davalı tarafa ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın dava dilekçesinde özetle; böyle bir borcunun olmadığı, senetteki imzanın kendisine ait olduğunu, senedin teminat senedi olduğunu, maddi durumunun iyi olduğunu bu nedenle böyle bir paraya ihtiyacı olmadığını beyan ettiğini, taraflarınca davacı taraf aleyhine kambiyo senedine ilişkin takip başlatıldığını, davacı söz konusu takibe itiraz ettiğini, davacı taraf itiraz dilekçesinde senetteki imzanın kendisine ait olmadığını ve böyle bir borcu olmadığını iddia ettiğini, İcra hukuk mahkemesi takibin
tedbiren durdurulmasına karar verildiğini, İcra hukuk mahkemesince yapılan yargılama neticesinde bilirkişi raporu alındığını, imza örnekleri üzerinden yapılan imza incelemesinde bonodaki imzanın davacıya ait olduğunu sonucuna varıldığını, davacı dosyaya gelen bilirkişi raporundan hemen sonra davasından feragat ederek iş bu davayı açtığını, davacı taraf kötüniyetli davranmakta, süreci uzatmaya çalıştığını, müvekkilinin alacağına kavuşmasını haksız olarak geciktirdiğini, davacı taraf icra hukuk mahkemesine yapmış olduğu itirazda bonodaki imzanın kesinlikle kendisine ait olmadığını beyan ve iddia etmesine rağmen,
mahkemenize açmış olduğu iş bu davada imzanın kendisine ait olduğunu kabul ettiğini, bu durum da açık şekilde davacı tarafın süreci uzatmaya çalıştığını, müvekkilinin alacağına kavuşmasını geciktirme amacı güttüğünü gösterdiğini, müvekkilinin Gebze çevresinde yıllarca esnaflık yaptığını, bir çok kişi ve kurum ile ticari ilişkileri olduğunu, bu nedenle müvekkili lehine ve aleyhine icra takiplerinin olması hayatın olağan akışına uygun bir durum olduğunu, müvekkilinin beklenmedik şekilde tutuklanması nedeniyle bir çok kişiden alacağını alamadığını, müvekkilinin alacaklı olduğu bu kişiler,
müvekkilinin tutuklanması nedeniyle borçlarını ödemeyerek müvekkilini mağdur ettiklerini, davacı tarafta ile müvekkili de yıllardır birbirini tanıdığını, davacı müvekkilinden farklı tarihlerde araç kiraladığını, ancak dava dosyamıza ait bono kesinlikle bu araç kiralama işlemlerinden alınmadığını, davacı ile müvekkilinin arkadaş olmaları ve geçmişe dönük tanış olmaları nedeniyle kendisinden kısa süre sonra ödemek üzere borç para aldığını, karşılığında dava konusu açık bonoyu verdiğini, ancak müvekkilinin tutuklanması nedeniyle davacı borcunu uzun süre ödemediğini, müvekkilinin tahliye olduktan sonra davacı hakkında icra takibi başlattığını,
davacı tarafça müvekkili hakkında şikayetçi olduğu söylenen ... ve ... isimli kişiler ile müvekkilinin arasında husumet olduğunu, her iki şahısa karşı müvekkilinin alacağından dolayı takip başlattığını, bu kişilerin müvekkilinin haksız şekilde takip başlattığı yönündeki şikayetleri kesinlikle gerçek dışı olduğunu, kaldı ki vermiş oldukları ifadelerinde de müvekkiline borçlu olduklarını kabul ettiklerini, her iki şahsın da davacı tarafça yönlendirildiğini, haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
İlk derece mahkemesince; "... Davanın REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle. "Davalı vermiş olduğu ifadesinde de görüleceği üzere senedi kendisinin usulsüz ve hukuka aykırı olarak doldurduğunu ikrar etmiştir. Davalı taraf müvekkile 50 bin TL verdiğini söylemesine rağmen, ifadesinin devamında bu borç dolayısıyla açık senet aldığını beyan etmiştir. Açık senedin tanımına bakacak olursak Açık senet.
Ödeme günü ve ödenecek tutar kısmının boş bırakıldığı senetlere açık senet türü denir." Alınan borç belli iken davalı tarafa açık senet verildiği iddiası hayatın olağan akışına aykırıdır. Davalının iddia ettiği borç verme olayının tanık huzurunda olduğunu belirtmesine karşılık mahkemede tanıklarımızın dinlenmemesi de usule ve yasaya aykırıdır.
Dava konusu senette bulunan imzaların yaşının bilirkişi marifetiyle tespit edilmesini talep ettiğimiz halde bu talebimiz usule ve hukuka aykırı olarak reddedilmiş ayrıca mahkeme dosyasına icra dosyasına yatan paraların alacaklı tarafa ödenmemesi için yatırılan teminat hakkında da bir karar vermeyerek de eksik inceleme ile karar verilmiştir" beyanı ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap ve istinaf dilekçesinde özetle. "İlk derece mahkemesi davacı tarafın tedbir talebini kabul ederek teminat karşılığında icra takibinin durmasına karar vermiştir. Bu karar üzerine davacı tarafından belirlenen teminat mahkeme dosyasına yatırılmış, icra dosyası için dosyaya yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik tedbir kararı verilmiştir. Ancak tedbir kararı veren ilk derece mahkemesi dava sonunda tarafımıza tazminatta hükmetmemiştir.
Mahkemenizde takdir eder ki. İİK.'nun 72/4. maddesine göre; "mahkemenin talebe gerek kalmaksızın, kötü niyette aranmadığından sadece alacağımızı geç almış olmamız nedeniyle tazminata karar vermesi gerekmekteydi. Ancak gerekçesiz şekilde mahkeme lehimize tazminata karar vermemiştir.
Yine ilk derece mahkemesi davacı taraf olduğumuz başka bir dosyamızda (Gebze Asliye Ticaret mahkemesi 2021/826 esas, 2022/490 karar ) davalı tarafın talebi olmamasına rağmen tazminata karar vermiştir.
Dosya içeriği aynı olmasına rağmen iş bu dosyamızda mahkemenin tazminata karar vermemesi, mahkemenin vermiş olduğu kararlarda kendi içinde de çelişki oluşturduğunu göstermektedir" beyanı ile davacı yanın istinaf taleplerinin reddi ile müvekkil lehine %20 oranında tazminata karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; "Davacı tarafın soyut, dayanaktan yoksun, tahmine ve yoruma dayalı, gerçek dışı istinaf taleplerini kabul etmiyoruz. Müvekkilim hakkında yapılan suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturmada hakkında takipsizlik kararı verilmiştir. Davacı tarafın dosyanın esası ile ilgilisi olmayan; müvekkilin dolandırıcılık suçundan hakkında soruşturma, kovuşturma olduğuna yönelik iddiaları doğru değildir. Müvekkilin icra dosyalarının olması davacının iddialarını kanıtlaması ile herhangi bir ilişkisi söz konusu olamaz, ispat külfeti davacıda olup davasını ispat edememiştir" beyanı ile davacının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/09/2022 tarih, 2021/307 Esas - 2022/696 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacı aleyhine davalı tarafından Gebze İcra Müdürlüğünün 2020/32423 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı, takibe konu edilen senedin davacı tarafından, davalı taraftan 2012-2013 yıllarında araç kiralandığı zaman, kiralanan aracın kazaya karışmasına karşı teminat olarak boş olarak verildiği, sonrasında bu senedin davalı tarafından icra takibine konu edildiği, iddiasıyla eldeki davanın davacı yanca açıldığı, davalı tarafından açılan davanın reddinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince açılan davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı ve davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
1-Davacının istinaf istemi yönünden yapılan incelemede;
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Menfi tespit davası icra takibinden önce sonuçlanmaz ve ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması (veya ihtiyati tedbir kararının kaldırılması) nedeniyle, (menfi tespit davası görülmekte iken) borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (m.72/6); yani menfi tespit davası (kendiliğinden) istirdat davasına dönüşür; bu hâlde mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam eder (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, Ankara, 2017, s. 146). Bu durumda İİK’nın 72/6 maddesi gereğince bedele dönüşen isteminin temeli menfi tespit davasıdır.
4721 sayılı TMK'nın 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür.6100 sayılı HMK'nın 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklindedir.
Menfi tespit davasında da anılan Yasa hükümlerindeki ispat yüküne ilişkin kuralın uygulanması gerekir. Buna göre, menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davalıya düşer. Ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3521 Esas 2019/1844 Karar sayılı ilamı).
Bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespitini içeren davada ispat yükü, kural olarak senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin talili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir.
Eldeki davada, ilk derece mahkemesince ;davacı tarafın dava dilekçesinde, "...davalı taraftan 2012-213 yıllarında araç kiraladığı zaman, kazalara karşı teminat olarak davalı tarafa boş senet verdiğini,..." beyan ettiği, bu durumda davacının dava konusu senedi kendi rızası ve imzası ile verdiğini kabul ettiği, senedin boş kısımlarının davalı tarafından rızası hilafına davalı tarafından doldurulduğu iddiasını ise yazılı delille kanıtlayamadığı,
yapılan tüm araştırmalar, soruşturma dosyası, soruşturma dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına kararı ve toplanan tüm delillerle birlikte, davacı bononun üzerindeki imzayı inkar etmemesi de değerlendirildiğinde, davacının davasını ispatlayamadığı kanaatiyle davanın reddine şeklinde karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, hukuki değerlendirme ve varılan sonucun yerleşik Yargıtay İçtihatlarına ve Daire'mizin uygulamalarına da uygun olduğu, yapılan tahkikatın yeterli ve ilk derece mahkemesi gerekçesinin davacının istinaf nedenlerini karşılar nitelikte bulunduğu anlaşıldığından,
davacının istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
2- Davalının istinaf istemi yönünden yapılan incelemede;
Eldeki davada. İcra İflas Kanunu'nun 72/4. maddesi gereğince, menfi tespit davasını kaybeden davacı borçlu aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için ilk olarak mahkemece verilmiş ve icra dosyasına işlenmiş bir ihtiyati tedbir kararının bulunması ve ikinci olarak da alacaklının bu tedbir dolayısı ile alacağını geç almış bulunması gerekmektedir. Eldeki dava menfi tespit davasıdır.
Davacının talebi üzerine 09/06/2021 tarihli tensip zabtı (10) nolu bendi ile "İİK'nun 72/3 maddesi gereğince dava değerinin %15'i tutarında teminat (nakti teminat veya teminat mektubu) mukabilinde yalnızca icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir konulmasına, takibin durdurulması talebinin reddine" kararı ile icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve karar infaz edilmiş olup böylece davalının alacağına geç kavuşmasına sebep olunmuştur.
2004 Sayılı İİK'nın 72/4. maddesinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmasından doğan zararları için yerel mahkemece tazminata karar vermek gerekirken bunun yapılmamış olması doğru olmamıştır.
Gerekçeli karar başlığında; davacının, davacı ve davalı vekillerinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Bu nedenlerle.
1-dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, 2- davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına,
dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davacının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/09/2022 tarih, 2021/307 Esas - 2022/696 Sayılı kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,
a-Davanın REDDİ ile İİK 72/4 md. uyarınca Davacı tarafından davaya konu edilen toplam tutarın %20'si oranına denk gelen 10.000,00-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
b-Alınması gerekli 80,70 TL harçtan 853,88.-TL'si peşin olarak yatırılmış olduğundan fazla yatan 773,18.-TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA,
ç-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden maktu 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
d-Taraflar tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana İADESİNE,
3-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;
Davacı yönünden;
a-İstinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
b-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile kalan 346,90-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
c-İstinaf eden davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına,
Davalı yönünden;
a-İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına,
b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
c-Davalı tarafından yapılan 220,70-TL İstinaf Kanun yolu masrafının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Davalının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince davalıya iadesine, 6-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/03/2024
... Başkan ... ¸e-imzalıdır
... Üye ... ¸e-imzalıdır
... Üye ... ¸e-imzalıdır
... Katip ... ¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/23, K. 2024/511, 18 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama