İçeriğe geç
AC

Vasiyetnamede Dava Türü Seçimi: Sulh Hukuk ile Asliye Arasındaki Yetki Çizgisi

22 Mayıs 2026 Miras Hukuku 2 dk okuma 69 görüntülenme Son güncelleme: 8 Ağustos 2026

Vasiyetname ile ilgili uyuşmazlıklarda en kritik karar, hangi davanın açılacağıdır. İptal, tenkis, tanıma-tenfiz veya tereke tespiti; her biri farklı mahkemeye, farklı süreye ve farklı ispat yüküne tabidir. Yanlış dava türü seçildiğinde kaybedilen yalnızca zaman değil, çoğu zaman süredir. Bu rehber o seçimi netleştirir.

Vasiyetnamenin açılması ile dava aşamasını karıştırmamak

Vasiyetnamenin sulh hukuk mahkemesince açılıp okunması ve ilgililere tebliği, bir dava değil çekişmesiz yargı işidir. Bu aşamada mahkeme vasiyetin geçerliliğini esastan incelemez; yalnızca metni açar ve mirasçılara bildirir. Süreler bakımından kritik olan an ise tam olarak bu tebliğdir. Vasiyetnamenin iptali talebi bu bildirimin ardından işlemeye başlayan süreye tabi olduğundan, tebliğ evrakının tarihi dosyanın ilk sayfasına konulmalıdır.

Dava türlerini ayırmak

  • İptal davası: şekil eksikliği, ehliyetsizlik, irade sakatlığı veya içeriğin hukuka aykırılığı iddiası
  • Tenkis davası: vasiyetin geçerli olduğu ancak saklı payı zedelediği iddiası
  • Tereke tespiti ve defter tutulması: malvarlığının belirlenmesine yönelik talep
  • Miras sebebiyle istihkak: terekeye dahil malın zilyedinden istenmesi
  • Mirasçılık belgesinin iptali: veraset ilamının gerçek duruma aykırılığı

Görev ve yetki: TMK ile HMK birlikte okunur

Vasiyetnamenin iptali ve tenkis davaları asliye hukuk mahkemesinde görülür; vasiyetnamenin açılması, terekenin tespiti ve mirasçılık belgesi talepleri ise kural olarak sulh hukuk mahkemesinin alanındadır. Yetki bakımından TMK sistematiğinde miras davaları için mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi esas alınır; bu kural, tereke paylaşımına ilişkin davalarda kesin nitelik taşıdığından mirasçıların bulunduğu şehir belirleyici değildir. Taşınmazın bulunduğu yer, miras davasında tek başına yetki doğurmaz.

İspat stratejisi: iptal mi, tenkis mi?

İptal iddiası, mirasbırakanın vasiyet anındaki ayırt etme gücüne veya belgenin şekline dayanır. Bu nedenle sağlık kurulu raporları, tedavi kayıtları, reçete geçmişi, vasiyetin düzenlendiği tarihe yakın resmi işlemler ve düzenlemeye katılanların beyanları öne çıkar. Tenkis ise geçerliliği tartışmaz; hesap tartışır. Burada tereke aktifinin belirlenmesi, sağlararası kazandırmaların tereke değerine eklenmesi ve saklı pay oranlarının uygulanması gerekir. İki iddia birlikte ileri sürülecekse, kademeli talep kurgusu yapılarak asıl ve yedek talep açıkça yazılmalıdır.

Aile içi anlaşma mı, dava mı?

Miras uyuşmazlıklarında anlaşma yoluyla çözüm, terekenin değer kaybetmesini ve paylaşımın yıllara yayılmasını önleyebilir. Ancak imzalanacak metnin niteliği önemlidir: miras payının devri, taksim sözleşmesi ve feragat birbirinden farklı sonuçlar doğurur ve şekil şartına tabi olabilir. Terekede kapsamı bilinmeyen varlık bulunduğu şüphesi varsa, anlaşmadan önce tereke tespiti yaptırılması gerekir; aksi halde imzalanan metin, sonradan ortaya çıkan malvarlığı bakımından da bağlayıcı sayılabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme niteliğindedir. Vasiyetnamenin türü, düzenlenme şekli ve tebliğ tarihi sonucu değiştirdiğinden, dava türü seçilmeden önce belgelerin bir hukukçuyla birlikte incelenmesi yerinde olur.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla