Üniversite bünyesinde kurulan uygulama ve araştırma merkezleri, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan yönetmeliklerle şekillenir. Trakya Üniversitesi Risk Yönetimi ve Kurumsal Sürdürülebilirlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği de bu çerçevede; merkezin amacını, organlarını, görev sürelerini ve çalışma usullerini belirleyen bir düzenleyici işlemdir. Hukuki tartışmalar genellikle merkezin faaliyet alanının sınırı, yönetim kurulu kararlarının bağlayıcılığı ve akademik personelin görevlendirilmesi noktasında doğar.
Yönetmelik Ne Tür Bir İşlemdir?
Bir üniversite yönetmeliği, İdare Hukuku bakımından düzenleyici idari işlem niteliğindedir. Bu niteliğin iki pratik sonucu vardır: birincisi, yönetmeliğin kendisine karşı doğrudan iptal davası açılabilir; ikincisi, yönetmeliğe dayanılarak tesis edilen bireysel işlem (örneğin bir görevlendirme veya görevden alma) dava edilirken, dayanağı olan yönetmelik hükmünün hukuka aykırılığı da ileri sürülebilir. İdari Yargılama Usulü Kanunu bu ikili denetim imkânını tanır.
Risk Yönetimi Faaliyetinin Hukuki Sınırı
Merkez adında geçen "risk yönetimi" ve "kurumsal sürdürülebilirlik" ifadeleri, merkeze idari denetim yetkisi vermez. Merkez; araştırma yapar, rapor üretir, eğitim ve danışmanlık faaliyeti yürütür. Ancak üniversitenin iç kontrol ve mali denetim yetkisi, kamu mali yönetimi mevzuatındaki organlara aittir. Uygulamada karıştırılan noktalar şunlardır:
- Merkez raporunun disiplin soruşturmasında doğrudan delil sayılıp sayılamayacağı
- Danışmanlık gelirlerinin döner sermaye usulüne tabi olup olmadığı
- Merkezin kişisel veri işleyen projelerinde 6698 sayılı KVKK'ya göre veri sorumlusunun üniversite tüzel kişiliği olduğu
Veri İşleyen Projelerde Dikkat
Sürdürülebilirlik çalışmaları çoğu zaman anket, saha araştırması ve personel verisi içerir. Bu durumda aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi ve açık rıza ile diğer hukuki sebeplerin doğru ayrıştırılması gerekir; aksi hâlde sorumluluk merkeze değil üniversiteye yönelir.
Merkez Kararlarına İtirazın Aşamaları
- Öncelikle işlemin merkez yönetim kurulu kararı mı, rektörlük onayı mı olduğu belirlenir; dava edilecek işlem budur.
- İdari başvuru yolu tercih edilecekse, kararın tebliği tarihinden itibaren idari dava açma süresi içinde ilgili idareye başvurulur. Bu başvuru dava süresini durdurur.
- Başvuruya cevap verilmez veya reddedilirse, kalan süre içinde idare mahkemesinde iptal davası açılır.
- Yürütmenin durdurulması talebi, geri dönülmesi güç zararların önlenmesi bakımından dilekçede ayrıca gerekçelendirilir.
Tebligat ve Süre Kaybını Önlemek
Kurum içi işlemlerde en sık karşılaşılan hak kaybı, kararın kurumsal e-posta veya iç yazışma sistemine düşmesine rağmen ilgilisinin geç haberdar olmasıdır. Sürenin ne zaman başladığı, usulüne uygun bildirimin yapıldığı tarihe göre belirlenir. Bu nedenle karar örneğinin, tebliğ şerhinin ve varsa okundu bilgisinin ilk günden itibaren saklanması, sonradan yapılacak süre tartışmasında belirleyici olur.
Yukarıdaki açıklamalar genel nitelikte olup, merkezin güncel yönetmelik metni ve somut olayın özellikleri farklı sonuçlar doğurabilir. Kurumsal bir işlemle karşılaşıldığında, süre işlemeye başlamadan bir hukukçuyla dosyanın değerlendirilmesi yerinde olur.