5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, içinde yabancılık unsuru taşıyan özel hukuk ilişkilerinde üç temel soruyu cevaplar: uyuşmazlığa hangi ülkenin hukuku uygulanacak, Türk mahkemeleri bu davaya bakabilecek mi ve yabancı bir mahkeme kararı Türkiye'de nasıl sonuç doğuracak. Bu üç soru birbirinden bağımsızdır; birinin cevabı diğerini otomatik olarak belirlemez.
Yabancılık Unsuru Nerede Başlar?
Bir ilişkiyi bu kanunun alanına sokan unsur, tarafların vatandaşlığı olabileceği gibi, sözleşmenin kurulduğu veya ifa edileceği yer, malın bulunduğu ülke ya da haksız fiilin gerçekleştiği yer de olabilir. Yalnızca taraflardan birinin yabancı olması şart değildir. İlk aşamada yapılması gereken, ilişkinin hangi noktadan yabancı bir hukuk düzenine bağlandığını açıkça tespit etmektir.
Uygulanacak Hukukun Belirlenmesi
Kanun, ilişki tiplerine göre bağlama kuralları öngörür. Sözleşmelerde taraf iradesine geniş bir alan tanınırken, aile hukuku ve ayni haklar alanında irade serbestisi sınırlıdır. Pratikte önemli üç nokta şudur:
- Sözleşmede hukuk seçimi varsa, bunun geçerliliği ve kapsamı ayrıca denetlenir.
- Seçim yoksa, ilişkinin en sıkı bağlantılı olduğu hukuk devreye girer.
- Yabancı hukukun uygulanması, sonucu Türk kamu düzenine açıkça aykırı düşürüyorsa o kadarıyla uygulanmaz.
Yabancı hukukun içeriğini araştırma yükü hâkimdedir; ancak taraflar bu konuda uzman görüşü ve resmi kaynak sunarak süreci hızlandırabilir.
Türk Mahkemesinin Milletlerarası Yetkisi
Türk mahkemelerinin yetkisi, iç hukuktaki yer itibarıyla yetki kurallarına göre belirlenir; bunun yanında bazı uyuşmazlıklar için özel yetki esasları öngörülmüştür. Yetki itirazının davanın başında ve usulüne uygun biçimde ileri sürülmesi, sonradan telafisi güç kayıpları önler. Yabancı mahkeme veya tahkim lehine yapılmış bir yetki anlaşması varsa, bunun yazılılığı ve kapsamı titizlikle incelenmelidir.
Yabancı Kararların Tanınması ve Tenfizi
Yabancı bir mahkeme kararı Türkiye'de kendiliğinden icra edilemez. İki ayrı ihtimal vardır: kararın yalnızca kesin hüküm ve kesin delil etkisinden yararlanmak isteniyorsa tanıma, icra takibine konu edilmesi isteniyorsa tenfiz yoluna gidilir. Her iki talepte de:
- Kararın kesinleştiğini gösteren şerh ve usulüne uygun onay/apostil işlemleri tamamlanmalıdır.
- Yeminli tercüme eksiksiz olmalı, karar metninin tamamını kapsamalıdır.
- Karşı tarafın savunma hakkının ihlal edilmediği gösterilebilmelidir.
- Kamu düzenine aykırılık itirazına karşı hazırlıklı olunmalıdır.
Dosya Hazırlığında Sık Yapılan Hata
Uygulamada en çok karşılaşılan aksaklık, belgelerin şeklî şartlarındaki eksikliktir. Kesinleşme şerhi olmayan karar, eksik tercüme veya hatalı taraf teşkili nedeniyle aylarca süren gecikmeler yaşanır. Bu nedenle dosya, dava açılmadan önce belge bazında kontrol edilmelidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; yabancılık unsuru içeren her uyuşmazlığın kendi bağlama kuralı ve delil düzeni bulunduğundan, adım atmadan önce dosyanıza özgü hukuki değerlendirme almanız tavsiye edilir.