KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- Dosya no
- 2023/790
- Karar no
- 2024/1330
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/01/2023
- Numarası
- 2021/58 Esas - 2023/54 Karar
- Davacı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ... -...
- Davalı
- ... -...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 26/01/2021
- Kr. yazım tarihi
- 10/10/2024
Karar Metni
2.187 kelime·11 dk okuma·7 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkilinin, termoplastik malzemelerin kaynak edilmesi konusunda faaliyet gösteren bir mühendislik, ar-ge ve imalatçı firma olduğunu, müvekkili firma tarafından davalı firmaya faturada detaylı şekilde isimleri yazılı olan cihazların satım ve teslimi yapıldığını, taraflar arasında gerçekleşen ticari işe binaen müvekkili tarafından 15.045,00-EURO değerinde fatura kesildiğini, davalı şirketçe borcun ödenmemesi üzerine davalı şirketle irtibata geçildiğini, ödeme yapılıp yapılmayacağı hususunda bilgi alınmaya çalışıldığını, ancak davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığını,
alacağın tahsil edilememesi üzerine davalı aleyhinde yasal yollara müracaat edildiğini, İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün 2020/15524 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça icra takibine yetki itirazında bulunulması üzerine dosyanın, yetkili Gebze İcra Müdürlüğü'ne gönderildiğini, Gebze İcra Müdürlüğü'nde 2020/30480 Esas numarasını aldığını, bu dosyadan borçlu davalı şirkete ödeme emri gönderildiğini, borçlu şirketçe borca, faize ve tüm ferilere itiraz edildiğini, icra dosyası neticesinde de davalı taraftan herhangi bir ödeme alınamayınca,
10/11/2020 tarihinde dava şartı olan arabuluculuk yoluna taraflarınca başvurulduğunu, 18/12/2020 tarihinde sonlanan arabuluculuk süreci sonucunda davalı tarafla anlaşma sağlanamadığını, anlaşmama tutanağının taraflarca imzalandığını, taraflar arasında yapılan ticari işin; kesilen faturalar ticari defterler ve iki tarafın şirket kayıtları ile sabit olduğunu, davalı tarafça ödeme emrine itiraz edilmesinin kötü niyet ve icra takibini sürüncemede bırakma amacı taşıdığını, bu sebeplerle, müvekkilinin alacağının tahsili ve davalı borçlunun haksız itirazının iptali amacıyla huzurdaki davayı açtıklarını, açıklanan nedenlerle;
davalı yanın haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli itirazların iptali ile takibin devamına, müvekkili lehine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı takdirine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı şirketten, müvekkili şirketin yapacağı maske makineleri için 6 adet ultrasonik kaynak makinesi sipariş edildiğini, gönderilen 6 adet kaynak makinesinin 2 tanesinin, kullanıldığı makinelerde arıza verdiğini, maske makine yapılamadığını, davacı şirketçe de bu iki kaynak makinesinin çalışır hale getirilemediğini, dolayısı ile 2 adet kaynak makinesinin iade edilmek istendiğini, ayıplı makinelerin iade alınmasının istendiğini, iade faturası kesildiğini ve davacı şirkete gönderildiğini, ancak aynen taraflarına iade geldiğini,
davacı şirketin verdiği ultrasonik kaynak makinesinin ayıbının ancak maske makinesinin yapımında kullanılması ile ortaya çıkmış gizli bir ayıp olduğunu, 6 ultrasonik kaynak makinesinin 2 tanesinde ayıp çıktığını, ayıplı olmayan 4 adet ultrasonik kaynak makinesinin bedelinin ödendiğini, ayıplı olanların iade alınması istenmesine rağmen iade alınmaması nedeni ile bedelinin de ödenmediğini, dava sefahatinde ultrasonik kaynak makinesinin gizli ayıplı olduğunun görüleceğini, şirket adreslerinde yapılacak incelemede 2 adet ayıplı davacı makinesi olduğunun görüleceğini,
davacı şirketin müvekkili şirketten alacaklı olabilmesi için satışını yaptığı makinenin ayıpsız olması, kullanılabilmesi gerektiğini, davacı şirketten alınan makinenin kullanıldığı maske makinesinin bu ayıp nedeni ile yetiştirilemediğini, müvekkilinin iş kaybına ve zarara uğradığını, ayıplı malını değiştirmeyen ve bu nedenle müvekkili şirketin zarara uğramasına neden olan davacı şirkete karşı dava açma haklarının saklı olduğunu, açıklanan nedenlerle; haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacı şirketin alacağın %20’sinden aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatı ile cezalandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
İlk derece mahkemesince; "...Davanın KABULÜNE, Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğünün 2020/30480 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, Davalı borçlu itirazında haksız olduğundan takip konusu asıl alacağın %20'si oranında olan 3.009,00.-EURO icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, Davalının kötü niyet tazminatına yönelik isteminin reddine,..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararın çelişkiler barındırdığını, delillerin değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, dosya içerisinde mevcut icra dosyası dahil olmakla birlikte taraflarınca delil tespiti yapılan Gebze 2. Sulh Hukuk Mahkemesi 2020/18 D. İş dosyası da hiç bir şekilde hükme esas alınmadan gerektiği gibi değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, taraflarına istinaf süreci sonuçlanıncaya kadar davalının hak kaybı yaşamaması adına tehir-i icra kararı verilmesini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Türk Ticaret Kanunu uyarınca ticari alım satımlarda alıcının açık ayıplar için iki, gizli ayıplar için ise sekiz günlük olan yasal süreler içerisinde muayene külfetini yerine getirip ayıp ihbarında bulunması gerektiğini, bu hak düşürücü sürelere tabi muayene külfetini yerine getirmeyen alıcının ayıba bağlı haklarının da ortadan kalktığını, Whatsaap yazışmaları ve davalı tarafın maillerinde makinelerin ayıplı olduğunun tespit edilememesi gibi bir durumun söz konusu olmayacağını, maillerde makinelerin en başından beri çalışmadığını iddia ettiklerini,
dosyada bulunan whatsaap yazışmaları ve attıkları maillerin dikkate alınması halinde ayıplı mallarda bildirim sürelerine uymadıklarının açık olduğunu, Mahkemenin vermiş olduğu kararın yerinde olduğunu, istinafa başvurmalarının davayı uzatmak amaçlı olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/01/2023 tarih, 2021/58 Esas - 2023/54 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava itirazın iptali talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; Davacının dava ve takibe dayanak yapılan 02.07.2020 tarihli 15.045,00 Euro bedelli faturaya konu malları davalıya sattığını ancak bedelinin davalı tarafından ödenmediğinden bahisle davaya konu takibi başlattığı, davalının itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı, davalı tarafından faturaya konu malların ayıplı olduğundan bahisle ödeme yapılmadığının beyan edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekilinin istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.
Satım sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207. maddesinde “satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Satım sözleşmesi synallagmatik, başka deyişle tam iki tarafa karşılıklı borçlar yükleyen bir sözleşmedir. Tam iki yanlı sözleşmelerde, her iki yan birbirine karşı birer asli edim ile çeşitli yan ve tali edimler yüklenirler. Eş deyişle bu sözleşmeler nitelikleri gereği yanlardan her birini zorunlu olarak alacaklı ve borçlu kılar. Yanlardan her biri karşı edimi elde etmek için borç altına girer. Satıcının malın teslimi ve mülkiyetinin alıcıya geçirilmesi yükümlülüğü yanında satılanın ayıplardan ari olmasını sağlama yükümlülüğü de bulunmaktadır.
Bilindiği üzere Türk Ticaret Kanunu 23’üncü maddesinde. “Ticari satış ve mal değişimi” düzenlenmiş, tacirler arasında yapılan ticari satışlarda esas itibariyle Türk Borçlar Kanunun ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtildikten sonra bu tür satışlar hakkında özel bazı hükümlere yer verilmiştir. Bu hükümlerin uygulanabilmesi için somut olayda ticari satışın mevcut olması gerekir.
Ticari satış, sözleşmenin her iki tarafının da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olan satıştır.
Tacirler arası ticari satımlarda satıcının ayıplı ifadan sorumluluğu esas itibariyle Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı madde hükümlerine tâbidir ancak tacirler arasındaki ticari satımlardan kaynaklanan ayıplı ifa hallerinde alıcının muayene ve ihbar külfetlerinin süresi hakkında Türk Ticaret Kanunu 23/1-c madde hükmünde düzenlenmiş olan özel hüküm uygulanacaktır.
Satıcının ayıplı ifasına ilişkin diğer konularda ise Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı hükümlerinde düzenlenen genel hükümler uygulama alanı bulacaktır. (Prof. Dr. Ömer Adil ATASOY, Av. Hanife ÖZDİL Hukuk Fakültesi Dergisi Yıl 3 Sayı 1 - Haziran 2017 (1-19) 3)
6098 sayılı TBK’nın ayıba karşı tekeffül hukuki kurumunu düzenleyen 219 ve devamı maddelerine bakmak gerekir. Buna göre “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” düzenlemesi mevcuttur.
6098 sayılı TBK 222. Maddesinde; Satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmayacağı, satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
Ticari satış ve mal değişimi başlıklı 6102 sayılı TTK 23/1 maddesinde; Maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı buna göre malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, Açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleyip veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olacağı, diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı düzenlenmiştir.
6098 sayılı TBK 223/2 madde hükmü incelendiğinde; Alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Somut ... yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; Taraflar arasında dava ve takibe dayanak yapılan 02.07.2020 tarihli 15.045,00 Euro bedelli faturaya konu malların davalıya satıldığı ve teslim edildiği, bedelinin ödenmediği hususu tarafların kabulündedir.
İstinafa konu uyuşmazlık; faturaya konu malların ayıplı olup olmadığı ve ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı hususundadır. Az yukarıda açıklandığı üzere. Türk Ticaret Kanunu 23’üncü maddesinde. “Ticari satış ve mal değişimi” düzenlenmiş, tacirler arasında yapılan ticari satışlarda esas itibariyle Türk Borçlar Kanunun ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtildikten sonra bu tür satışlar hakkında özel bazı hükümlere yer verilmiştir.
Bu hükümlerin uygulanabilmesi için somut olayda ticari satışın mevcut olması gerekir. Ticari satış, sözleşmenin her iki tarafının da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olan satıştır.
Tacirler arası ticari satımlarda satıcının ayıplı ifadan sorumluluğu esas itibariyle Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı madde hükümlerine tâbidir ancak tacirler arasındaki ticari satımlardan kaynaklanan ayıplı ifa hallerinde alıcının muayene ve ihbar külfetlerinin süresi hakkında Türk Ticaret Kanunu 23/1-c madde hükmünde düzenlenmiş olan özel hüküm uygulanacaktır.
Satıcının ayıplı ifasına ilişkin diğer konularda ise Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı hükümlerinde düzenlenen genel hükümler uygulama alanı bulacaktır.
Eldeki olayda taraflar tüzel kişi tacir olup, satışa konu mallar tarafların ticari işletmelerini de ilgilendirdiğinden 6102 sayılı yasanın 21/1-c maddesinin ve 6098 sayılı yasanın 223.maddelerinin somut olaya uygulanacağı açıktır.
Dosyaya sunulan raporlarda yapılan tespitlerde, satışa konu mallardaki ayıbın açık ayıp olmadığı, gizli ayıp olduğu belirtilmiş, ancak cihazlardaki hatanın kullanım kaynaklı mı yoksa imalat kaynaklı mı olduğunun tespit edilmediği, bunun ancak üreticinin laboratuvarında veya benzer bir laboratuvar ortamında tespitinin mümkün olduğu belirtilmiştir. Anılan ayıpların gizli ayıplı olması halinde belli bir süre kullanıldığında ortaya çıkacağı tespit edilmiştir.
Dosya içinde bulunan faturaya ait sevk irsaliyesinde faturaya konu makinelerin davalıya 30.06.2020 tarihinde gönderildiği görülmüştür.
Mahkemece davalı tarafa 23.06.2021 tarihinde verilen kesin süre ile davalıdan ihbara dair tüm delillerini sunması istenmiş, davalı vekilince bu süre içinde ayıp ihbarına ilişkin en erken yazışmanın 23.07.2020 tarihinde whatsapp üzerinden yapıldığı ve makinenin çalışmasına dair davacı personelinin beklendiğinin yazıldığı, 24.07.2020 tarihinde ise makinenin çalışmadığının yazıldığı görülmüştür.
19.08.2020 tarihli ... tarafından davacıya gönderilen mailde 2 adet makinenin kullanılamadığından bahisle iade edileceğinin yazıldığı görülmüştür. Davacı tarafında dosyaya sunulan mail kayıtlarında ise yine ... tarafından davacıya gönderilen mailde davaya konu edilen ürünler için “O ürünler zaten aldığımızdan beri çalışmıyor” diye beyanda bulunduğu görülmektedir.
Anılan mail içerikleri dikkate alındığında davalının faturaya konu makinelerin çalışmadığını satın aldığı tarihte öğrendiği, ancak gizli ayıplı olan makinelerin satın alındığı tarihte çalışmadığını öğrenmesine rağmen 6102 sayılı yasanın 23/1-c atfıyla 6098 sayılı yasanın 223/2.maddesi gereği anılan ayıbı davacıya derhal bildirmediği, az yukarıda bahsedildiği üzere ilk bildirimin 23.07.2020 tarihinde, yani teslimden 23 gün sonra yapıldığı, bunun 6102 sayılı yasanın 23/1-c atfıyla 6098 sayılı yasanın 223/2.maddesindeki süreye uygun olmadığı anlaşılarak ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı,
dolayısıyla anılan yasal düzenlemeler gereği davalının faturaya konu malları ayıplı olarak kabul etmiş sayıldığı, bedelinin de ödenmediğinin de dosya kapsamından anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir.
Gerekçeli karar başlığında; davacı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; davalı tarafın istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davalının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken 8.961,75-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 2.241,00-TL'nin mahsubu ile kalan 6.720,75-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/10/2024
... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/790, K. 2024/1330, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama