KÜNYE
T.C. Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi T.C. Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Temmuz 2023
- Esas-Karar No
- 2023/1114 - 2023/1258
- Dosya no
- 2023/1114
- Karar no
- 2023/1258
- Başkan vekili
- ALİ RIZA BAYIR (42581
- Üye
- YASİN KÖSE (122338
- Üye
- YUSUF EREN (125999
- Katip
- EVREN ATEŞ (121562
- İncelenen kararın mahkemesi
- TRABZON ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28/03/2023
- Numarası
- 2019/173-2023/170 E.K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- A
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- Karar yazım tarihi
- 14/07/2023
Karar Metni
1.718 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonucunda verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Trabzon İli, Yomra İlçesi Belediye Meclisi kararı uyarınca 01.06.2016 tarihinden itibaren Yomra Kaşüstü Halk Plajını işlettiğini, söz konusu plajın Trabzon il merkezinde bulunan en büyük plaj olduğunu, plaja ücretli girildiğini, ayrıca plaj içerisinde bulunan çay bahçesi, kafeterya, yeme içme hizmetinin de müvekkilince sunulduğunu, işletmede sezonun haziran başı açılıp eylül sonu kapandığını, bu haliyle iş yapılan dönemin 4 aylık bir sınırlı süreye tabi olduğunu, işletmenin niteliği itibariyle deniz suyunun temiz olmasının hayli önem arz ettiğini,
davalılarca Karadeniz Sahil Yolu bağlantısı Kaşüstü Kavşağı alt geçit köprüsü yapım işinin üstlendiğini, davalıların 2017 yılından beri inşaat için fore kazık çalışmaları yaptığını, bu çalışmalar sırasında ortaya çıkan betonit kili bulamaç atığını müvekkilinin işlettiği plaja bağlantılı küçük dere ve menfezlere boşalttığını, boşaltılan bu atıkların menfez ve dereler vasıtasıyla müvekkilinin işlettiği plaja akarak deniz suyunun kirlenmesine neden olduğunu, bu kirlilik nedeniyle müvekkilinin müşteri ve kazanç kaybına uğradığını, buna ilişkin olarak Trabzon 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin ...
D. İş Esas-Karar nolu dosyasında da delil tespiti yaptırıldığını ileri sürerek uğranılan kazanç kaybına binaen fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... İnşaat Yapı Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin davaya bakılması hususunda görevli ve yetkili olmadığını, dava sebebi uyarınca yargılamanın idare mahkemesi nezdinde yapılması gerektiğini, öte yandan uğranılan zararla müvekkilinin eylemi arasında illiyet bağının ispatının gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... İş İnşaat ve Taahhüt A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava öncesinde arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini, görev ve yargı yolu ve zamanaşımına yönelik itirazlarının bulunduğunu, müvekkilinin eylemi ile uğranılan zarar arasındaki illiyet bağının ispatının gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; "Borçlar hukukunda sorumluluk nedenleri arasında düzenlenen haksız fiil hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Borçlar hukukunda genel kural, kusura dayanan haksız fiil sorumluluktur. Kusur sorumluluğu olarak ta tanımlanan haksız eylem sorumluluğunun kurucu unsurları 1- Fiil 2- Zarar 3- İlliyet bağı 4- Kusur 5- Hukuka aykırılık olduğu tartışmasızdır.
BK’nın 41. maddesi (TBK’nın 49. maddesi) uyarınca haksız fiil sorumluluğundan bahsedilebilmesi için hukuka aykırı bir fiilin bulunması, kusurun bulunması, hukuka aykırı fiille zarar verilmesi ve hukuka aykırı fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Böylelikle haksız fiilin; hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve uygun illiyet bağından ibaret olmak üzere dört unsuru bulunduğu söylenebilir. Bu unsurların tümünün bir arada bulunmadığı, bir veya birkaç unsurun eksik olduğu durumlarda, haksız fiilin varlığından söz edilemeyecektir.
Haksız fiil sorumluluğundan bahsedilebilmesi için öncellikle sorumlu tutulacak kişinin işlediği bir fiilin bulunması gerekmektedir. Kendisinden tazminat istenen şahsın bir fiili yoksa sorumluluğu da söz konusu olmaz.
Hukukî sorumluluğu doğuran şartlar arasında illiyet bağı, sorumluluğun asli şartı, tazminat hukukunun temel ilkesi olarak görülür. Bu şart olmaksızın bir şahsın sorumluluğu düşünülemez. Zararlı sonuçla sorumluluğu doğuran davranış veya olay arasında bir sebep-sonuç bağının bulunmasını gerektirir. İlliyet bağını kesen sebepler; mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü şahsın kusuru olmak üzere üçe ayrılır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 49. maddesi hükmünde açıklanan maddi zarar, fiilen gerçekleşen(eylemli) zarar ile kar kaybı zararını kapsar.
Kural olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50. maddesi hükmüne göre; zararın kanıtlanması davacı tarafa, tazminat miktarının belirlenmesi ise hakime aittir.
Somut olayda davacının işletmesinin zararının; haksız fiil sorumlusu olarak gösterilen davalıların fiili sonucu oluştuğunun yani haksız fiil ile zarar arasında illiyet bağı bulunduğunun belirlenmesi, sorumluluk açısından zorunludur.
Bu noktada dosyamız içerisinde bulunan bilirkişi heyet raporları alınmış olup raporların ortak noktası davacının zararın doğrudan davalıların iş işlemleri ile ilişkilendirilemeyeceği kanaati bildirdikleri görülmekle usul ve yasaya uygun düzenlenen, dosya kapsamına ve oluşa uygun hazırlanan rapor bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davacının kar kaybı zararının yukarıda açıklandığı şekilde doğrudan davalıların iş ve işlemleri sonucunda meydana gelmediği zarar doğuran eylemin davalılardan kaynaklandığı ispatlanamadığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece dosya kapsamına sunulan deliller görmezden gelinerek eksik inceleme ve hatalı bilirkişi raporlarına istinaden yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğunu belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Somut olayda davacı vekilince davalıların haksız fiil niteliğindeki eylemleri uyarınca müvekkilince işletilen plajda yer alan deniz suyunun kirletilmesi suretiyle müvekkilinin kazanç kaybına uğratıldığı ileri sürülerek uğranılan kazanç kaybına binaen tazminat isteminde bulunulmuştur.
Davacı vekilince delil olarak dayanılan Trabzon 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D. İş Esas-Karar sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda tespit günü (05.12.2018) deniz suyu bulanıklığının az olması nedeniyle numune alımının gerçekleşmediği, ancak tespite esas alanın kuzeyinde devam eden açık kanaldaki suyun oldukça bulanık olduğunun belirtildiği, tespite esas alanın doğusundaki çalışma alanından denize doğru devam eden açık kanalda killi malzeme yığıldığı ve suyun oldukça bulanık olduğunun tespit edildiği görülmüş, davacı vekilince sunulan belgelerle birlikte tespit sırasında yapılan gözlemlere ilişkin olmak üzere ilgili fotoğrafların bilirkişi raporuna eklendiği anlaşılmıştır.
Öte yandan davacı şirket yetkilisinin şikayeti doğrultusunda Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturmaya istinaden Trabzon 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/50 Esas-2020/91 Karar sayılı dosyasında çevreye kasten kirletmek suçundan davalı şirket çalışanları aleyhine kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde davalı ...
İnşaat Yapı Sanayi ve Ticaret A.Ş. yetkilisi ... aleyhine çevreyi kasten kirletmek suçundan hapis cezası verildiği, netice itibariyle HAGB yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
Bunun yanı sıra Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sırasında davacı tarafından gerek delil tespiti dosyasına gerekse dava dosyasına ibraz edilen CD ve fotoğraflar üzerinde yapılan incelemelerde; davacı şirket çalışanlarınca davacı şirketin işlettiği plaja dökülen kanal ve menfezlere inşaat atığı niteliğindeki killi malzemenin vidanjör vasıtasıyla boşaltıldığı görülmüştür.
Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/7497 Soruşturma nolu dosyasında davacının benzer nitelikteki şikayetleri uyarınca Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı, müzekkere cevabında 23.05.2019 tarihinde yapılan incelemeler neticesinde 28.02.2017 tarihinde başlayan Yomra İlçesi, Kaşüstü Mevkii yol yapım ve kavşak düzenlemesi çalışması sırasında oluşan kanalizasyon atık suyunun kirliliğe neden olduğunun, kirlilik nedeniyle yüklenici firma aleyhine idari para cezası düzenlendiğinin belirtildiği anlaşılmıştır. Bahsi geçen yazıdan anlaşıldığı üzere davacının işletmiş olduğu plajdaki kirliliğin sebeplerinden birinin de inşaat çalışmaları nedeniyle kanalizasyon hattında oluşan arızalar olduğu görülmüştür.
Her ne kadar dosya kapsamında bulunan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 28.02.2020 tarihli raporunda davalıların eylemlerinin yanı sıra inşaat çalışmaları nedeniyle bozulan kanalizasyon hattının davacının işlettiği halk plajına akması nedeniyle de kirlilik oluştuğundan bahsedildiği,
bu haliyle bu etmenin de davacının kazanç kaybına sebebiyet verdiği düşünülebilecek ise de birden fazla kişinin farklı eylemlerle zarara sebebiyet verebileceği, sonuç itibariyle her bir eylemin davacı yönünden haksız fiil oluşturacağı, haksız fiil nedeniyle kirliliğe ve dolayısıyla zarara sebebiyet veren herkesin oluşan zarar nedeniyle müteselsil sorumluluğunun bulunacağı, davacının oluşan zararın her bir müteselsil sorumludan zararın tazminini talep edebileceği,
müteselsil sorumluların kendi arasındaki kusur durumu ve derecesinin davacının açmış olduğu bu davada bir öneminin bulunmadığı anlaşılmakla davacının davalılar yönünden dava açmakta da hukuki yararı bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Her ne kadar mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda İl Sağlık Müdürlüğü tarafından davacı tarafından işletilen halk plajından alınan su numuneleri üzerinde yapılan tahliller doğrultusunda dava konusu edilen dönemde çevre, insan sağlığı ve su ürünleri bakımından olumsuz bir durumun tespit edilmediği, bu nedenle davacının zararının oluşmadığı belirtilmiş ise de söz konusu tahliller kolibasili, bakteri ve mikrop gibi deniz suyunun kirliliğine neden olacak etmenler yönünden yapılmakta olup bunun dışında deniz suyunda oluşan fiziksel kirlilik yönünden bir değerlendirme içermediğinden somut olayın çözümü yönünden elverişli bir veri olarak değerlendirilemeyecektir. Bu haliyle salt bu verilere istinaden davacının kirlilik iddiasının ispat edilemediğinin kabulüne olanak yoktur.
Gerek davacı vekilince dosyaya ibraz edilen CD içerisinde yer alan görüntüler ve bu görüntülerle uyumlu olduğu anlaşılan Trabzon 6. Asliye Ceza Mahkemesinin Karar sayılı dosyasında sanık olarak yargılanan Orhan Kartal ve ...'ın yapmış olduğu savunmalardan davalı şirketler tarafından yüklenici sıfatıyla yapılan inşaat sırasında çıkan atık suyun vidanjörler vasıtasıyla davacının işletmiş olduğu halk plajına dökülen menfez ve derelere usulsüz şekilde süreklilik arz eder biçimde boşaltıldığı, bu suretle menfez ve dereler vasıtasıyla halk plajına akan suyun deniz suyunda fiziksel kirliliğe sebebiyet verdiği sabit görülmüştür.
Oluşan bu fiziksel kirlilik nedeniyle davacının müşteri kaybına uğrayacağı da hayatın olağan akışına uygundur. Bu haliyle davalıların eylemleri ile davacının uğramış olduğu kazanç kaybı arasında da uygun illiyet bağı kurulmuş olacaktır.
O halde mahkemece yapılması gereken iş; davalıların dosya kapsamıyla ispat edilen haksız fiil niteliğindeki eylemleri uyarınca davacının zarara uğradığının ve zarar ile davalıların eylemleri arasında uygun illiyet bağının bulunduğunun kabulü ile zarar miktarının dava tarihi itibariyle tayin ve tespitine yönelik olarak davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde (davalıların eylemleri öncesindeki net kazanç ve eylemler sonrasındaki net kazanç karşılaştırılmak suretiyle) inceleme yapılmak suretiyle bilirkişi raporu alınması, bu suretle net kazanç kaybının tespit edilmesi halinde bu miktara hükmedilmesi,
alınan bilirkişi raporuyla uğranılan kazanç kaybının net olarak tespit edilememesi halinde ise TBK'nun 50. maddesi uyarınca her halükarda hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmesi suretiyle hasıl olacak sonuç uyarınca bir karar verilmesinden ibarettir.
Açıklanan bu durum karşısında davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen kararın HMK'nun 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.
Ali Rıza BAYIR · Başkan Vekili · 42581 · e-imzalıdır. · Yasin KÖSE · Üye · 122338 · e-imzalıdır. · Yusuf EREN · Üye · 125999 · e-imzalıdır. · Evren ATEŞ · Katip · 121562 · e-imzalıdır.
Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/1114, K. 2023/1258, 13 Temmuz 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama