KÜNYE
Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Ocak 2025
- Dosya no
- 2025/12
- Karar no
- 2025/20
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 16/10/2024
- Numarası
- ..... E. .... K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Asli müdahil
- —
- Vekili
- —
- Dava türü
- Çek İptali (Hasımlı
- Dava tarihi
- 23/07/2024
- Karar yazım tarihi
- 08/01/2025
Karar Metni
1.403 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
A-)TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı yetkilisi ile davalı yetkilisi arasında asansör yapımına dair asansör yapım sözleşmesi kurulduğunu, davacı yetkilisince davalı firma adına 3 adet çek verildiğini, ancak davalı ...... firmasının herhangi bir işlem yapmadan ortadan kaybolup telefonlara cevap vermediğini, araştırma neticesinde davalı firma ve yetkilisinin başta ..... ve .... olmak üzere, yakın çevrede birçok işletmeyi sözleşme imzalayıp çek alarak piyasayı 150 milyon TL dolandırdığının öğrenildiğini, çeklerin iadesini istediğinde oyaladığını, davalı sözleşmeye aykırı davrandığından,
haksız kazanç elde edip davacı çekleri ödemek zorunda kalarak telafisi imkansız zararlarla karşılaştığını, karşı tarafın sözleşmedeki edimi ifa etmesinin mümkün olmadığını, davacının başka bir firmaya asansör yaptırmak zorunda kalması nedeniyle; öncelikle tedbiren karar kesinleşene kadar 18/08/2024 tarihli 300.000,00 TL bedelli ....'ye ait çek. 30/10/2024 tarihli ... TL bedelli .... ... Şubesi'ne ait çek ve 30/12/2024 tarihli ...
TL bedelli .... .....Şubesi'ne ait çeklere teminatsız ödeme yasağı konulmasına, taraflar arasındaki
sözleşmenin davalının ağır kusurlu davranışları ve ifanın tamamen imkansız hale gelmesi nedeniyle feshine, çeklerin bedelsizliğinin tespiti ile iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
Davalının cevap sunmadığı görülmüştür.
Asli Müdahale Talep Eden Vekili Müdahale Talep Dilekçesinde; davanın çek keşidecisi tarafından ilk ciranta davalıya, bir takım malları yollamadığını ileri sürerek çek iptali için dava açmıştır. Çek, ilk ciranta tarafından borcun ödenmesi için şirketlerine ciro edilerek verildiğini, bu ilişkiyi bilmelerinin mümkün olmadığını, iyiniyetli 3.kişi ciranta olduklarını, keşidecinin TTK gereği şahsi defilerini kendilerine karşı ileri süremeyeceğini, çekin para gibi tedavül edeceğini, çeki ödeme olarak kullandıklarını, son cirantanın çek karşılığını
almak için bankaya gittiğinde çek hakkında tedbir kararı verildiğini öğrendiğini, ve çekin kaşelendiğini, daha fazla mağdur olmamak için katılma talebinin kabulünü, tedbirin kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
B-)MAHKEME KARARININ ÖZETİ; kambiyo senedi niteliğindeki çekin TTK'da düzenlendiğini, TTK'nın 4.maddesinde bu kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, huzurdaki davanın 23/07/2024'de açıldığı, menfi tespit davasına ilişkin TTK'nın 5/A-1 maddesi gereği davanın açıldığı tarih itibariyle arabuluculuğun dava şartlarından olduğu, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığından 6325 sayılı HUAK'ın 18/A-2 maddesi doğrultusunda davacıya son tutanağın 1 haftalık kesin sürede ibrazı için süre verilmesine gerek bulunmadığı, bu dava şartı eksikliğinin giderilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
C-) İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin dava konusu çeklere dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren ödeme yasağı konulması talebini kabul ettiğini, ancak mahkemece ilk celsede herhangi bir süre vermeden davanın usulden reddedildiğini, 6325 sayılı HUAK'ın 18/A 2.fıkrasındaki hükme rağmen taraflarına herhangi bir süre verilmediğini, kanuni aykırı olarak eksikliğin giderilmesi için süre verilmesi gerektiğini, her ne kadar menfi tespit talebi olsa da amacın çeklerin iptali olduğunu, çek iptali davasının TTK 5/A maddesinde dava şartı olarak arabuluculuk kapsamına dahil edilmediğini,
hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, davanın sırf bu sebeple usulden reddedilmesinin halinde davacı müvekkil telafisi mümkün olmayan zararlarla karşılaşıp, hukuk yoluyla ulaşmak istediği sonuca ulaşamayacağını, haklarının sürüncemede kalacağını, davalının herhangi bir vekili olmayıp duruşmaya da katılmadığı, cevap dilekçesi sunmadığını, kararda davalının kendini vekille temsil ettirmediğinden davalı lehine vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken davalı lehine vekalet ücretine
karar verildiğini belirterek, kararın kaldırılarak, davanın kabulünü talep etmiştir. Asli Müdahil vekili istinafa cevabı ve sunduğu dilekçede; kararın yasaya uygun olduğunu, bu tür davalarda arabuluculuk şartı bulunduğunu, gerekçeli karardaki maddi hatanın düzeltilmesi gerektiğini, asli müdahalede bulunup duruşmaya girdiklerinden vekalet ücretinin tamamınına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. DELİLLER; ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... E. .... K. kararı ve tüm dosya kapsamı.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; bedelsizliğe dayalı 3 adet çekten dolayı menfi tespit ve çeklerin iptali ile sözleşmenin feshi talebine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355.madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, inceleme konusu karar başlığında; davacı şirketin ve taraf vekillerinin adresinin yer almaması, davalının vekili olmadığı halde vekil adı yazılması, asli müdahilin yazılmaması, 6100 sayılı HMK'nın 297.maddesine aykırı ise de, bu husus mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden bu eksiklik eleştirilmekle yetinilmiştir.
Davacı vekilince taraflar arasındaki sözleşmeden dolayı, davalının sözleşme konusu işin yapılmadığından bahisle verilen 3 adet çekten dolayı menfi tespit ve çeklerin iptalinin talep edildiği, mahkemece dava şartı arabuluculuk şartı gerçekleşmediğinden usulden ret kararı verildiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, davanın niteliği itibari ile zorunlu arabuluculuk kapsamında olup olmadığı, davacı tarafa süre verilmesi gerekip gerekmediği ile vekalet ücreti noktalarındadır.
6102 sayılı TTK'nın "Dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 5/A maddesinin 1.fıkrasında "Bu Kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmü mevcuttur.
6235 sayılı HUAK'ın "Dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 18A maddesinin 2.fıkrasında "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir.
Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmü mevcuttur.
İstinaf eden davacı vekili yukarıdaki hükümleri istinafına dayanak yapmıştır. Bu hükümlere göre; vakıları ileri sürmek taraflara, davayı nitelemek hakime aittir. Davanın niteliği hasımsız görülen kıymetli evrak/çek iptali olmayıp, bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasıdır. Bu davanın da zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu açıktır.
Yine 18/A hükmüne göre 1 haftalık kesin süre zorunlu arabuluculuğa tabi davanın son tutanağının sunulmaması halinde 1 haftalık süre verilebilecek olup, ilgili hükmün son cümlesinde zorunlu arabuluculuğa tabi davanın bu husus yerine getirilmeden açılması halinde 1 haftalık kesin süre verilmeyip herhangi bir işlem yapılmadan usulden ret kararı verileceği emredici olarak düzenlenmiştir. Usul kuralları özellikle hukuk yargılamasında yerine getirilmesi ve uyulması gereken kurallar bütünü olup, hukuk yargılamasının amacı maddi gerçeğe ulaşmak değildir. Bu itibarla davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Asli Müdahil Vekilinin istinaf sebeplerinin değerlendirilmesinde; davada asli müdahil vekili olarak bulunup duruşmaya katıldığı, davanın reddinin talep edildiği, asli müdahalenin dava taraflarına açılmış ayrı bir dava niteliğinde olması (HMK 65) ve lehine hüküm verilmesine göre vekalet ücretine hak kazanacağı açıktır. Buna rağmen, mahkemece davada vekille temsil edilmeyen davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi nedeniyle asli müdahilinin istinafı yerinde görülmüştür.
Saptanan hukuksal durum bu olunca, ilk derece mahkemesi kararının esas itibariyle yerinde olduğu, ancak mahkemece kendini vekille temsil ettiren asli müdahil yerine, vekille temsil ettirmeyen davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin kanuna aykırı olduğundan hükmün kaldırılmasına, ancak bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HMK'nın 353.maddesinin 1.fıkrasının b-2 bendi gereğince yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/12, K. 2025/20, 8 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama