İçeriğe geç
AC

Terekede Ortaklığın Giderilmesi: Üç Aylık Süreler, Paylaşma Sözleşmesi ve Dava Kararı

22 Mayıs 2026 Miras Hukuku 2 dk okuma 63 görüntülenme Son güncelleme: 8 Ağustos 2026

Miras bırakanın ölümüyle mirasçılar terekedeki mallara elbirliğiyle malik olur. Bu ortaklık kendiliğinden sona ermez; mirasçılar anlaşarak paylaşmadıkça uyuşmazlık er ya da geç mahkemeye taşınır. Bu rehber, TMK ve HMK ekseninde tereke ortaklığının nasıl çözüleceğini, üç aylık sürelerin süreci nasıl şekillendirdiğini ve mirasçılar arasında paylaşma sözleşmesi ile dava arasındaki tercihi inceler.

Ölüm tarihinden itibaren işleyen üç aylık takvim

Mirasın reddi, mirasçının kanuni süre içinde sulh hukuk mahkemesine yapacağı beyanla mümkündür ve bu süre kural olarak üç aydır. Yasal mirasçılar bakımından süre ölümü öğrenme tarihinden, atanmış mirasçılar bakımından ise atamanın kendilerine bildirildiği tarihten işlemeye başlar. Terekenin borca batık olup olmadığı netleşmeden geçen üç ay, mirasçıyı borçlardan sorumlu hale getirebilir. Bu nedenle ortaklığın giderilmesi tartışmasına girilmeden önce terekenin aktif ve pasifi çıkarılmalıdır.

Elbirliği mülkiyetinden paylı mülkiyete geçiş

Tereke malları üzerindeki elbirliği ortaklığı, tüm mirasçıların birlikte hareket etmesini gerektirir. Mirasçılardan biri tek başına satış yapamaz, kira sözleşmesini tek başına feshedemez. Bu tıkanıklığı aşmanın iki yolu vardır: mirasçıların anlaşarak paylı mülkiyete geçmesi veya mahkemeden bu yönde karar istenmesi. Paylı mülkiyete geçildikten sonra her mirasçı kendi payı üzerinde tasarruf edebilir; bu da anlaşma ihtimalini artırır.

Dava açılmadan önce tamamlanması gerekenler

  1. Mirasçılık belgesi alınarak mirasçı sıfatı ve paylar netleştirilir.
  2. Tapu, banka ve araç kayıtları üzerinden tereke envanteri çıkarılır.
  3. Terekenin borçları ve varsa vasiyetname içeriği incelenir.
  4. Denkleştirmeye tabi sağlararası kazandırmalar not edilir.
  5. Taşınmaz kaynaklı taleplerde zorunlu arabuluculuk aşaması tamamlanır.

Paylaşma sözleşmesi neden daha güçlü bir sonuç verir

Mirasçılar arasında yapılan paylaşma sözleşmesi yazılı şekle bağlıdır ve mirasçıları bağlar. Bu sözleşmenin en büyük üstünlüğü, taşınmazın açık artırmaya çıkmasını önlemesi ve her mirasçının hangi malı alacağını iradesiyle belirlemesidir. Duygusal değeri olan taşınmazların ailede kalması, çoğu zaman yalnızca bu yolla mümkün olur. Buna karşılık mirasçılardan biri imzadan kaçınırsa sözleşme kurulamaz ve dava kaçınılmaz hale gelir.

Dava yolunun getirdiği sonuçlar

Mahkeme, aynen bölüşmenin mümkün olmadığı hallerde satış yoluyla paylaşmaya karar verir. Satış bedeli paylar oranında dağıtılır; ancak açık artırma bedeli piyasa değerinin altında kalabilir. Ayrıca yargılama gideri ve satış masrafları terekeden karşılanır. Bu ekonomik tablo, dava sürerken bile mirasçılar arasında anlaşma arayışının sürdürülmesini mantıklı kılar.

Bu metin genel bilgi vermek amacıyla hazırlanmıştır. Miras bırakanın son yerleşim yeri, vasiyetname bulunup bulunmaması ve mirasçı sayısı gibi unsurlar sonucu doğrudan etkiler; dosyanız özelinde profesyonel değerlendirme almanız uygun olur.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla