KÜNYE
T.C. Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Mayıs 2025
- Dosya no
- 2025/496
- Karar no
- 2025/471
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/03/2025
- Numarası
- ............... E. sayılı dosyadaki ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ara karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalılar
- —
- Vekili
- :
- Vekili
- :
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Dava tarihi
- 10/03/2025
- Karar yazım tarihi
- 15/05/2025
Karar Metni
1.804 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
A-)TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP
Davacı vekili dava ve ihtiyati haciz/tedbir talepli dilekçesinde özetle.
20/03/2023'de davalı ..............Şti. adına kayıtlı olup, diğer davalı .......... idaresinde olan, davalı ............ nezdinde poliçe ile sigortalı olan ............. plakalı aracın, ............ - ........... yolunda karşı şeride geçerek tam ve asli kusurlu olarak davacının kendi şeridinde bulunan .............. plakalı motorsiklete çarparak BTM ile giderilemeyecek şekilde yaralanmasına neden olduğunu, %20 oranında malul kalıp halen çalışamadığını belirterek,
şimdilik (belirsiz alacak) 10.000,00-TL maddi tazminatın, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile .......... plakalı aracın ve davalıların başkaca menkul ve gayrimenkullerinin UYAP'tan sorgulanarak, kayıtlı olanların kayıtlarına teminatsız olarak ihtiyati haciz olmazsa ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı .......... Şirketi vekili ile ............. Şirketi vekili ayrı ayrı sundukları cevap dilekçelerinde; haksız davanın reddini savunmuşlardır. B-)MAHKEMENİN KARAR ÖZETİ: mahkemenin 13/03/2025 tarihli ara kararı ile; tüm dosya kapsamına göre uyuşmazlık konusu olmadığından ihtiyati tedbir talebinin reddine, tarafların kusur durumlarının oranı, zararlarının olup olmadığı, olması halinde miktarının bu aşamada belirli olmaması, yargılamayı gerektirmesi nedeniyle yasadaki şartların oluşmadığı kanaati ile ihtiyati haciz talebinin reddine, karar verildiği görülmüştür.
C-)İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir talep eden davacının meydana gelen trafik kazasında btm ile giderilemeyecek şekilde yaralandığını ve zarara uğradığını, davalıların diğer menkul ve gayrimenkul malları için haciz / tedbir talep edilmiş olmakla .......... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ............. E. sayılı dosyasının ara kararın davacı lehine kaldırılmasına ve ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. D-)DELİLLER; ............. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ............. E. sayılı 13/03/2025 tarihli ara kararı ve tüm dosya kapsamı.
E-)İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; yaralamalı trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat talebine ilişkindir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki inceleme konusu karar başlığında; Davacı ve davalının TC kimlik noları, adresleri, davacı vekilinin adresi, davalı şirketlerin vergi noları, davalı ............... Şti.'nin adresinin yer almaması,karar başlığında (1 Nolu Kalem) şeklinde yazılması, 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün bulunduğundan bu eksiklik eleştirilmekle yetinilmiştir.
İstinafa konu talep, açılan maddi tazminat davasında, Mahkemece 13/03//2025 tarihinde verilen davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin karardır.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355.madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Uyuşmazlık; 20/03/2023'de meydana gelen trafik kazasında davacının yaralanması nedeniyle, 10.000 TL maddi tazminat talepli davada, davalılara ait malvarlığı üzerine ihtiyati haciz/tedbir konulması talebinin reddine dair ilk derece mahkemesi kararının yerinde olup olmadığı noktasındadır.
Dosyada mevcut 20/03/2023 tarihli 19:48 saatli kaza tespit tutanağında; sürücü ............'in sevk ve idaresindeki ............plakalı aracıyla ............istikametinden .......... istikametine seyir halinde iken, ................. üzerindeyken plakası tespit edilemeyen önünde seyir halinde olan aracı geçmek için sola manevra yaptığı esnada, aracının sol ön çamurluk kısımlarıyla, sürücü ..........'nın sevk ve idaresindeki .......... plakalı aracıyla .......... istikametinden ............ istikametine seyir halinde iken aracın sol yan kısımlarıyla çarpışmış, kazanın oluşumunda sürücü ...........'in 2918 sayılı K.T.K.
54/1-b (gidiş geliş için birer şeridi bulunan iki yönlü trafiğin kullanıldığı köprülerde sürücünün önündeki aracı geçmesi) kuralını ihlal ettiği, sürücü ............'nın 2918 sayılı K.T.K.'nın 30/l-a (servis freni, lastikleri, dış ışık donamımından yakını ve uzağı gösteren ışıklar ile park, fren ve dönüş ışıkları noksan, bozuk veya teknik şartlara aykırı olan araçları kullanmak kuralını ihlal ettiğinin belirtildiği anlaşılmıştır.
Dosyada mevcut CD çözümleme tutanağında; ............ OSB giriş kamerası incelendiğinde; motosikletli şahısın ........ yönüne seyir hali devam ederken kullanmış olduğu motosiklet farlarının kapalı olduğunun tespit edildiğinin belirtildiği anlaşılmıştır.
Dosyada mevcut ........ Devlet Hastanesi'nce düzenlenen 04/06/2024 tarihli Erişkinler İçin Engellilik Sağlık Kurulu Raporu'nda; davacının ayak bileği yaralanması nedeniyle %20 oranında engelli olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
Talep, maddi tazminat talepli davada ihtiyati haciz talebine ilişkindir.
İİK'nın 257 vd. maddeleri gereğince, ihtiyati haciz talep edilebilmesi için alacağın yaklaşık olarak ispatlamış olması yeterlidir. Alacağın varlığı yaklaşık olarak ispatlanmış ise alacağın yargılamayı gerektirmesi ihtiyati haciz talep edilmesine engel değildir. Ancak, İİK'nın 258.maddesi gereğince "alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur."
Öncelikle belirtmek gerekir ki; 10.000 TL bedelli maddi tazminat davası belirsiz alacak davası olarak açılmıştır.
Kanun koyucu, düzenlemeler yaparken hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik”, başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, “gereklilik” başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını, “orantılılık” ise başvurulan önlem ve ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifade etmektedir. Bir kurala uyulmaması sebebiyle kanun koyucu tarafından öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında da “ölçülülük ilkesi” gereğince makul bir dengenin bulunması zorunludur.
Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için ihtiyatî haciz ile ihtiyatî tedbir farkına kısaca değinilmesi gereklidir;
Her iki müessesenin yöneldikleri amaç farklıdır. İhtiyatî hacizle ihtiyatî tedbir arasındaki en temel, diğer farklara da yön veren ayrım, amaç farklılığıdır. İhtiyatî tedbir, amacı bakımından koruma amaçlı, eda amaçlı ve teminat amaçlı olmak üzere üç alt ayrıma tabidir. Oysa ihtiyatî haczin amacı, sadece teminattır. Bu sebeple bir para alacağının korunması için ihtiyatî tedbir yoluna değil; ancak ihtiyatî haciz yoluna başvurulabilir (Pekcanıtez H., Medeni Usul Hukuku, 15.Bası, s. 2549).
İhtiyatî hacizde, ihtiyaten haczedilen mal ve haklar, alacaklının açtığı veya yaptığı veya açmayı yahut yapmayı düşündüğü dava veya icra takibinin konusu değildir. Hâlbuki ihtiyatî tedbirde, hakkında tedbir kararı alınan şey, esasen asıl davanın konusudur.
İhtiyatî haciz belirli bir alacak miktarı için konulduğundan, ihtiyatî hacizin uygulanmasında da bu miktar dikkate alınacaktır. İhtiyatî tedbirde çekişmeli şey veya hak üzerinde tedbir konulması yeterlidir; miktarın bu bakımdan önemi yoktur. Oysa ihtiyatî hacizde üzerine ihtiyatî haciz konulan malvarlığı miktarının alacağı karşılayıp karşılamaması önem taşıdığından kıymet takdiri gerekecektir. Genel anlamda borçlunun malvarlığının ihtiyaten haczedildiğinin belirtilmesi yeterli değildir (Pekcanıtez H., s. 2551).
İhtiyatî haciz yalnız para (ve teminat) alacakları hakkındaki davalarda (veya icra takiplerinde) söz konusu olduğu hâlde, ihtiyatî tedbir kural olarak paradan başka şeyleri ve (haklar, taşınır ve taşınmaz mallar) diğer talepleri de kapsamaktadır. Hukukî korumaya konu olabilecek, çekişme ve dava konusu edilebilecek tüm taleplerin ihtiyatî tedbirin konusunu oluşturması mümkündür (m. 389).
Öte yandan ihtiyatî tedbir sebepleri için bir sınırlama mevcut değilken (HMK m.389), ihtiyatî haciz sebepleri bakımından sınırlayıcı bir sayım söz konusudur (İİK m.257). Bunun sonucu olarak da ihtiyatî haciz için Kanunda açıkça belirtilen şartların ve sebeplerin bulunmaması hâlinde, ihtiyatî tedbire ilişkin genel hükümlerden hareket edilerek ihtiyatî haciz kararı verilemez.
İhtiyatî tedbirde çekişmeli ve bu nedenle dava konusu olan şey (mesela, taşınır veya taşınmaz bir mal) hakkında önleyici nitelikte tedbir alınır; buna karşılık ihtiyatî hacizde, alacaklıya henüz kesin haciz isteme yetkisinin (m.78; 37) gelmediği bir dönemde, alacaklının para alacağının zamanında ödenmesi güvence altına alınır.
İhtiyatî hacizde (ihtiyaten) haczedilen mallar üzerinde (bu malların borçluya ait olduğu hakkında) bir çekişme yoktur ve bu nedenle bu mallar alacaklının açtığı veya yaptığı (veya açmayı veya yapmayı düşündüğü) bir dava veya icra takibinin konusu değildir. Oysa ihtiyatî tedbirde, üzerine ihtiyatî tedbir konulan mallar çekişmeli olup, davacının açmış olduğu veya ilerde açmayı düşündüğü bir davanın konusudur. Taşınmaz mallar üzerine ihtiyatî tedbir konulması hâlinde, genellikle taşınmazın başkasına devrinin yasaklanmasına (ferağdan men'ine) da karar verilmektedir ve üzerine ihtiyatî tedbir konulan taşınmaz başkasına satılamamakta/devredilememektedir. Oysa, borçlu, üzerine ihtiyatî haciz konulmuş olan taşınmazını başkasına satabilir/devredebilir (İİK m.26l ve m.91).
İhtiyatî hacizde alacaklı ihtiyatî haczi kesin hacze dönüşürse, üzerine ihtiyatî haciz konulmuş olan mal icra dairesi tarafından satılır ve bedeli ile alacaklının alacağı ödenir. Oysa ihtiyatî tedbirde, davacı davayı kazanırsa, üzerine ihtiyatî tedbir konulmuş olan mal aynen davacıya verilir (teslim edilir).
İhtiyatî haciz kararından sonra alacaklı borçlu hakkında mutlaka dava açmaya mecbur olmayıp icra takibinde de bulunabildiği hâlde (İİK mad. 264), ihtiyatî tedbir kararı alan kimse mutlaka süresi içinde dava açmak zorundadır.
İİK'nın 258.maddesi "Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur" hükmünü içermekte olup, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı hakkında kanaat verilmesi yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken, alacağın usûl hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmayıp yaklaşık ispat ölçüsünde alacağın varlığını gösteren delillerin sunulmasıdır. Söz konusu hükümdeki düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın hiç aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.
Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Talep eden borcun varlığını yaklaşık olarak ispat etmelidir.
Eldeki dosya kapsamına göre; talep dilekçesindeki açıklamalar nazara alındığında, davanın para alacağını içerdiği sabit olmakla bu haliyle davacının ihtiyati haciz isteminin kabulü için karşı tarafın kusurunun varlığını, davacının yaralanmasından kaynaklı maluliyetinin varlığını, geçici ve sürekli işgörememezlikten kaynaklı zararının varlığını ve varsa buna yönelik alacağının miktarını yaklaşık olarak ispatlaması gerektiği, kusur ile alacağın varlığının ve varsa miktarının yargılama sonucunda belirlenebileceği anlaşılmıştır.
Zira dosyadaki kaza tespit tutanağında her iki sürücüye de kusur yüklenmiş olup, bu hususun belirlenmesi de yargılamayı gerektirmektedir. Yine davalıların kaçması ya da mal kaçırmasına ilişkin delil sunulmadığı belirlenmekle, yaklaşık ispat kuralına göre değerlendirme yapılmak
suretiyle ve ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, bu yönlü davacı istinafı yerinde görülmemiştir.
İhtiyati tedbir talebi bakımından ise; yukarıda da açıklandığı üzere, ihtiyati tedbirin ancak dava konusu üzerine konulabileceği anlaşılmakla bu yönlü istinaf talebi de yerinde bulunmamıştır.
Saptanan ve hukuksal durum karşısında; dayanılan bilgi ve belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre İlk Derece Mahkemesinin kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre karar isabetli bulunmuş olmakla davacı ihtiyati haciz/tedbir talep edenin tüm istinaf sebepleri yapılan inceleme neticesinde yerinde görülmemiş olduğundan, davacının istinaf kanunyolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-(b-1) bendi gereğince esastan reddine kesin olarak karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/496, K. 2025/471, 14 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama