İçeriğe geç
AC

Vasiyetname ve Üç Aylık Süre: Sulh Hukuk ile Asliye Hukuk Arasındaki Merci Ayrımı

28 Mart 2026 Miras Hukuku 2 dk okuma 68 görüntülenme Son güncelleme: 5 Ağustos 2026

Miras bırakanın ölümünden sonra atılan ilk adımlar, çoğu zaman sonraki bütün süreci belirler. TMK ve HMK uygulamasında tereke işlemlerinin bir bölümü sulh hukuk mahkemesinde, bir bölümü ise asliye hukuk mahkemesinde görülür. Vasiyetnamenin varlığı bu ayrımı daha da keskinleştirir; hangi talebin nereye yöneltileceği bilinmediğinde, mirasın reddi için tanınan üç aylık süre gibi kritik süreler işlerken dosya yanlış kapıda bekler.

Vasiyetnamenin Açılması Bir Dava Değildir

Ölüme bağlı tasarrufun açılması ve ilgililere bildirilmesi, çekişmesiz yargı işi olarak sulh hukuk mahkemesinde yürütülür. Bu aşamada vasiyetnamenin geçerliliği esastan tartışılmaz; yalnızca açılır, okunur ve ilgililere tebliğ edilir. Geçerliliğe yönelik itirazlar ayrı bir dava konusudur ve farklı bir mahkemede ileri sürülür. Bu ayrımı bilmemek, açılma aşamasında ileri sürülen itirazların sonuçsuz kalmasına yol açar.

Ölüm Sonrası İlk Kontrol Listesi

  1. Ölüm tarihi ve mirasçılık belgesi başvurusu kayıt altına alınır.
  2. Terekenin aktif ve pasifi; taşınmazlar, banka hesapları ve borçlar ayrı ayrı listelenir.
  3. Borç yükü ağırsa mirasın reddi için tanınan üç aylık sürenin başlangıcı belirlenir.
  4. Vasiyetname varsa nerede bulunduğu ve kime teslim edildiği yazılı olarak tespit edilir.
  5. Terekeye ilişkin koruma önlemi gerekip gerekmediği değerlendirilir.

İptal ve Tenkis Talepleri Ayrı Hatlardır

  • Vasiyetnamenin şekle aykırılığı veya ehliyetsizlik iddiası iptal davasının konusudur.
  • Saklı payın ihlal edildiği iddiası tenkis talebiyle ileri sürülür.
  • Muris muvazaası iddiası, sağlararası devirlere ilişkindir ve ayrı bir hukuki temele dayanır.
  • Bu davalar için kanunda ayrı hak düşürücü süreler öngörülmüştür; süreler öğrenme anına bağlı olarak farklı işleyebilir.

Reddi Miras Kararında Gözden Kaçanlar

Mirasın reddi beyanı, mirasçının terekeye ilişkin işlemlere karışmamasını gerektirir. Terekeden mal satmak, alacak tahsil etmek ya da borç ödemek, zımnen kabul sonucu doğurabilir. Ayrıca ret beyanının, mirasçının kendi yerleşim yerindeki değil miras bırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine yapılması gerekir. Bu yetki kuralı gözden kaçtığında, süre içinde yapılan beyan dahi tartışmalı hâle gelir.

Yukarıdaki açıklamalar genel bilgilendirme niteliğindedir. Terekenin yapısı, mirasçıların sayısı ve vasiyetnamenin biçimi izlenecek yolu değiştirebileceğinden, somut olayda ayrıca hukuki değerlendirme yapılması uygun olur.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla