İçeriğe geç
AC

Reddi Mirasta Dava Türü Seçimi ve Yetkili Sulh Hukuk Mahkemesi

28 Mart 2026 Miras Hukuku 2 dk okuma 61 görüntülenme Son güncelleme: 8 Ağustos 2026

Reddi miras konusunda en sık yapılan hata, tek bir usul bulunduğunu varsaymaktır. Türk Medeni Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde mirasın reddi, koşullara göre farklı yollarla ileri sürülür ve seçilen yol hem görevli mahkemeyi hem de ispat yükünü değiştirir.

Gerçek Red ile Hükmen Red Ayrımı

Mirasçının kanunda öngörülen süre içinde mahkemeye yaptığı beyanla mirası reddetmesi, gerçek reddi oluşturur ve bir dava değil, çekişmesiz yargı işidir. Buna karşılık ölüm anında terekenin borca batık olduğu açıkça belliyse, miras kendiliğinden reddedilmiş sayılır; bu durumda ayrıca beyanda bulunulmasa da hükmen red iddiası ileri sürülebilir. Alacaklının takibine karşı bu iddianın savunma olarak ileri sürülmesi ile ayrı bir tespit talebinde bulunulması farklı sonuçlar doğurur.

Yetkiyi Son Yerleşim Yeri Belirler

Mirasın reddi beyanı, mirasbırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine yapılır. Mirasçının kendi ikamet ettiği yer mahkemesine yapılan başvuru, yetki nedeniyle gecikmeye yol açar. Terekenin tespiti, defter tutulması veya mirasçılık belgesine ilişkin talepler de aynı yer üzerinden yürütülür. Yurt dışında yaşayan mirasçılar bakımından beyanın nasıl iletileceği ve temsil yetkisinin kapsamı baştan çözülmelidir.

Süre Geçtiyse Ne Kalır

  • Kanunda öngörülen kısa red süresinin hak düşürücü nitelikte olması
  • Sürenin başlangıcının ölümden veya mirasçılığın öğrenilmesinden itibaren hesaplanması
  • Terekeye ilişkin tasarrufta bulunmanın reddi tartışmalı hâle getirebilmesi
  • Süre geçmişse borca batıklık iddiasının ayrıca gösterilmesi gereği
  • Tereke alacaklısının başlattığı takipte savunma imkânlarının ayrı değerlendirilmesi

Mirasçılar Arasında Anlaşma

Terekede hem borç hem değerli malvarlığı bulunduğu dosyalarda mirasçıların kendi aralarında yapacağı paylaşım anlaşması, uzun süren ortaklığın giderilmesi davasından hızlı sonuç verir. Ancak bu anlaşma, tereke alacaklısı karşısında mirasçıların sorumluluğunu kendiliğinden sınırlamaz. Dolayısıyla uzlaşma seçeneği değerlendirilirken, iç ilişkideki paylaşım ile dış ilişkideki borç sorumluluğu ayrı ayrı hesaplanmalı ve red süresi geçirilmemelidir.

Hatırlatma

Miras dosyalarında süreler kısa ve telafisi güçtür. Buradaki açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşır; terekenin durumu somut olarak incelenmeden karar verilmemesi uygun olur.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla