Mirasın reddi, sonuçları geri alınması güç olan ve büyük ölçüde süreye bağlı bir işlemdir. TMK ve HMK çerçevesinde yürüyen bu süreçte en sık karşılaşılan sorun, sürenin ne zaman işlemeye başladığının yanlış hesaplanması ve bu arada terekeye yönelik yapılan işlemlerin ret hakkını tartışmalı hale getirmesidir. Aşağıdaki başlıklar, karar verilmeden önce gözden geçirilmesi gereken noktaları toplar.
Süreyi başlatan an hangisidir
Ret için öngörülen süre, çoğu kişinin sandığı gibi cenaze tarihinden değil, mirasçılık sıfatının ve ölümün öğrenildiği andan itibaren değerlendirilir. Yasal mirasçı ile atanmış mirasçı bakımından bu an farklı doğabilir; önceki derecedeki mirasçıların reddi nedeniyle mirasçı konumuna gelenler için ise başlangıç bambaşka bir tarihe kayar. Bu nedenle dosyada tek bir tarih değil, kişi bazlı bir tarih tablosu tutulmalıdır.
Beyan yoluyla ret ile hükmen ret ayrımı
Terekenin borca batık olduğu açıkça belli ise, mirasın hükmen reddedilmiş sayıldığı durumdan söz edilir ve bu hal, süreye bağlı beyan yoluyla retten farklı bir usul izler. Alacaklıların başlattığı takipler karşısında hangi yolun kullanılacağı, terekenin durumunun ne kadar belgelenebildiğine bağlıdır. İki yol karıştırıldığında, açılan dosya görev veya hukuki yarar tartışmasıyla karşılaşabilir.
Ret hakkını zayıflatan davranışlar
- Terekeye ait taşınır ya da taşınmazın kullanılması, satılması veya devri
- Miras bırakanın hesabından ödeme yapılması ya da tahsilat alınması
- Tereke alacaklarının mirasçı sıfatıyla talep edilmesi
- Olağan yönetim sınırını aşan işlemlerin belgelenmeden yapılması
- Cenaze ve zorunlu giderler ile tereke işlemlerinin kayıtta ayrılmaması
Terekenin fotoğrafını çekmek
Ret kararı verilmeden önce, terekede yer alan varlık ve borçların gerçekçi bir dökümü çıkarılmalıdır. Tapu ve araç kayıtları, banka hesap bilgileri, kefalet ve senetlerden doğan borçlar ile devam eden icra takipleri aynı listede toplandığında karar sağlıklı verilebilir. Bilgiye erişim güçse, tereke tespiti gibi hazırlayıcı yolların kullanılması süre yönetimi bakımından değerlendirilebilir.
Ret sonrası doğan yeni tablo
Bir mirasçının reddi, mirasın sonraki derecedeki kişilere geçmesi sonucunu doğurabilir. Aile içinde yalnızca bir kişinin ret beyanında bulunması, farkında olmayan yakınları mirasçı konumuna sokarak beklenmedik borç sorumluluğu yaratabilir. Bu nedenle ret kararı bireysel değil, mirasçılar çevresi bütün olarak düşünülerek planlanmalıdır. Küçükler ve kısıtlılar bakımından ayrıca temsil ve izin meselesi gündeme gelir.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sürenin başlangıcı ve terekenin durumu her dosyada farklı sonuç doğurabileceğinden, ret kararı vermeden önce mirasçılık tablosunun bir hukukçuyla birlikte çıkarılması yerinde olur.