Sahte bağlantı, taklit e-posta veya sahte giriş sayfasıyla kişisel ve finansal bilgilerin ele geçirilmesi anlamına gelen phishing, bilişim suçlarının en yaygın türlerindendir. Bu suçlarda başarı, büyük ölçüde bozulmamış bir delil zincirinin kurulmasına bağlıdır. TCK'nın bilişim suçlarına ilişkin hükümleri ve 5651 sayılı Kanun çerçevesinde konuyu ele alıyoruz.
Phishing Hangi Suçlara Dönüşür
Bir phishing eylemi tek başına kalmaz; genellikle bilişim sistemine hukuka aykırı erişim, sistemdeki verinin ele geçirilmesi ve ardından banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılmasıyla iç içe geçer. Olayın hangi eylemleri kapsadığı doğru saptanmazsa, şikayet ve soruşturma talebi eksik kalabilir.
Delil Zincirinin İlk Halkası
Dijital delilde en kritik nokta, kanıtın elde edildiği andan itibaren değişmeden korunmasıdır. Sahte e-postanın başlık bilgileri, gönderen adresi, bağlantı adresleri ve zaman damgaları ilk anda kaydedilmelidir. Ekran görüntüsü yeterli değildir; mümkünse özgün verinin kendisi saklanmalıdır.
- Sahte mesajın tam metni ve teknik başlıkları
- Tıklanan bağlantı ve yönlendirilen sahte sayfanın adresi
- Banka işlem kayıtları ve para transferi bilgileri
- Cihaz ve oturum kayıtları, IP verileri
Zaman Damgası ve Bütünlük
Delilin mahkemede kabul görmesi için, ele geçirildiği andan sonra üzerinde oynanmadığının gösterilmesi gerekir. Bu nedenle verilerin özet değerinin (hash) alınması ve kim tarafından, ne zaman kaydedildiğinin belgelenmesi önemlidir. Bütünlüğü tartışmalı delil, aleyhe yorumlanabilir.
Şikayet ve Erişim Kayıtları
Trafik ve erişim kayıtlarının belirli süre sonra silinebileceği düşünülerek, şikayet ve koruma talebinin gecikmeden yapılması gerekir. Aynı zamanda kişisel verilerin ele geçirilmesi boyutu KVKK açısından ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu metin genel bilgi amaçlıdır. Dijital delil kolayca bozulabildiğinden, phishing mağduriyetinde vakit geçirmeden hem teknik hem hukuki destek almanız yerinde olur.