Bir alanın turizm merkezi ya da kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi ilan edilmesi, o alandaki planlama, yapılaşma ve tahsis rejimini bütünüyle değiştiren bir idari tasarruftur. 3456 sayılı Karar ile bazı alanlarda bu statülerin iptali, sınırların yeniden belirlenmesi ve isim ile statü değişiklikleri öngörüldüğünden, karar kapsamına giren parsellerde hak sahiplerinin konumu doğrudan etkilenir. Aşağıdaki başlıklar, kararın taşınmaz maliki, yatırımcı ve tahsis talebi bulunan kişiler bakımından pratik sonuçlarını ele alır.
Statü değişikliği fiiliyatta neyi değiştirir
Turizm statüsü, plan yapma ve onaylama yetkisinin merkezi idarede toplanması, tahsis ve irtifak süreçlerinin özel bir rejime tabi olması ve yapılaşma koşullarının turizm amacına göre belirlenmesi sonucunu doğurur. Statü kaldırıldığında bu özel rejim sona erer; alan genel imar mevzuatının ve ilgili yerel idarenin planlama yetkisinin kapsamına döner. Sınırın daraltıldığı hâllerde ise aynı mahallede yan yana duran iki parselin farklı rejimlere tabi olması mümkündür.
Önce sınır krokisi, sonra yorum
Bu tür kararlarda en sık yapılan hata, metni okuyup taşınmazın kapsamda olduğunu varsaymaktır. Belirleyici olan, karar ekindeki koordinatlı sınır ve krokidir. İzlenmesi gereken sıra şudur:
- Ada ve parsel bilgisiyle güncel tapu kaydının ve kadastral paftanın temini
- Karar ekindeki sınırın parsele göre konumunun teknik olarak çakıştırılması
- Parselin tamamının mı yoksa yalnızca bir kısmının mı kapsam dışında kaldığının netleştirilmesi
- Yürürlükteki plan ve plan notlarının, statü öncesi ve sonrası hâliyle karşılaştırılması
Devam eden tahsis, izin ve yatırım dosyaları
Uygulamada en çok tartışılan nokta, karar öncesinde başlatılmış işlemlerin akıbetidir. Daha önce verilmiş bir ön tahsis, kesin tahsis ya da yatırım belgesi varsa kazanılmış hak tartışması gündeme gelir. Burada kararın ileriye etkili sonuç doğurup doğurmadığı, tahsisin hangi aşamada bulunduğu ve idarenin işlemi geri alma gerekçesi ayrı ayrı incelenir. Ruhsat aşamasındaki bir yapı bakımından hangi plan hükümlerinin uygulanacağı ise ruhsatın hangi tarihte ve hangi plana dayanılarak düzenlendiğine göre değişir.
İdari başvuru ve dava düşünülüyorsa
Düzenleyici nitelikteki kararlara karşı doğrudan iptal davası açılabileceği gibi, karara dayanılarak tesis edilen bireysel işlem üzerine de dava yoluna gidilebilir. Sürelerin Resmî Gazete yayımı, tebliğ ya da öğrenme tarihine göre işlemeye başladığı ve gecikmenin çoğu zaman telafi edilemediği unutulmamalıdır. Dilekçede soyut mağduriyet anlatımı yerine, sınır değişikliğinin taşınmaz üzerindeki somut etkisinin harita ve tapu belgeleriyle ortaya konulması beklenir.
Buradaki açıklamalar genel niteliktedir; her parselin durumu kendi tapu, plan ve tahsis geçmişiyle birlikte değerlendirilmelidir. Kapsam ve süre tespitinde hukuki ve teknik destek almanız yerinde olacaktır.