Miras bırakanın ölümüyle mirasçılar arasında elbirliği mülkiyeti doğar. Bu ortaklık çözülmediği sürece hiçbir mirasçı tek başına taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunamaz. Uygulamada en sık yaşanan sorun, hangi davanın açılacağının baştan doğru belirlenememesidir. TMK ve HMK çerçevesinde miras ortaklığının sona erdirilmesi için birden fazla yol bulunur ve yanlış seçilen yol, yıllar süren bir yargılamanın sonunda esasa girilmeden kapanmasına neden olabilir.
Hangi Dava, Hangi Durumda?
- Terekedeki tüm malların mirasçılar arasında paylaştırılması amaçlanıyorsa mirasın paylaşılması davası
- Yalnızca belirli bir taşınmazdaki ortaklığa son verilmek isteniyorsa ortaklığın giderilmesi davası
- Elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi hedefleniyorsa buna ilişkin talep
- Miras bırakanın sağlığında yaptığı devirler saklı payı zedeliyorsa tenkis talebi
- Devir gerçekte bağış niteliğindeyse muvazaa iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil
Bu talepler birbirinin alternatifi değildir; kimi zaman birlikte, kimi zaman sırayla gündeme gelir. Ancak muvazaa veya tenkis iddiası varken doğrudan ortaklığın giderilmesi davası açılırsa, dava sonunda satılacak taşınmaz üzerindeki pay dengesi eksik kalır.
Terekenin Belgeyle Ortaya Konması
Dosyanın omurgası, terekeye neyin dâhil olduğunun gösterilmesidir. Mirasçılık belgesi, tapu kayıtları, banka hesap ve kasa bilgileri, araç ve şirket payı kayıtları ile miras bırakanın borçlarına ilişkin belgeler bir arada sunulmalıdır. Tereke tespiti talebi, malvarlığının dağıldığı endişesi varsa erken aşamada kullanılabilecek koruyucu bir araçtır.
Vasiyetname ve Miras Sözleşmesinin Etkisi
Ortada bir ölüme bağlı tasarruf varsa, paylaşımın çerçevesi kanuni paylara göre değil bu tasarrufa göre kurulur. Vasiyetnamenin açılması ve tebliği tamamlanmadan yürütülen bir paylaşım talebi eksik kalır. İptal veya tenkis iddiaları bakımından kanunda öngörülen süreler işlediğinden, vasiyetnamenin öğrenildiği tarihin belgelenmesi önem taşır.
Yanlış Mercie Başvurmanın Sonucu
Ortaklığın giderilmesi ve mirasın paylaşılması talepleri sulh hukuk mahkemesinin görevindedir; buna karşılık tapu iptali ve tescil ile tenkis talepleri asliye hukuk mahkemesine aittir. Bu iki grubun tek dilekçede birleştirilmesi ya da tümünün sulh hukuk mahkemesine yöneltilmesi, görev nedeniyle dosyanın bölünmesine yol açar. Yetki bakımından da taşınmazın bulunduğu yer ile miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesi arasındaki ayrım gözetilmelidir. Mirasçılardan birinin yurt dışında bulunması hâlinde tebligatın usulüne uygun yapılması, sonradan kararın iptaline yol açabilecek en kritik usul noktasıdır.
Bu metin genel bilgi amaçlıdır. Tereke bileşimi, mirasçı sayısı ve önceki devirler stratejiyi değiştirebileceğinden, dava türü seçilmeden önce kayıtların bir avukatla incelenmesi önerilir.