Mirasın reddi, mirasçının terekeye bağlı borçlardan kurtulmasını sağlayan bir irade açıklamasıdır. TMK bu hakkı tanırken HMK usul çerçevesini belirler. Uygulamada en sık karşılaşılan sorun, hakkın varlığı değil; hangi red türünün, hangi mahkemede ve hangi zaman aralığında ileri sürüleceğinin karıştırılmasıdır.
Reddin iki ayrı görünümü
Gerçek red, mirasçının süresi içinde sulh hukuk mahkemesine yönelttiği tek taraflı beyanla gerçekleşir; mahkeme bu beyanı tespit edip kaydeder, bir uyuşmazlık çözmez. Hükmen red ise mirasbırakanın ölüm anında ödemeden aciz halinde bulunmasının açıkça anlaşıldığı durumlara ilişkindir ve mirasın kendiliğinden reddedilmiş sayıldığı kabul edilir. Bu ikinci halde mirasçı çoğu zaman kendisine yöneltilen bir takip veya alacak talebiyle karşılaştığında harekete geçer.
Hangi talep, hangi mahkeme?
Gerçek red beyanı için sulh hukuk mahkemesine başvurulur. Buna karşılık mirasın hükmen reddedilmiş olduğunun tespiti, alacaklılara husumet yöneltilerek açılan bir davanın konusudur ve görev bakımından farklı bir mahkemeye aittir. İki yolun karıştırılması, dosyanın görevsizlikle sonuçlanmasına ve bu arada takip işlemlerinin ilerlemesine yol açabilir. Terekenin borca batık olduğu iddiası, aynı zamanda icra takibine karşı yürütülecek savunmanın da dayanağıdır; bu nedenle iki süreç birlikte planlanmalıdır.
Sürenin başlangıcını doğru belirlemek
Reddin yasal süresi kural olarak üç aydır. Bu sürenin başlangıcı, yasal mirasçılar bakımından mirasbırakanın ölümünü öğrenme anına, atanmış mirasçılar bakımından ise ölüme bağlı tasarrufun kendilerine bildirildiği ana bağlanır. Öğrenme anının belgeyle desteklenmesi, sürenin geçtiği itirazına karşı en güçlü savunmayı oluşturur. Yurt dışında bulunan veya ölümü geç öğrenen mirasçılar için bu tespit ayrıca önem taşır.
Reddi tehlikeye atan işlemler
- Terekeye ait taşınır veya taşınmazın kullanılması, satılması ya da devralınması
- Miras bırakanın hesaplarından ödeme yapılması veya alacak tahsil edilmesi
- Mirasçı sıfatıyla dava açılması veya açılmış davanın sürdürülmesi
- Tereke mallarının gizlenmesi ya da resmî deftere yazdırılmaması
Bu davranışlar mirası benimseme olarak değerlendirilebilir ve red hakkını ortadan kaldırabilir. Ölüm sonrasında yapılan her işlem, red kararı verilmeden önce bu ölçütle sınanmalıdır.
Karar öncesi hızlı denetim
- Ölüm tarihi ve öğrenme tarihi belgeyle sabitlendi mi?
- Terekenin aktif ve pasifi kaba bir dökümle çıkarıldı mı?
- Diğer mirasçıların tutumu ve reddin onlara etkisi değerlendirildi mi?
- Devam eden icra takibi veya dava varsa süreleri ayrı takip ediliyor mu?
Yazılanlar genel bilgi niteliğindedir; terekenin yapısı ve mirasçıların durumu farklı bir strateji gerektirebilir. Karar vermeden önce dosyanızı hukuki yönden inceletmeniz uygun olur.