İçeriğe geç
AC

Sözleşmeden Doğan Alacaklarda Zamanaşımı ve Arabuluculuk Yolu

18 Mayıs 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 50 görüntülenme Son güncelleme: 3 Ağustos 2026

Sözleşmeden doğan bir alacağın peşine düşmeden önce cevaplanması gereken ilk soru, alacağın hâlâ dava edilebilir olup olmadığıdır. Türk Borçlar Kanunu, alacağın türüne göre farklı zamanaşımı süreleri öngörür; sürenin dolması alacağı yok etmez ama karşı taraf zamanaşımı definde bulunursa mahkeme talebi bu nedenle reddedebilir. Bu rehber, ticari uyuşmazlıklarda giderek bir dava şartı hâline gelen arabuluculuk aşamasını da bu takvimle birlikte ele alır.

Zamanaşımının İşlemeye Başladığı An

Zamanaşımı, alacağın muaccel olduğu, yani ödeme gününün geldiği andan itibaren işler. Taksitli borçlarda her taksit kendi vadesinden, sürekli edimlerde ise her dönem ayrı hesaplanır. Bu nedenle sözleşmenin imza tarihi değil, edimin istenebilir hâle geldiği tarih esas alınır. Alacaklının borçluya gönderdiği ihtar tek başına süreyi durdurmaz; ancak borçlunun borcu ikrar etmesi veya kısmi ödeme yapması süreyi keser ve baştan başlatır.

Arabuluculuğun Süreye Etkisi

Ticari alacaklarda arabulucuya başvuru çoğu halde davanın ön şartıdır. Başvuruyla birlikte zamanaşımı durur ve son tutanağın düzenlendiği tarihte yeniden işlemeye başlar. Bu, sürenin bitimine az kalan dosyalarda kritik bir korumadır: doğru zamanda yapılan başvuru, hem uzlaşma imkânı yaratır hem de süre kaybını önler. Arabuluculuk anlaşmasıyla sonuçlanan dosyada düzenlenen belge, şartları taşıyorsa ilam niteliğinde sayılabilir.

Dava Yolu Seçilirse

  • Anlaşmazlık tutanağı dava dilekçesine eklenmeli, aksi halde dava usulden reddedilebilir.
  • Alacağın dayanağı sözleşme, fatura, teslim belgesi ve yazışmalarla desteklenmelidir.
  • Karşı tarafın zamanaşımı defini öne süreceği varsayılarak, süreyi kesen ödeme veya ikrar delilleri önceden derlenmelidir.

Karşı Tarafın Savunmasını Öngörmek

İyi bir alacak stratejisi, borçlunun hangi savunmayı yapacağını baştan tahmin eder. Zamanaşımı defi, ifa itirazı veya ayıp iddiası gibi olası savunmalara karşı belge zincirinin şimdiden hazır olması, duruşma aşamasında sürpriz yaşanmasını engeller. TKHK kapsamına giren tüketici sözleşmelerinde ise farklı bir usul ve merci gündeme gelebileceğinden, ilişkinin ticari mi tüketici işlemi mi olduğu en baştan belirlenmelidir.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Her alacağın zamanaşımı süresi ve izlenecek yol somut sözleşmeye göre değiştiğinden, harekete geçmeden önce dosyanızı bir hukuk profesyoneline değerlendirtmeniz yerinde olur.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla