Bolu ili Seben ilçesi sınırlarındaki Solaklar Köyü kaya yerleşimine ilişkin 7413 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, mevcut doğal sit statüsünün yeniden değerlendirilmesi sonucunda alanın kesin korunacak hassas alan olarak tescil ve ilan edilmesini konu alır. Bu tür kararlar, alandaki taşınmazların kullanım rejimini doğrudan etkilediği için maliklerin ve yatırımcıların gündemine hızla girer.
Statü Değişikliği Nasıl Bir İşlemdir?
Doğal sit alanlarının tescili ve statüsünün değiştirilmesi, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu çerçevesinde yürütülen ve ilgili bakanlığın teklifi üzerine Cumhurbaşkanı kararıyla sonuçlanan bir süreçtir. Yani karar, tek başına yerel bir belediye tasarrufu değil, merkezi idarenin koruma amaçlı bir düzenleyici işlemidir. Bu nitelik, karara karşı gidilecek yargı yolunu da belirler.
Kesin Korunacak Hassas Alan Ne Getirir?
Doğal sit kategorileri içinde en yüksek koruma düzeyini ifade eden bu statü, alandaki müdahaleleri asgariye indirmeyi hedefler. Pratikte şu sonuçlar öne çıkar:
- Yeni yapılaşma ve inşai faaliyet taleplerinin çok dar bir çerçevede değerlendirilmesi
- Alan içindeki her türlü uygulamanın koruma amaçlı planlara ve izne bağlanması
- Kaya yerleşimi gibi özgün oluşumlarda fiziksel bütünlüğü bozacak müdahalelerin kabul görmemesi
- Tarımsal ve geleneksel kullanımların dahi izin rejimi içinde sürdürülmesi ihtiyacı
Taşınmaz Sahibi Ne Yapmalı?
- Parselinizin karara ekli koordinatlı sınır içinde kalıp kalmadığını tapu ve kadastro kayıtları üzerinden teyit edin.
- Tapu kütüğüne konulan koruma şerhini ve tarihini kontrol edin.
- Karar öncesinde alınmış ruhsat, izin veya kurul kararınız varsa dosyanızı tarih sırasıyla ayırın.
- Devam eden bir inşaat veya işletme faaliyeti varsa, durdurma riskine karşı ilgili idareye yazılı başvuruyla durum tespiti isteyin.
Karara Karşı Hukuki Başvuru
Cumhurbaşkanı kararı niteliğindeki tescil işlemlerine karşı iptal davası, ilk derece sıfatıyla Danıştay'da görülür. Dava açma süresi, kararın Resmî Gazete'de yayımıyla başlar ve idari yargı usulünde öngörülen altmış günlük genel süreye tabidir. Bu sürenin kaçırılması, alanın koruma statüsüne yönelik esasa ilişkin itirazları da işlevsiz bırakır. Dava dilekçesinde, teknik gerekçenin somut parsel bakımından yetersiz kaldığı ve ölçülülük ilkesinin ihlal edildiği yönündeki iddiaların, alana ilişkin bilimsel değerlendirme raporlarıyla desteklenmesi gerekir.
Bu yazı yalnızca genel çerçeveyi aktarmaktadır; parselin konumu, kullanım geçmişi ve mevcut izinler dosyadan dosyaya değiştiğinden, karar öncesi bireysel bir hukuki değerlendirme yapılması önerilir.