KÜNYE
T.C. Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2025
- Dosya no
- 2025/49
- Karar no
- 2025/105
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 31/10/2024
- Numarası
- ...... Esas - ....... Karar
- Davacılar
- —
- Davalı
- Hasımsız
- Davanın konusu
- Şirketin İhyası
- Dava tarihi
- 02/09/2024
- Karar yazım tarihi
- 07/02/2025
Karar Metni
1.273 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
A-)TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP
Davacı dava dilekçesinde özetle; şirketlerin kuruluşundan itibaren tüm faaliyetlerini ve ticari hayatını kanunlara uygun sürdürdüğünü, 09/08/2016 tarihli ....... CBS soruşturma dosyası ile ...... 1.Sulh Ceza Hakimliği'nin 05/08/2016 T. ...... D.İş sayılı kararı ve CMK'nın 128 ve 668 sayılı KHK'nın 3/1-1 bendi uyarınca şirketler hakkında tedbir kararı alındığını, bu karar nedeniyle
şirketlerin ticaret sicilinden terkini ve tasfiye işlemlerinin durdurulduğunu, tedbir kararının şirketlerin malvarlığına ve ticari faaliyetlerine ilişkin olduğunu, bu süreçte ticaret sicilinden terkin işlemleri yapılamadığını, 2017 yılında Vergi Dairesi'nce gerçekleştirilen denetimlerde şirketlerin re'sen terkinine karar verildiğini, bu durumun yoklama
memurunca düzenlenen raporla tespit edildiğini, 2021 yılında pandemi sebebiyle Cumhurbaşkanlığı'nca alınan kararlar doğrultusunda şirketlerin tasfiye işlemlerinin durdurulduğundan tasfiye işlemlerine devam edilemediğini, açıkladığı nedenlerle davacı şirketlerin ticaret sicilden,
vergi dairesi yoklama memurlarının hazırladığı tarih itibariyle terkin edilmesine ve gerekli işlemlerin ilgili makam ve merciler nezdinde başlatılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı ....17/09/2024 tarihli ek beyanında da şirketlerin sicil kayıtlarının silinmesi gerektiğini, ancak ...... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce kayıtların silinmediğini beyan ederek davacı şirketlerin ticaret sicil kaydının vergi yoklama memurlarının terkini tespit ettiği tarih itibari ile silinmesine karar verilmesini talep ettiği, davayı hasımsız açtığı görülmüştür.
CEVAP: Hasımsız
B-)MAHKEMENİN KARAR ÖZETİ: Somut olayda; davacıdan başka ortağı bulunmayan limited şirketlerin mahkeme kararıyla feshi istenmiş ise de, TTK'nın 636. maddesinde limited şirketin sona erme halleri düzenlenmiş olup tüm ortakların mahkemeden fesih kararı
isteyebileceğine dair bir hal öngörülmediğini, davacı şirkette tek ortak olup tek başına genel kurul kararıyla şirketin feshine karar verebileceği için mahkemeden fesih kararı istenmesinde davacının hukuki yararı bulunmadığını, TTK'nın 637.maddesi uyarınca genel kurul kararıyla alınan fesih kararının da Ticaret Sicil Gazetesi'nde tescil ve ilanın mümkün olduğu, davanın hasımsız açılmasının da verilecek karara etki etmeyeceği, limited şirketlerde sona erme sebepleri belirtilmiş, tasfiyesiz fesih halinin öngörülmediğini, TTK'nın geçici 7.maddesi haricinde tasfiyesiz feshi mümkün kılan bir düzenlemenin kanunlarda mevcut olmadığı,
davacı talebinin tasfiyesiz fesihe ilişkin olduğundan talep karşılanamayacağından davanın bu yönden de reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği görülmüştür.
C-)İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; hukuki yararın varlığının 3 kritere dayandığını; meşru bir menfaatin bulunması, talep edilen hukuki korumanın amaca uygun olması, başka bir hukuki yolun bulunmaması olduğunu belirterek,
Somut olayda; meşru menfaatin; şirketlerin feshi yapılmadığı için oluşan Bağkur prim borçlarının artması, 4-A statüsünden emekli olma hakkının elinden alındığını, doğrudan ekonomik ve sosyal mağduriyet yarattığını, konuyla ilgili SGK ile yazışmaların yapılıp konunun ticaret sicile havale edildiğini, Ticaret sicil ile yazışma ve
görüşmeler yapılıp sonuç alınamadığını, ..... E. .... K. sayılı .... 1. İş Mahkemesi aracılığıyla hak arayışını sürdürdüğünü, ancak davanın reddedildiğini,
Amaçla uyum; şirketlerin aktif göründüğü durumun tespiti ve feshinin, maddi ve manevi açıdan mağduriyetini gidereceğini,
Başka hukuki yolun bulunmaması; ilgili borçların tespiti ve düzeltilmesinin başka bir yolla çözülemediğini, bu davanın hukuki belirsizliği gidermenin tek yolu olduğunu, HMK'nın açık hükümleri ve yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince,
alacak miktarının belirlenememesi veya tartışmalı olduğu durumlarda belirsiz alacak ve tespit davalarında hukuki yararın varsayılacağını, somut olayda borçların tartışmalı ve belirli olmadığını, Mahkemenin bu durumu gözardı ettiğini,
HMK 115/2'ye göre dava şartı eksikliği söz konusu olduğunda mahkemenin davacıya bu eksikliği gidermesi için kesin süre tanıması gerektiğini, böyle bir süre tanınmadan ret kararı verildiğini, hukuki dinlenilme hakkının zedelediğini,
Hukuki yararın varlığı, mahkeme kararının doğrudan davacının haklarını koruma, belirsizliği giderme ve meşru menfaat sağlama noktasında olmasıyla tespit edileceğini,
Somut olayda; borçların her geçen gün artması, 4B
statüsüne geçirilme nedeniyle sağlık hizmetlerinden ve emekli maaşı hakkından mahrum kalınması, Emlak Vergisi muafiyetinden yararlanılamaması gibi somut zararlarının mevcut olduğunu, hukuki yararın sadece geçmiş hakların korunması değil, devam eden zararların önlenmesini ve gelecekte oluşabilecek zararların engellenmesini içerdiğini belirterek, hükmün kaldırılarak davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davacının istinaf başvurusundan sonra sunduğu 06/01/2025 tarihli beyanında; Ek'te bulunan Ticaret Sicil Odası tescilli evrakların 4.maddelerinde görüleceği üzere ''tescil ve ilan edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum fesih sebebi sayılır'' hükmünün yer aldığını, yoklama memurlarının evraklarını daha önce mahkemeye sunulduğunu belirtmiştir.
D-)DELİLLER: ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. ... K. sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
E-)İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, davacı gerçek kişinin tek ortağı olduğu diğer davacı tüzel kişi limited şirketlerin tasfiyesiz feshi talebine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355.madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyada mevcut ....... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün yazısından ........ Şirketi'nin ..... sicil nosu ile tek ortaklı limited şirket olduğu ve faal gözüktüğü, şirketin tek ortağının diğer davacı ...... olduğu, diğer davacı ...... Şirketi için de aynı durumun mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı gerçek kişi, diğer davacı tüzel kişi limited şirketlerin tek ortağı olup eldeki davada şirketler de davacı olarak yer almıştır. Yargıtay ise "tüm ortaklar, davacı veya davalı olarak davada mevcut ise, taraf teşkili sağlanmış demektir" şeklindeki kararı ile davanın ayrıca şirkete karşı açılmasını gerekli görmememiştir. Yargıtay, aynı yönde başka bir
kararında "ikiden çok ortaklı bir limited ortaklıkta, bir kısım ortakların davacı ve diğer kısmın da davalı olarak gösterilmesi suretiyle ortaklığın fesih ve tasfi yesine ilişkin dava açılmasında, husumetin tevcihi yönünden herhangi bir yanlışlık yoktur" demektedir. Davacı tarafta bu bakımdan her üçünün de yer almasında usuli bakımdan bir yanlışlık bulunmamaktadır.
Mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere, TTK'nın 636/3 fıkrası uyarınca her ortak haklı nedenlerle limited şirketin feshini talep edebilirse de, şirketlerin tek ortağının davacı olması ve TTK'nın 636/1-b bendi uyarınca davacının genel kurul kararı ile şirket müdürünün azline ve şirketin sona
ermesine her zamana karar verebilecek olması, öte yandan limited şirketlerde sona erme hallerini ayrıca düzenleyen TTK'nın, sona ermenin sonuçları bakımından anonim şirketlere ilişkin hükümlere atıf yapması, TTK'nın anonim şirketlerde sona ermenin hükümlerine ilişkin 533/1 maddesinde sona eren şirketin tasfiye haline gireceğinin düzenlenmiş olması, devam eden maddelerde limited
şirketler için de uygulanması zorunlu tasfiye sürecinin ne şekilde tamamlanacağına ilişkin düzenlemelerin mevcut bulunması, TTK'nın geçici 7.maddesi ile getirilen istisnai düzenleme haricinde sermaye şirketlerinin tasfiye sürecini atlayarak feshedilmesine kanunen imkan bulunmadığı,
davanın hukuki yarar yokluğu ve tasfiyesiz feshe kanunen imkan bulunmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacının aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/49, K. 2025/105, 6 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama