Kamu kurum ve kuruluşlarının yurtdışı teşkilatını oluşturan birimlerin niteliği, kurulduğu şehir ve ülke, görev alanı ile bağlı bulunduğu misyonlar bir düzenleyici kararla belirlenir. 2008 sayılı Karar da mevcut teşkilat kararında değişiklik yaparak bu tabloyu güncellemektedir. Bu tür düzenlemeler ilk bakışta idari bir tasnif gibi görünse de, orada görev yapan personelin özlük hakları ve kurumun temsil yetkisi bakımından doğrudan sonuç doğurur.
Teşkilat Kararının Hukuki Niteliği
Yurtdışı birimlerinin kurulması, kapatılması veya görev alanının değiştirilmesi düzenleyici bir idari işlemdir. Düzenleyici işlemlerin bireysel işlemlerden farkı, doğrudan kişiye yönelmemesi ancak kişiye yönelen sonraki işlemlerin dayanağını oluşturmasıdır. Bu ayrım dava stratejisinde belirleyicidir: düzenlemenin kendisine karşı dava açma imkânı ile, ona dayanılarak yapılan atama veya sona erdirme işlemine karşı dava açma imkânı birlikte değerlendirilir.
Personel Bakımından Somut Etkiler
Bir birimin kapatılması, akredite edildiği ülkelerin değişmesi veya bağlı olduğu misyonun farklılaşması halinde, o birimde görevli personel açısından şu başlıklar gündeme gelir:
- Yurtdışı görev süresinin kısalması ve merkeze dönüş işlemi
- Yurtdışı aylığı, temsil ödeneği ve konut yardımı gibi kalemlerin kesilme tarihi
- Aile bireylerinin eğitim ve sağlık düzenine ilişkin geçiş sorunları
- Yer değiştirme ve nakil giderlerinin hangi tarihteki cetvele göre hesaplanacağı
- Görev unvanının merkezde karşılığının bulunup bulunmadığı
İşlemin Gerekçesi ve Denetim Ölçüsü
İdarenin teşkilat yapısını belirlemede geniş bir takdir yetkisi bulunur; ancak bu yetki denetimden muaf değildir. Yargısal denetimde işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönlerinden hukuka uygunluğu incelenir. Personel açısından açılan davalarda en çok tartışılan nokta, teşkilat değişikliğinin gerçekten hizmet gereklerine mi dayandığı, yoksa kişiye özgü bir sonuç doğurmak için mi kullanıldığıdır. Bu iddianın ileri sürülmesi tek başına yeterli olmaz; işlem öncesi ve sonrasındaki yazışmalar, benzer durumdaki personele yapılan uygulamalar ve zamanlama gibi somut verilerle desteklenmesi gerekir.
Başvuru Sırasının Kurulması
- Kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı tarih ve kişiye yapılan tebligatın tarihi ayrı ayrı kaydedilmelidir.
- Kişiselleştirilmiş sonucu doğuran işlem hangisiyse, dava konusu öncelikle o işlem üzerinden kurgulanmalıdır.
- Özlük haklarına ilişkin parasal talepler, iptal talebiyle birlikte ve miktar belirtilerek ileri sürülmelidir.
- Yürütmenin durdurulması talebi, yurtdışında sürmekte olan görev bakımından telafisi güç zararı somut olarak açıklamalıdır.
Kurum Tarafında Uyum Yükümlülüğü
Değişiklik kararının yürürlüğe girmesiyle birlikte kurumun iç mevzuatı, imza yetkileri ve harcama yetkilisi tanımları da güncellenmelidir. Bu uyum yapılmadığında, kapatılmış ya da görev alanı daralmış bir birim adına yapılan işlemlerin yetki yönünden sakatlanması riski doğar.
Burada yer alan bilgiler genel çerçeve sunar. Yurtdışı teşkilatına ilişkin işlemlerde süreler ve tebligat usulü ülkeden ülkeye farklı işleyebildiğinden, somut dosyada mesleki değerlendirme almak yerinde olacaktır.