Miras bırakanın ölümüyle mirasçılar arasında elbirliği mülkiyeti doğar. Bu ortaklık sona erdirilmeden taşınmazlar üzerinde tek başına tasarruf edilemez. Uygulamada mirasçıların en çok zorlandığı nokta, doğrudan ortaklığın giderilmesi davası açmanın mı, yoksa önce başka bir davayla terekenin kapsamını netleştirmenin mi gerektiğidir. Yanlış sıralama, aylar süren bir yargılamanın sonuçsuz kalmasına yol açar.
Dava Türünü Doğru Seçmek
Terekeye ilişkin talepler tek bir kalıba sığmaz. Türk Medeni Kanunu farklı amaçlar için farklı yollar öngörür:
- Mirasçılık sıfatının belgelenmesi için mirasçılık belgesi talebi
- Saklı pay ihlal edildiğinde tenkis davası
- Mirastan mal kaçırma iddiasında muvazaa temelli tapu iptali ve tescil davası
- Denkleştirme gerektiren kazandırmalar için iade talepleri
- Ortaklığın sona erdirilmesi için ortaklığın giderilmesi davası
Tereke kapsamı tartışmalıyken açılan bir ortaklığın giderilmesi davası, bekletici mesele nedeniyle uzayabilir. Bu nedenle önce terekeye dahil olması gereken malvarlığının sınırı çizilmeli, ardından paylaşım aşamasına geçilmelidir.
Görev ve Yetki Ayrımı
Ortaklığın giderilmesi davası sulh hukuk mahkemesinde ve taşınmazın bulunduğu yerde görülür. Buna karşılık tapu iptali ve tescil ile tenkis talepleri asliye hukuk mahkemesinin görev alanındadır. Miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesi ise terekeyle ilgili birçok işlem bakımından belirleyicidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun taşınmazlara ilişkin kesin yetki kuralı, tarafların anlaşmasıyla değiştirilemez. Böylece aynı miras dosyasında birbirinden farklı mahkemelerde yürüyen süreçler ortaya çıkabilir; bunların takvimi tek bir tabloda izlenmelidir.
Delil Hazırlığı
- Veraset ilamı ve nüfus kayıt örneği ile mirasçılık zincirinin kurulması
- Miras bırakan adına kayıtlı taşınmazların tapu kayıtları ve takyidat bilgileri
- Ölümden önceki dönemi kapsayan tapu devirleri ve satış bedelleri
- Banka hesap hareketleri ile ödeme gücü karşılaştırması
- Vasiyetname veya miras sözleşmesi varsa açılıp okunmasına dair tutanak
Mal kaçırma iddialarında belirleyici olan, devrin görünürdeki bedeli ile devralanın ödeme gücü arasındaki uyumsuzluktur. Bu nedenle hesap hareketleri, çoğu dosyada tanık beyanından daha güçlü sonuç doğurur.
Paylaşım Sözleşmesi mi, Yargılama mı?
Mirasçılar aralarında anlaşabiliyorsa, taşınmazların kimin uhdesinde kalacağını ve denkleştirmenin nasıl yapılacağını gösteren bir paylaşma anlaşmasıyla süreç çok daha hızlı sonuçlanır. Bu yol hem satış kaybını hem de aile içi çekişmeyi önler. Ancak mirasçılardan biri yurt dışındaysa, ulaşılamıyorsa, aralarında kısıtlı bulunuyorsa ya da mal kaçırma iddiası varsa, iradelerin birleşmesi mümkün olmaz. Bu durumda mahkeme kararı, ortaklığı sona erdirebilecek tek araçtır.
Bu yazı genel bilgi vermek amacıyla kaleme alınmıştır. Miras dosyalarında süreler ve dava sıralaması sonucu belirlediğinden, tapu kayıtlarınızla birlikte bir hukukçudan değerlendirme almanız sağlıklı olur.