İçeriğe geç
AC

Tenkis Davasında Süre Karmaşası: Üç Aylık Ret Süresiyle Karıştırmayın

9 Haziran 2026 Miras Hukuku 2 dk okuma 76 görüntülenme Son güncelleme: 4 Ağustos 2026

Miras dosyalarında farklı kurumlara ait süreler sıklıkla birbirine karışır. Üç aylık süre denildiğinde çoğu kişi tenkis davasını düşünür; oysa üç aylık süre mirasın reddine ilişkindir. Tenkis ise kendi süre rejimine tabidir. Bu rehber, süreleri ayrıştırmayı, tenkis davasının hangi mahkemede görüleceğini ve saklı payın ihlal edildiğini gösteren belge zincirinin nasıl kurulacağını ele alır.

Hangi Süre Neye Ait

Türk Medeni Kanunu, mirasın reddi için mirasçının ölümü ve mirasçı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren üç aylık bir süre öngörür. Tenkis davası bakımından ise saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren işleyen bir yıllık süre ile vasiyetnamelerde açılma tarihinden, diğer tasarruflarda mirasın açılmasından itibaren işleyen on yıllık süre söz konusudur. Bu iki rejimi karıştırmak, üç ay dolduğu için tenkis hakkının kaybedildiği sanılmasına ya da bir yıllık sürenin gözden kaçmasına yol açar.

Görev ve Kesin Yetki

Tenkis davası mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesinde görülür ve bu yetki kesindir. Mirasçıların kendi yerleşim yerlerinde açtıkları davalar yetkisizlikle sonuçlanır. Terekeye ilişkin bazı işlemler ile mirasçılık belgesinin alınması farklı bir usule tabidir; bunları tenkis dilekçesinin içine yerleştirmek yerine ayrı yürütmek dosyayı hızlandırır.

Saklı Payın İhlalini Gösteren Kayıtlar

Tenkis dosyasında hesap, terekenin ölüm anındaki durumu ile sağlararası kazandırmaların birlikte değerlendirilmesiyle yapılır. Bu nedenle yalnızca ölüm tarihindeki malvarlığına bakmak yetersizdir. Toplanması gereken kayıtlar şunlardır:

  • Tapu kayıtları ve devir tarihlerini gösteren akit tabloları
  • Banka hesap hareketleri ve devir tarihlerine yakın para transferleri
  • Araç ve şirket ortaklık kayıtları
  • Varsa vasiyetname veya miras sözleşmesinin onaylı örneği
  • Kazandırmanın karşılıksız olduğunu gösteren belgeler

Tenkis mi, Muvazaa mı

Uygulamada aynı devir işlemi hem tenkis hem muvazaa iddiasına konu edilebilir; ancak bu iki talebin hukuki dayanağı, ispat yükü ve sonucu farklıdır. Muvazaada işlemin baştan geçersiz olduğu ileri sürülürken, tenkiste geçerli bir kazandırmanın saklı payı zedeleyen kısmının indirilmesi istenir. Talep sıralamasının ve terditli kurulup kurulmayacağının dilekçede açıkça belirtilmesi gerekir; aksi hâlde mahkeme yalnızca yazılan talebi değerlendirir.

Dava Öncesi Hazırlık

Tereke kalemleri tam olarak bilinmiyorsa, dava değeri başlangıçta belirsiz kalabilir. Bu ihtimalde talep sonucunun nasıl kurulacağı ve kayıtların hangi kurumlardan isteneceği dilekçede tek tek yazılmalıdır. Süre yaklaşıyorsa, kayıtların tamamlanmasını beklemek yerine dava açıp delil toplama taleplerini dilekçeye eklemek daha güvenlidir.

Bu açıklamalar genel bilgilendirme niteliğindedir. Tasarrufun türü, öğrenme tarihi ve mirasçıların sıfatı süreleri doğrudan etkileyeceğinden, ölüm tarihinden sonra vakit kaybetmeden hukuki değerlendirme alınması önerilir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla