Yurt dışındaki bir taşınmazın, şirket payının ya da alacağın yabancı bir devletin millileştirme veya benzeri idari tedbirleriyle elden çıkması, alışılmış mülkiyet uyuşmazlıklarından tamamen farklı bir tabloya yol açar. 1987 sayılı Kanun, Romanya'da uygulanan millileştirme tedbirleri ile buna benzer kanuni ve idari tedbirlerden zarar gören Türk mal, hak ve menfaatlerinin tasfiyesini düzenleyerek bu tür kayıpların iç hukukta belirli bir usule bağlanmasını amaçlar.
Neden Ayrı Bir Tasfiye Rejimi Kurulur
Bir devletin kendi ülkesindeki malvarlıklarını millileştirmesi, uluslararası hukukta kural olarak egemenlik yetkisi içinde değerlendirilir. Zarar gören yabancı uyruklu kişinin doğrudan o ülkenin idari makamları önünde sonuç alması çoğu zaman fiilen mümkün olmaz. Bu nedenle devletler arasında yapılan düzenlemelerle toplu bir denkleştirme yoluna gidilir; elde edilen karşılık ise iç hukukta çıkarılan tasfiye kanunlarıyla hak sahiplerine dağıtılır. Bu kanunun mantığı da budur: talep karşı devlete değil, iç hukuktaki tasfiye merciine yöneltilir.
Hak Sahipliğini Belgelemenin Zorluğu
Bu tür dosyalarda esas mesele hukuki nitelendirme değil, ispattır. Onlarca yıl önce yitirilen bir malvarlığı için elde kalan belgeler genellikle dağınık ve eksiktir. Uygulamada dayanak oluşturabilecek kaynaklar şunlardır:
- Dönemin tapu, kadastro veya sicil kayıtlarından alınan suretler ve bunların onaylı çevirileri
- Şirket kuruluş, ortaklık ve pay defteri kayıtları ile ticaret sicili belgeleri
- Konsolosluk ve elçilik yazışmaları, vatandaşlık ve nüfus kayıtları
- Zararın doğduğu tarihte düzenlenen tebligat, el koyma tutanağı veya idari işlem örnekleri
- Vergi, sigorta ve banka kayıtları gibi malvarlığının varlığını dolaylı gösteren belgeler
Mirasçılar Bakımından Ek Katman
Zarar gören kişi hayatta değilse, talep mirasçılar tarafından ileri sürülür. Bu durumda iki halkanın birlikte kurulması gerekir: hem malvarlığının murise ait olduğu hem de başvuranın mirasçılık sıfatı. Veraset ilamının, terekedeki payların ve varsa önceki paylaşımların dosyaya eksiksiz konulması, sonradan yaşanacak taraf teşkili sorunlarını önler. Birden çok mirasçının bulunduğu hallerde başvurunun kim adına ve hangi oranda yapıldığı baştan netleştirilmelidir.
Dosya Kurgusunda Dikkat Edilecekler
Başvuru dilekçesinde zararın konusu, doğduğu tarih ve dayanağı olan yabancı tedbir açıkça tanımlanmalıdır. Belgeler arasında ad, soyad veya taşınmaz tanımı yönünden farklılık varsa, bu farklılığın aynı kişiye ya da aynı mala işaret ettiği ayrıca açıklanmalı ve destekleyici kayıtla ilişkilendirilmelidir. Yabancı dildeki her belge için yeminli tercüme ve gerekiyorsa tasdik şerhi temin edilmesi, dosyanın esastan incelenmesini hızlandırır.
Sonuca İtiraz Edilebilir mi
Tasfiye kapsamında verilen kararlar idari işlem niteliği taşıdığından, olumsuz sonuca karşı önce ilgili idareye başvurulması, ardından idari yargı yoluna gidilmesi gündeme gelir. Burada kritik nokta, kararın tebliğ edildiği tarihin kayıt altına alınmasıdır; süreler bu tarihten işlemeye başlar ve kaçırılan bir süre esasa ilişkin haklı bir talebi dahi sonuçsuz bırakabilir.
Buradaki açıklamalar genel nitelikte bilgi sunar. Yurt dışı kaynaklı malvarlığı kayıplarında her dosyanın belge yapısı farklı olduğundan, başvuru öncesinde bir hukukçuyla birlikte belge envanteri çıkarılması yerinde olur.