Miras bırakanın sağlığında yaptığı kazandırmalar, mirasçıların TMK ile korunan saklı paylarını zedelediğinde tereke uyuşmazlığı iki katmanlı hale gelir: bir yanda paylaşmanın kendisi, diğer yanda kazandırmanın hukuki akıbeti vardır. HMK usulü içinde bu iki talebin sırası, sonucu doğrudan etkiler. Bu rehber, hangi davanın önce açılması gerektiğine ve süre risklerine odaklanır.
Önce Tenkis mi, Önce Paylaşım mı
Terekenin kapsamı tartışmalıyken doğrudan ortaklığın giderilmesine gidilmesi, çoğu zaman eksik bir paylaşmaya yol açar. Saklı payı zedelendiğini düşünen mirasçı bakımından mantıklı sıra, önce terekenin gerçek kapsamını ortaya koyacak talepleri ileri sürmek, ardından paylaşmayı istemektir. Aksi halde paylaşma, azalmış bir tereke üzerinden yapılır.
Saklı Payın Hesabında Dikkat Edilecekler
- Miras bırakanın ölüm anındaki malvarlığının tespiti
- Sağlığında yapılan devir ve bağışların terekeye eklenecek nitelikte olup olmadığı
- Mirasçı sıfatına göre kanunda belirlenen saklı pay oranlarının uygulanması
- Borçların ve cenaze giderlerinin hesaptan düşülmesi
Tenkis ile Muris Muvazaasının Ayrımı
Uygulamada bu iki dava sıklıkla karıştırılır. Tenkis, geçerli bir kazandırmanın saklı payı aşan kısmının indirilmesini amaçlar. Muris muvazaası iddiası ise satış gibi gösterilen işlemin gerçekte bağış olduğunun ve tarafların gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırmaya yönelik olduğunun ileri sürülmesidir. Dayanak ve sonuçları farklı olduğundan, dilekçede talebin hangisi olduğunun açıkça belirtilmesi gerekir. Terditli olarak ileri sürülmeleri de mümkündür.
Süre Riski: Tenkiste Hak Düşürücü Süre
- Saklı payın zedelendiğinin öğrenildiği tarih belgeyle sabitlenir.
- Tenkis davasının kanunda öngörülen bir yıllık süre içinde açılması gerektiği unutulmaz.
- Her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinden, diğer tasarruflarda mirasın açılmasından itibaren işleyen üst sınır gözetilir.
- Süre işlerken tapu kayıtları ve banka hareketleri eş zamanlı olarak toplanır.
Usule Aykırı İşlem Kaynaklı Kayıplar
Sık görülen hatalar; mirasçılardan bir kısmının davaya dâhil edilmemesi, veraset ilamı alınmadan işlem yapılmaya çalışılması, tereke tespiti istenmeden doğrudan paylaşma talep edilmesi ve mirasın reddi süresinin farkında olunmamasıdır. Terekedeki taşınmazın üçüncü kişiye devredilme ihtimali varsa, tedbir talebinin baştan ileri sürülmemesi de telafisi güç sonuç doğurabilir.
Bu içerik genel çerçeve niteliğindedir. Mirasçıların sayısı, tasarrufun türü ve öğrenme tarihi süreleri değiştirdiğinden, dava türünü seçmeden önce belgeleri inceleyen bir hukukçuyla çalışmanız önerilir.