KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Mart 2024
- Dosya no
- 2023/51
- Karar no
- 2024/461
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/10/2022
- Numarası
- 2021/186 Esas - 2022/597 Karar
- Davacı
- DÖRTYILDIZ HAFRİYAT TAŞOCAĞI NAKLİYAT TURİZM İNŞAAT PETROL VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...
- Vekili
- Av. ...- ...
- Davalı
- BOŞNAK LOJİSTİK HİZMETLERİ İNŞAAT TAAHHÜT TURİZM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. - ...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 30/03/2021
- Kr. yazım tarihi
- 13/03/2024
Karar Metni
2.143 kelime·11 dk okuma·7 bölüm
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalıya tanesi 35.000,00 TL'den 7 adet dorse satıldığını, faturanın ödenmemesi nedeniyle Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2020/98529 esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe itiraz edildiğini, noter satış sözleşmelerinde araç bedellerinin alındığı yazılmış ise de, herhangi bir para alışverişi olmadığını, satış prosedürü için mecburen böyle bir ifade kullanıldığını, taraf defterlerinde bu alışverişin resmi olarak gösterilmesi gerektiğinden davalı tarafından müvekkiline bu satışlarlar ilgili herhangi bir ödeme yapılmadığının ortaya çıkacağını beyan ederek; Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2020/98529 esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 245.000,00 TL'lik kısmı için kaldırılması talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
İlk derece mahkemesince; "... Davanın REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Mahkemenin ret gerekçesini, usulüne uygun tutulan kanuni defterlerin " kesin delil " niteliğinde olduğu hususuna dayandırdığı, usulüne uygun tutulan davacı defterlerine neden itibar edilmediğinin açıklamadığını, elbette ispat külfetinin davacı tarafında olduğunu, davacının alacağını faturaları ibraz ederek, dosyaya sunduğunu, bundan sonra, faturaları ödediğini, davalı tarafın ispat etmesi gerektiğini, birbirini teyit etmeyen ticari defterlerin, HMK 222/3 maddesi gereği, kesin delil olmayıp, diğer delillerinde incelenmesi gerektiğini, Vergi Usul Kanunu tebliği ile,
7.000,00-TL üzeri ödemelerin, resmi şekilde yapılması şartının getirildiğini, davalı defterlerine göre, fatura bedellerinin " kasadan nakit ödeme " gösterildiğini, bu durumda bilirkişiden ek rapor alınarak, davalı şirketin kasa hesaplarının incelenmesi gerektiğini, bu durumda, davalının kanuni defterlerini kasadan nakit ödeme olarak kapatmasının yasal olmadığını, davalının bu ödemelerini ispatlaması gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.
DELİLLER
Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/10/2022 tarih, 2021/186 Esas - 2022/597 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava açık hesap ilişkisine dayanan alacak için başlatılan itirazın iptaline ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; Davacının taraflar arasındaki açık hesap ilişkisine dayanarak alacak iddiasıyla Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2020/98529 esas sayılı dosyası ile davalı hakkında 542.770,00 TL alacak için takip başlattığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, davacının itirazın 245.000,00 TL'lik kısmı için kaldırılması için eldeki davayı açtığı, dava dilekçesi ekinde açık hesaptaki faturaları ve faturalara esas satış sözleşmelerini dosyaya sunduğu, davalı tarafın davaya cevap vermediği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.
İcra Takibine İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı kanun 62.madde)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. (2004 sayılı kanun 67.madde)
Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. 2021/377 Karar)
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197 Karar )
İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Davacı tarafından icra takibinin dayanağı olarak takip talebine ekli faturalar gösterilmiş, mahkemece davacının iddia ettiği alacak miktarının tespitinde teslim belgelerine dayalı faturalardaki alacağın sabit olduğu kabul edilmiştir. Ancak mahkemece icra takibine dayanak yapılan fatura konusu alacak miktarının ödenip ödenmediği noktasında, takip konusu edilmeyen faturalar da inceleme konusu yapılarak karar verilmesi yerinde değildir. (HGK 2017/(19)11-1309 e. 2021/377 k.)
Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir.
Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bazı belgelere senetle ispat kuralının aşılabilmesi ve hakimin delilleri değerlendirirken takdir yetkisini kullanabilmesi imkanını vermiştir. Ancak belgenin, kesin delille ispatlanması gereken bir vakıa karşısında bu kuralı aşıp değerlendirilmeye alınabilmesi için HMK m. 202'de belirtilen bütün unsurları karşılaması gerekmektedir.
Hakimin bu konuda yani kurala istisna getiren "kanuni unsurlar" üzerinde ise herhangi bir takdir yetkisi yoktur; bu unsurların objektif olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir belge ancak aleyhine kullanılacak kişiden kaynaklanmışsa ve hukuki işlemi muhtemel gösteriyorsa delil başlangıcı sayılabilir. Bu bağlamda elektronik veriler de delil başlangıcı teşkil edebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/5327 esas- 2021/5363 karar)
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/09/2019 tarihli 2017/19-919 E. 2019/886 K. sayılı "...6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. (6762 sayılı TTK’nın 87) maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.
Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz...
...Kısmi ifaya ilişkin kurallar da (icra takibinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan) 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 84 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun'un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre birden fazla borcu bulunan borçlu, ödeme zamanında bu borçlardan hangisini tediye etmek istediğini alacaklıya beyan etme hakkını haizdir.
86. maddeye göre de yasal olarak geçerli bir beyan vaki olmadığı yahut makbuzda ödemenin hangi borca mahsup edileceği gösterilmediği takdirde, tediye muaccel olan borca mahsup edilir. Birden çok borç muaccel ise tediye, borçlu aleyhinde birinci olarak takip edilen borca mahsup edilir. İcra takibi yapılmamış ise tediye, vadesi daha önce gelmiş olan borca mahsup edilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03/05/2006 tarihli ve 2006/19-260 E., 2006/251 K..
09/06/2010 tarihli ve 2010/19-262 E. 2010/304 K; 27/01/2016 tarihli ve 2015/15-1830 E.,2016/98 K.. 25/04/2018 tarihli ve 2017/19-903 E., 2018/974 K. sayılı kararlarında da bu yönde açıklamalar yer almaktadır..." açıklamalı ilamı ile cari hesap/ açık hesap arasındaki farklar, yapılan ödemelerin hangi borca mahsup edileceği hususları anlatılmıştır.
Somut Olay Yukarıdaki Açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; Davacının alacağı takip talebinde cari hesap alacağı olarak belirtilmiş, dava dilekçesi ekinde bu alacağa esas teşkil eden fatura ibraz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2019 tarihli 2017/19-919 E. 2019/886 K. sayılı ilamında tespit edildiği üzere; cari hesap ilişkisinden bahsedebilmek için 6102 sayılı yasanın 89. maddesi düzenlemesine göre yazılı bir sözleşmenin bulunması gerekir. Taraflar arasında böyle bir sözleşmenin bulunmadığı, dolayısıyla cari hesaba ilişkin maddelerin uygulanamayacağı, taraflara arasında açık hesap ilişkisinin bulunduğu, bu bağlamda takibe dayanak belge ve dava dilekçesi incelendiğinde davacının talebinin ödenmeyen faturadan kaynaklanan açık hesap alacağı kanaatine varılmıştır.
Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
Eldeki olayda; dosyaya sunulan 27.12.2021 tarihli rapora göre davacının ve davalının uyuşmazlık konusu döneme ait 2017-2018 yıllarına ait tutulması zorunlu ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, davacının defter kayıtlarına göre takibe konu faturalardan dolayı davacının davalıdan 70.000,00 TL alacaklı olduğu, davalının defterlerine göre ise davalının davacıya faturalardan dolayı borcunun olmadığının tespit edildiği görülmüştür. Bu durumda taraf defterlerinin bir birini doğrulamadıkları anlaşılmıştır.
Ancak; davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 11.01.2022 tarihli yazılı beyanda “…muhasebe yetkilisi tarafından, bakiye tutarlarda sehven hatalar yapıldığı, yasal defterlere de yanlış aktarıldığı,…Sehven yapılan hatalar 2021 yılı yasal defterde düzeltilmiştir…” şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı vekilinin anılan beyanı nazara alındığında davacı defterlerinde hatalı kayıtlar bulunması nedeniyle usulüne uygun kayıtlar içermediğinden davacının defterlerinin 6100 sayılı yasanın 222/3.maddesi gereği davacı lehine delil olmayacağı, aynı maddenin 4. fıkrası gereği defterlerin davacı aleyhine delil olacağı anlaşılmıştır.
Davalının defterlerinin usulüne uygun tutulması ve davaya konu borcun olmadığına dair kayıtların olduğu, az yukarıda açıklandığı üzere davacının defterlerinde doğru olmayan kayıtlar bulunduğu, faturaya dayanak olan araç satışlarına ilişkin noterde düzenlenen araç satış sözleşmelerinde bedelin tamamen ödendiği hususunun yazıldığı, davalının ticari defterlerine göre de davacının bu nedenle bir alacağının bulunmadığı, sözleşmenin ve bu durumun aksini iddia eden davacı tarafın iddiasını ispat etmesi gerektiği, ancak davacının bu iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi (Yargıtay 19 Hukuk Dairesinin 2016/5673 esas 2016/14737 karar sayılı ilamı) isabetlidir.
Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına göre, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 227,60-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/03/2024
... Başkan ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Katip ... ¸e-imzalıdır.
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/51, K. 2024/461, 13 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama