KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 9 Temmuz 2025
- T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2025/1050 - 2025/1360
- Dosya no
- 2025/1050
- Karar no
- 2025/1360
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/05/2025 (ara karar
- Numarası
- 2023/775 Esas - (derdest
- Davacı
- ...
- Vekilleri
- Av...
Karar Metni
1.708 kelime·9 dk okuma·10 bölüm
:Av...
DAVALI
ADA CAM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ İnönü Mah. Gebze Plastikçiler OSB Cumhuriyet Cd. No:41 Gebze / KOCAELİ VEKİLLERİ :Av... :Av...
DAVA
Ticari Şirket (Fesih İstemli)
KARAR TARİHİ :09/07/2025
KR. YAZIM TARİHİ :10/07/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; somut olayda davacı müvekkili şirket ortağı ile dava dışı şirket ortağı ve yetkili müdürü arasındaki olayların, daha doğrusu dava dışı şirket ortağı ...’in şirket yetkili olmasından kaynaklı hak ve yetkilerini kötüye ve müvekkili şirket ortağı ... aleyhine kullanmasının şirketin feshi için yeterli haklı sebep olup olmadığının takdirinden sonra,
eğer fesih için haklı sebepler varsa, haklı sebeplerin bizzat müsebbibi olan dava dışı şirket ortağı ...'i şirketten çıkarılmasına karar verilmesi duruma ve hukuka en uygun diğer çözüm olacağını, söz konusu 4.12.2024 tarih ve 7 Nolu Kayyım Raporu’na göre dava dışı şirket ortağı ve yetkilisi ...'in kayyımın denetleme görevini dahi engellediğini, mahkemenin dava dışı şirket ortağı ...’in şirketten çıkarılması yönünde takdir kullanmaması halinde ise, en adil ve duruma uygun düşen çözümün, şirketin her iki ortak arasında % 50 oranında bölünmesi olduğunu, davalı şirketin yönetimindeki mevcut durumun,
şirketin mali ve ticari işleyişinin sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesini imkansız kıldığını, bu durumun, mahkemece atanan kayyımın görevini yerine getirmesini engelleyen tutum ve davranışlarla somut bir şekilde ortaya konduğunu, müvekkili ...’in, davalı şirketin uzun yıllar finans müdürlüğünü yürüttüğünü, şirketin büyümesine ve işleyişine etkin katkılar sağlamış bir ortak olarak, mevcut kayyım sürecinde yönetim kayyımı olarak atanması, şirketin hak ve menfaatlerinin korunması adına zorunlu hale geldiğini bu sebeple; mahkemenin öncelikle davalı şirketin feshi için yeterli derecede haklı sebeplerin bulunduğunu tespit etmesi,
sonrasında ise şirketin feshi için haklı sebeplerin müsebbibi olan ve davalı şirketin % 50 sermayesine sahip diğer ortak ...’in şirketten çıkarılmasına karar verilmesini, huzurdaki davanın şirket ortağı dava dışı ...’e ihbarını, mahkemenin ...’in çıkarılmasına karar vermemesi halinde duruma uygun düşen diğer bir çözüm olan davalı şirketin müvekkili ... ile dava dışı ortak ... arasında %50 oranında yarı yarıya olacak şekilde bölünmesine karar verilmesini, mahkemenin kararına uymayan,
sayın mahkemenin kararının yerine getirilmesine engel olan davalı şirket yöneticisi ...’in sahip olduğu yetkileri değil sadece müvekkili aleyhine sayın mahkeme kararı aleyhine kullanmaya çekinmediği ve bundan sonra da çekinmeyeceğinin açık olduğu, şirketin malvarlığını hileli işlemlerle azaltmak ve muvazaalı işlemlerle üçüncü kişilere emaneten geçirmek üzere dolanlı işlemler için süre kazanmaya çalıştığı, bu sebeple şirketin finans müdürlüğünü yapmış ve % 40 (%50) sermayesine sahip müvekkili ...’in yönetim kayyımı olarak atanmasına,
bu taleplerinin reddi halinde şirkete yönetim kayyımı atanmasına ve müvekkili ...’in denetim kayyımı olarak atanmasına, bu taleplerinin reddi halinde müvekkili ...’in denetim kayyımı olarak atanmasına, bu taleplerinin de reddi halinde mevcut kayyımla birlikte görev yapmak üzere müvekkilinin denetim kayyımı olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili dilekçesinde özetle; davacı taleplerinin iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında olması sebebi ile ve bunların ileri sürülmesine muvafakatleri olmadığı için öncelikli olarak bu açıdan reddine, davacı tarafın davanın diğer ortağa ihbarı talebinin reddine, davacının şirkete yönetim veya denetim kayyımı olarak atanması talepleri ile ilgili olarak daha önce verilmiş bulunan kararlar da dikkate alınarak öncelikli olarak karar verilmesine yer olmadığı veya aksine bir durum söz konusu olur ise yasal şartları bulunmayan taleplerin reddine,
şirketin bölünerek tarafların ortaklığının bitirilmesi yönündeki yasal şartları bulunmayan taleplerin reddine, davanın TTK 636.maddesi hükümlerine dayalı olarak açılan dava olması sebebi ile diğer davalı ortağın davalı şirketten çıkarılmasına yönelik taleplerin hukuki açıdan dinlenmesi mümkün olmadığı için öncelikli olarak usulden reddine, aksine bir durum olur ise esastan reddine, davanın TTK 636.maddesi hükümlerine dayalı olarak şirketin haklı sebeplerin varlığı halinde fesihi ve tasfiyesi davası olması ve ortada hiçbir haklı sebep olmadığından davanın ve taleplerin reddine,
davanın reddi kararı ile birlikte denetim kayyımının görevinin sonlandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ 13/05/2025 TARİHLİ ARA KARAR ÖZETİ
İlk derece mahkemesince; "... Dosyada alınan bilirkişi raporu hüküm kurmak için elverişli ve yeterli görüldüğünden, davacı tarafça genel olarak hukuki değerlendirmelere yönelik başka bilirkişiden rapor ya da bilirkişiden ek rapor talep edildiği görüldüğünden ve hukuki değerlendirme mahkememize ait olduğundan, başka bilirkişiden rapor ya da bilirkişiden ek rapor alınmasına yönelik davacı vekilinin talebinin REDDİNE,
-Gebze Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 27511 sicil numarasında kayıtlı olan ADA CAM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'ne denetim kayyımı olarak mali müşavir ... (T.C....)'un görevinin derhal sonlandırılmasına ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından verilen ara kararlarla öncelikle denetim kayyımı atanmış, müvekkilin şirket içi haklarını gözeten geçici adımlar atılmışsa da, dava sürecinin ilerleyen aşamalarında, hiçbir gerekçe gösterilmeksizin ve somut bir dayanağa yer verilmeksizin, 13.05.2025 tarihli ara karar ile kayyımın görevine son verilmesine dair ara kararın usule aykırı bulunduğunu; zira, mahkeme tarafından bugüne kadar sunulan hiçbir somut delil, bilirkişi ve kayyım raporlarına yönelik kapsamlı beyan, açık belge ve talepler değerlendirilmemiş;
buna rağmen, duruşmaya iki haftadan az bir süre kala, dosyada taraflar arası eşitsizliğin giderilmesini ve denetim sağlanmasını amaçlayan tek mekanizma olan denetim kayyımının görevine, herhangi bir gerekçe dahi gösterilmeksizin son verildiğini, bu karar; usul hükümlerine, yargı kararlarının gerekçeli olma zorunluluğuna, adil yargılanma ilkesine ve ortaklık hukukunun korunması amacına açıkça aykırı bulunduğunu, denetim kayyımının kaldırılmasıyla birlikte, müvekkilin ortaklık sıfatı yalnızca şeklen varlık göstermekte;
fiilen hiçbir denetim, katılım veya bilgi alma imkânı kalmadığını, şirketin mevcut yapısı, taraflar arasında devam eden boşanma, mal rejimi ve ceza davaları gözetildiğinde, ciddi ve onarılamaz bir güven bunalımına dayanmakta; bu şartlar altında, yalnızca denetim değil, tarafsız bir yönetim iradesinin yargı eliyle sağlanması zaruret arz ettiğini beyan ederek, yerel mahkeme 13/05/2025 tarihli ara kararının kaldırılması, tarafsız, şeffaf ve yargı denetimine açık şekilde sürdürülebilmesi için; finans, muhasebe, hukuk ve ticaret alanlarında uzman kişilerden oluşacak bir Yönetim Kayyımı Heyeti’nin atanmasına,
aksi takdirde, mevcut denetim kayyımının görev süresi gerekçesiz şekilde sonlandırıldığından, görevini etkin biçimde yerine getirebilecek yeni bir Denetim Kayyımının atanmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin ara kararı istinafa tabi bir karar olmadığını, HMK 394 ve devamı maddelerine ve 341.madde hükümlerine göre verilmiş bulunan karar ile ilgili olarak öncelikli olarak yerel mahkemede itiraz yapılması ve yapılan itiraz üzerine verilen karar ile ilgili üst mahkemeye gidilmesi gerekli ve zorunlu olduğunu, açılmış bulunan davanın hukuki dayanağı da dikkate alınarak davacı tarafın ileri sürmüş olduğu diğer itiraz ve taleplerinin de reddine karar verilmesi gerektiğini beyan ederek, davacı yanın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/775 Esas - 13/05/2025 tarihli ara kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Talep; ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İlk derece mahkemesinin 13/05/2025 tarihli ara kararı ile; "-Gebze Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 27511 sicil numarasında kayıtlı olan ADA CAM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'ne denetim kayyımı olarak mali müşavir ... (T.C....)'un görevinin derhal sonlandırılmasına, " şeklinde daha önce verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
6100 sayılı HMK'nın Teminat karşılığı tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması başlıklı 395. maddesi; "(1) Aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen veya hakkında bu tedbir kararı uygulanan kişi, mahkemece kabul edilecek teminatı gösterirse, mahkeme, duruma göre tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına karar verebilir.
(2) Teminatın tutarı, tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasına göre; türü ise 87 nci maddeye göre tayin edilir.
(3) İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır." şeklindedir.
6100 Sayılı HMK'nun 396. maddesi; "(1)Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir.
(2)İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır." hükmünü haizdir.
Anılan yasanın 341/1 maddesi hükmüne göre de, ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. 6100 sayılı HMK'nın 395 ve 396. maddelerinde kanun yollarını düzenleyen HMK'nun 391. maddesinin son fıkrasına veya 394. maddesinin beşinci fıkrasına atıf yapılmamış olduğundan, bu hükümler uyarınca teminat karşılığı tedbirin kaldırılması veya durum ve koşulların değişmesi sebebine dayalı tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması istemi ile ilgili mahkemece verilecek kararın istinafı olanaklı değildir.
Kanun koyucunun ihtiyati tedbire dair kanun yollarına ilişkin düzenlemeleri bilinçli, özenli, ayrıntılı ve açık bir şekilde yapması, ihtiyati tedbir talebinin reddi ve ihtiyati tedbir talebinin kabulü kararlarına itiraz üzerine verilen kararlar için kanun yolu imkânını getirmesi, HMK'nın 395. ve 396. maddelerinde ise bilinçli şekilde aynı kanunun 394/5. fıkrasına atıf yapmaması karşısında;
durum ve koşulların değiştiği iddiası ile ilgili tarafların tedbirin kaldırılması talebi üzerine mahkemenin vermiş olduğu kararlara karşı istinaf yolu kapalıdır(Yargıtay 11. HD. 2013/15990 E-2013/20189 K. sayılı 11.11.2013 tarihli, yine aynı dairenin 2018/2004 E-2018/35484 K. sayılı, 14.05.2018 tarihli, yine 19. HD. 2013/10277 E - 2013/15587 K. sayılı 21.10.2013 tarihli, yine 5. HD.'nin 2012/25081 E - 2013/2865 K sayılı 21.02.2013 tarihli, Dairemizin 2024/1125 esas 2024/1281 karar sayılı ilamı).
Bu durumda; Mahkemenin değişen koşullar kapsamında ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ilişkin ara kararına karşı 6100 sayılı HMK'nın 396. maddesinin ikinci fıkrası gereğince itiraz yolu açık olup bu fıkrada 394. maddenin beşinci fıkrasına atıf yapılmadığından ve HMK'nın 341. maddesi gereğince ara kararlara karşı istinaf yoluna başvurulması mümkün bulunmadığından istinafı kabil olmayan ara karara yönelik istinaf dilekçesinin usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/1050, K. 2025/1360, 9 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama