KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Mart 2024
- Dosya no
- 2023/55
- Karar no
- 2024/460
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/10/2022
- Numarası
- 2021/221 Esas - 2022/757 Karar
- Davacı
- ICE GRUP PLASTİK ANONİM ŞİRKETİ DİLOVASI ŞUBESİ - ...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Davalı
- AZEL MAKİNA PLASTİK KALIP SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Dava
- Alacak
- Dava tarihi
- 31/03/2021
- Kr. yazım tarihi
- 13/03/2024
Karar Metni
2.233 kelime·11 dk okuma·7 bölüm
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket pandemi sebebi ile kullanımı oldukça yoğun şekilde artan koruyucu maske üretimi işi ile iştigal eden, bu üretimi sahibi olduğu ...'da bulunan gayrimenkulde gerçekleştiren bir şirket olup hali hazırda senede on milyonlarca maske üretim kapasitesini haiz bir şirket olup diğer sektörlerde de farklı yatırımları söz konusu olduğunu, müvekkili şirketin bu maskeleri üretirken maskelerin burun kısmında yer alan telin ürelimi ve kaplaması için kullanılmakta olan ekstrüder makinesi lazım olduğunu, bu ihtiyacı da davalı şirketten 28/05/2020 tarihli 19001 No' lu irsaliye ve 27/05/2020 tarih ve ...
No' lu 278.244,00 TL'lik fatura mucibince gidermek istendiğini, 3. satışa konu makineler müvekkilinin işyerine getirildiğini, davalı şirketin teknik personeli tarafından kurulduğunu, ancak çalıştırılmak istenince tüm fabrika kaçak akım röleleri bulunması sebebi ile tüm akımı kestirdiğini, ancak bu kaçak akım röleleri devreden çıkarıldığında nakilin çalıştığını, müvekkilinin elektrikçisi gelip incelediğinde makinede topraklama hattının bulunmadığını tespit ettiğini bu hususun bizzat müvekkili tarafından yaptırıldığını, bu elektrik problemi giderildiğinde makine çalıştırılmış,
bu kere de normalde 24 Saatte 1000 Kg. kadar tel sarma kapasitesine sahip makinenin saatle en fazla 12-14 kg kadar tel sarabildiğini, akabinde durdurup tüm sistemin ve kalıbın temizlenmesi gerekliği ve tekrar çalıştırılması gerektiğini, satıcıya hususun bildirildiğini, satıcı tarafından hiç ilgilenilmediğini, bu durum da müvekkili tarafından giderilmeye çalışıldığını, daha sonra bu eksiklikler yine müvekkili tarafından yenileri alınarak tamamlandığını, keza makinenin proforma faturadan da görülebileceği üzere iki teli aynı anda çekmesi gerekirken bu kalıbın da bozuk olduğu, aynı anda yalnızca tek tel çekebildiği,
tek telin de problemli ve homojen sarılı şekilde çekemediğinin de anlaşıldığını, bunun üzerine de yine müvekkilinin yeniden sıfır kalıp yaptırdığı ve kullanmaya başladığını, makinedeki eksiklikler sadece bunlarla kalmadığını, soğutma havuzu, otomasyon yazılı vs. gibi bir sürü eksiklik tespit edildiğini, akabinde bunlar müvekkillerce tamamlanmış neredeyse bir makine parasını da harcadığını, diğer yandan bu ayıbın tespiti ve hukuki sürecin uzunluğu, bir yandan da üretimin aksamaması sebebi ile bu makinede bir sürü iyileştirmeler yapıldığını,
bu yukarıda saydıkları eksikliklerin tamamlandığı ve artık sözleşmeden dönmenin her iki taraf açısından da zarara yol açacağından de işbu davayı sözleşme bedelinde indirim şeklinde açma gereği de doğduğunu, tüm bu hususlar Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/134 D.İş. S.
Delil Tespiti dosyası ile tutanak altına alındığını, akabinde de bu tespitler Bakırköy 1. Noterliğinin 27/08/2020 tarih ve ... yevmiye no ile TBK gereği bildirim yapıldığını, daha sonra da yapılan arabulucu görüşmelerinde de uzlaşmamış bu şekilde işbu davanın açılmasına mahal verdiğini, yukarıda arz ve izah ettiğimiz üzere,
satışa konu makinede ayıp söz konusu olduğundan ve dava açılış aşamasında bu ayıbın nispetini tespit etmenin mümkün olmaması sebebi ile fazlaya dair talep ve dava hakları saklı tutarak şimdilik 5.000.00-TL satış bedelinden indirim yapılarak bu indirim kadar bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
İlk derece mahkemesince; "...Davanın REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tüm hususların Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/134 D.İş.
S. delil tespiti dosyası ile tutanak altına alındığını, akabinde de bu tespitlerin Bakırköy 1. Noterliği'nin 27/08/2020 tarih ve ... yevmiye no ile TBK gereği bildirim yapılmış olsa da davalının yine durumu kaile almadığını dava açılmasına sebebiyet verdiğini, dava sürecinde tüm hususların dile getirildiğini, tespit raporunun aksine dosyadan yapılan 2. keşifte bu iyileştirmelerin davacının kendi isteği doğrultusunda yapıldığını, satıcının kusurunun olmadığından bahisle davanın reddedildiğini, bilirkişi raporunda tüm bu itirazlarını sunmuş olsalar da Mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, taleplerinin incelenmediğini belirterek;
istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; makinada topraklama hattının bulunmaması ve bundan dolayı tüm akımın kesildiği iddiasının davalının sorumluluğu dışında olduğunu, ayrıca söz konusu makinanın 24 saate 1000 kg kadar tel sarma kapasitesine sahip olacağı iddiasının yardımcı elemanların bulunması halinde mümkün olduğunu, satışa konu makinanın ikinci el olup istinafa başvuran davacı tarafın teknik elemanları tarafından davalı şirketin fabrikasında çalışır vaziyetteyken incelendiğini ve makinanın bu haliyle kabul edildiğini, bu durumun sunmuş oldukları whatsapp mesajları ile de sabit olduğunu,
istinafa başvuran tarafın muayene ve ayıp ihbarı yükümlülüklerini süresinde yerine getirmediğini, davalıdan satın alınan makinanın ayıplı olduğu iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, söz konusu malın ayıplı olduğunu kabul etmemekle birlikte davacının, yürürlükteki ilgili mevzuat gereğince malı 8 gün içerisinde muayene ettirmek ve yazılı olarak ayıp ihbarında bulunmakla yükümlü olduğunu, ancak davacının, tacir olmasına rağmen kanunda düzenlenmiş usul ve sürelere uymadığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/10/2022 tarih, 2021/221 Esas - 2022/757 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava satış sözleşmesinden kaynaklanan ayıp nedeniyle satış bedelinden indirim talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde.
Davacının davalıdan 27.05.2020 tarihli ... numaralı 278.244,00 TL bedelli fatura ile 70’lik Exruder makine, hammadde ve krom tel satın aldığı, 70’lik Exruder makinenin bedelinin KDV dahil 259.600,00 TL olduğu, davacının makineyi çalıştırdığında topraklama hattının makinede olmadığı, makinenin 24 saatte 1.000 kg kadar tel sarması gerekirken saatte 12-14 kg sarabildiği, makinenin aynı anda 2 tel çekmesi gerekirken tek tel çekebildiği, çekilen telin de problemli olması nedeniyle davalıya ihbarda bulunulduğu, anılan eksikliklerin davacı tarafından giderildiği,
makinenin ayıplı olması nedeniyle bedelden indirim yapılması talebiyle eldeki davanın açıldığı, davalı taraf makinenin ikinci el olarak görülüp satın alındığını, makinenin çalışır vaziyette teslim edildiğini, makinenin bu haliyle kabul edildiğini, makine kapasitesinin davacı tarafından bilindiğini, 1.000 kg kapasiteye yardımcı elemanlarla çıkabileceğinin davacı tarafından bilindiğini, ayıp ihbarının da süresinde olmadığını beyan ettiği, mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine davacı tarafından istinaf yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Satım sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207. maddesinde “satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Satım sözleşmesi synallagmatik, başka deyişle tam iki tarafa karşılıklı borçlar yükleyen bir sözleşmedir. Tam iki yanlı sözleşmelerde, her iki yan birbirine karşı birer asli edim ile çeşitli yan ve tali edimler yüklenirler. Eş deyişle bu sözleşmeler nitelikleri gereği yanlardan her birini zorunlu olarak alacaklı ve borçlu kılar. Yanlardan her biri karşı edimi elde etmek için borç altına girer. Satıcının malın teslimi ve mülkiyetinin alıcıya geçirilmesi yükümlülüğü yanında satılanın ayıplardan ari olmasını sağlama yükümlülüğü de bulunmaktadır.
Bilindiği üzere Türk Ticaret Kanunu 23’üncü maddesinde. “Ticari satış ve mal değişimi” düzenlenmiş, tacirler arasında yapılan ticari satışlarda esas itibariyle Türk Borçlar Kanunun ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtildikten sonra bu tür satışlar hakkında özel bazı hükümlere yer verilmiştir. Bu hükümlerin uygulanabilmesi için somut olayda ticari satışın mevcut olması gerekir.
Ticari satış, sözleşmenin her iki tarafının da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olan satıştır.
Tacirler arası ticari satımlarda satıcının ayıplı ifadan sorumluluğu esas itibariyle Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı madde hükümlerine tâbidir ancak tacirler arasındaki ticari satımlardan kaynaklanan ayıplı ifa hallerinde alıcının muayene ve ihbar külfetlerinin süresi hakkında Türk Ticaret Kanunu 23/1-c madde hükmünde düzenlenmiş olan özel hüküm uygulanacaktır.
Satıcının ayıplı ifasına ilişkin diğer konularda ise Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı hükümlerinde düzenlenen genel hükümler uygulama alanı bulacaktır. (Prof. Dr. Ömer Adil ATASOY, Av. Hanife ÖZDİL Hukuk Fakültesi Dergisi Yıl 3 Sayı 1 - Haziran 2017 (1-19) 3)
6098 sayılı TBK’nın ayıba karşı tekeffül hukuki kurumunu düzenleyen 219 ve devamı maddelerine bakmak gerekir. Buna göre “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” düzenlemesi mevcuttur.
6098 sayılı TBK 222. Maddesinde; Satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmayacağı, satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
Ticari satış ve mal değişimi başlıklı 6102 sayılı TTK 23/1 maddesinde; Maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı buna göre malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, Açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleyip veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olacağı, diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı düzenlenmiştir.
6098 sayılı TBK 223/2 madde hükmü incelendiğinde; Alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Ayıp durumunda alıcının seçimlik haklarını düzenleyen 227. Maddesi incelendiğinde;
Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:
1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.
Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.
Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. "Düzenlemesi mevcuttur.
4721 sayılı yasanın 6. Maddesine göre kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.
6100 sayılı yasanın 190. Maddesine göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.
Somut olay yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; Davacının davalıdan 27.05.2020 tarihli ... numaralı 278.244,00 TL bedelli fatura ile 70’lik Exruder makine, hammadde ve krom tel satın aldığı, 70’lik Exruder makinenin bedelinin KDV dahil 259.600,00 TL olduğu uyuşmazlık dışıdır.
Davacı taraf kendisine satılan makinede topraklama sistemi olmadığını, bu hususun ayıp mahiyetinde olduğunu iddia etmiştir. Dosyaya sunulan 23.06.2022 tarihli raporun 5. sayfasında belirtildiği üzere; tesis içindeki elektrik tesisatı ve topraklama hattının davacı alıcının sorumluluğunda olduğu, topraklama hattının işletme tarafından sağlanması ve makine gövdesine bağlanmasının gerektiği, makinenin çalışmasıyla ilgili olmadığı değerlendirilmiştir. Bu durumda topraklama hattı ile ilgili iddianın ayıp mahiyetinde olmadığı gibi anılan hattının sağlanması ve makineye bağlanmasının davacının sorumluluğunda olduğu nazara alındığından davacının bu iddiasının ayıp olduğunu ispat edemediği görülmüştür.
Yine dosyaya sunulan 23.06.2022 tarihli raporda makinenin önceki parçalarıyla da çalışır vaziyette olduğu, davacının iddia ettiği parçaların değiştirilmesinin makinenin üretim kapasitesini ve ürün niteliğini artırdığı, bu hususların teknik bir problem olmadığı dolayısıyla ayıp mahiyetinde olmadığı tespit edilmiştir. 4721 sayılı yasanın 6. maddesi ile 6100 sayılı yasanın 190. maddelerine göre satıma konu malın ayıplı olduğunu ispat yükü davacı üzerinde olup (Benzer yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/13-579 esas 2020/1012 karar) davacı dosya kapsamından satıma konu malın ayıplı olduğunu ispat edemediğinden ve ayrıca davalının makinenin 24 saatte 1.000 kg üretim yaptığı yönünde vaatte bulunduğunu da ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmesi isabetlidir.
Gerekçeli karar başlığında; davalının ve taraf vekillerinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 346,90-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/03/2024
... Başkan ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Katip ... ¸e-imzalıdır.
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/55, K. 2024/460, 13 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama