İdarenin işlem veya eyleminden doğan zararın giderilmesi için açılan tam yargı davası, iptal davasından farklı bir süre mantığına sahiptir. İYUK ekseninde yürüyen bu süreçte, zararın öğrenilme anı ile başvuru anının doğru kurgulanmaması, esasa hiç girilmeden verilen ret kararlarının başlıca sebebidir. VUK ve 6183 sayılı Kanun kapsamındaki mali uyuşmazlıklarda ise süre ve merci ayrımı daha da hassaslaşır.
Hangi Mahkeme, Hangi Yargı Kolu
İlk belirlenmesi gereken, uyuşmazlığın idari yargıya mı yoksa adli yargıya mı ait olduğudur. İdarenin kamu gücü kullanarak tesis ettiği işlemlerden doğan zararlar kural olarak idari yargıda görülürken, bazı özel kanunlar belirli uyuşmazlıkları adli yargıya bırakır. Yargı kolu yanlış seçilirse verilecek karar görev yönünden ret olur ve arada geçen süre çoğu zaman telafi edilemez. İdari yargı içinde de vergi mahkemesi ile idare mahkemesi arasındaki görev ayrımı, davanın konusuna göre ayrıca değerlendirilmelidir.
60 Günlük Sürenin Başladığı An
Yazılı bildirim tarihi, sürenin temel çıkış noktasıdır. İdari eylemlerde ise zarar doğuran olayın öğrenilmesi ve zararın kapsamının belirlenebilir hâle gelmesi ayrı ayrı önem taşır. Bu nedenle dosyada tek bir tarih değil, olay tarihi, öğrenme tarihi, idareye başvuru tarihi ve cevap veya zımni ret tarihi ayrı ayrı kayıt altına alınmalıdır.
Ön Başvuru Basamağının Atlanması
- İdari eylemden doğan zararlarda dava açmadan önce idareye başvurulması gereken hâllerin gözden kaçırılması
- Başvurunun konusuz veya belirsiz yazılması nedeniyle talebin idarece değerlendirilememesi
- Zımni ret süresi dolmadan dava açılması ya da dolduktan sonra beklenmeye devam edilmesi
- Başvurunun idarenin doğru biriminie değil, ilgisiz bir birime yapılması
Dilekçedeki Usul Eksiklikleri
İdari yargıda dilekçe ret kararları biçimsel eksikliklerden doğar: davalı idarenin doğru gösterilmemesi, birden çok işleme tek dilekçeyle dava açılması ya da istem sonucunun net yazılmaması gibi. Dilekçe reddi hâlinde yenileme için tanınan süre kısadır ve bu süre kaçırıldığında dava açılmamış sayılır. Yenilenen dilekçede aynı eksikliğin tekrarlanması ise daha ağır sonuç doğurur.
Tazminat Miktarının Kurgusu
Tam yargı davasında istenen miktarın belirlenmesi salt hesap işi değildir; talep edilen tutarın sonradan artırılabilmesi belirli koşullara bağlıdır. Maddi zarar kalemleri belge ile, manevi zarar ise olayın niteliğiyle temellendirilmelidir. Faiz başlangıç tarihinin dilekçede açıkça belirtilmemesi, kazanılan davada bile alacağın bir bölümünün kaybına yol açabilir.
Yukarıdakiler genel çerçeveyi anlatır; her idari uyuşmazlıkta özel kanunlarda öngörülmüş farklı süreler bulunabilir. Elinizdeki bildirim veya tebliğ evrakını, süre işlemeye başlamışken bir hukukçuya göstermeniz önem taşır.